{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/261 <br>KARAR NO\t\t: 2024/591<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29.11.2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/159 E.<br>BİRLEŞEN 2.ATM'NİN 2023/173 E.SAYILI DOSYASINDA<br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 20.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.03.2024<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2023 tarih 2023/159 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada ihtiyati tedbir isteyen (davacılar) vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tTALEP : Asıl davada davacılar vekili; dava konusu hastanenin gayri faal hale gelmiş olması halinde ivedilikle şirket yönetimine kayyım atanması talebinde bulunduğunu, derdest olan davada 29.12.2022 tarihli ve 29.01.2023 tarihli ertelenen genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olması sebebi ile icrasının durdurulmasına ilişkin açtıkları davada mahkemece verilen 26.04.2023 tarihli ara karar ile yönetici kayyım atanması talebinin reddine karar verildiğini, ancak derdest davada bu taleplerini tekrar etmek durumunda kaldıklarını, şirket yönetim kurulu başkanı ... ile diğer yönetim kurulu üyelerinin şirketi idare edemediklerini, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hastanenin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına karar verildiğini, ruhsatının askıya alındığını, elektriklerinin kesildiğini, dosya ve bilgisayarlarının hastaneden alındığını, hastaneye su basmaması için gerekli su çekme işlemlerinin yapılmadığını, faaliyetini devam ettiremediğini, Yargıtay Kararlarına uygun olarak şirket yönetim kurulu organı ile bu organı oluşturan kişi ve kişiler arasındaki menfaat çatışması söz konusu olduğundan şirkete kayyım atanması gerektiğini belirterek TTK m. 626 ve TMK m. 427 HMK m. 389 vd. kapsamında, davalı şirketin mevcut yönetim kurulu tarafından görevlerini yerine getirilmediğinden şirkette organsızlık hali söz konusu olmasa da ortaklar arasındaki anlaşmazlık bulunduğuna dair yaklaşık ispat ölçütlerindeki delil durumu ve olumsuz fiili eylemler ile şirketin işlerinin aksatılması, telafisi imkansız zararların önlenmesi ve davalı şirket faaliyetlerinin denetlenebilmesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince, davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasına ve şirkete geçici olarak şirket yönetim kayyımı, bu talepleri kabul edilmediği takdirde denetim kayyımı heyeti atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen davada davacı vekili, asıl dosya davacılarının taleplerine katılarak aynı yönde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP : Aleyhine tedbir istenen davalı ... A.Ş. vekili, davacıların tedbir taleplerinin yerinde olmadığını, hastanenin elektriklerinin kesilmez ve işleyemez halinde olmasının sebebinin 29.01.2023 tarihli alınan kararların icralarının geri bırakılması nedeniyle oluştuğunu, hastanenin tüm mal varlığının ve ruhsatının icra yoluyla satılma riskinin bulunduğunu, genel kurul kararları uygulanamadığından hastanenin işleyemez durumda ve elektrik faturalarını ödeyemez durumda olduğunu, acil sermaye artırımına ihtiyacı olduğunu, şirketin bu durumda olmasına davacıların sebebiyet verdiğini, ... AŞ’nin genel kurul kararı öncesi intifa haklarını şirkete sunması gerektiğini, ancak sunmadığını, mahkemenin verdiği icranın geri bırakılması kararının yasaya uygun olmadığını, derdest davada yönetime kayyım talep edilmesinin imkanının bulunmadığını, şirket organlarının bulunmadığı takdirde A.Ş.’lerde organ eksikliği nedeniyle kayyım talep edilebileceğini, organ boşluğuna dayalı fesih davası açılmadığını, ayrıca değişik iş dosyasıyla tedbir talep edilmesinin de mümkün olmadığını, davacıların yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları işlerden memnun olmamalarının kayyım atanmasına gerekçe teşkil etmediğini belirterek tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.\t<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece,  talep edilen konuya ilişkin daha önceden kayyım atanması talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın İzmir BAM 11. HD tarafından onanarak kesinleştiği, mevcut durumda değişiklik olmadığı, sadece davacının belirtmiş olduğu üzere şirketin faaliyetini devam ettiremediği ve hastanenin faaliyetinin durdurulduğu iddia edilmiş olup, şirketin ana faaliyet konusunun hastane işletmesi olması mevcut durumda şirketin bazen kar, bazen zarar, bazen de faaliyetlerini durdurma ya da ara verme durumunda kalabileceği (örn. otomobil şirketlerinin zaman zaman üretime ara vermesi gibi), şirketin organ boşluğunun bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin dolmadığı, şirketin organ boşluğu nedeniyle feshine ilişkin bir davanın açılmadığı, davanın genel kurul kararının iptali davası olduğu, A.Ş.’lerde kayyım tayinine ilişkin TTK’da bilinçli olarak kanun koyucu tarafından bir hükmün konulmadığı, bu konuda TMK m. 427/4’de yer durumlarda yani tüzel kişinin organlarının bulunmaması halinde kayyım atanmasına ilişkin hükmün uygulanması gerektiği, ancak yasa koyucunun amacının şirketin idaresinin mevcut yönetim kurulu tarafından yerine getirilmesi halinde mahkemenin veya başka bir kurumun şirket faaliyetlerine müdahale etmesine engel olmak amacıyla bu düzenlemenin yapılmadığının belirlendiği, mahkemece de davacının dava süresince tedbiren yönetimin görevden alınarak yerine bir yönetim kurulu atanması ya da denetim kayyımı atanması taleplerinin usulüne uygun olmadığı, kaldı ki davacı tarafın tedbir talebinde kayyımın mevcut derdest dava için değil açılacak olan davalarda dahi verilecek karar kesinleşinceye kadar geçerli olmak üzere başka mahkemelerin görev ve yetki alanına müdahale edilecek şekilde karar verilmesini talep etmiş olması karşısında bu talebin de kabul edilemeyeceğinin belirlendiği gerekçesiyle davacının davalı şirkete dava süresince ve açılacak olan davalarda da verilecek karar kesinleşene kadar yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanması taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı asıl davada davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen (asıl davada davacılar) vekili, kararın somut olaya ve hukuka tamamen aykırı olduğunu, 29.12.2022 tarihli ve 29.01.2023 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların yoklukla malul olması dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, şirket faaliyetlerinin davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından kasıtlı olarak durdurulduğunu, ... şirketini zarara uğratan, hatta şirketi iflasın eşiğine getiren birçok zarar verici ve kötü niyetli eylem nedeniyle sorumlu olup şirketi bu yoldan döndürebilmek adına, haklı ve hukuka uygun taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davaya konu genel kurul kararlarına ilişkin ihtiyati tedbir taleplerinin incelenmesinde yokluk ve iptal edilebilirlik değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, özellikle 29.01.2023 tarihli genel kurul toplantısının (10) nolu gündem maddesi doğrultusunda alındığı iddia edilen sermaye artışı kararının yok hükmünde olup yokluk iddialarının  temelinin 15.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında gerekli nisaba uyulmaksızın alınan esas sözleşme değişikliğine dair karara dayanmakta olduğundan mahkemece hatalı bir şekilde kayyım talebinin reddine karar verildiğini, esas sözleşmenin 7.maddesine göre 2/3 çoğunluk şeklindeki ağırlaştırılmış nisaba uyulmadığını, davalı şirketin sermaye artış kararının zorunlu olmayıp fiktif şirket kayıtlarına dayandığını, bu nedenle sermaye artırım kararının icrasının geri bırakılması halinde davalı şirketin uğrayacağı gerçek bir zararın bulunmadığını, esasen tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların telafisi imkansız şekilde zarara uğrayacağını, her ne kadar şirket organsız değil ise de menfaat çatışmasının değerlendirilmesi ve şirket menfaatlerinin korunması gerektiğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak davalı şirket faaliyetlerinin denetlenebilmesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar davalı şirkete denetim kayyımı ve yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.  <br>\tGEREKÇE : Talep, davalı şirkete yönetim kayyımı ve denetim kayyımı atanması talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDava dosyasında vaki talep nedeniyle Yerel Mahkemece 26.04.2023 tarih 2023/159 E.sayılı ara kararı ile asıl ve birleşen dosya davacılarının tedbir taleplerinin kısmen kabulü ile 29.01.2023 tarihli genel kurul kararlarının usulüne uygun toplantı yapılmayarak alınması konusunda yaklaşık ispat kurallarına göre davacılar tarafından ispat şartları gerçekleştirilmekle TTK m. 449 gereğince icralarının geri bırakılmasına, bu yönde tedbir kararı verilmesine, durumun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, davacıların diğer talepleri olan yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şirketi zarara sokacak eylemlerde bulunmaları iddiası ile tedbiren yetkilerinin kısıtlanması ve şirkete denetçi / yönetici kayyum atanması taleplerinin davanın niteliği itibariyle konusu içerisinde bulunmadığı davanın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davası olmadığından bu taleplerinin ve yine bu taleple bağlantılı olarak davalı şirket mal varlığının aktifinde ciddi eksilmeler bulunduğundan bahisle menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına süresiz ve teminatsız tedbir konulması taleplerinin ayrı ayrı reddine dair verilen kararın asıl davada davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edildiği, Dairemizin 17.08.2023 tarih 2023/126 E. - 2023/1107 K.sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tSomut olayda,  davaya konu 29.12.2022 tarihli ve 29.01.2023 tarihli ertelenen genel kurul toplantılarında alınan kararların yokluk ve/veya mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ve/veya iptali, bu kararlar doğrultusunda buna dayalı ticaret siciline yapılan tescil işlemlerinin hükümsüzlüğü ile terkinine yönelik davada  davalı şirkete dava süresince ve açılacak olan davalarda da verilecek karar kesinleşinceye kadar yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasına yönelik tedbir konulması talep edilmiş olmakla birlikte, davacı yanca bu hususlarla henüz kanaat getirilecek deliller toplanmamış olup, ileri de toplanması halinde  talep etme imkanı bulunmakla, talep tarihi itibariyle sunulan deliller çerçevesinde kabulü gerektirecek yaklaşık ispat şartları oluşmamış olmakla, ilk derece mahkemesince  davalı şirkette yönetim (organ) boşluğu bulunmayıp, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şirketi zarara uğrattıkları yönündeki iddianın yargılamayı gerektirdiği, dilekçeye ekli belge ve delillerin \"yaklaşık ispat\"  kuralı çerçevesinde davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanması ve davalı şirkete geçici olarak şirkete yönetim ve/veya denetim kayyımı atanması şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilebilme koşullarını sağlamadığından, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.04.2023 tarihli ara kararı ile asıl ve birleşen dosya davacılarının tedbir taleplerinin kısmen kabulü ile 29.01.2023 tarihli genel kurul kararlarının usulüne uygun toplantı yapılmayarak alınması konusunda yaklaşık ispat kurallarına göre davacılar tarafından ispat şartları gerçekleştirilmekle TTK m. 449 gereğince icralarının geri bırakılmasına, bu yönde tedbir kararı verilmesine, durumun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğinden, istinafa konu karar yasaya uygun bulunmuş,  talep tarihli itibariyle istemin reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İhtiyati tedbir  şartları oluşmadığı belirlenmekle, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tİstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve yaklaşık ispatın yerine getirilememesine göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl davada davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 704,50 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 276,90 TL harcın asıl davada davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c41cdf4d0af4e994","SID":"53f91e7891619ccc"}}