{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1325 <br>KARAR NO\t\t: 2024/589<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27.01.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/340 E.  2021/97 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 20.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.03.2024<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.01.2021 tarih 2018/340 E. 2021/97 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı ile dava konusu çeklerde ciranta olarak görünen ... Ltd Şti arasındaki anlaşma uyarınca belirtilen şirketin davacının yaptığı ticari işlerde nakliye işini üstlendiğini, davacının da şirkete belirli bir bedel ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, söz konusu çeklerin şirkete avans çeki olarak verildiğini, çeklere ilişkin  fatura bulunmadığını, yapılan bu anlaşmaya ve verilen çeklere binaen tarafların protokol imzaladığını,  3 adet  hamiline  çeki avans olarak ....Ltd Şti'ne protokolün imzalandığı tarihte verildiğini, çeklerin verilmesinden sonra taşımacılık için anlaşılmış olmasına rağmen söz konusu şirketin temsilcisinin üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini, ortadan kaybolduğunu ve davacıyı zor durumda bıraktığını, davalı ... Bankası tarafından söz konusu çeklerin karşılıksız işlemi yapılmasının ardından davalı bankanın kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip  yoluna gittiğini, davacı aleyhine 05/05/2017 tarihinde İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/6029 esas sayılı dosyasınca  icra takibi başlatıldığını, sonrasında davacı hakkında İzmir 3. İcra Mahkemesinin 2017/374 esas numarası ile karşılıksız çek keşide  etmek suçuna ilişkin ceza davası açıldığını, ceza davasından sonra takipten haberdar olduklarını ve bunun akabinde takibin kesinleştiğini, ... Ltd Şti ile davacının yaptığı protokol  gereği karşı tarafın üstlendiği edimi yerine getirmemesi neticesinde karşı tarafın talep edebileceği hiçbir hak ve alacağın doğmadığını, davacının borcunun bulunmadığını belirterek davacının davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... Bankası A.Ş vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, tüzel kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili yerin, davalı tüzel kişinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, davacı tarafın da dava dilekçesinde davalı bankanın adresininin “... Cd. ... Sk. ... ... ...” olarak belirterek bu hususu teyit ettiğini, bu durumda davanın yetkisiz mahkemede açılmış olup yetkili mahkemelerden biri genel müdürlüğün bulunduğu İstanbul Mahkemeleri olduğunu, çeklerin düzenlenmesine sebep olan temel ilişkide edimlerin yerine getirilmemesinden dolayı çeklerin bedelsiz kaldığını, davalı bankanın yetkili hamili olmadığını, temel ilişkide çeklerin bedelsiz kaldığı iddiası ile davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, davalı bankanın dava konusu çeklerin yasal hamili olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  davacının kendisi tarafından düzenlenen ve eser sözleşmesi kapsamında avans olarak davalı ... Şti'ne verilen çekin bedelsiz kaldığı iddiası iş bu menfi tespit davasını ikame ettiği, davalı ... Bankasının mahkemenin yetkisine itirazda bulunduğu, dava konusu çeklerin keşide yerinin İzmir olduğu, ayrıca çeklerin İzmir 2. İcra Müdürlüğünde takibe konu edildiği, 2004 sayılı İİK'nun 72 ve 6100 sayılı HMK'nun 10, maddeleri uyarınca mahkemenin dava konusu uyuşmazlık bakımından yetkili olduğu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, mahkemece öncelikle  davacının defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verildiği, dosyaya sunulan 29/05/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı asilin yasal defterlerini sunmadığı ve davacının beyanına göre davaya konu çeklerin defterlere kayıtlı olmadığının tespit edildiği, mahkemece davalı ... Şti'nin defter ve kayıtlarının incelenmesi için mahal mahkemesine talimat yazıldığı, adı geçen davalının  kendisine tanınan yasal süre içerisinde usulüne uygun ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, davacı tarafından sunulan  28/01/2017 tarihli  protokol içeriği ve altındaki imzaya ilişkin olarak davalı ... Şti adına isticvap davetiyesi çıkartılması için mahal mahkemesine talimat yazıldığı, adı geçen davalının kendisine tebliğ edilen isticvap davetiyesine rağmen duruşmaya katılmadığı bu nedenle davacının, davalı ... Şti yönünden davaya konu çeklerin avans olarak verildiğini ispat ettiği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalı ... Şti'nin taraflar arasındaki sözleşmeye uyulduğunu, sözleşmeye konu işlerin yerine getirildiğini ve çeklerin bedelsiz olmadığı hususunu ispat etmesi gerektiği, davalı ... Şti'nin bu yönde herhangi bir delil sunmadığı, bu nedenle dosya kapsamı itibariyle davacının söz konusu çekler nedeniyle davalı ... Şti'ne borçlu olmadığının kabulü gerektiği, adı geçen davalının kötü niyetli olduğu hususunun davacı tarafından ortaya konulamadığı, davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartlarının oluşmadığı, davacı tarafından davaya konu çeklerin davalı ... Bankası A.Ş tarafından usulsüz olarak takibe konu edildiği, davalı ... Bankasının hamil sıfatının bulunmadığı, çeklerde rehin cirosunun geçerli olmadığı ileri sürülmüş ve davalı ... Bankası A.Ş yönünden de menfi tespit talebinde bulunulmuş ise de, davaya konu çeklerin davacı tarafından hamiline keşide edildiği, davalı ... Şti'nin çeklerde beyaz cirosunun bulunduğu, ... Bankası A.Ş tarafından hamil adına muhatap bankaya vekaleten çeklerin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiği, karşılıksızdır işlemi gördüğü ve ... Bankası A.Ş tarafından söz konusu çeklerin İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/6029 sayılı dosyasında takibe konu edildiği, davalı banka ile  davalı ... Şti arasında  genel kredi sözleşmesi bulunduğu,  bu sözleşme kapsamında davalı ... Şti'nin söz konusu çekleri temlik cirosu ile davalı ... Bankası A.Ş'ye devrettiği, çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu, davalı ... Bankasının yetkili hamil olduğu, çekin kural olarak bir ödeme vasıtası olduğu, davacının, davalı ... Şti ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan defileri davalı ... Bankası A.Ş'ye karşı ileri süremeyeceği, davalı ... Bankası A.Ş'nin çeki kötüniyetli iktisap ettiğinin veya iktisapta ağır kusurlu olduğunun davacı tarafından ispatlanmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının; ...bank T,A.Ş Rize Şubesine ait, keşidecisi ..., keşide yeri İzmir, keşide tarihi 28/02/2017, çek numarası 1020289, çek bedeli 50.000,00 TL,...bank T,A.Ş Rize Şubesine ait, keşidecisi ..., keşide yeri İzmir, keşide tarihi 30/03/2017, çek numarası 1020290, çek bedeli 50.000,00 TL, ...bank T,A.Ş Rize Şubesine ait, keşidecisi ..., keşide yeri İzmir, keşide tarihi 28/02/2017, çek numarası 1020288, çek bedeli 50.000,00 TL, olan 3 adet hamiline çek nedeniyle davalı ... Ltd Şti'ne borçlu olmadığının tespitine,  fazlaya ilişkin talebin reddine, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, verilen kısmen red kararını kabul etmediklerini, yargılamaya konu edilen çekler ile ilgili davalı banka tarafından yapılan ibraz işleminin usul ve yasalara açık aykırılık teşkil ettiğini, çekler incelendiğinde, davalı bankanın karşılıksız kaşesini, bizzat kendisi çekin üzerine yazdığını ve bu kaşe kapsamında da açıkça ''hamil adına vekaleten'' şeklinde belirtmek suretiyle firma adına bu ibrazı vekaleten gerçekleştirdiğini, banka tarafından firma adına ibraz gerçekleştirip karşılıksız kaşesi vurulduktan sonra banka kendisini alacaklı göstererek icra takibini başlattığını, çek üzerinden anlaşılabilen bu durum karşısında davalı firma adına ibraz işlemi gerçekleştiren bankanın daha sonradan yetkili hamil sıfatı bulunduğu bahsiyle icra takibi açmasının hukuki izahtan vareste olduğunu, davalı bankanın icra takip işlemlerini yapma yetkisi ve sıfatı bulunmadığını, buna dayalı olarak çeki elinde bulunduran ve icra takibine girişen bankaya da davacının herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken yerel mahkemece bu talebin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararı uyarınca, davalı bankaya yapılan temlik cirosunun bulunduğu kabul edilmişse de söz konusu cironun temlik cirosu olarak kabulünün mümkün olmadığını, usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirilen bir temlik işlemi bulunmamasına rağmen mahkemece cironun temlik hükmünde olduğu değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalı bankanın beyanları kapsamında söz konusu çeklerin bankaca, davalı firma ile aralarında bulunan ''kredi sözleşmesinin teminatı'' kapsamında edinildiğini, çek üzerindeki kayıtlarda da ibrazın hamil adına vekaleten yapıldığının açıkça belirtildiğini, tüm bunlara rağmen hamil adına vekaleten hareket edildiği belirlenen çeklerdeki ciroların temlik usulüne uygun olduğu değerlendirmesi yapılsa dahi; davalı bankanın beyanları doğrultusunda teminat amacı yani örtülü bir rehin cirosunun var olduğu sonucu ortaya çıkacağını,  Yüksek Mahkeme'nin süreklilik arz eden uygulamaları gereğince de çeklerin bir ''ödeme aracı'' olması hasebiyle rehin cirosu ile devir söz konusu olmadığını, bu kapsamda örtülü olarak yapılan rehin cirosunun bir mahiyeti bulunmadığından bankanın da yetkili hamil sıfatı bulunmadığını, yargılama konusu edilen çekler ile ilgili olarak davacı aleyhinde yapılan karşılıksız çek keşide etme suçuna ilişkin şikayet, İzmir 3. İcra Ceza Mahkemesi tarafından 2019/282 E. - 2019/819 K.  sayılı dosyası ile incelenerek sonuçlandırıldığını, davacı lehine davanın düşürülmesi yönünde karar verildiğini, bu dosyanın karar gerekçesinde açıkça ''şikayete konu çeklerin keşidecisinin ... olduğu, ödeme için ibraz edenin ... Şti. olduğunu, şikayetçi bankanın şikayet hakkı bulunmadığı'' belirtildiğini ve davanın düşürülmesine karar verildiğini, yerel mahkemenin iş bu gerekçesi ile hamile adına ve hamili vekaleten banka tarafından yapılan ibrazın, bankayı yetkili hamil konumuna getirmediği açıkça ortaya konduğunu, dolayısıyla davacıya karşı haksız icra takip işlemleri gerçekleştiren banka yönünden davanın reddine karar verilmesinin çelişkiye ve davacının mağduriyetine sebep olduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamında bulunan üç adet çeke dayalı olarak davacının davalı firmaya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmesine rağmen,  yetkili hamil sıfatı bulunmayan davalı bankanın açmış olduğu icra takibi nedeniyle davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olması da hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalı bankanın hiçbir sıfatı bulunmaksızın başlatmış olduğu icra takibinde kötüniyetli olduğunu, müşterisi adına ibraz işlemlerini gerçekleştirdiğini ifade eden ve müşterisi ile bu denli yakın çalışan bankanın, davacı ile davalı firma arasındaki hukuki ilişkiyi bilmeme durumu bulunmadığını, ayrıca bankanın güven kuruluşu sıfatı bulunması ve çeklerin tarih kısmının çizilmiş ve paraflanmış olması göz önüne alındığında, bankanın araştırma yükümlülüğünü ihlal ederek ağır kusurunun ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini, dolayısıyla kötü niyetli icra takip işlemleri dolayısıyla davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken belirtilen şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE : Dava, menfii tesbit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİzmir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2017/6029 Esas sayılı takip dosyasında, alacaklı ... Bankası vekili tarafından borçlu ... aleyhine 150.000,00 TL asıl alacak ve işlemiş avans faizleri ile ferilerinden oluşan toplam 168.221,54 TL üzerinden davaya konu 3 adet çeke dayalı olarak İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.04.2017 tarih 2017/336 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği, ödeme emrinin borçluya 08.05.2017 tarihinde tebliğinin yapıldığı, ihtiyati haciz kararının süresi içerisinde icrai hacze çevrilerek dosya borcunun kesinleştiğinin belirtildiği, anlaşılmıştır.  <br>\tDava konusu ...bank T.A.Ş Rize Şubesine ait, keşidecisi ..., keşide yeri İzmir, keşide tarihi 28/02/2017, çek numarası 1020289, çek bedeli 50.000,00 TL, ...bank T.A.Ş Rize Şubesine ait, keşidecisi ..., keşide yeri İzmir, keşide tarihi 30/03/2017, çek numarası 1020290, çek bedeli 50.000,00 TL, ...bank T.A.Ş Rize Şubesine ait, keşidecisi ..., keşide yeri İzmir, keşide tarihi 28/02/2017, çek numarası 1020288, çek bedeli 50.000,00 TL olan 3 adet çekin hamiline olarak tanzim edildiği görülmüştür. <br>\t 6102 Sayılı TTK’nun 818.maddesi çekler hakkında  uygulanacak poliçe  hükümlerine ilişkin atıf maddesi olup, TTK’nun  689. maddesinde  yer alan poliçe ile ilgili  rehin cirosuna atıf yapılmadığından , çeklerde rehin cirosunun uygulanması mümkün olmayıp, böyle bir ciro yapılsa bile yok hükmündedir.  Çekte rehin cirosu caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamaz. (Yargıtay 11. H.D'nin 2016/5207 E,  2017/7266 K sayılı kararı). Çekte rehin cirosu yapabilmek yolunun kapatılmasının sebebi, çekin, bir ödeme vasıtası olmasıdır. Çekte ancak tahsil veya temlik cirosu yapılabilecektir. Davaya konu  çekler üzerinde, TTK'nın  689.maddesinde açıkça yazıldığı şekilde  bir rehin cirosu bulunmadığı  gibi, çek metinlerinde rehin cirosu kabul edilebilecek bir ibarenin de bulunmadığı, rehin cirosu ibaresi bulunmayan davaya konu çeklerin , kredinin teminatı olarak verilmiş olmasının, cironun gizli rehin cirosu olarak kabulünü gerektirmeyeceği anlaşılmaktadır. <br>\tSomut olayda, davalı bankanın ibraz işlemini hamili adına ve muhatap bankaya vekaleten yaptığına ilişkin şerh düşüldüğü, bu durumda takip alacaklısı olan bankanın aynı zamanda muhatap banka durumunda bulunmadığı, muhatap banka olduğunun kabul edilmesi halinde dahi ... Bankası A.Ş'nin birden fazla şubesi olması nedeniyle başka şubeye ibrazda 6102 sayılı TTK'nın 789.maddesindeki istisna nedeniyle makbuz hükmünde sayılmayacağı, bu itibarla TTK 790.maddesi gereğince geçerli ibraz bulunduğunun ve davalı bankanın alacaklı yetkili hamil olduğunun kabulünün gerekeceği değerlendirilmiştir. <br>\tBu nedenlerle İDM'nin davaya konu çeklerin davacı tarafından hamiline keşide edildiği, davalı ... Şti'nin çeklerde beyaz cirosunun bulunduğu, ...Bankası A.Ş tarafından hamil adına muhatap bankaya vekaleten çeklerin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiği, karşılıksızdır işlemi gördüğü ve ... Bankası A.Ş tarafından söz konusu çeklerin İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/6029 sayılı dosyasında takibe konu edildiği, davalı banka ile  davalı .... Şti arasında  genel kredi sözleşmesi bulunduğu,  bu sözleşme kapsamında davalı  ... Şti'nin söz konusu çekleri temlik cirosu ile davalı ... Bankası A.Ş'ye devrettiği, çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu, davalı ... Bankasının yetkili hamil olduğu, çekin kural olarak bir ödeme vasıtası olduğu, davacının, davalı ... Şti ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan defileri davalı ... Bankası A.Ş'ye karşı ileri süremeyeceği, davalı ... Bankası A.Ş'nin çeki kötüniyetli iktisap ettiğinin veya iktisapta ağır kusurlu olduğunun davacı tarafından ispatlanmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine dair verilen kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30-TL'nin davacıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd7421e7160bcf29","SID":"88ad749edc17cc3c"}}