{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1315 <br>KARAR NO\t\t: 2024/598<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24.11.2020<br>NUMARASI\t\t: 2015/713 E. - 2020/715 K.<br>BİRLEŞEN  İZMİR 4. ATM'NİN 2017/1262 E. 2018/291 K. SAYILI DAVADA; <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 21.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21.03.2024<br><br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2020 tarih 2015/713 E. - 2020/715 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tASIL DAVA \t: Davacı vekili, 07.06.2014 tarihinde, davalı ... A.Ş.'ye ait, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan, dava dışı alkollü sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacıların oğlu ve kardeşi olan müteveffa ...'ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarptığını, kaza nedeniyle ...'ın vefat ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı yasanın 107. Maddesi gereğince şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi yönünden sorumluluk miktarını aşmamak kaydıyla ve dava tarihinden itibaren, davalı işleten  yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte; ayrıca davacılar için toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi ile birlikte davalı işletenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl davada davacı vekili ıslah dilekçesi ile; davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı istemini 153.664,99 TL'ye yükseltmiştir.<br>\t CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, olay anında müvekkiline ait aracı fiilen sevk ve idare eden dava dışı ... ile davalı müvekkili şirketin akdi veya hukuki bir bağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin işleteni olduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sigorta poliçesinde belirtilen azami limitler ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkili aleyhine hüküm kurulması halinde faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tBİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya konu kazada müvekkilinin oğlu olan ...'ın kaza anında, aynı araçta bulunan diğer yolcu ...'nin ise tedavi gördüğü hastanede vefat ettiğini, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1473 soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ... plakalı aracın sürücüsünün 231 promil alkollü olduğu, Trafik Kanunu'nun 57/1-a, 47/1-c, 48/5 kurallarını ihlal ettiğini, bu nedenle kazada birinci derecede asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ayrıca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/321 esas sayılı dosyasında alınan raporda ... plakalı aracın sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın tali kusurlu olduğu, davacının murisi ...'ın ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, murisin varlıklı bir ailenin oğlu olması dikkate alındığında yüksek öğrenim görme ihtimalinin kesin olduğunu, gıda mühendisi olma ve aile şirketinin başına geçeceği ya da bu şirketlerde kolaylıkla iş bulabileceğinin mümkün olduğunu, bu sebeple murisin yaşaması halinde asgari ücretin çok üzerinde gelir elde edeceğinin ve ailesine maddi destek sağlayacağının kabulünün gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayırca 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... A.Ş'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen dosyada davacı vekili, ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin dava değerini 82.310,46 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 09.01.2015 tarihli raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde dava dışı ...’ın %25, davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü ...’in %75 oranında kusurlu olduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafa ait araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiği; 19.11.2019 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği; davacılar tarafından müteveffanın üvey babasının destekten yoksun kalma tazminatı yönünden hak sahibi olduğuna dair bilirkişi raporlarına itirazda bulunulmuş ise de, müteveffanın bu davacıya destek olduğuna dair varsayım dışında başkaca delillerin bulunmadığı, müteveffanın öz babasının da sağ olduğu gözetildiğinde öz babasının yanında üvey babasına da destekte bulunacağının farazi olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılmadığı; müteveffanın kardeşi olan davacı ...'e destek olmasının ancak belirli durumlarda kabul edilebileceği, desteklik olgusunun farazi olarak kabul edilemeyeceği ve kanıtlanması gerektiği, somut olayda davacı kardeşe müteveffanın desteğinin bulunduğu veya bulunacağına dair bir delil gösterilmediği, bu nedenle davacı.... yararına destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılmadığı; Davacı ...'a yargılama sırasında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 36.244,20TL'lik ödemenin bakiye tazminat hesabından indirilmesinden sonra %75  sorumluluk dahilinde davacı anne ... yönünden 153.664,99TL, birleşen dosya davacısı ... yönünden 52.671,80TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı gerekçesiyle, asıl davada davacı ...'ün maddi tazminat davasının kabulü ile 153.664,99 TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş. yönünden kaza tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılar ... ve ...'ün maddi tazminat davalarının reddine, davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL ve davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; Birleşen davada davacı ...'ın maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 52.671,80 TL maddi tazminatın davalı ... A.Ş. yönünden kaza tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrütün gerçekleştiği 02.11.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı asıl davada davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Asıl davada davacılar vekili, hükme esas alınan 19.06.2019 tarihli hesap bilirkişi raporunda müteveffanın annesi müvekkili ... dışında diğer müvekkillerin destek koşullarının oluşmadığı şeklindeki görüşü kabul etmediklerini, desteklik hususunda toplum yapısının ve milli, kültürel değerlerin nazara alınması gerektiğini, küçük yaşlarından itibaren kendisini imkanları nispetinde eğiten ve büyüten, tüm ihtiyaçlarını karşılayan babanın öz veya üvey olmasına bakılmaksızın destekliğinin varlığının kabul edilmesi gerektiğini,  aynı şekilde küçük kızkardeşinin de destek koşulları içerisinde yer aldığını, hesap bilirkişi raporu ile karar tarihi arasında yaklaşık 1,5 yıllık süre bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının çok düşük olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteğin içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik koşullar gereği yüksek öğrenim göreceğinin kabulü ve aile şirketlerinin yapısı gereği desteğin ölmese idi mühendislik üzerine eğitim veren yüksek öğretim kurumlarından birinde öğrenimine devam edeceği kabul edilerek mühendis maaşı üzerinden varsayıma dayalı tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bu değerlendirmelerin herhangi bir objektif kritere dayanmadığını, liseden yeni mezun olan desteğin belki bir miktar asgari ücretin üzerinde ücret alabileceği ortaya konulsa da, ileride mühendis olup kamu/özel sektörde mühendis olarak istihdam edileceğini göstermediğini, desteğin lise eğitimini mühendislik eğitimi için ön şart olan fen-matematik alanında eğitim görüp görmediği, dersane sınavlarına göre mühendislik okumaya yeter puan grafiği sergileyip sergilemediği dahi bilinmeksizin mühendislik okuyacağına yönelik görüşlerin afaki olduğunu, gelirin asgari ücret düzeyinde olacağının kabul edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteğin evlenme yaşının 29 olarak kabulü ile hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, TÜİK İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırma verilerine göre 2014 yılında İzmir ili için ortalama erkek evlenme yaşının 27.7 olduğunu, bilirkişi raporunda desteğin evlenme yaşı açıklanmış olmasına rağmen ne zaman birinci ve ikinci çocuk sahibi olacağının net bir şekilde açıklanmadığını, bilirkişi raporunda bakım ve yetiştirme gideri olarak sadece %5 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, ailenin sosyo-ekonomik durumu ile somut olay özelliklerine göre müteveffanın yapması muhtemel olarak kabul edilen yüksek öğreniminin de özel eğitim olacağı, bu durumda 2020 yılına kadar olağandan fazla yetiştirme gideri hesaplanması gerektiğini, birleşen dosya davacısı ...'a sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncelleme yapılmaksızın tazminattan indirilmesinin hatalı olduğunu, asıl davada davacı ... lehine takdir olunan manevi tazminatın tümden hatalı olduğunu, diğer davacılar için takdir olunan manevi tazminat miktarlarının da yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili, henüz lise mezunu olan ve üniversite eğitimine başlamayan müteveffanın gelirinin mühendis olacağının kabulü ile hesaplanmasının hatalı olduğunu, asgari ücret üzerinden tazminat hesaplanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, müteveffanın ilerleyen dönemlerde mühendis olacağının kabulü halinde ise ESD, TMMOB oda yazısının yanı sıra TÜİK verilerinin de dikkate alınması gerektiğini, müteveffanın emniyet kemeri takmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mahkemece davacının ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Asıl ve birleşen dava, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tAsıl davada davacılar vekili, davacılar ... ve ...'ün destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, öz babası da birleşen davada davacı olan müteveffanın üvey babası olan davacı ... ve kaza tarihinde 5 yaşında olan kardeşi ... ile destek ilişkisinin kanıtlamadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>\tDavalı ... ...A.Ş. vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin, tazminat hesabında müteveffanın gelirinin asgari ücret üzerinden esas alınması gerektiği yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde; Destekten yoksun kalma zararının belirlemesinde desteğin geliri önemli yer tutmaktadır. Davacıların desteği lise öğrencisiyken vefat etmiştir. Desteğin ailesinin sosyo-kültürel durumu ve müteveffanın eğitim hayatındaki başarısı dikkate alındığında desteğin de üniversite eğitimi alacağı varsayılarak, meslek odası özel sektör emsal geliri ile kamu sektörü işe yeni başlayan mühendis geliri ortalaması esas alınmak suretiyle, aktif dönem muhtemel gelirinin hesap tarihindeki net asgari ücretin 2 katı olarak tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD 02.05.2019 tarihli 2016/10096 E. 2019/5414 K. sayılı ilamı) Davalı ... ..A.Ş. vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. <br>\tDavalı ... ..A.Ş. vekili, birleşen dosya davacısı ...'a sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncelleme yapılmaksızın tazminattan indirilmesinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, birleşen davada davacı ...'a davalı sigorta şirketi tarafından birleşen dava tarihinden sonra ödeme yapılması nedeniyle bu tutarın güncellenmeksizin hesaplanan tazminat tutarından mahsubu yerinde olup, davalı vekilinin bu istinaf sebebi reddedilmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili müteveffanın kaza esnasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik  ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; trafik kaza tespit tutanağında müteveffanın emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığına dair bölümün \"tespit edilemedi\" şeklinde işaretlenmiş olup, bu aşamada müteveffanın kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığının tespiti de objektif olarak mümkün görülmemekle, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. <br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili, ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; 6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. madde hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Asıl dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş ve ıslah dilekçesinde asıl alacağın tamamı yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiştir. Birleşen davada ise dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası olup davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve 2019/11-220 E. -  2022/376 K. sayılı ilamı) Bu nedenle,  asıl ve birleşen davada gerek dava dilekçelerinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesi yerinde olup, davalı sigorta şirketi vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. \t İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya, denetime elverişli olmasına göre ilk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalı ... A.Ş. vekilinin bilirkişi raporundaki hesaplamalara yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tAsıl dava davacılar vekili ve davalı ... ..A.Ş. vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf istemlerinin incelenmesinde; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Olay nedeniyle davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir. Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları, kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuş olmakla, Asıl dava davacılar vekili ve davalı ... ..A.Ş. vekilinin manevi tazminat miktarlarına yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.<br>\tAçıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.      \t<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Asıl davada davacılar vekili, davalı ...  A.Ş. vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl davada davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın asıl davada davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 19.218,11 TL harçtan, peşin alınan 4.804,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.413,59 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 14.094,86 TL harçtan, peşin alınan 4.804,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.290,36 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t5-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a85a7b32aee2a38a","SID":"5d344a637399730d"}}