{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1162 <br>KARAR NO\t\t: 2024/595<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.03.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/26 E. - 2021/269 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 21.03.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21.03.2024<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.03.2021 tarih 2018/26 E. - 2021/269 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA\t\t: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 16.05.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere acentelik sözleşmesi akdedildiğinu, müvekkili şirketin 16.05.2012 - 17.04.2017 tarihleri arasında davalı sigorta şirketinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı sigorta şirketi tarafından, müvekkili şirkete kesmiş olduğu poliçe türüne göre komisyon ödediğini, davalının hiçbir haklı gerekçe bildirmeksizin 12.01.2017 tarihli ihtarname ile 3 ay sonrasında sözleşmenin feshedileceğini ihtar ettiğini, 17.04.2017 tarihli ihtarnamesi ile müvekkiline azilname gönderildiğini belirterek, HMK'nın 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL (5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi ve TTK 122 mad. gereğince) denkleştirme tazminatı ile haksız fesih nedeniyle (TTK 121 ve BK 112 gereğince) maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 17.04.2017 fesih tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı vekili, acentelik sözleşmesinin, davalının belirlenen hedeflere ulaşamaması ve yeterli çabayı göstermemesi nedeniyle haklı nedenle ve usulüne uygun şekilde feshedildiğini,  müvekkili şirketin sözleşmenin feshinden sonra önemli bir menfaat elde etmediğini, davacının müvekkili şirkete yeni müşteriler kazandırdığı hakkındaki iddiasının kanıtlanması gerektiğini, müvekkili şirketin ülke çapında tanınan ve bilinen bir marka olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki belirsiz süreli acentelik ilişkisinin davalı tarafından üç aylık ihbar öneline uyulmak suretiyle feshi yapılmış ise de, yapılan fesih işleminin davalı yönünden haklı sebep teşkil etmediği,  6102 sayılı TTK'nın 122. maddesine dosyaya kazandırılan bilgi, belge ve raporlar göz önüne alındığında davacının davalıdan denkleştirme tazminatı talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu, davacının davalıdan faiz indirimi sonrasında talep edebileceği denkleştirme tazminat üst limitinin 143.210,50 TL olduğu, davacının ilk ihtarnameden sonra davalı ile olan ilişkisinden kaynaklı davalı üzerinden üçüncü kişiler ile ticari ilişkisini devam ettirdiği ve bu ilişkinin devamı süresince yasa ile tanınan 3 aylık ihbar öneline uyulduğu, bu nedenle talep edebileceği kazanç kaybı tazminatının bulunmadığı; acentelik sözleşmesinin belirtilen sebepler dolayısıyla feshinin tek başına manevi tazminat koşulu oluşturmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 143.210,50 TL denkleştirme tazminatının 17.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kazanç kaybı ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece hüküm altına alınan denkleştirme tazminatı yönünden, 06.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelerin hatalı yorumlandığını, bir an için davacı tarafın acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmediği varsayımında dahi denkleştirme tazminatı talep etmesi için yasanın aradığı şartların dava konusu olayda oluşmadığını, acentelik sözleşmesinin hem 3 ay gibi uzun bir ihbar öneli tanınarak, hem de haklı nedenle feshedildiğini, fesihten sonra başka sigorta şirketleri nezdinde acentelik faaliyetini aynen aktif olarak devam ettiren davacı tarafın hiçbir zarara uğramadığını, acentelik sözleşmesinin haklı nedene dayanmadan feshedildiği kabul edilse dahi, denkleştirme tazminatı için  müşteri kaybına ilişkin hiçbir somut delil, belge ortaya konulamadığını, müvekkilinin acentenin müşteri çevresinden önemli  menfaatler elde ettiği iddiasının da kanıtlanamadığını, dosya kapsamında alınan tüm raporlarda müvekkilinin davacı acentenin portföyünden önemli menfaatler elde ettiği hususu hiçbir şekilde ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafça ispatlanamadığının tespit edilmiş olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t:Dava, taraflar arasında düzenlenen sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı portföy tazminatı, kazanç kaybı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tToplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, taraflar arasında düzenlenenen acentecilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmaksızın fesih edilmesine, davacının komisyon gelirinden mahrum kalmasına,  davalının acentenin portföyünden önemli menfaatler elde edecek olmasına, yapılan incelemede davacının tazimata hak kazandığının tespit edilmesine denkleştirme/portföy tazminatı ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 9.782,70 TL'den peşin alınan 2.445,68 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.3337,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 21.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"277f19b3ec0bd5df","SID":"352a51acd6034c98"}}