{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/174 <br>KARAR NO: 2024/472<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/04/2022<br>NUMARASI: 2014/460 E. - 2022/378 K.<br>DAVANIN KONUSU: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı))<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının dolaylı tanıdığı davalı ... kardeşi vasıtası ile faktoring şirketlerinden nakit sağlayabileceklerini beyan etmeleri üzerine, ... 1.03.2010 vadeli 15.000,00  TL bedelli, 13.03.2010 vadeli 15.000,00 TL bedelli, 20.03.2010 vadeli 15.000,00  TL bedelli, 27.03.2010 vadeli 16.500,00  TL bedelli, 4.04.2010  vadeli 17.500,00 TL bedelli toplamda 93.500,00 TL tutarlı çeklerin verildiğini, çekler verildikten sonra davalılara ulaşılamadığını, davacının nakit ihtiyacının karşılanmadığını, çeklerin iade edilmediğini, izlerini kaybettirdiklerini, davacı ile hiçbir ticari ve hukuki ilişkisi bulunmayan davalıların faktoring şirketlerine davacı şirket adına düzenlenmiş sahte bir faturayı da ibraz ettiklerini, sahte faturanın Giresun Vergi Dairesi'nde kayıtlı nakliyeci davalı ... tarafından 13 Ocak 2010 tarihli 4513 sayılı KDV dahil 17.700,00 TL tutarlı sahte fatura düzenlediğini , davalılar hakkında Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı'na 05.02.2010 tarihinde müracaat edilerek 2010/5436 Soruşturma nolu dosya ile dolandırıcılık suçundan şikayette bulunulduğunu, herhangi bir hukuki ve ticari ilişkisi bulunmaması nedeni ile toplam 6 adet 93.500,00 TL bedelli çekleri haksız ve hukuka aykırı olarak ele geçirmeleri nedeniyle öncelikle bu çeklerin bankaya ibraz edilerek ödenmesinin engellenmesinin arkası yazılarak davacıların daha fazla zarara uğramalarının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu çeklerin bedelsiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalıların cevap dilekçesi vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın Kabulüne , -14.500-TL'nin; 22.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Tic. Ltd. Şti'ye verilmesine,- 79.000-TL'nin; 15.000-TL'sine 21/05/2010 tarihinden,16.500-TL'sine  28/06/2010  tarihinden, 17.500-TL'sine 13/10/2011 tarihinden, 15.000-TL'sine 07/04/2011 tarihinden, 15.000-TL'sine  12.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız olduğunu iddialarını kanıtlayamadıklarını, senede karşı senetle ispat mecburiyetinin olduğunu, senetle ispat edilen bir hukuki işleme karşı ileri sürülebilecek senedin gücünü azaltacak senedin ispat gücünü ortadan kaldıracak her çeşit iddianın da senetle ispatın zorunlu olduğunu, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun, yalnız senedin tarafları için geçerli sayıldığını, çünkü üçüncü kişiler hukuki ilişkinin tarafları dışında kalacağından ve hukuki işlemle ilgili senet elde etmeleri son derece güç olacağından, tarafların muvazaa iddiasını da senetle ispat etmek zorunda olduklarını, mahkeme kararının tek gerekçesi sadece ceza yargılamasındaki ... ifadesi olup fakat bu ifade hangi çeke ilişkin verildiğini, bunun belirgin olmadığını, ceza yargılaması sonuçlanması konu dava devam ederken olmuş olup, bu davada yapılan savunma aleyhe kabul edildiğini ancak lehe olan kısım için kanıtlanamamış denilmekte olduğunu, bu yeni durum için davalıya süre verilmediğini, kanıtlama imkanı da verilmediğini, hangi çek ve hangi dosya için hangi gerekçenin olduğunun ayrı ayrı açıkça delillerinin belirtilmediğini, bütün çekler için aynı gerekçenin ileri sürülemeyeceğini savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ceza dosyasında maddi vakıalar detaylı olarak incelendiğini, sanık ifadelerinin, tanık beyanlarının, celbedilen icra dosyalarının, banka kayıtları ile davalıların eylemlerinin üç ayrı suça ilişkin olduğu tespit edildiğinin, hukuk hakiminin, ceza yargılamasındaki maddi vakıalarla bağlı olduğunun, suça konu edilen dava konusu tüm çeklerin bedelsiz olduğunun çek bedellerinin müvekkil aleyhine açılan icra takip dosyalarına haciz baskısı ile ödendiği ceza dosyası kapsamı ile sabit oluğunu dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporu ile dava konusu  çeklerin bedelsiz olduğunu, takibe konu edilen çekler nedeni ile müvekkiller tarafından ödeme yapıldığının da sabit olduğunu, davalıların suça konu eylemlerinin,  fikir birliği içinde  birlikte işlediklerinin, dava konusu çekleri birlikte işleme koydukları ve birlikte hareket ettiklerinin açık olduğunu, müvekkillere verilen zararlar nedeni ile müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduklarının, davalılarının dava konusu çekler nedeni ile müvekkile herhangi bir ödeme yapmadığının da gerek ceza dosyası kapsamı gerekse huzurdaki dava dosyası içeriği ile sabit olduğunun, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 Esas 2022/378 Karar sayılı  28.04.2022 tarihli kararı dosya kapsamına, ceza dosyası içeriğine, usul ve yasaya uygun olup davalıların istinaf itirazlarının dayanağının bulunmadığını, davalılar tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72.maddesi uyarınca   menfi tespit istemine ilişkin açılmış ve takibe konu edilen çek bedellerinin  ödenmesi nedeniyle istirdat davası olarak görülmüştür. Davacılar vekili, davaya konu çeklerin, müvekkili şirketin finans ihtiyacını karşılamak için, faktoring işlemine tabi tutulması için verildiğini, bu kapsamda 1 adet çekin şirket hesabından, 5 adet çekin davacı ... hesabından olmak üzere 6 adet hamiline düzenlenen toplam 93.500,00 TL bedelli çeklerin verildiğini, davalı ...  teslim aldığı çekleri faktoring şirketlerinde iskonto ettirerek nakit parayı getireceğini söyledikten sonra kardeşi ile birlikte izini kaybettirdiğini, bu şekilde dolandırıcılık yapıldığını, hukuka aykırı eylemle ele geçirilen çeklerin  bedelsiz olduğunu ileri sürmüştür.Dava çeklerin hileli davranışlarla alındığı iddiası yönünden irade fesadına nedeniyle   hükümsüzlük  mutlak def'iine  dayalı olarak  açılmıştır. Ayrıca çeklerin geçerli bir hukuki ilişkiye dayalı olmadığı bedelsiz olduğu iddia edilmiştir. Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez, iyiniyetli olsalar dahi  tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır. Kıymetli evrak olmasının yanında kambiyo senedi olan çek; Kanun'da öngörülen sıkı şekil şartlarına bağlı olarak düzenlenen, para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir.Tüm hukuki işlemlerde olduğu gibi kambiyo ilişkisinin hukuken geçerli olarak doğduğunu kabul etmek için tarafların karşılıklı iradeleri ile meydana gelmiş olması şarttır. Senedin düzenlenmesinde iradenin oluşumu ve beyanı aşamasında , iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı iddiasında  sözleşme yapan taraf  TBK 'nın 39. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmiş ise bu iddiasını  her türlü delil ile ispatlayabilir. Bedelsizlik iddiasının ise yazılı delil ile kanıtlanması gereklidir. Menfi tespit davasında alacağın varlığını ispat yükü kural olarak  davalı taraf üzerindedir.Dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak ileri sürülen dolandırıcılık fiiline ilişkin olarak İstanbul Anadolu  8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin  2018/135 E.sayılı dosyası ile davalılar hakkında  dolandırıcılık suçundan yargılama yapıldığı, 2019/66  Karar ve 07/02/2019 tarihli karar ile davalıların , nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği, Sanık ... yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği bu kararın 03.05.2019 tarihinde kesinleştiği, diğer mahkumiyet kararları yönünden kararın henüz kesinleşmemiş olduğu anlaşılmaktadır.  Ceza yargılaması sırasında davalı ..., davacıların çeklerini kırdırıp parasını  geri vermek üzere aldığını, diğer davalılar vasıtasıyla çekleri kırdırdıklarını, parasını davacılara verdiklerini beyan etmiş, kardeşi olan diğer davalılar da bu beyanı doğrular nitelikte çekleri kırdırıp parasını gönderdiklerini savunmuş, Davalı ... nakliye bedeli karşılığı kendisine çek verildiğini beyan etmiştir.  Ceza yargılaması Sanık ... yönünden kesinleşmiş olup, kesinleşen ceza davasında tespit edilen maddi vakıa hukuk hakimini bağlar. Yine davalıların ceza yargılaması sırasındaki beyanları kendilerini hukuken bağlar. Bu nedenle davalıların davacı taraf çeklerini nakit ihtiyacının karşılanması için aldıkları hususu kendi beyanları ile sabit olup, karşılıklarının davacıya ödendiği yolundaki ödeme iddiasının ise ispatına yarar her hangi bir yazılı delil sunmadıkları, çeklerin;  davacıya finansman sağlanacağı yolunda inandırılmak suretiyle alındığı , ciro yoluyla  piyasaya sürüldüğü,   geçerli bir hukuki ilişki kapsamında verilmediği ve bedelsiz oldukları  dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Davalı yan alacağın varlığını ve geçerli bir hukuki temele dayalı olduğunu ispatlayamamıştır. -... Tic. Ltd. Şti tarafından keşide edilen, .../Kadıköy Şubesi muhataplı, ... çek no'lu 01/04/2010 keşide tarihli ve 14.500,00TL. bedelli çek,  Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyası ile ...tarafından takibe konulmuş, ... mirasçılarına davacı tarafça  22/07/2010 tarihinde haricen  ödeme yapılarak  çekin teslim alındığı,  -... Market Şubesine ait, ... nolu 01/03/2010 tarihli 15.000.000-TL bedelli çekin, davalı ... tarafından Kadıköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası ile takibe konulduğu, davacı tarafından 07/04/2011 tarihinde ödendiği , -... Market Şubesine ait, ... nolu 13/03/2010 tarihli 15.000.000-TL bedelli çekin, dava dışı ...  tarafından Kadıköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası ile takibe konulduğu, alacaklı vekili tarafından Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/1656 E-2011/1303 K.sayılı 12/05/2011  takipsizlik kararında, müştekiye çek bedelinin   ödendiğinin belirtildiği, -... Market Şubesine ait, ... nolu 20/03/2010 tarihli 15.000.000-TL bedelli çek, Kadıköy ... icra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası ile takibe konulduğu,  alacaklı vekili tarafından 21/05/2010 tarihinde alacağın ödendiğinin beyan edildiği,  -... ... Market Şubesi muhataplı, ... nolu 27/03/2010 tarihli 16.500-TL bedelli çekin, dava dışı ...  tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı icra dosyası ile takibe konulduğu, 28/06/2010 tahsilat makbuzuna göre çek bedelinin ödendiği, -... Market Şubesi muhataplı, ... nolu 04/04/2010 tarihli 17.500-TL bedelli çekin, dava dışı ... tarafından Kadıköy.... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyası ile takibe konulduğu, reddiyat makbuzuna göre 02/02/2011 tarihinde  çek bedelinin ödendiği, Bu şekilde dava konusu toplam 6 adet çek bedellerinin  yargılama sırasında ödendiği mahkemece taleple bağlı kalınarak çek bedellerinin ödeme tarihlerine göre işletilen faizi ile tahsiline karar verildiği kurulan hükmün dosya kapsamındaki deliller ile usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalılar  vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Davalılar vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarih ve 2014/460 E., 2022/378 K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.386,96 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.596,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.790,22‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalılar tarafınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7012c5bdf0689f6","SID":"a938a2bf4af7ab3c"}}