{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/629 <br>KARAR NO: 2024/473<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/03/2022<br>NUMARASI: 2014/1165 E. - 2022/222 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ... Ümraniye şubesine ait, 14.02.2014 tarihli,50.000-TL bedelli ... nolu çek altında bulunana imzanın  müvekkil şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını, davalının elinde olduğu anlaşılan çekin  imzasız ve boş olarak kaybedilen çalınan çek koçanından olduğunu, şirketin rızası hilafına imzasız ve boş olarak elinden çıkan çek üzerindeki keşideci imzasının  şirketin tek  yetkilisi olan ... ait olmadığını, onayı dâhilinde verilmiş  olmadığını,   müvekkili şirketin, turizm sektöründe maruf bir firma olduğunu, yayınlanan kataloglarda, dergilerde vb. dokümanlarda  şirket yetkilisinin imzasının çokça kullanıldığını, bu nedenle de kötü niyetli kişiler tarafından, temin ve taklit edilebilir durumda  olduğunu,  söz konusu çekteki keşideci imzasının kötü bir taklitten ibaret olduğunu, şirketin davalılara herhangi bir borcu da bulunmadığını,  bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile söz konusu çeklerin müvekkil şirket açısından iptaline, davalıların %20'den aşağı olmayan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...  vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıların bulunduğu yer Bodrum Mahkemeleri olduğu,  çekin keşide yeri de İstanbul  olduğunu, bu durumda Bodrum ve İstanbul Mahkemeleri davaya bakmaya yetkili olduğunu, mahkemenin davaya bakmaya yetkili olmadığını, davacının diğer davalı ... A.Ş ile arasındaki sözleşme gereği çeki bizzat davacının bu davalıya verdiğini, ... tarafından çekin aynı grup şirketi olan ... A.Ş'ye bu şirket tarafından da kendilerine ciro edildiğini,  26.08.2013 tarihli sözleşmeyi davacı şirket adına ... imzaladığını, bununla birlikte 5 adet daha sözleşme imzalandığını, sunulan sözleşmelerde yer alan 14 tane çekin davacı tarafından ödendiğini, sözleşmelerin davacı yetkilileri tarafından çalınmaya çalışıldığını, soruşturma başlatıldığını, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Diğer davalı ... vekilinin esasa ilişkin sunduğu beyan dilekçelerine aynen katıldıklarını, davaya konu çeklerin hangi amaçla hangi iş ya da hizmetin karşılığı olarak  müvekkil şirketlere verildiğinin araştırılması gerektiğini, davaya konu çeklerin müvekkil şirketlerle yapılan hotel kontejan sözleşmesi sonrasında davacı şirket yetkilisi tarafından verildiği, davacı tarafından müvekkil ... A.ş ve ... A.ş'ye yapılan hotel kontenjan sözleşmesi uyarınca verilen çeklerin dökümlerinin olduğu, bu sözleşme kapsamında müvekkili tarafından da davacıya teminat senet ve çekleri verildiğini, taraflar arasında protokoller yapıldığını, davacı tarafın yaptığı sözleşmeye sadık kalamayacağını ve çekleri ödeyemeyeceğini anlayınca hukuki menfaatten yoksun işbu davayı açtığını, dava konusu çeklerin sözleşmeye istinaden verildiğini beyanla , davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.   <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi  raporunda; sözkonusu imzanın büyük oranda ...’ın imzalarına benzerlik gösterdiği ve eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı” beyan edilmiş ise de, bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerine göre verilen kararın kabulünün mümkün sayılamayacağını, gerek müvekkili şirket yetkilisinin imzasının, gerekse davaya konu çekteki sahte imzanın basit tersimli imza olduğunu, imzanın taklit edilmesinin kolay olduğunu,  fotokopi evrak üzerinden yapılan inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini,  Bodrum İcra Hukuk Mahkemesinin  2014/191 e. 2016/915 k. sayılı dosyası ile davaya konu çek hakkında imza ve sair itirazlarının incelendiğini ve çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının  davalı tarafça mahkeme huzurunda açıkça kabul edilmesi  üzerine davanın  kabulüne dair verilen kararın kesinleştiğini,  “imzalar benzemekte, o halde çekteki imza  ...’a aittir” şeklindeki kanaate katılmadıklarını ve işbu hatalı raporu da kabul etmediklerini ileri sürerek, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalı ...  A.Ş vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça istinaf dilekçesinde dile getirmiş oldukları iddiaların ve gerekçelerin haksız ve hukuki mesnetten yoksun kaldığını, ilk derece mahkemesince imza incelemesine ilişkin hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlenene kadar birden fazla rapor alındığını, ATK  tarafından verilen iki raporda tereddüte yer vermeyecek açıklıkta ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlendiğini, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi ... elinin ürünü olduğunun kesin ve net bir şekilde tespit olunduğunu, keza davacı şirket tarafından sıralı birden fazla çeke ilişkin olarak ayrı açılmış bulunan davaların mevcut olduğunu, ilk derece mahkemelerince Adli Tıp Fizik İhtisas Kurulundan aldırılan raporlarda o davalara konu edilen çeklerinde davacı şirket yetkilisi ... elinin ürünü olduğunun kesin ve net bir şekilde tespit edilmekte olduğunu, davacı tarafın, sadece yargılamayı uzatmaya yönelik olarak yargılama esnasında dile getirilmeyen gerekçelerle yapılan istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini  beyan etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava imza inkarına dayalı İİK  72.maddesine dayalı icra takibinden önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, ... Ümraniye Şubesine ait ... nolu, keşidecisi  davacı olan  lehtarı  davalı ... Ticaret A.Ş olan,  14/02/2014 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çekteki imzanın keşideci şirket yetkilisine  ait olmadığını ileri sürmüştür. Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Adli Tıp Kurumundan alınan 26/09/2016 tarihli raporda özetle:\"İnceleme konusu çekteki keşideci imzası ile keşideci ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlikler görülmekle birlikte; inceleme konusu imzanın basit tersimli imza olması nedeniyle söz konusu imzanın ... eli ürünü olup olmadığı hususunda daha ileri bir tespite gidilemediği\" belirtilmiştir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen 01/09/2021 tarihli raporda ise \"İnceleme konusu 1 noda belirtilen dava konusu ... Bankası A.Ş Ümraniye Şubesinin keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 14/02/2014 olarak belirlenmiş, ...A.Ş emrine düzenlenmiş, 50.000,00-TL bedelli ... seri sayılı çekin ön yüzündeki ...Sanayi A.Ş yetkilisine atfen atılmış keşideci imzasının karşılaştırmalı belgelerdeki imzalarına kıyasla ve grafolojik tanı unsurları bakımından aralarında saptanan uygunluk ve benzerliklere nazaran davacı şirket yetkilisi ...  eli ürünü olduğu, inceleme konusunda 2 noda belirtilen , dava konusu olmayan çekin 1 noda belirtilen çekteki keşideci imzası ile aynı el ürünü olduğu, dolayısıyla bu imzanın davacıya ait olduğu, inceleme konusu 3 noda belirtilen dava konusu olmayan çekin keşideci imzasının 1 ve 2 noda belirtilen çeklerdeki keşideci imzasından farklı el ürünü olduğu\" belirtilmiştir. İmza incelemesine esas rapor, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan ve  keşide tarihine yakın belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun   yapıldığı, imzanın basit tersimli olmakla birlikte kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği,  imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun dayanaklarının  gösterildiği, raporun denetime elverişli ve  yeterli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Öte yandan, dar yetkili olan İcra Mahkemeleri tarafından verilen kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu nedenle bu mahkemede yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkeme bakımından bağlayıcı değildir. Mahkemece eldeki dosyada usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılarak , denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi yerindedir.  (Yargıtay 11. HD 2023/1102-2023/1536).Dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim mahkemece de imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu davalı yanca usulüne uygun bilirkişi raporu ile ispatlanmış olup, bunun yanında  taraflar arasında temel ilişki bulunduğu, dosyada örneği bulunan  otel kontenjan sözleşmelerinden davacı şirket ile  davalı ... şirketi ve diğer davalı Scanway arasında devam eden ticari ilişki  kapsamında dava konusu çekin davalı ... şirketine verildiği, söz konusu çekin taraflar arasında düzenlenen 26/08/2013 tarihli sözleşme içeriğinde  de keşide tarihi ve miktarı ile birlikte  ön ödeme aracı olarak gösterildiği , yine çekin ... şirketi tarafından alınarak çek giriş bordrosu ile kayıt ve hesaplarına alındığı ,  aynı hukuki ilişki çerçevesinde düzenlenen çok sayıda çekin davacı şirket tarafından ibrazında ödendiği, anlaşılmaktadır. Davacının aynı mahiyetteki başka çekleri ödemesi davacının iş bu davaya konu çeklerdeki imzaya itiraz etmesine engel değildir.  Öte yandan imza incelemesi raporunun sonucuna göre davaya konu çek ile   dava konusu olmayan ve ödenen  çeklerdeki  keşideci  imzalarının aynı kişinin eli ürünü olması ve davacı ile lehtar ve ciranta  arasında otel kontenjan sözleşmelerine  dayalı  ticari ilişki bulunduğu hususu da  dosya kapsamı ile sabit olup,  imzası inkar edilen bu davaya konu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu,  aynı elin ürünü olup ödenen dava konusu olmayan çekler gibi aynı hukuki ilişki çerçevesinde verildiği de  ispatlanmıştır. Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davacının menfi tespit istemi yönünden davasının reddi kararının dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2022 tarih ve 2014/1165 E., 2022/222 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e02e83012a9fae4","SID":"b1a8b39d79edb40f"}}