{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO : 2023/1498 <br>KARAR NO: 2024/474<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 11/01/2023<br>NUMARASI: 2018/1026 E. - 2023/14 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin eşi muris ... 10/06/2013 tarihinde vefat ettiğini, Murisin ölümünden sonra mirasçıları olarak geriye müvekkili ile davalıdan olma kızları ... ile ...'ın kaldığını, murisin çok yüksek miktarda emekli ikramiyesi aldığını, emekliliğinden sonra evi terk ettiğini, 2 ay sonra da müvekkilini arayarak kendisinin İstanbul da hastanede yattığını, gelip kendisini burdan çıkarmasını istediğini, müvekkilinin de İstanbula gelerek murisi burdan alıp evlerine götürdüğünü, kısa bir süre sonra murisin İstanbul'da yaşayan kardeşi ile kızlarının gelip tekrar İstanbula götürdüğünü, daha sonra ölümüne kadar hiçbir iletişim kuramadığını, murisin yüklü miktarda nakit parası ve çeşitli yerlerde gayrimenkulü olduğunu, müvekkilinin murise karşı Adli Yardım Talepli yardım nafakası davası açtığını, murisin vesayet altına alınması için de tedbir talepli dava açtığını, murisin eski eşi olan davalı ...' ın murisin henüz hayatta olduğu tarihte muristen 300.000,00 TL alacağı olduğundan bahisle icra takibi başlattığını, olayların bu gelişiminin muris ... ' in , eski eşi olan davalı ve davalıdan olma kızları ile muvazaalı bir şekilde hareket ederek davacı müvekkile her hangi bir miras bırakmamak , miras kalması durumunda da murisin borcu olduğundan bahisle kalacak mirasa el konulması gayretinde olduklarını, bu nedenle muris muvazaası amaçlanarak düzenlenen bonoların takibe konulduğunu, İcra Takip dosyasında satış talep edildiği hususu göz önünde bulundurularak telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi için İcra takibinin durdurulmasını ve yargılama sonunda murisin takibe konu bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptal edilmesini talep ve dava etmiştir . Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu yapılan borcun bir senede dayandığını, takibin usul ve yasaya uygun olmakla birlikte icra takibinin ise borçlu  daha hayattayken  yapıldığını, bizzat borçlu tarafından da kabul edilerek kesinleştiğini, bizzat borçlu tarafından kabul edilen ve kesinleşen bir borcun daha sonra mirasçıları tarafından reddedilmesinin hukuken bir sonuç doğurmayacağını, davanın ve tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte davacı murisin tek başına varisi olmadığını, diğer iki çocukla birlikte varis olduğunu, davayı tek başına açamayacağını, bu açıdan da davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının hiçbir geliri olmadığı bilgisinin de yalan olduğunu, muristen kalan emekli maaşının tamamını aldığını, bu nedenlerle haksız, yersiz  usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"-Davanın Reddine,\"  şeklinde karar verilmiştir.  İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, dava dilekçelerinde de  açıkça belirtildiği üzere muris muvazaası nedeniyle murisin takibe konu bonolar nedeniyle borçlanmasının hükümsüzlüğünün tespiti ile icra takibinin iptaline ilişkin olduğunu, takibin dayanağı bono olmakla ispat yükü her ne kadar üzerilerinde olsa da; davalı vekili cevap dilekçesinin 2. bendinde murisin aşırı masraflı olan tedavi ve bakım giderlerinin davalı tarafından karşılandığını, bu nedenle de murisin bonoları imzalayıp verdiğini, 13/07/2020 tarihli duruşmada dinlenen davalı tanığı ve aynı zamanda murisin kızı olan ... muris olan babası ile davalı olan annesinin kendileri daha küçük yaşta iken boşandıklarını, murisin kendilerine nafaka ödemediğini, kendilerine destek olmadığını hastalığı esnasında bakımını yaptıkları için borçlu kalmak istemiyorum diyerek bu senetleri imzaladığını beyan ettiğini, gerek davalı vekili ve gerekse de tanığın bu beyanları  murise borç olarak verilen bir para olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, bu çerçevede ispat külfetinin artık davalı tarafa ait olduğu, dolayısıyla davalının murisin tedavi ve bakımı için bono tutarları kadar harcama yaptığını ispatlaması gerektiği ve bunun da ispatlanamadığının açıkça belli olup davanın kabulü gerekirken dava dilekçesinde ve 18/09/2019 tarihli 2. celseden sonra 03.01.2020 tarihli dilekçelerinde de yineleyerek dinlenmesini talep emiş oldukları tanıkların dinlenmeksizin  ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğunu, karar verilirken var olan tanıkların dinlenmeden karar verildiğini, gerek davalı vekili ve gerekse de tanık murise borç olarak verilen bir para olmadığını beyan ettiklerini, ve bu durumda ispat  külfetinin artık davalı tarafa ait olduğunu, dolayısıyla davalının murisin tedavi ve bakımı için bono tutarları kadar harcama yaptığını ispatlaması gerektiğini ve bunun da ispatlanamadığının açıkça belli olduğu halde bu husus görmezden gelinerek verilen red kararının  usul ve yasaya aykırı olduğunu  istinafen incelenerek kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını,  davacı tarafın, iddialarını ispat edemediğinden, davacı yanın bu haliyle borçlu olmadığını da belgeleyecek başkaca bir delilin bulunmadığından ve dava dilekçesinde de yemin deliline dayanılmamış olduğundan, yemin hakkı hatırlatılmayarak davanın reddi gerektiğini  ve bu şekilde hüküm kurulduğunu, keza kurulan kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırılık içermediğini, dava konusu borcun bizzat borçlu tarafından kabul edildiğini, takibi kesinleşmiş bir kambiyo senedine dayandığından dava haksız, yersiz, usul ve yasaya aykırı olacağını, davacının diğer hiçbir iddia ve beyanı ne kendilerinin alacaklarını ilgilendirmekte ne de alacaklarını sakatlamamakta olduğunu, bunun yanında iddia ve beyanları sunulurken sunulmuş olan iddia ve beyanların hiçbirinin gerçeği yansıtmadan sunulduğunu beyanla yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece; \"Davanın Reddine \" karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ise de; İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 12/06/2014 tarih,  2014/76-2014/283 sayılı görevsizlik  kararının temyizi üzerine  Yargıtay 19. H.D'nin   2014/18670- 2015/7199 sayılı ve   14.05.2015 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına  karar verildiği , yargılamanın  görevli İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2018/1026 Esas  sayılı dosyası  üzerinden görülüp sonuçlandırıldığı   görülmektedir. HMK'nun 373/4 maddesinde; \" Yargıtay bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesi tarafından bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, söz konusu karara karşı temyiz yoluna başvurulacağının hüküm altına alındığı, öte yandan HMK'nun geçici 3/2 maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. Bu yasal düzenlemelere göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin göre başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılması gerekmektedir.  Yargıtay 11. H.D'nin  20.09.2023 tarihli 2022/1746 E.- 2023/5155 karar sayılı ilamı eldeki dosyaya emsal nitelikte olup, kararda \"Dosya istinaf incelemesi için her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ise de; Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesinin 21.10.2014 gün ve 2014/1909 E., 2014/1063 K. sayılı  ilamı ( görevsizlik kararı) ,  Yargıtay temyiz incelemesinden geçip, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarihli 2015/1804 E., 2015/13481 K. sayılı ilamıyla onanmasına, karar düzeltme istemi üzerine aynı Dairenin 09.06.2016 tarihli, 2016/2686 E., 2016/10364 K. sayılı ilamıyla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Bu durumda dosya ile ilgili olarak daha önce verilen kararın temyiz incelemesi Yargıtayca yapılmakla, esasa ilişkin karara başvurulacak kanun yolu temyiz yasa yoludur. ....dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmesi gerekirken istinaf incelemesinin yapılmış olması doğru görülmemiş İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması gerekmiştir.\"  denilmiştir. Bu nedenlerle daha önce Yargıtay denetiminden geçen dosyada verilen kararın  temyiz kanun yoluna tabi olduğu, istinaf kanun yolunun kapalı olduğu anlaşılmakla, dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmek üzere  mahkemesi'ne geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan eksikliklerin ikmali için dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 352/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda  oy birliği ile kesin olarak  karar verildi.07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93080d852d44196c","SID":"cad1d80883fa501d"}}