{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1872 <br>KARAR NO: 2024/453<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/05/2023<br>NUMARASI: 2023/5 E. - 2023/378 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul  Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı icra takibi yapıldığını, bu dosyadan müvekkili adına kayıtlı olan üç aracın haczedildiğini ve yakalaması yapılarak yediemin otoparkına çekildiğini, icra takibine konu edilen senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı yanın bir dönem müvekkiline ait olan şirkette muhasebe elemanı olarak çalıştığını, icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin 15.04.2015 tarihinde o dönem sorunlar yaşadığı eşine tebliğ olunduğunu ve uzun bir dönem dosyanın işlemsiz kaldığını, akabinde ise yenilenerek, usulsüz biçimde muhtara tebliğ edildiğini,  müvekkilinin ise bu icra dosyasından araçların yakalanması esnasında haberdar olduğunu, müvekkiline yapılan her iki tebligatın da usulsüz olduğunu, yaptırılacak inceleme sonucunda senetlere atılan imzaların müvekkiline ait olmadığının  ortaya çıkacağını belirterek, müvekkilinin takibe konu senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Takibe dayanak olan  senetteki imzaların  davacı tarafından vekil tayin edilen ...'a ait olduğunu,  ...'ın mernis adreslerini değişik adreslerde gösterdiğinden dolayı tebligatı alıp almadığını bilmediğini, kayıtlı olduğu mernis adresine tebliğ edilmiş olacağından dolayı icra takibinin kesinleştiğini, bundan dolayı araçlara yakalama çıkardığını, asıl davacı tarafın  sahtecilik yaparak  ve kendisi gibi kişileri kullanarak menfaat temin etmeye çalıştığını ve kötüniyetli olmadığını belirtmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Tüm bu açıklamalar doğrultusunda ve yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut Kartal ... Noterliğinin 16.01.2012 ve  06.02.2013 tarihli vekaletnamelerinde dava dışı ...'ı davacı ...'ın  vekil tayin ettiği, ancak  sözkonusu vekaletnameler ile verilen yetkiler arasında  \"kambiyo senedi düzenlemek\" üzere verilmiş özel bir yetki bulunmadığı, dolayısıyla dava dışı ... tarafından vekaleten düzenlendiği taraflarca da kabul edilen davaya konu bononun davacıyı borç altına sokmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, (Yargıtay 11.HD nin 2006/13524 esas 2007/3739 karar sayılı 01.03.2007 tarihli, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. HD nin 2017/1831 esas 2018/1575 karar sayılı 16.10.2018 tarihli kararları da nazara alınarak ) aşağıdaki şekilde davanın kabulüne, yapılan takibin davalı tarafça kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine\"  karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca istinaf edilmiştir.<br>DAİREMİZİN ÖNCEKİ KARARI Dairemizin 08.12.2022 tarih, 2020/1435 esas, 2022/1711 karar sayılı kararı ile; ''... Kartal ... Noterliğinin 06.02.2013 tarihli vekaletnamede kambiyo düzenleme yetkisinin bulunduğu, senedin 05.01.2015 düzenleme tarihli olduğu, yani senedin düzenlenme tarihinde geçerli bir vekaletin olduğu değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı ayrıca davacının dava dilekçesinde yemin delili bulunduğu dikkate alınarak gerektiğinde davacı tarafa yemin delili hatırlatılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi yönünde ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 355. maddeleri gereğince kaldırılmasına...'' şeklinde karar verilerek, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda; Kartal ... Noterliği'nin 06.02.2013 tarihli vekaletnamesine göre; davacının eşi olan dava dışı ... 'a kambiyo düzenleme yetkisinin verildiği, davaya konu senedin 05.01.2015 düzenleme tarihli olduğu, dolayısıyla davaya konu edilen senedin düzenleme tarihinde geçerli bir vekaletnamenin bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı yanın, istinaf dilekçesinde hukuka aykırı bir şekilde savunmasını genişletmek suretiyle başka delillere başvurduğunu, işbu durumun  ilk istinafa cevap dilekçesinde dile getirildiğini ancak itiraz dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, dilekçeler teatisinden sonra iddia ve savunmanın genişletilemeyeceğini, bu savunmaya dayanılarak verilen kararın son derece hatalı olduğunu, Usulune uygun olarak sunulan vekaletnameye göre davalının kambiyo senedi düzenleme yetkisi bulunmadığını,  TBK md. 504. gereğince vekil özel olarak yetki verilmedikçe kambiyo taahhüdünde bulunulamayacağını,  davalının ise yetkisi olmamasına rağmen kambiyo taahhüdünde bulunduğunu, Davalı yanın, cevap dilekçesi ile usulune uygun olarak Kartal ... noterliği'nin 16.01.2012 tarihli vekaleti sunduğunu, işbu vekaletnamede ise, davalının kambiyo senedi düzenleme yetkisi bulunmadığını, bu nedenle haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ancak hukuka aykırı bir şekilde istinaf dilekçesi ile savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak sunulan, kartal .... noterliği 06.02.2013 tarihli vekaletnameye dayanarak davanın reddine karar verilmesinin son derece hakkaniyetsiz olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Eas sayılı  takip dosyasına dayanak yapılan 05.01.2015 düzenleme, 06.02.2015 tediye tarihli  alacaklısı davalı ..., borçlusu davacı ... olan 140.000.00 TL bedelli bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.<br>Davaya konu İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyhine davaya konu bono dayanak gösterilmek suretiyle 140.000.00 TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığı görülmüştür. Davacı dava ve takip konusu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, davalı; takibe dayanak olan  senetteki imzaların  davacı tarafından vekil tayin edilen  ...'a ait olduğunu savunmuş, davanın daha sonraki aşamalarında Kartal ... Noterliğinin 16.01.2012 ve  06.02.2013 tarihli vekaletnamelerinde dava dışı ...'ın kambiyo senedi düzenleme hususunda yetkilendirilip yetkilendirilmediği tartışılmış, nihayetinde ''vekaleten düzenlendiği taraflarca da kabul edilen davaya konu bononun davacıyı borç altına sokmasının mümkün olmadığı'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin önceki kararıyla, ''Kartal ... Noterliğinin 06.02.2013 tarihli vekaletnamede kambiyo düzenleme yetkisinin bulunduğu, senedin 05.01.2015 düzenleme tarihli olduğu, yani senedin düzenlenme tarihinde geçerli bir vekaletin olduğu'' gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde bu defa davanın reddine karar verilmiş, karar yukarıda belirtilen nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 145. maddesi uyarınca, taraflar, kanunda belirtilen sürelerden sonra yeni delil sunamaz iseler de,  delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir hükmünü içermektedir. Somut olayda; davalı yanca delil listesinde bildirilmemesine rağmen, sonradan  Kartal ... Noterliğinin 16.01.2012 ve 06.02.2013 tarihli vekaletnamelerinin sunulmuş olmasının, yargılamayı geciktirme amacı taşıdığına veya süresinde ileri sürülememesinin davalı tarafın kusurundan kaynaklandığına dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu delillerin davanın aydınlanması bakımından değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Dairemizin önceki kararında da vurgulandığı üzere, Kartal ... Noterliği'nin 06.02.2013 tarihli vekaletnamesi incelendiğinde; davacının eşi olan dava dışı ... 'a kambiyo düzenleme yetkisinin verildiği, davaya konu senedin 05.01.2015 düzenleme tarihli olduğu, dolayısıyla davaya konu edilen senedin düzenleme tarihinde geçerli bir vekaletnamenin bulunduğu, senedin ... tarafından düzenlendiği hususunda da bir çekişme bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/05/2023 tarih ve 2023/5 E., 2023/378 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ec498ae06f4c034","SID":"6e6b31c4c3b06b10"}}