{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/108 <br>KARAR NO: 2024/455<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/10/2023<br>NUMARASI: 2023/111 E. <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde; ... tescil numaralı \"...\", ... ve ... tescil numaralı “...”, ... tescil numaralı “...” markalarının tanınırlığının yüksek olduğunu ve kendisine ait olduğunu, bu markalarıyla karıştırılma ihtimali olacak kadar benzer olacak şekilde, davalının “...\" ibarelerini marka olarak kullandığını, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve ticari itibarını zedeleyici durum oluşturduğunu, kendi markaları ile aynı şekilde davalının ... tescil numarasına sahip “...” markasının 03. sınıfta tescilinin bulunduğunu, “...” internet alan adlı web sitesi ile ... ve ... sayfalarında dava konusu markanın kullanıldığını ve ... ile ... adlı elektronik ticaret plaformlarında markalı ürün satışının  gerçekleştirildiğini beyan ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 26.05.2023 tarihli ara karar ile; İhtiyati tedbir talebinin takdiren 500.000,00 TL (beşyüzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla KABULÜ İLE, a)Dava dışı 3. kişilere ait markaları içeren ürünler hariç olmak üzere, davacıya ait ...tescil numaralı \"...\", ... ve ... tescil numaralı \"...\", ... tescil numaralı \"...\" ibareli tasarımların aynısının ve/veya karıştırılmaya yol açacak derecede benzerinin uygulanmış olduğu, davalılar tarafından üretilip, satılan ... tescil numaralı \"..., ... ... markalı ve/veya şeklindeki ürün ambalajları ve aynı/benzer nitelikteki sair ürün ve ürün ambalajlarının, üretim, dağıtım, tanıtım, ithalat, ihracat ve satışının durdurulmasına, DAVALILAR ADRESLERİNDE BULUNANLARLA SINIRLI OLMAK ÜZERE, bu ürünlere ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç kalıp, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına EL KONULARAK (Tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimi ve satışını engellemeyecek şekilde) masrafları davacıya ait olmak üzere YEDDİEMİNE TESLİMİNE,b)Dava konusu;-https://www....com.tr/urunler/ -https://www....com/... -https://www...com/... alan adlı web sitelerine ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Daha sonra Mahkemece 14.08.2023 ve 11.09.2023 tarihli ara kararlar ile ek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.<br>İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ İtiraz eden karşı yan vekili; verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının şartlarının oluşmadığını, tedbir kararı verilmeden önce müvekkili firma tarafından yasal belgeler ve dokümanların sunulmadığını, davacı tarafın kendi ürünlerine benzediğini iddia ederek haciz zaptında yer alan temizlik maddelerinin haksız ve kötü niyetli olarak toplatıldığını, davacı tarafın iddia ettiği markalara benzerliğinin olmadığını, müvekkili firmanın ticari yasalar çerçevesinde kanuna karşı hiçbir aykırılıkta bulunmadığını, ayrıca mahkemenin yetkisiz olduğunu beyan ederek bu itibarla ilgili tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 17.10.2023 tarihli ara karar ile; verilen ihtiyati tedbir kararından bu yana verilen tedbir kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin dosya kapsamına girmediği, yetki itirazı yönünden ise; davacı taleplerinin SMK 156/3 maddesi gereğince davacının yerleşim yeri, SMK 156/4 madde gereğince yurt dışı menşeli şirketin tescil kaydındaki vekilinin adresi ve internet üzerinden fiilin işlendiği iddia edilmekle fiilin etkilerinin görüldüğü her yerde ileri sürebileceği gerekçesiyle, ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan tüm itirazların reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir kararına itiraz eden karşı yan vekili istinaf dilekçesinde; davalılar vekili olarak mahkemeye sunmuş oldukları delil ve belgelerin yeterince incelenmediğini, sadece davacı yanın ileri sürdüğü delil ve belgelerle dilekçelerle yetinildiğini ve ihtiyati tedbir kararına karşı haklı olarak yapılan itirazın reddedildiğini, bu yönleriyle mahkemenin red kararının usül ve yasalara aykırı olduğunu, çünkü sadece davacı yanın iddialarını baz alındığını, İhtiyati tedbir kararının gıyapta verildiğini, eksik inceleme yapıldığını,Ayrıca müvekkili firmanın, küçükçekmece yargı çevresinde bulunup, en yakın Fikri Sinai Haklar mahkemesinin de Bakırköyde olduğunu, davacı firmanın vekilinin adresinin İstanbul yargı çevresinde olduğu için avukatın adresinin yer itibariyle yetkili olduğunu göstermeyeceğini beyan ederek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep; Mahkemece İlk Derece Mahkemesince 17.10.2023 tarihli ara karar ile verilen ''ihtiyati tedbir talebine itirazın reddine'' yönelik kararın istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasından ibarettir.Her ne kadar Mahkemenin yetkili olmadığı ileri sürülmüş ise de; davacı taleplerinin SMK 156/3 maddesi gereğince davacının yerleşim yeri, SMK 156/4 madde gereğince yurt dışı menşeli şirketin tescil kaydındaki vekilinin adresi ve internet üzerinden fiilin işlendiği iddia edilmekle fiilin etkilerinin görüldüğü her yerde ileri sürülebileceği anlaşıldığından yetki itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, yukarıda içeriği açıklanan deliller dikkate alındığında, somut olayda; dosyaya sunulan delillere, bilirkişi raporuna ve tarafların iddia ve savunmalarına göre, tedbir talebi açısından yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğu, ilk derece mahkemesince tedbire itirazın reddine yönelik olarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olmakla, aleyhine tedbir kararı verilen tarafça ileri sürülen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından aleyhine tedbir kararı verilen vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  17/10/2023 tarih ve 2023/111 E. sayılı ara kararına karşı aleyhine tedbir kararı verilen davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın aleyhine tedbir talep edilen davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/03/2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e423885e14b413d","SID":"27671ce8c511ee1b"}}