{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/976 Esas 2024/286  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/976 <br>KARAR NO\t: 2024/286<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/875 Esas  2021/1001 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 12/12/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 23/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 21/02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:21/02/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki fesih istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin aile şirketi olduğunu, Şirket hissesinin 27.000.000,00.-TL sermayesine tekabül eden 27.000 paya bölünmüş olduğunu, bu paylardan 6.749 payın müvekkiline ait olduğunu, müvekkili dışında müvekkilin erkek kardeşleri ...'nin 6.749'ar, annesi ...'nin ise 6.753 pay sahibi olduklarını, şirketin ... ilinde açmış oldukları oteli ... temsilcisi olarak müvekkilinin başarılı bir şekilde işlettiğini, 09.05.2017 tarihinde gerçekleşen olağan genel kurul toplantısında müvekkilinin ve erkek kardeşlerinin üç yıl süreyle yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerini, 12.05.2017 tarihinde gerçekleşen yönetim kurulu toplantısı ile işbölümü yapıldığını, müvekkilinin başkan vekili seçildiğini, 14.05.2018 tarihinde gerçekleşen genel kurul ve aynı tarihli yönetim kurulu kararıyla, müvekkilinin bir yıl süreyle başkan vekilliği görevine seçildiğini ve ayrıca 14.05.2019 tarihine kadar ... Şubesi temsilcisi olarak belirlendiğini, davacının, aile şirketi özelliği taşıyan davalı şirketin işleyişine ilişkin bir takım sıkıntılı durumları ortadan kaldırmaya ve şirketin  daha şeffaf, yasal mevzuata uygun ve denetlenebilir olmasına yönelik taleplerde bulunmaya başlamasıyla ilişkilerin bozulmaya başladığını, müvekkilinin şirketin menfaatlerini koruyarak iyi bir şey yaptığını düşünürken, bu davranışının diğer aile üyelerinde huzursuzluk yarattığını, müvekkilinin şirketten uzaklaştırılacağı, bir daha şirkete adım atamayacağı tehditleriyle karşı karşıya kaldığını,  gelişmeler sonrasında 15.10.2018 tarih, 2018/9 sayılı yönetim kurulu kararıyla, müvekkilinin görev süresi 14.05.2019 tarihine kadar olmasına rağmen ... temsilciliği görevinden alındığını,  şirket yönetim kurulunun 15.10.2018 tarihli toplantısında; mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi gündemi ile genel kurulun 12.11.2018 tarihinde olağanüstü toplantıya çağırıldığını ve12.11.2018 tarihinde gerçekleşen genel kurulda müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden alındığını, müvekkilinin alınan bu kararlara red oyu kullandığını ve muhalefetini ayrıca tutanağa yazdırdığını, bu karşı çıkışı sebebiyle müvekkilinin abisi ve yönetim kurulu üyesi olan ...'nin müvekkile karşı yönetim kurulu toplantısında, çalışanların yanında ve herkesin duyacağı şekilde; \"S.. git buradan, bu kararı kabul etmezsen seni akıl hastanesine deli diye tıktırırım\" diyerek tehdit ettiğini, davacının kardeşi ve yönetim kurulu üyesi ...'nin de, \"senin akıl sağlığın yerinde değil ilaç kullanacaksın sen delisin\" diyerek müvekkiline hakaret ettiğini, tüm bu tehdit ve hakaretlere müvekkilinin yanında şirkete gelen ...'ün tanık olduğunu, müvekkilinin 15.10.2018 tarihli yönetim kurulu kararları ile 12.11.2018 tarihli genel kurul kararlarının iptali için Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/866 E sayılı dosya ile dava açtığını, müvekkilinin davalı şirketin lehine olacak işlemler yapmaya başlaması ve mali gidişata ve vergilere ilişkin sorular sormasından sonra başlayan çoğunluğun gücünü kötüye kullanması durumu devamlılık arz ettiğini,  müvekkile telafisi imkansız zarar verme boyutuna geldiğini, bu nedenle şirketin feshini talep ettiklerini, mahkemenin TTK m.531 çerçevesinde fesih dışında duruma uygun düşen başka bir çözüme de hükmedebileceğini,  somut olayın özellikleri çerçevesinde   fesih yerine, davacı pay sahibine, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini belirterek, davalı şirketin haklı sebeple  feshine, fesih talebinin uygun görülmemesi halinde müvekkilinin payının gerçek değeri karşılığı simgesel olarak 10.000.-TL  ödenmesi karşılığında ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini <br>Talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı Vekili 20/11/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını tam ıslah ederek; aynı vakıalara dayalı olarak; TTK m.531'e göre davalı şirketin haklı sebeple feshine, bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde, müvekkilinin payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin (belirsiz alacak kapsamında simgesel olarak 10.000,TL) ödenip ortaklıktan çıkarılmasına veya davalı anonim şirketin kar payı dağıtmasına karar verilmesini yargılama sürecinde müvekkili açısından zarar görmemesi için davalı şirkete kayyum atanmasını talep etmiştir.  <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  TTK 531 madde uygulanabilmesi için haklı neden olması gerektiğini, bu haklı nedenin anonim şirketin haklı nedenle feshini gerektirecek ağırlık da taşıması gerektiğini, anonim şirketlerde ortakların eşit durumda özen ve gayret gösterme yükümü mevcut olsa da diğer şirket türlerine göre oldukça zayıf olduğunu, pay sahipleri arasındaki kişisel ilişkilerde ortaya çıkan sorunlardan hareketle haklı nedenin var olduğu sonucuna ulaşılabilmesinin oldukça zor  olduğunu, mahkeme tarafından haklı nedenin anonim şirkette var olup olmadığının tespit edilebilmesi için belirli pay sahipleri arasındaki ilişkilere ya da sadece azlık pay sahibi açısından meseleye bakmanın değil, bütün menfaat sahipleri açısından bir değerlendirme yaparak haklı neden var olup olmadığının tespitinin gerektiğini, haklı nedenin her somut olaya göre ayrı ayrı tespit edilmesi gereken nispi bir kavram olduğunu, davacının TTK m.531 hükmünün lafzından hareketle haklı neden varsa alternatif çözüm olarak “payının gerçek değerinden satın alınarak şirketten çıkmayı talep ettiğini,  ancak mahkemenin alternatif bir çözüme hükmedebilmesi için, öncelikle haklı nedenin varlığını tespit etmiş olması gerektiğini,  ortada bir haklı neden yoksa, davacının ileri sürdüğünün aksine, mahkemenin bir alternatif çözüme hükmetmek yerine, davayı reddetmesi gerektiğini, TTK m.531 hükmü aynı zamanda davacı bakımından tehlikeli sayılabilecek de bir hüküm olduğunu, çoğunluk pay sahipleri anonim şirkete haklı nedenle fesih davası açmış olan davacıya karşı, kendisinin şirketten çıkarılması çözümünü de davalı Şirket adına Mahkemeye sunabileceklerini,  davacının aksine, diğer pay sahipleri davacıyı şirketten çıkarmayı düşünmediklerini,  bu nedenle bu davada davacının ortaya koyabildiği bir haklı neden bulunmadığı gibi, sunmuş olduğu alternatif çözüm de davalı Şirket ve diğer pay sahipleri tarafından kabul edilebilecek bir çözüm olmadığını,  Davacının TTK m.531 hükmüne göre davalı anonim şirketin feshi için haklı hiçbir neden ortaya koyamamış olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.<br><br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; şirketin feshi için gerekli olan haklı nedenlerin ispatlanamadığı ve  haklı nedenle feshi şartlarının oluşmadığı, fesih yerine, davacı pay sahibine, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesi gerekliliği şartlarının da oluşmadığı; davalı şirket bir anonim ortaklık olup, genel kurul kar payı hakkında karar verme yetkisine sahip olduğu, buradan hareketle sadece karın varlığı, ortakların kar payını talep etmesi bakımından yeterli bulunmadığı sonucuna varıldığı, genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kâr payı muaccel hale gelmeyeceği ve dolayısıyla talep ve dava edilemeyeceği, davalı şirket genel kurulu tarafından kâr payı dağıtımına ilişkin alınmış karar bulunmadığından, kâr payının muaccel hale gelmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut tanık beyanlarıyla dava dışı diğer ortakların davacıya hakaret ettiklerinin, şirkette dışladıklarının, hiçbir konuda bilgi vermediklerinin sabit olduğunu, bu şartlarda davacının aynı şirket çatısı altında diğer ortaklarla çalışması ve ortaklığa devam etmesinin mümkün olmadığını, çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasının ve uzun süre kar payı dağıtılmamasının  haklı sebep sayıldığını,  hakim ortakların şirketi kötü yönettiği ve diğer ortaklara yüklü para çıkışlarının olduğuna ilişkin iddiaların dikkate alınmadığını, şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan karar verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  TTK.'nin 531. maddesi uyarınca anonim şirketin haklı sebeple feshi, olmadığı taktirde çıkma payının veya kâr payının ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/866 Esas 2019/290 Karar sayılı kararı, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1255 Esas  2020/726 Karar sayılı kararı, tanık beyanları, şirketin malvarlığına ilişkin listeler, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/374 Esas sayılı dosyası vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine açılan 2018/866 Esas 2019/290 karar sayılı dosyasının incelenmesinde;  davacı tarafından, yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırılmasına ilişkin 12/11/2018 tarihli genel kurul kararının ve ... temsilciliği görevinden alınmasına dair 15/10/2018 tarihli yönetim kurulu kararının iptali amacıyla açılan davada mahkemece davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin  istinaf başvurusunun Dairemizin 25/11/2020 tarih 2019/1076 Esas 2020/1212 Karar sayılı ilamı ile esastan reddedildiği, kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 05/01/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>\tAnkara 14. Asliye Ceza Mahkemesine  açılan 2019/1255 Esas, 2020/726 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafın, diğer ortaklar ve aynı zaman davacının kardeşi olan dava dışı ... hakkında, 15/10/2018 tarihli şirket toplantısında kendisini tehdit ve hakaret ettikleri iddiası ile açılan davada; \" katılanın iddialarını destekleyecek şekilde beyanlarda bulunabilecek, kamu tanığı sıfatına haiz, dosyaya konu olayın tek tanığı ...'ün mahkememizin 02/10/2020 tarihli duruşma celsesinde sanıkların herhangi bir hakaretlerini ve tehditlerini duymadığını, sadece katılana hastaneye yatması gerektiğini söylediklerini duyduğunu beyan etmesi karşısında, sanıklar hakkındaki iddialar soyut nitelikte kaldığından, sanıklar hakkında CMK md. 223/2-e hükmü uyarınca yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle\" beraat kararı verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 22/09/2022 tarih 2021/845 Esas 2022/2521 Karar sayılı kararıyla esastan reddedildiği, kararın kesin olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı ortak, çoğunluk hisseye sahip olan diğer ortakların haksız olarak, davacının yönetim kurulu üyeliğine ve şirketin ... temsilciliği görevine son verdiklerini, davacıyı tehdit edip, ona hakaret ettiklerini, bu sebeple aile şirketi olan davalı şirketin devamının mümkün olmadığını iddia ederek, şirketin haklı sebeple feshini, olmadığı taktirde çıkma payının ödenmesini veya şirketin kâr payı ödemesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının iddiaları kabul etmeyerek, haklı sebebin olmadığından bahisle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. <br>\t 6102 TTK'nın 531. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.<br>\tAnılan hüküm uyarınca  sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir.  Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. <br>\tAnonim şirkete ilişkin  TTK 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir. <br>\tDoktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında \"şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması,\" \"şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması,\" \"şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi,\" \"azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması,\" \"azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi\" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. <br>\tHakim her somut olayda haklı sebep bunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. <br>\t...’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. <br>\tHaklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteği   ve ortaya çıkardığı soncular gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir. <br>\tBununla birlikte, anonim ortaklık bir sermaye ortaklığı olduğundan kural olarak pay sahiplerinin kişisel özelliklerinin ortaklığın işleyişinde  rol oynamayacağı kabul edilmiştir. Bu yüzden, çok sayıda pay sahibinin bulunduğu büyük çaplı anonim ortaklıklarda kişisel sebepler tek başına haklı sebep teşkil etmez. Ancak aile şirketlerinde ve küçük ortaklıklarda kişi ortaklıklarıyla önemli benzerlik söz konusudur. Bu bakımdan somut olayın ve şirket tipinin özelliklerine göre, bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıkta dahi, istinaden kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine, davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verileceği kabul edilmektedir. <br>\tYukarıda açıklanan hükümler somut olayla birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı yanca haklı nedenlerin varlığının tanık beyanlarıyla  ispatlandığı iddia edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanlarında haklı nedenlere ilişkin somut bir açıklama bulunmadığı gibi, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesine  açılan 2019/1255 Esas sayılı dosyada da tanık olarak dinlenen davacı tanığı ...'ün; \"2018 yılında  Eylül ya da Ekim aylarında hatırlayamadığı bir gün Ankara'da bulunan şirket merkezinde yapılan toplantıda kendisi toplantı salonunun dışında kapıda beklerken, toplantıya davacı girdiğinde şirket ortaklarından ... bir kağıt uzattığını, davacıdan bu kağıdı imzalamasını istediğini, davacının bu kağıdı imzalamadığını, hissedar ..., annesi ve diğer kardeşinin davacıya 'sen delisin,  senin tedavi olman lazım, senin hastaneye yatman lazım' şeklinde beyanda bulundularını\" beyan etmişse de, bu olaya ilişkin  Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesine  açılan 2019/1255 Esas sayılı dosyasında aynı tanığın beyanında, şirketin diğer ortağı olan sanıkların herhangi bir hakaretlerini ve tehditlerini duymadığını, sadece katılana hastaneye yatması gerektiğini söylediklerini duyduğunu beyan etmesi ve Mahkemece buna dayalı olarak beraat kararı verilmesi gözetildiğinde, davacı tarafça, aile şirketi olan davalı şirketin diğer ortakları olan kardeşlerinin tehdit ve hakaretinin ispatlanamadığı, davacı tarafça şirketin feshi için gerekli olan haklı nedenlere ilişkin başkaca delilin de sunulmadığı, böylelikle şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının fesih, olmadığı takdirde davacı pay sahibine, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavacının, davalı şirketin kar payı dağıtmasına karar verilmesine yönelik talebi değerlendirildiğinde ise; davalı şirket bir anonim ortaklık olup, genel kurul kar payı hakkında karar verme yetkisine sahiptir. Buradan hareketle sadece karın varlığı, ortakların kar payını talep etmesi bakımından yeterli bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Genel kurul tarafından dağıtım kararı verilmedikçe kâr payı muaccel hale gelmez ve dolayısıyla talep ve dava edilemez. Genel Kurulun kar payı dağıtımına ilişkin kararı ile birlikte ortakların ortaklığa karşı Borçlar Hukukuna ilişkin bir talebi ortaya çıkar. Şirket genel kurulunca  kar payı dağıtımına ilişkin bir karar alınmaksızın, ortak kar payı alacağını dava yolu ile talep edemez. Davalı şirket genel kurulu tarafından kâr payı dağıtımına ilişkin alınmış karar bulunmadığından, bu sebeplede kâr payı muaccel hale gelmediğinden bu yönde açılan davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024<br><br><br>  Başkan- ...                 Üye - ...\tÜye - ...             Zabıt Katibi-...<br> ...             ...          ...              ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ac1fe12b1594c46","SID":"b568a82dc1d3e7a2"}}