{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1360 - 2024/760<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1360 <br>KARAR NO\t: 2024/760<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t:  <br>ÜYE\t:  <br>ÜYE\t:  <br>KATİP\t:  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/02/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br>DAVACI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALILAR\t: 1- ... <br>\t\t... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... <br>\t: 2- ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... <br>\t  Av. ...  <br> \t: 3- ... <br>İHBAR OLUNAN\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVA\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t:21/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t:21/03/2024 <br><br>  .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/02/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı otobüsün ZMM sigortasının davalı ... Sigorta (Türkiye Sigorta) tarafından düzenlendiğini, 02.10.2009 tarihinde ... (soybağı düzeltimi öncesi soyadı ...) idaresindeki sigortalı aracın kaza yapması sonucu müvekkilinin yaralandığını, aracın işleteni ... ve ....olduğunu,  kazadan dolayı müvekkilinin uğradığı zararın (kalıcı çalışma gücü kaybı ve geçici iş görmezlik zararı) karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000,00 TL sürekli iş görmezlik ve 250,00 TL geçici iş görmezlik tazminatının tüm davalılardan müteselsil olarak, 20.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki diğer üç davalıdan müteselsil olarak tahsiline, talep edilen tutarlara davalı sigorta şirketi yönünden 04.08.2017 ve diğer üç davalı yönünden 02.10.2009 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesi talep edilmiştir. <br>ISLAH: Davacı vekili 18.02.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 550.860,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>Davalı ... davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece \"davalı ... ... Kooperatifine karşı açılan davanın reddine, davalı ... Sigorta ve davalı ...'a  karşı yapılan geçici işgörmezlik tazminatı isteminin reddine, davalı ... Sigorta ve davalı ...'a karşı yöneltilen kalıcı işgörmezlik tazminatı isteminin kabulü ile; 550.860,00 TL kalıcı işgörmezlik tazminatının davalı ... Sigorta poliçe limiti olan 150.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere müteselsil olarak davalılardan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen bu tutarın kaza tarihi olan 02/10/2009 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizinden davalı ...'ın ve 04/08/2017 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmasına, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 02/10/2009 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalı ... 'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vererek dosyası Tüketici Mahkemesine göndermek yerine esas hakkında karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,   kazaya neden olan  ... plakalı halk otobüsünün davalı ... ... Kooperatifi unvanı altında çalışmakta olduğundan davalı kooperatif KTK'nun 3. Maddesi gereğince işleten sıfatına haiz ve dolayısı ile K.T.K'nun 85/1. maddesi geregi zarardan sorumlu olduğunu,  ilk derece mahkemesinin davalı ...  ... Kooperatifinin işleten sıfatının bulunmadığı gerekçesi ile bu davalı yönünden davanın  reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin çalışma gücünde % 34,2 oranında azalma meydana gelmesine rağmen ilk derece mahkemesinin manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin vücut bütünlüğünü kısmen kaybettiğini ve yaşamı boyunca bunun eksikliğini hissederek yaşamak zorunda kalacağını, müvekkilinin çektiği elem, ızdırap ve kaybettiği vücut bütünlüğü hususları dikkate alınmadan, müvekkilinin çektiği acı ve ızdırapları dindirici ve tatmin edici miktarda manevi tazminata hükmedilmediğini belirterek usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Karara karşı davalılardan ... Sigorta (Türkiye Sigorta) A.Ş vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kazada meydana gelen zararlar ile ilgili dava dilekçesinde yer alan taleplerin öncelikle, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk poliçesi tarafından karşılanması gerektiğini, bu kapsamda ... plakalı aracın niteliği gereği zorunlu taşımacılık sigortacısının tespiti ve zarar sorumlusu olarak tespit edilen sigortacıya gidilmesi gerektiğini, yerel mahkeme hükmüne esas 19.06.2021 tarihli bilirkişi hesap raporu hatalı düzenlenmiş olduğundan hükme esas alınmaması gerektiğini, 19.06.2021 tarihli rapor TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz hesabına göre yapılmış olup hatalı olduğunu,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine bir tazminata hükmedilecekse PMF-1931 Yaşam Tablosu'na göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin yalnızca ihbar tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, davacı tarafın ticari faiz talebinin reddi gerekirken hükmün avans faizi üzerinden kurulması hatalı olduğunu belirterek hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55, 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br> İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmü davacı ve davalılardan ... Sigorta A.Ş vekilleri istinaf etmiştir.<br>İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br><br>Davacı vekili mahkemenin görevine itiraz etmişse de; eldeki davada yapılan yargılama sonucunda işleten ... hakkındaki taleplerin dosyadan tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedildiği, davalı ...  Kooperatifinin işleten olmadığının kabul edildiği, keza diğer davalı ...'ın haksız fiil faili olduğu (şoför), Türkiye Sigorta A.Ş'nin ise ZMMS şirketi olduğu, emsal olarak gösterilen dairemiz dosyasında sigorta şirketinin davalı olarak bulunmadığı, ZMMS'nin TTK'da düzenlendiği, Ticaret Mahkemesinin bu anlamda özel olarak görevli bulunduğu, benzer bir uyuşmazlık hakkında da Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından verilen 13/02/2017 tarihli, 2017/243 Esas - 2017/1114 Karar sayılı ilamda Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlendiği de dikkate alındığında mahkemenin görevine yönelik olarak ileri sürülen istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. <br>Davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde; <br>Bilindiği üzere, 6098 sayılı TBK 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.<br>Aynı Kanunun 56. maddesi ise \" Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.<br>Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\" hükmünü amirdir.<br>Aynı Kanunun 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br> Buna göre olay tarihi, olayların gelişim şekli, dava tarihi, tarafların sosyal ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ve TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında mahkemesince takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının da reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin ... ... Kooperatifine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde; somut olayda kaza yapan ... plakalı araç ... adına kayıtlı olduğu, adı geçen kendi adına vergi kaydı bulunduğu, aracın geliri, yakıt vb. giderleri kendisi tarafından karşılandığı, ... ile davalı kooperatif arasında aidat ilişkisi dışında kaza yapan aracın işletilmesiyle ilgili olarak başka bir bağ bulunmadığı, araca binerken yapılan ödemelerin kooperatif hesabına girmediği, kooperatif adına basılı bilet kullanılmadığı dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişiden alınan rapor kapsamı ile anlaşıldığından; davalı kooperatifin işleten sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu davalı yönünden reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br>Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Davalı vekili PMF 1931 mortalite tablosu esas alınarak zararın belirlenmesi gerektiğini itirazen ileri sürmektedir. İlk derece Mahkemesi kararında hükme esas alınan 28/10/2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 mortalite ve progresif rant yöntemine göre  yapılan hesaplamaya göre taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur. <br>2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan;  “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…”  şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki  “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) <br> Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden davalı Türkiye Sigorta vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekilinin sorumluluklarının bulunmadığına ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br> Davaya konu kazayı yapan aracın, kaza tarihi itibariyle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin bulunmadığı tarafların kabulünde olup bu husus dosya kapsamıyla sabittir.<br>Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın \"Tazminat Ödemesinde Öncelikli  Sigorta\" başlığını taşıyan  B.8. maddesinde ise; \"Meydana gelen zarar, öncelikle bu sigortadan karşılanır. Sigorta sözleşmesinin hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla 13/10/1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur\" denilmektedir.<br>Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, yolcuların uğradığı zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, bu sigortanın yapılmamış olması, kaza tarihinde süresinin dolması ya da sigorta yapılmış ancak limitin aşılmış olması durumunda ise sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır.<br>Buna göre taşıma ilişkisinde, taşımacılık mali sorumluluk sigortası,zorunlu mali sorumluluk sigortası ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası arasında sıralı sorumluluk ilişkisi kabul edilmiştir.<br> Somut olayda, kaza yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası bulunmamakta olup, bu halde husumet ... na yöneltileceği gibi yukarıdaki açıklamalar ışığında sıralı sorumluluk gereği Zorunlu Taşımacılık Sigortası hiç yaptırılmamış olması nedeniyle aracın kaza tarihinde geçerli zorunlu mali mesuliyet sigortacısına  karşı da dava açabilecektir. Tazminatın ödenmesi halinde ZMMS ile ... arasında rücu ilişkisi doğacaktır. Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 2020/9476 esas ve 2021/3111 karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Buna göre davalı Türkiye Sigorta vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının reddi gerekmiştir. <br>Somut olayda; davacının ... plakalı özel halk otobüsünde  yolcu olarak bulunduğu, iş bu aracın şehir içi taşımacılığında kullanılan bir otobüs olduğu dikkate alındığında davalı Türkiye Sigorta vekilinin faiz türüne yönelik istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.<br>İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalılardan Türkiye Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalılardan Türkiye Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>3-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>4-Harçlar Kanunu gereğince davalı Türkiye Sigorta A.Ş'den alınması gereken 10.246,50 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.562,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 7.684,50 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>5-Tarafların yapmış oldukları istinaf giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>6-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesinde  nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.21/03/2024<br>\t\t\t<br>    <br>        Başkan                   Üye                    Üye                     Katip    <br><br> <br> <br><br><br><br>   İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"18527f391e5d4573","SID":"c524dcd34b179b23"}}