{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/333 <br>KARAR NO: 2024/265<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2020/396 <br>KARAR NO: 2020/571<br>DAVA TARİHİ: 25/07/2020<br>KARAR TARİHİ: 10/11/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının muhtelif plakalı araçları ile 01/09/2016-19/11/2017 tarihleri arasında ücret ödemeksizin, işletme hakkı müvekkili şirkette olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve bağlı otoyollardan ihlalli geçişler gerçekleştirdiğini, geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait yasal cezanın ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiğini, davalının ise herhangi bir borcunun olmadığı gerekçesiyle icra takibine itiraz ettiğini beyanla, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında davalının icra takibine vaki itirazının iptaline, takipte talep edilen 10 kat ceza tutarı yasal değişiklik ile 4 kata indirildiğinden takibin geçiş ücreti ve gecikme cezası olmak üzere toplam 69.381,80 TL asıl alacak, 4.916,49 TL işlemiş faiz ve 884,97 TL KDV yönünden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili adresinin İstanbul Kadıköy ilçesinde bulunduğunu, HMK 6.maddesi gereği İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, icra takibi yetkili icra dairesinde başlatılmadığından iptali gerektiğini, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına konu edilen otoyol ve köprü geçiş ücreti ile ilgili olarak müvekkiline icra takibinden önce herhangi bir ceza bildirimi yapılmadığını, ödeme emri ekinde de hatalı geçişe ilişkin herhangi bir belgenin sunulmadığını, bu nedenle takibe itiraz etme zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirkete ait araçlar tarafından tarafından yapılan hatalı geçişin varlığını ispatlayacak görüntü kayıtlarının, geçisin yapıldığı tarihte devamındaki 15 günlük süre zarfında müvekkiline ait OGS kayıtlarının celbi gerektiğini beyan ederek, gerek icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin gerekse itirazın iptaline bakmakla görevlendirilen mahkemenin yetkili olmaması sebebiyle öncelikle davanın usulden reddini, aksi kanaat halinde davanın esastan reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"Dava; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ihlalli otoyol geçişlerinden kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava şartları kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. İİK'nun 67. maddesi çerçevesinde görülen işbu itirazın iptali davasında takibin yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış olması dava şartı olduğundan davalı takip borçlusunun icra müdürlüğünün yetkisine itirazının öncelikli olarak incelenmesi gerekmekle, bu kapsamda mahkememizce yapılan inceleme neticesinde; İİK'nun 50. maddesi ile yapılan atıf nedeniyle yetkiye ilişkin HMK hükümlerinin esas alınacağı, HMK'nun 6. maddesindeki genel yetki kuralı gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu, yahut HMK'nun 10. maddesi gereğince sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu, geçiş ödeme ücreti olan para borcunun ifa edileceği yer mahkemesi TBK'nun 89/1-1. deki hüküm uyarınca alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olmakla, davacı yanın takip talebindeki adresi Çankaya/Ankara olup, davalı yanın adresinin Kadıköy/İstanbul olduğu, her iki taraf yönünden de İstanbul icra müdürlüğünün yetkisiz olduğu, davacı yanca takip başlatılırken yetkili icra müdürlüğünü doğru seçilmediğinden yetki konusunda tercih hakkının davalı yana geçtiği, davalı yan takibe süresinde itiraz etmekle; İİK'nun 50. maddesi atfıyla HMK'nun 6. maddesine uygun olarak yetkili icra müdürlüğü borçlunun yerleşim yeri icra müdürlüğü olarak doğru gösterdiğinden davalı yanca usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulduğu, bu itiraz üzerine her ne kadar icra müdürlüğünce kabul edilmemiş ise de alacaklı vekilince takibin İstanbul Anadolu icra müdürlüğüne gönderilmesi talebinde bulunulduğu hususu da nazara alındığında dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davaya konu icra dosyasında, borca itiraz dilekçesinde hangi icra müdürlüğünün yetkili olacağı açıkça belirtilmediğinden borçlunun geçerli bir yetki itirazında bulunmadığını, bu nedenle itirazın yalnızca borca itiraz olarak kabul edilmesi gerektiğini, dosyada yetki itirazı geçersiz olduğundan İstanbul icra dairelerinin yetkili hale geldiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davalı borçlunun geçerli bir yetki itirazında bulunduğu varsayımında dahi taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 3. boğaz köprüsü ve bağlantılı yollarından geçildiği anda kurulduğunu, para borcuna dayanan hizmet sözleşmelerinde sözleşmenin kurulduğu ve ifa edileceği yer yargı çevresi de yetkili olduğu için sözleşmenin kurulduğu yer müvekkili işletmesinin, turnikelerinin ve 3. Boğaz köprüsünün bulunduğu ilçe olan Sarıyer olduğundan yetki itirazının bu nedenle de reddi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, otoyol geçiş ücreti ödenmeksizin geçiş yapıldığı iddiası ile geçiş ücreti, ceza tutarı, işlemiş faiz ve KDV'nin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile davacı tarafından 173.605,53 TL alacağın tahsili için 11/12/2017 tarihinde takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı tarafa 30/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından icra dosyasına sunulan 03/05/2018 tarihli itiraz dilekçesi ile \"...Söz konusu icra takibi yetkisiz icra dairesinde açılmıştır. Müdürlüğünüz nezdinde başlatılan icra takibi kapsamında tarafımıza gönderilen ödeme emrinde alacaklı firmanın adresi Ankara olarak belirtilmiş, müvekkil şirket ise İstanbul/Kartal'da mukimdir. Bu sebeple genel yetki kuralı olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra daireleri yetkili olduğundan ve hukukumuzda alacaklı vekilinin yerleşim yeriyle ilgili bir yetki kuralı bulunmadığından yetkiye açıkça itiraz ediyoruz...\" şeklinde yetkiye ve devamında borca itiraz edilmiştir. İİK'nın 50. maddesinde; \"Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.\" hükmü uyarınca yetkili icra dairesinin belirlenmesi açısından mülga HUMK'ya atıfta bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 447/2. maddesinde; \"Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.\" hükmü gereği, İİK'nın 50. maddesinde yapılan atıf doğrultusunda yetkili icra dairesinin HMK'nın bu husustaki hükümleri uyarınca belirleyeceği sonucuna varılmaktadır. HMK'nın 19. maddesinde; \"Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir\" hükmü düzenlenmek suretiyle yetki itirazının şekli ve zamanı ile usule uygun yetki itirazının bulunmaması halinde ne yapılması gerektiği düzenlemiştir. İİK'nın 50.maddesi uyarınca, HMK'daki yetki hükümleri ilamsız  icradaki yetki hakkında da kıyasen uygulanır. Buna göre, ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir. HMK'nın 10.maddesi gereği, sözleşmeden doğan yetki kuralının da incelenmesi gerekmektedir. Sözleşmeden doğan para borçları için, sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra dairesi de yetkilidir. Sözleşmenin ifa edileceği yer, tarafların açık veya zımni isteklerine göre belirlenir. Bu istekleri sözleşmeden anlaşılamadığı takdirde TBK 89.maddesi uyarınca kanuni ifa yerine başvurulur. İcra takibinin konusu sözleşmeden doğan bir para borcu ise ve sözleşmede de aksine bir şart yoksa, para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir (TBK 89/1). Buna göre para borcunun ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olup, alacaklı kendi yerleşim yerinde icra takibi yapabilir. Yine Sözleşmeden doğan para alacakları için, sözleşmenin yapıldığı yerdeki icra dairesinde de ilamsız icra takibi yapılabilir. İcra dairesinin yetkisi, kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, icra dairesi yetkisizliğini kendiliğinden gözetemez; borçlunun, icra dairesinin yetkisiz olduğunu, (şikayet değil) itiraz yolu (m. 62 vd) ile ileri sürmesi gerekir (Kuru, B. : İcra ve İflas Hukuku 2. Baskı, Ankara 2013, s. 177-179). HMK'nın 19/2 ve İİK'nın 50.maddesi uyarınca; yetki itirazında yetkili icra dairesinin, birden fazla yetkili icra dairesi varsa hangi icra dairesinin seçildiğinin borçlu tarafından bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/17306 E. 2015/29026 K. sayılı ilamında; \"...Borçlunun süresi içinde icra dairesine yaptığı itirazında; icra müdürlüğünün yetkisiz olduğunu İİK gereğince takibin borçlunun ikametgahı icra müdürlüğünde yapılabileceğini belirttiği ancak; borçlunun itirazında yetkili icra dairesini bildirmediği görülmektedir. HMK'nun 19/2. maddesine göre yetki itirazında bulunanın yetkili icra dairesini doğru olarak göstermesi gerekir. Aksi halde geçerli bir yetki itirazının varlığından söz edilemez...\" Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2012 tarihli 2012/12402 E. 2012/17160 K. sayılı ilamında; \"...Yetki itirazında yetkili bulunan icra dairesinin yargı teşkilatının neresi olduğunun itirazda bulunan tarafından açıkça gösterilmesi gerekir. İcra Müdürlüğünde yetki itirazında bulunan borçlu, \"takip adresinin bulunduğu yer icra müdürlüğünün yetkili olduğunu\" belirtmiş, bu yerin hangi yargı teşkilatı olduğunu açıkça göstermemiştir. Ayrıca, Bağcılar olarak gösterilen adrese çıkarılan dava dilekçesi tebligatının, \"adresten ayrılmış olması nedeniyle\" tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. HMK 19. Maddesi uyarınca usulüne uygun olarak icra müdürlüğünde yetki itirazında bulunulmadığından, davanın esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.\"  yönünde karar verilmiştir. Somut olayda; davalı tarafından, ödeme emrine itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunulmuş ise de, yetkili icra dairesi açıkça belirtilmediğinden usulüne uygun bir yetki itirazından söz edilmeyecektir. Bu nedenle mahkemenin verdiği karar hatalıdır. Kabule göre değerlendirildiğinde, yani davalı tarafça usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunulduğunun kabulü halinde ise bu kez taraflar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı şirket köprü ve otoyolların işletmecisi konumunda olup belli bir ücret karşılığında köprü ve otoyollardan geçiş hizmeti vermektedir. Davalı ise bu hizmetten yararlanan tüzel kişidir. Taraflar arasındaki ilişki hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. HMK'nın 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmiş olup İİK'nın 50.maddesi yollaması ile bu hükmün icra dairesinin yetkisinin belirlenmesi yönünden de uygulanacağı açıktır. Bu durumda sözleşmenin ifa yeri davacının hizmet aldığı köprü ve otoyolların bulunduğu yargı çevresidir. İhlalli geçişlere ilişkin kayıtlar incelendiğinde hizmetin verildiği yerin belli bölümlerinin İstanbul yargı alanı içerisinde de kaldığı anlaşılmakla, mahkemenin kararı bu yönden de yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece dava şartı yokluğundan verilen red kararı hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 bendi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/396 E. 2020/571 K. sayılı 10/11/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8001c01923f9cb4d","SID":"1d427d307617d87a"}}