{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/304 <br>KARAR NO: 2024/287<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/705 Esas<br>KARAR NO: 2020/285<br>KARAR TARİHİ: 08/09/2020<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  dava dışı ... isimli işçinin davacı şirkette 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında davalı ile yapılan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştığını, davacı ve davalı şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, bu kapsamda işçilerin İş Kanunundan doğan hak ve alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu hususun Yargıtay denetiminden geçen iş mahkemesi kararı ile de kesin olduğunu, davacı şirketin davalı ile akdettiği hizmet alım sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte buradaki işçilerini ve iş yerini devrettiğini ancak ... adlı işçinin iş akdinin ihaleyi alan şirket tarafından devam ettirilmediğini, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının temini için davacı ve davalı şirketler aleyhine Bakırköy 19. İş mahkemesi nezdinde 2013/875 esas sayılı davayı ikame ettiğini, ilgili mahkeme tarafından 2015/285 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiğin anılı kararın Yargıtay 9. HD 2015/20658 E. 2018/13751 K. İlamı ile onandığını, bahse konu davada 06/07/2004-31/12/2012 tarihleri arası dönem için işçilik alacaklarına hükmedildiğini, ancak bu dönem içerisinde dava dışı işçinin sadece 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasındaki dönemin davacı şirkette geçtiğini, ancak davacı şirketin son alt işveren olarak davalı  asıl işveren ile birlikte bütün çalışma döneminden sorumlu tutulduğunu, kesinleşen kararın dava dışı işçi tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğünde  kanuni takibe konu edildiğini ve davacı şirketin bu dosyaya 41.000 TL ödeme yaptığını, davacı şirket ile davalı  İETT arasındaki Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince sadece kendi dönemi olan 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasındaki işçilik alacaklarından sorumlu olduğunu, hizmet alım sözleşmesi ve eki şartnamelerde açık bir hüküm bulunmadığını dolayısıyla bu dönem içinde sorumululuğun 1/2 olacağını, sonuçta davacının bütün sorumluluğunun 01/01/2012-31/12/2012 tarihleri arasında tekabül eden işçilik alacaklarının %50 'si ile sınırlı olduğunu, Borçlar Kanununun 167. maddesi gereğince davacının kendisine düşen paydan fazlasını ödediği için rücu hakkının olduğunu, iddia ederek fazlaya ilişkin talep dava ve ıslah haklarını saklı tutarak dava dışı işçiye ödenmek zorunda kalının 10.000,00 TL ödeme tarihi olan 30/07/2018 tarihinden itibaren tahakkuk edecek avans faizi ile birlikte tahsiline talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu 10/02/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu alacak miktarını 26.240,93 TL'ye  çıkartmış, noksan harcı ikmal etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili  cevap dilekçesi ile; dava dışı ...'ün davacının işçisi olduğunu, davalının İş Kanunu ve Hizmet Alım  Sözleşmeleri uyarınca işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı şirketin de bu nedenle rücu hakkının olmadığını, hizmet alım sözleşmelerinden yükleniciyle ödenen ihale bedelinin içerisinde işçilik alacaklarının da olduğunu, İş Kanununa göre işyeri devrinde devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenlerin müteselsil sorumlu olduklarını, ayrıca ...'ün 2011 ve 2012 yıllarında davacı şirket bünyesinde çalıştığını davacının hizmet alım sözleşmesi ile kendisine yükletilen sorumluluklardan kaçma amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, kendi işçisine ödediği işçilik alacaklarını ticari faizi ile kamudan istemesinin kabul edilmeyeceğini, davacının işçilerin asıl işverenin davalı kurum olduğunu iddia ederek kanunun kendisine yüklediği sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, davacının bir yandan ihale alıp iş yaparken diğer yandan kanuni sorumluluklarından kurtularak kazanç elde etmeye çalıştığını iddia ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \" ... taraflar arasında Araçların İstifleme, Revizyon Ve Revizyon Destek Hizmeti Alımına Ait Sözleşme imzalandığı, davacının davalı kurum bünyesindeki otobüslerin bakım, onarım ve istifleme işlerinin yapıldığı, 4857 sayılı  iş kanunun 2/6 maddesi uyarınca taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, dolayısıyla asıl işverenin alt işverenin işlerine karşı o işyeri ile ilgili olarak, alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu,  dava dışı ...'ün davacı şirketin işçisi olduğu, iş akdinin feshi nedeniyle davacı şirket ve davalı şirket  aleyhine Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/875 -2015/285 E.K. Nolu dosyası ile dava açtığı ve bu dava sonucunda davacı ve davalının müteselsilen dava dışı işçiye karşı  17.119,82 TL kıdem tazminatı, 3.196,97 TL ihbar tazminatı, 1.312,62 TL genel tatil alacağından sorumlu olduğu yönünde karar verildiği, bu kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/20658-2018/13751 E.K kararı ile onandığı,  bu karar doğrultusunda dava dışı işçi tarafından davacı ve davalı şirketler aleyhine Bakırköy İcra Müdürlüğünün ... takip numarası ile icra takibi başlattığı, bu takip nedeniyle davacı şirket tarafından dava dışı işçiye 30/07/2018 tarihinde 41.000,00 TL ödediği bu ödemenin 26.240,93 TL sinden  dosyaya sunulu bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davalı şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ve dolayısıyla davacı şirketin rücu talebinin yerinde olduğu \" gerekçesiyle davanın kabulü ile 26.240,93.TL tazminatın ödeme tarihi olan 30/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ve şartnamenin ilgili maddeleri uyarınca, davacının kendi işçisine ödediği işçi alacaklarından kendisinin sorumlu olduğunu, davacının, işçisinin asıl işverenlerinin müvekkil kurum olduğunu iddia ederek, kanun ve ihale kapsamında kendisine yüklenen sorumluluklardan kurtulmaya çalıştığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve iş mahkemesi ilamı gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücuen tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacağından  kimin ne oranda sorumlu olduğu  hususundadır. 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir. O halde, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa  bu hükümler  tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren  ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden  rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur.  Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı,  ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir.  (Y.13. HD. 24/05/2018 T,  2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin  31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları) Somut olayda;  taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinde, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından   asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; \"...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren,  işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir...\" şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan \"...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça...\" hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasında düzenlenen Hizmet Alım sözleşmesinin eki niteliğindeki Teknik Şartname'nin konuya ilişkin 5.1.3 maddesi \" söz konusu işin yürütülmesi ve işle ilgili çalıştırılacağı personel bakımından ceza ve hukuk kanunları ile İş Kanunu, Vergi Kanunları, Sosyal Güvenlik Kurumu Mevzuatı ile ilgili kanunlar, Belediye Nizamnameleri, sair tüzük ve nizamname hükümlerinin uygulanmasından doğacak her türlü hukuki sorumluluk doğrudan yükleniciye ait olacaktır.\"  10.5.1.4 maddesi \" Yüklenici, sözleşme konusu işin ifasında çalıştırdığı personelin mali, sosyal ve her türlü hukuki sorumluluk yükleniciye aittir.\"  şeklinde düzenlenmiştir.  Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçinin, işçi alacağından davalı asıl işveren İEET İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçiye, işçilik alacağından dolayı ödenen bedelden, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işveren İEET'nin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Kabule göre de ; mahkemece,  davacı şirket tarafından dava dışı işçiye 30/07/2018 tarihinde 41.000,00 TL ödediği bu ödemenin 26.240,93 TL' sinden  dosyaya sunulu bilirkişi raporuna göre davalı şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ve dolayısıyla davacı şirketin rücu talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Yargıtay içtihatları uyarınca, son alt işveren olarak bir önceki alt işverenden devraldığı işçilere kendinden önceki dönemler için ödediği işçilik  alacakları için asıl işverene rücu etmesi kabul edilmediği, huzurdaki davada da son alt işveren olarak bütün dönem için ödeme yapan davacının asıl işveren olan davalıdan rücu talebi aynı  kapsamda olduğu, ancak takdir mahkemeye ait olduğu ifade edilerek davacının talebi kabul edilmesi halinde davacı şirketin sorumluluk tutarı hesaplanmıştır. Görüldüğü üzere bilirkişi raporunda davalı asıl işveren yönünden rücu şartları oluşmadığı bildirilmesine rağmen hangi gerekçeyle davanın kabul edildiği açıklanmadığı gibi, bilirkişi raporunda hesaplanan davacı şirketin sorumlu olduğu  tutardan davalı şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmesine rağmen 6098 sayılı Borçlar Kanununun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacağı ilkesine aykırı şekilde tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi de hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 maddesi uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/705 Esas, 2020/285 Karar sayılı ve 08/09/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2- Davanın REDDİNE, a-Alınması gerekli 427,60 TL karar ilam harcının peşin alınan 170,78 TL'den mahsubu ile eksik kalan 256,82 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, c-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıranlara resen iadesine,<br>İstinaf giderleri yönünden; 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 448,20 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 20,60 TL'nin karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine, 5-Davalı tarafça sarf edilen 611,20 TL istinaf harcı ve yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ffde3ad3ad22fe3e","SID":"09f5b1e622a057d3"}}