{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/2004 <br>KARAR NO\t: 2024/269<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/10/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2020/190 E.  -  2021/346 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Tasarım Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/10/2021 tarih ve 2020/190 Esas - 2021/346 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin  2019/01085/2, 2019/02556/1, 2019/03276/1, 2019/03276/2 sayılı tescilli tasarımlarının bulunduğunu, davalı yanın kendisinden sonra 2019/06919/1 sayılı tescil başvurusunu yaptığını, tescil başvurusunun yayınına itiraz edildiğini, yapılan itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, itiraza konu olan tasarımın iltibasa yol açacak şekilde benzer olduğunu, hatta aynısı olduğunu, yenilik ve ayırt edicilik şartlarını taşımadığını, müvekkilinin tasarımlarının devamı gibi algılanacağını, mevcut pazar payına zarar vereceğini, mutlak yenilik kriterini taşımadığını, aynı pazarda olmaları sebebiyle de davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020/T-228 sayılı kararın iptaline, dava konusu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davaya konu tasarımın yeni ve ayırt edici bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, tasarımlar niteliği ve kullanım amacı gözetildiğinde mecburi benzerliklerin kaçınılmaz olduğunu, bunun dışında taraf tasarımlarının farklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, seçenek özgürlüğü açısından davacı ve davalı tarafa ait tasarımlar kıyasladığında, tasarımlarda ortak özellik olarak belirtilen kısımların teknik zorunluluktan veya mutat özelliklerden kaynaklandığı, farklılıkların ise bilgilenmiş kullanıcı nezdinde tasarımlara farklı bir ürün kimliği kazandırdığı ve karışıklığa yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı, dava konusu tasarım ile itiraza mesnet gösterilen tasarımların, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde, genel izlenim itibariyle benzer olmadıkları, dava konusu tasarımın, başvuru tarihi itibariyle, mutlak anlamda yeniliğini ortadan kaldıracak nitelikte kamuya sunulmuş belirgin ve somut bir tasarım görseli tespit edilemediği gerekçesiyle,  davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu tasarımın, iltibasa yol açacak derecede müvekkili tasarımlarına benzediğini ve hatta müvekkili tasarım görsellerinin aynısından oluştuğunu, yeni ve ayırt edici niteliği olmayan söz konusu tasarımın tescil edilmesinin SMK'ya göre mümkün olmadığını, itiraza konu tasarım başvurusunun 6769 sayılı SMK'da aranan yenilik ve ayırt edicilik şartlarını karşılamadığını, yine mutlak yenilik kriterinin de sağlanmadığını, davalı tarafın tasarımının seçenek özgürlüğü olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, yetersiz ve hatalı değerlendirme yapılan bilirkişi raporu ile hüküm kurulması, yeni bir bilirkişiden rapor alınması taleplerinin reddedilmesi sebebiyle kurulan hükmün eksik ve hatalı olduğunu, oysa dava konusu tasarımların müvekkili tasarımları ile birebir aynı bulunduğu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu tasarımların yeni ve ayırt edici olduğunun, içinde tasarım uzmanı da bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı, söz konusu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre dava konusu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davalı ... vekilince, davacı vekilinin istinaf dilekçesine karşı sunulan cevap dilekçesinde, müvekkilinin 2019/06919 sayılı tasarım tescil talebinde bulunmasından sonra davacı tarafça yapılan itiraz neticesinde müvekkili şirkete ait tasarımın tescil edilmesi ve müvekkiline ait tasarımın tescil edilmesinden sonra da davacı tarafından açılan davanın da reddedilmesinin, müvekkilinin iş bu davadaki haklılığını gözler önüne serdiğini,  mahkemenin vermiş olduğu dava konusu tasarımın dava sonuna kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi bakımından verilen ihtiyati tedbir kararının, en temel haklardan olan ve Anayasa tarafından güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkını ağır bir şekilde zedelediğini, ihtiyati tedbir kararının müvekkilini maddi olarak zarara uğrattığını, söz konusu ihtiyati tedbir kararının ileride daha büyük zararlara yol açmaması adına gecikmeksizin kaldırılması gerektiğini belirtmiş olup, ilk defa Dairemizden bu yönde bir karar verilmesinin talep edilebileceği tabiidir.  <br>\tAncak ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını isteyen davalı tarafından, yargılama sırasında tasarım tescil başvurusunun devri halinde, HMK.'nın 389/1. maddesi uyarınca hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından ve HMK.'nın 392/1. maddesi uyarınca durum ve koşulların gerektirmesi halinde teminat alınmamasına da karar verilebileceğinden, yine HMK.'nın 397/2. maddesine göre ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinden, mahkemece somut uyuşmazlıkta teminatsız olarak ve etkisi nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edecek şekilde, esas hakkındaki hükümle birlikte, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönünde bir karar verilmemesinde de bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması isteminin  reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan davalı ... vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünde talebinin REDDİNE, <br>\t3-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-Davalı Şirket vekilinin yargılama sırasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemi harçtan muaf olduğundan, bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-İstinaf aşamasında davacı ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep eden davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde, asıl hükme yönelik istinaf başvurusunun reddine yönelik (1) numaralı karar yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık, davalı vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine yönelik (2) numaralı karar yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024<br>\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e58576da9c56b182","SID":"964f59482cfc9ec6"}}