{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/2002 <br>KARAR NO\t: 2024/268<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/78 E.  -  2021/353 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2021 tarih ve 2021/78 Esas - 2021/353 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2020/03394 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli \"...\" ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davalının başvurusu ile fiili kullanımının tamamen farklı olduğunu,  müvekkilinin “...” markasının aynı zamanda ambalaj olarak da tasarım tesciline konu edildiğini,  davalı kullanımlarının müvekkilinin tescilli tasarımları ile açıkça karışıklık yarattığını, davalının kötü niyetli olduğunu, 2020/02877-1 sayısı ile gerçekleştirdiği tasarım başvurusuna karşı müvekkilinin itiraz ettiğini, itirazlar sonucunda ilgili tasarımın reddolunduğunu, davalının markası ile müvekkili markalarının karıştırılabilecek düzeyde benzer olduklarını, davalının kullanımlarının müvekkili markaları ile benzerlik taşıdığını, bu kullanımların aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar vereceğini, davalı markasının bütün olarak tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu, “...” kelimesinin güç anlamına geldiğini, “...” ibaresinin de yine ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, bu ibarenin dahi 09. sınıftaki mallar bakımından tanımlayıcı sayılabileceğini, “...” kelimesinin bu ibareye farklı bir anlam katmadığını, markaların birbirlerinin serisi olarak algılanabileceklerini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-15 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihitmalinin bulunmadığını, “...” ve “... ...” kelimelerinin şekil ve kelime unsuru olarak benzer olmadığını, markaların bütün olarak farklı bulunduğunu, davacı tarafça sunulan tasarımların işbu dava ile bir ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yana ait markanın \"...\" şeklinde olduğu, dava konusu başvurunun ilk kelimesinin ise \"...\" ibaresinden meydana geldiği, her iki kelimenin de ikinci sıralarındaki \"İ-E\" harfleri dışında birebir aynı harf dizilimlerine sahip olmaları nedeniyle harf dizilimsel bir benzerlik taşıdıkları, bununla birlikte dava konusu markanın tek başına “...” ibaresinden oluşmadığı, kaldı ki davacı markasının görsel anlamda sahip olduğu bütünsel algının da yine dava konusu markadan somut anlamda farklılaşmasına neden olan bir algı olduğu, dava konusu başvuru \"...\" şeklinde telaffuz edilmekteyken, davacı markasının ise \"...\" şeklinde telaffuz edildiği, markalar arasında işitsel bir farklılığın da bulunduğu, kısa sözcük markaları açısından bu düzeydeki bir farklılığın yeterli görülmesi gerektiği, dava konusu markadaki \"...\" ibaresinin, tüketicinin geneli tarafından derhal bilinebilecek bir anlama sahip olduğu, tüketicinin bu ibareyi \"...\" sözcüğü ile bağdaştıracağı, davacı markasındaki \"...\" ibaresinin aynı doğrultuda bir etki yaratacağının kabulünün mümkün olmadığı, tüketicinin \"...\" ibaresini taşıyan bir markayı gördüğünde edindiği somut algının, \"...\" ibareli markada yitirilmiş olacağı ve tüketicinin \"...\" ibaresini anlamsız, uydurulmuş bir sözcük markası olarak algılayacağı, bu çerçevede taraf markaları arasında belirgin bir anlamsal farklılık bulunduğu, sonuç olarak her ne kadar taraf markaları 09. sınıf mallar açısından aynı ya da aynı tür malları kapsamakta ise de markaların bir bütün olarak ilgili tüketici kitlesi nezdinde yarattıkları algıda aynı iktisadi kaynağa ait, birbirlerinin devamı ya da serisi niteliğinde algılanabilecek işaretlerden oluşmadıkları, ilgili tüketiciler nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik algısının mevcut olmayacağı, davacı yanın, davalı fiili kullanımlarında özellikle ambalaj kullanımları açısından birbirlerine yanaştıkları ve yine davalı tarafça gerçekleştirilmiş olduğunu belirttiği tasarım açısından ileri sürdüğü iddiaların tamamen fiili kullanımlara dayalı iddialar olması nedeniyle, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet marka arasındaki SMK m.6/1 hükmü incelemesinde dikkate alınamayacak argümanlar olduğu, SMK m.6/1 hükmü koşullarının oluşmadığı, davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markanın dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre tanınmışlık mertebesine ulaştığının ispatlanamadığı, 2020/03948 sayılı  tasarımın 12.06.2020 tarihinde, 2020/07552 sayılı tasarımın ise 16.10.2020 tarihinde <br> başvuru konusu edilmiş tasarımlar olup işbu dava konusu markanın başvuru <br> tarihinin ise 10.01.2020 olduğu, bu nedenle anılan tasarımların dava konusu marka başvurusu açısından dikkate alınmasının mümkün olmadığı, davacının 2019/02422 sayılı tasarımının ise dava konusu marka başvurusundan önceki tarihli bulunduğu, bu tasarımın, bir ambalaj tasarımı olup tasarım üzerinde davacı yana ait 2016/32424 sayılı \"...\" markasının beyaz renkte ve birebir aynı görsel ile kullanıldığı, bu <br>marka açısından yukarıda iltibas değerlendirmelerine yer verilmiş olup davacı tasarımı ile dava konusu marka arasında <br> karşılaştırılabilir herhangi bir ortak unsur da yer almadığından davacı yanın <br>önceki tasarımına dayalı olarak işbu dava konusu başvuruya karşı herhangi bir <br>üstün hakkının mevcut olmadığı, SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davalı şahsın kötü niyetli olduğu iddiasının subut bulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı şahsın \"...-...\" markasını hiç bir zaman tescilli olduğu biçimde kullanmadığını, dosyaya sundukları görsellerde de görüleceği üzere davalı tarafından \"...\" ibaresinin, büyük yazı karakterleri ile yazıldığını, \"...\" ibaresinin ise altta son derece küçük belli belirsiz karakterlerle kullanıldığını, tüketici zihninde, davalının kullanım şeklinin ön planda tutulacağını ve sadece \"...\" ibaresine odaklanılacağını, bu odaklanmanın sonrasında ise müvekkiline ait \"...\" markası ile davalıya ait \"...\" ibaresinin ön plana çıkacağını, Türkçe bir anlamı bulunmayan müvekkiline ait \"...\" markasının, İngilizce algısıyla telaffuz edildiğini, bu algıda ve telaffuzda İngilizce \"e\" harfinin \"i\" olarak olarak telaffuz edildiğinin bilinen bir gerçek olduğunu, dolayısıyla ortalama düzeyde algısı olan tüketici kitlesinin, \"...\" markasını da, tıpkı davalıya ait başvurudaki \"...\" ibaresindeki gibi \"...\" olarak okuyup algılayacağını, buna göre ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin aksine taraf markaları arasında işitsel ve görsel benzerliğin bulunduğunu, tarafların marka kullanım şekillerinin aynı olduğunu, davalının, fiili kullanımını 2020/02877/1 numarası ile tasarım tesciline konu ettiğini, bu başvuruya karşılık müvekkiline ait tasarım gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini ve davalı Kurum kararı ile davalının tasarım tescil başvurusunun reddedildiğini, mahkemenin bu durumu nazara almadan hüküm kurduğunu, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin, karıştırılma ihtimalinin içerisine ilişkilendirilme ihtimalini de dahil ettiğini, davalı markasının, işitsel ve özellikle kullandığı haliyle görsel olarak müvekkilinin markasıyla benzer olduğunu, tüketici nazarında ilişkilendirilme de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markasının, özellikle telefon bataryaları sektöründe iyi bilinen belirli bir tanınmışlık seviyesine ulaşmış bir marka olduğunu, mahkeme gerekçesinin aksine davalının açıkça kötü niyetli başvuru yaptığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davacı markasının tanınmış marka olduğunun ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilemediği, eldeki davanın konusunu, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemleri oluşturduğundan, davalının fiili kullanımının işbu davada tartışılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024<br> <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d6d4c0e501d16d0d","SID":"b7bd5ad89234f2ef"}}