{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/69 <br>KARAR NO\t: 2024/275<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/136 E.  -  2023/260 K.<br><br>DAVACILAR\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/06/2023 tarih ve 2023/136 Esas - 2023/260 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacılar vekili,  müvekkili ... adına 2000/17929, 2014/69374 ve 2017/100459 sayılı \"...\" ibareli tescilli markaların bulunduğunu, diğer müvekkili Şirketin ise lisans sözleşmesine dayalı olarak bu markaların kullanım hakkına sahip olduğunu, müvekkili Şirketin emlak sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalılardan ... adına tescilli 2006/55838 ve 2016/92604 sayılı \"...\" ibareli markaların bulunduğunu, 2018 yılında \"www...com\" adlı internet sitesini kurması üzerine müvekkilinin davalı markalarından haberdar olduğunu, müvekkili markalarının 2000 yılından beri tescilli bulunduğunu, müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanlar dahilinde, ilgili tüketici kesimi tarafından Türkiye'nin önemli bir kısmında tanındığını, davalı kişi adına tescilli markaların, müvekkiline ait markalar ile benzer olduğunu, müvekkili markalarının baskın unsuru olan \"...\" ibaresi ile davaya konu markaların baskın unsurunun fonetik ve logo olarak birebir aynı bulunduğunu, bu durumun iltibasa neden olduğunu, müvekkilinin çok sayıda ... ibareli markası olduğundan söz konusu markaların seri marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu markaların, müvekkili markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağladıklarını, müvekkiline ait markaların itibarının zedelenebileceğini ya da ayırt edici niteliğinin zarar görebileceğini, davalının, müvekkilinin markalarının kullanım biçimini taklit etmek suretiyle haksız yarar sağlamayı amaçladığını, bu durumun davalının tescil sırasındaki kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek, davalı ... adına tescilli 2006/55838 ve 2016/92604 sayılı markaların hükümsüzlüğüne,  www...com adlı internet sitesinin kapatılmasına karar verilmesini talep  ve dava  etmiştir.  <br>\tDavalılar vekili, davacının 2014/69374 ve 2017/100459 sayılı markalarının, müvekkilinin 2006/55838 sayılı markasından sonra tescil edildiğini, dolayısıyla bu markaların müvekkilinin 2006/55838 sayılı markası yönünden değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili markaları ile davacı markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin söz konusu bulunmadığını, iki markanın şeklen birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı yana ait markanın tanınmış marka niteliğinde olmadığını, müvekkilinin marka başvurusunun iyi niyetli olduğunu, aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının hükümsüzlük davası açma hakkının düştüğünü, davacının 5 yılı aşkın süredir kötü niyetli olarak sessiz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, davacının 2000/17929 sayılı \"Şekil+... ...\" ve 2014/69374 sayılı  \"...\" ibareli  markasıyla davalının 2006/55838 sayılı \"Şekil+... ...\" ve 2016/92604 sayılı \"Şekil+...\"  ibareli  markası arasında  biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, hedef kitle açısından iltibas ve benzerlik oluşmadığından davalı taraf markası ile davacı taraf markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı da oluşmayacağı, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında  6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığından, davalı tarafın markası kapsamında kullandığı  www...com adlı alan adının da davacı markaları ile iltibas oluşturmadığı, taraf marka işaretleri ve davalının alan adı kullanımı benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da gerçekleşmediği, dava konusu markalar açısından kötü niyetli başvuru yapıldığı veya TTK'nın 54. ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet  iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, davalının eylemlerinin, müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğini, 35. sınıfta tescilli davalı logosunun 36. sınıf hizmetlerde tescilli gibi kullanıldığını, taraf markaları arasında ayniyet söz konusu olduğundan SMK'nın 6/1 maddesindeki hükümsüzlük sebebinin somut olayda gerçekleştiğini, taraf markalarının asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu ve bu ibarenin \"gayrimenkul işleri ve komisyonculuğu hizmetleri\" yönünden ayırt ediciliğinin yüksek seviyede bulunduğunu, davalının haksız olarak markadan yararlandığını, davalının markasını kullanımının haksız rekabete yol açtığını, müvekkiline ait seri markaların ilkinin, davalı yandan önce tescil edildiğini, davalı adına tescil edilen ilk marka 2006 tarihli olup, müvekkilinin ilk tescili bu marka arasında geçen 6 yılda müvekkili markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını, davalının marka kullanımının kötü niyetli olup hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, eksik tahkikat yapılarak müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü ve internet sitesinin kapatılması istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli dava konusu markalar ile davacı tarafça dayanılan \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak davalı markalarının, davacı markalarından farklılaştığı, marka işaretleri benzer görülmediğinden davacı markalarının tanınmış olmaları halinde dahi varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu markaların kötü niyetli olarak tescil ettirildiğinin ispat edilemediği, davalı Şirketin internet alan adı kullanımının, marka hakkına dayalı olduğu, davacı tarafın, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği ve haksız rekabete ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 157,75 TL bakiye harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2024<br>\t\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d663979b8fa2d3c8","SID":"ae43807706f4f43a"}}