{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1382 <br>KARAR NO\t\t: 2024/319<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:06/04/2018 (Dava) -  03/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t     \t: 2018/442 Esas - 2021/448 Karar <br>DAVA\t\t:Maddi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarihli 2018/442 Esas ve 2021/448 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  03/11/2010 tarihinde sürücü ... ın sevk ve idaresindeki davalı ... şirketine ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın tek taraflı trafik kazası yaptığı, meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan müvekkili davacının yaralanması sebebiyle davalı ... şirketinden geçici iş gücü ve kalıcı iş gücü kaybı zararının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlikten kaynaklı 100 TL tazminat miktarını toplam 1.831,27 TL’ye, sürekli işgücü kaybından kaynaklı tazminat miktarını toplam 39.572,25 TL’ye artırdıklarını belirtmiştir. <br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak yetki itirazında bulunarak İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu, husumet ve zaman aşımı ve derdestlik itirazında bulunduklarını, müterafik kusurun nazara alınmasını,2918 sayılı yasanın 97. Maddesine göre başvuru şartının gerçekleşmediğini, dava şartı yokluğundan davanın reddini talep ettikleri, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, malüliyet için adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini, kaza sebebiyle tazminat ve yardım alınıp alınmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''... 03/11/2010 tarihinde sürücü ... ın sevk ve idaresindeki davalı ... şirketine ZMMS ile sigortalı olan ... plakalı aracın tek taraflı trafik kazası yaptığı, meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan müvekkili davacının yaralanması sebebiyle davalı ... şirketinden geçici iş gücü ve kalıcı iş gücü kaybı zararının tahsilinin talep edildiği, meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, davacının yaralandığı, yaralanmasına bağlı olarak geçici iş göremezlik zararının 1.831,27-TL, maluliyet zararının 39.572,25-TL olduğu, kazanın meydana geldiği 03.11.2010 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2918 sayılı yasanın 92.mdsi kapsamında zararın tazmininden davalı ... şirketinin sorumluluğunun mevcut olduğu, 2918 sayılı yasanın 91.mdsine göre zararın tazmininden davalı ... şirketi faizi ile birlikte sorumlu olduğu anlaşıldığından...'' gerekçesiyle; ''...Davanın kabulü ile 1.831,27-TL geçici iş göremezlik zararı, 39.572,25-TL malüliyet zararı olmak üzere toplam 41.403,52-TL'nin 08/03/2018 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...den alınarak davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi incelendiğinde huzurdaki davanın kısmi dava olarak ikame edildiğinin anlaşılacağını, davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak huzurdaki davayı ikame etmiş olup, kısmi davada talep edilmeyen alacak kalemleri için zamanaşımının kesilmeyeceğini, kısmi dava açılması halinde zamanaşımının alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesildiğini, bu sebeple davacının dava dilekçesi ile talep ettiği 1.000,00 TL dava değerini aşan bilirkişi raporu ile tespit edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, huzurdaki davaya konu trafik kazası 03.11.2010 yılında gerçekleşmiş olup zamanaşımı başlangıcı tarihinin belirtilen olay tarihi olduğunu, huzurdaki dava kısmi dava olarak ikame edildiğinden dava açma tarihinin yalnızca dava konusu 1.000,00 TL tazminat için zamanaşımını keseceğini, hal böyleyken; 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplama yapılmış olup,  21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen  maddi tazminat miktarının zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ve taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ve alacakları zamanaşımına uğradığından davacının 21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda  yerel mahkemece hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ve bozmaya gerektiğini, yasal başvuru şartı yerine getirilmediğinden yerel mahkemece davanın usulden reddi gerekmekteyken verilen hükmün hatalı olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, müvekkili şirkete davacı tarafından eksik belgelerle(maluliyete ilişkin heyet raporu vs.) başvuru yapılarak davacıya olumsuz bir cevap verilmeksizin huzurdaki davanın açılması sebebiyle kanunun aradığı dava şartının eksik olduğunu, bu sebeple huzurdaki davanın dava şartı eksikliğinden reddedilmesi gerekmekteyken yerel mahkeme tarafından ilgili hususa dikkat edilmeden verilen kararın usule aykırı olduğunu, yerel mahkeme aşamasında dosyada mübrez bilirkişi raporlarına itirazları karşılanmadan ve dikkate dahi alınmadan yetkili mercilerden alınmayan raporlar üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur oranlarının en doğru ve geçerli tespitinin yapılabilmesi için karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişilerce rapor alınması zorunluluk arz etmekte olup;yerel mahkemenin hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, tarafların en doğru ve  gerçek kusur durumunun tespiti adına Kara yolları fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden’den alınacak rapor ile kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca; müterafik kusur unsurunun da hiçbir surette gözetilmemesi   yerinde olmayıp, bozmayı gerektirdiğini,  kaza tespit tutanağında; davacının emniyet kemeri takıp-takmadığı hususunun belirtilmemiş olmasında müvekkili şirketin bir zafiyeti bulunmadığını, bu nedenle söz konusu duruma ilişkin  bir inceleme yapılmadan müvekkili şirket aleyhine değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki aracın hızı ve kazanın oluş şekli ile yolcunun savrulma payı irdelendiğinde emniyet kemerinin takılı olmadığının aşikar bir şekilde ortada olduğunu, faiz başlangıç tarihine ilişkin verilen hükmün de hatalı olduğunu, istinafa  konu olayda; basvuruya ilişkin tüm evraklar müvekkili şirkete gönderilmemiş olup(maluliyet oranını gösterir heyet raporu vs.), usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, müvekkili şirketçe; maluliyet oranının hesaplanabilmesi adına hastaneye sevk yazısı yazdırıldığını, ancak davacı yanca yapılması gereken işlemler ve muayeneler  yapılmadan huzurda ikame edilen davanın açıldığını, bu nedenle faiz başlangıcı dava tarihinden itibaren ve ıslah yapılması takdirinde ise ıslah ile talep edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini belirterek, müvekkili şirket bakımından davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi (geçici/ kalıcı işgöremezlik) tazminat davasıdır. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>1-Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. <br>Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce, sigorta şirketine başvuru yapıldığı, başvurunun davalıya tebliğ tarihinin 23/02/2018 tarihi olduğu, davalı sigortanın 26/02/2018 tarihli cevabi yazısı ile özürlü sağlık kurulu raporunun şirkete ulaştırılması halinde talebin değerlendirileceği yönünde bilgi verildiği anlaşıldığından KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiş, esastan reddi gerekmiştir. <br>2-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece  bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/21203 Esas, 2021/6808 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır).<br>Mahkemece bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmamış ise de, dosya kapsamında davacının müterafik kusurlu olduğunu gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, kaldı ki davacının yaralanmasının niteliği (fibula distal uç kırığı) gözetildiğinde, müterafık kusurlu olduğu söylenemeyeceğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının esastan reddi gerekir.<br>3-Dosya kapsamında trafik bilirkişisinden alınan 09/08/2019 havale tarihli raporda,  ... plaka sayılı motorsiklet sürücüsü ... kazanın oluşunda (% 100 oranında) asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiş, söz konusu tespitin sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu yönünde tespit bulunan Kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu; dosya kapsamına göre tek taraflı olarak meydana gelen kazada Dairemizce mahkemenin kusur yönünden kabulü yerinde bulunmuş, davalının bu yöne ilişkin itirazının reddi gerektiği anlaşılmıştır.<br>4-Geçici işgöremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna dair davalı tarafın itirazı yerinde olmayıp davalı ... şirketi vekilinin iddialarının aksine geçici işgöremezlik tazminatı bakımından davalı ... şirketinin sorumluluğunun son bulmamış olmasına göre reddi gerekmiştir.<br>5-Davalının, davanın kısmi dava olarak açıldığı, ıslah edilen tutara faizin ıslahtan itibaren yürütülmesi gerektiği ve ıslah zamanaşımı itirazı bakımından; davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek \" ikame ettiğimiz dava  belirsiz alacak davası olup, davanın gerçek değeri belirli olduğunda eksik harç tarafımızca ikmal edilecektir\" denilmek suretiyle belirsiz alacak davası şeklinde dava açılmış olup, tüm alacak için (arttırılan kısım için de) davalının temerrüt tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp, bu konudaki itirazların reddi gerekmiştir bu nedenle, zamanaşımı dolmadığı gibi ve faiz bakımından da verilen kararda bir hata bulunmadığı anlaşılmış, bu yöndeki itirazın da reddi gerekmiştir. <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, kaza tarihi  03/11/2010 tarihi olup kaza tarihinde yürürlükte olan sigorta genel şartlarına göre dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kullandığı motorsiklette yolcu olan davacı 3. Kişi konumunda olup, açmış olduğu davasının kabulü yönündeki mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olmakla, yukarıda belirtilen gerekçeler ile davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmadığından tüm itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2021 tarihli 2018/442 Esas ve 2021/448 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 2.828,27-TL istinaf karar harcından peşin alınan 707,10-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.121,17-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47f670a10154d50e","SID":"304e334a2945db8d"}}