{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/181 <br>KARAR NO: 2024/232<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI: 2018/101 2020/520<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacıya ait olduğu iş yerinin, davalılar arasında düzenlenen güvenlik sözleşmesi ile güvenlik şirketi tarafından sağlandığı, depoda 27.01.2017 tarihinde iş yerinin kapalı olduğu saat 16:30 sıralarında kimliği belirsiz kişilerce hırsızlık olayının  gerçekleşmesi nedeniyle dava dışı sigortalıya 17.227,80 TL ödeme yapıldığı belirtilerek ödenen iş bu bedelin ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir. <br>CEVAP 1-Davalılardan ... Site Yönetimi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; site yönetimi olarak üyelerinin bu iş merkezinin huzur ve sükunetini, üyeler arasındaki ilişkileri korumak, temizlik hizmetini, OSB ihtiyaçlarını karşılamayı, giriş çıkışların kontrolünü sağlamaya çalıştıklarını, güvelikle alakalı bir taahhütlerinin olmadığını, bu sebeple yaşanan hırsızlık olayında bir sorumluluklarının olmadığını, emtiası çalınan şirketle aralarında güvenliklerini sağlayacaklarına dair bir taahhüt ve sözleşme bulunmadığını, sigorta şirketiyle de sigorta şirketine karşı da herhangi bir sorumluluk ve taahhütlerinin olmadığını, tek tek üye işlerinin güvenlik ve diğer işlemlerini sağlama mecburiyetlerinin olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir 2-Davalı ... A.Ş.  vekili cevap dilekçesinde özetle; Site yönetiminin bulunduğu yerde hırsızlık olayında güvenlik personelinin kusuru bulunmadığını,  olayda kusuru ve kastı olmadığını, malları çalındığı iddia edilen işyerinin gerekli önlemleri almadığını, müvekkili ile malları çalındığı iddia edilen şirketle aralarında herhangi bir sözleşme ve taahhüt bulunmadığını, site içerisinde ve etrafında kamera sistemi mevcut olmadığını, site alanı ve site etrafında istinat duvarları veya tel örgü ve dikenli tel olmadığını, site sahasında ana caddeden girişi engelleyecek herhangi bir tedbir olmadığını, davacının güvenlik kamerası kurdurmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin olayda kusuru, sorumluluğu, kastı ve illiyet bağı bulunmadığından işveren üzerine düşen sorumluluk kapsamında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... Davacının dava dışı sigortalısı lehine iş yerinde meydana gelen hırsızlık- sonucu ...ambalajlı toplam 85 koli çay - çalınmış olup  poliçe kapsamında 03.03.2017 tarihinde yaptığı 17.227,80 TL ödemenin rücuen tahsili talepli 17.968,71 TL dava harç  değeri üzerinden  açılan iş bu dava uyarınca; Sigortacının rücu hakkı, zarar sigortalarında geçerli olan halefiyet ilkesinden kaynaklanır.Halefîyet ilkesine göre sigortacı ödediği tazminat dolayısıyla sigortalının haklarına sahip olur ve üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya dava açabilir (TTK.m.1472; 1481). Bu ilkenin bir sonucu olarak sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kişinin yerine geçer, onun halefi olur. Böylece, zarara neden olan kişilere karşı sigorta ettirenin açabileceği tüm davaları sigortacı açar ve meydana gelen zararın tazminine ilişkin talep haklarını kullanır. Bu şekilde üçüncü kişilere karşı haksız fiilden kaynaklanan tazminat talep yetkisi, zararı tazmin ettiği takdirde sigortacıya intikal eder. Somut olayda TTK'nun 1472. Maddesi gereğince, meydana gelen haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan zararı giderdiği ölçüde sigortalısının haklarına halef olan davacı sigorta şirketi, haksız fiil failine rücu edebilecektir. Haksız fiil Türk Borçlar Kanunu 49. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız fiil sorumluluğunun doğması için bazı koşullar öngörülmüştür. Bunlar; hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusur olup, ancak tüm koşullar gerçekleştiğinde haksız fiil sorumluluğu hukuk dünyasında sonuç doğurabilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; meydana gelen hırsızlık olayında davacı sigorta şirketinin davalıya rücu edebilmesi için olayın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunun ve meydana gelen zarar ile davalının kusurlu davranışı arasında uygun illiyet bağının varlığının kanıtlanması gerekmekte olup, bu hususta ispat yükü davacı sigorta şirketindedir. Mahallinde keşif icra edilmiş ve davalıların kusurlu olup olmadığı ve meydana gelen zarar ile illiyet bağının bulunup bulunmadığına yönelik rapor tanzim edilmekle; Rapor özeti aktarım bölümünde kusur sebep ve oranları  gerekçelendirilmekle; ... A.Ş.’nin; eşit olarak meydana gelen Olayda %50 (YÜZDE ELLİ) ORANINDA KUSUİRLU OLDUĞU, ... YÖNETİMİ nin; eşit olarak, meydana gelen olayda %50 (YÜZDE ELLİ) ORANINDA KUSURLU OLDUĞU  anlaşılmış Bilirkişi raporu denetime elverişli olup hükme esas alınmış, davacının 17.227,80 TL yi davalılardan rücuen talep edebileceği anlaşılmış ,Dava sigortacının TTK'mın 1472. maddesine göre, kanuni halefiyet hakkına dayanarak açtığı rücu davası olduğuna göre, faiz başlangıç tarihinin de sigortacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih esas alınarak (Bkz. Yargıtay 11. HD, 24.11.2014 tarih, 2014/11410 E-2014/18217K. sayılı ilamı) aşağıdaki ''' gerekçesiyle ''Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-17.227,80 TL'nin rucüen ödeme tarihi olan 03/03/2017 tarihinden itibaren işletileceği avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı Tas. Hal. ... A.Ş.  vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;  güvenlik hizmetinin davalı tarafından verilmediği, sadece danışmanlık hizmeti verildiği, site alanında tel örgü ve istinat duvarının bulunmadığı, ana caddeden girişi engelleyecek bir tedbirin alınmadığı, malların fiyatının neye göre belirlendiği anlaşılamadığı, davalının kusurunun bulunmadığı, depoların bulunduğu yerde kamera ve görevlinin bulunmadığı, tanıklarının da dinlenilmediği  belirtilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nin \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. ... no'lu poliçenin incelenmesinde; davacı ile dava dışı ... A.Ş.  Arasında  25.10.2016/2017  dönemlerini kapsayacak şekilde İşyeri Paket   Sigorta Poliçesi düzenlendiği, dava konusu hasarın  21.01.2017  tarihinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalılar arasında düzenlenen Danışman Personel Hizmetleri Sözleşmesi'nde, görev yapacak kişi sayısının 8 olduğu ve yüklenicinin iş bu sözleşme hükümleri gereğince hizmet bölgesinde danışmanlık hizmetlerini yerine getirmeyi üstlendiği , 11.12.2015 ile 10.12.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere haftanın 7 günü 24 saat olmak üzere değiştirici dahil toplam 8 danışma görevlisi ile hizmetleri yürüteceğinin kabul ve taahhüt edildiği , danışmanlık personelinin belirtilen yerlerde giriş-çıkış kontrolü yapmak ,çevreyi gözetlemek ,gerektiğinde sabotaj ,hırsızlık  veya yangın vukuunda ilk müdahaleyi ve gerekli duyuruları süratle yapmakla yükümlü olduğu, yüklenicinin giriş -çıkış kontrol defteri ,ziyaretçi kontrol defterini kendisi bulunduracağı , söz konusu defterler ve personel tarafından tutulan her türlü kaydın işverenin incelemesine açık olacağı belirtilmiştir. Yine  sözleşmenin 4.7. Maddesinde yüklenicinin, kapı önü hiçbir zaman boş kalmamasını temin edeceği hükümlerine yer verilmiştir. Ekspertiz raporunda; 27.01.2017 günü sigorta işyerini kapalı olduğu , iş yerindeki alarm sisteminden  saat 16:33 sıralarında  hırsızlık alarmı mesajı alınıp  sigortalıların araması üzerine  hadisenin öğrenildiği, komşu işyeri güvenlik kamerası kayıtlarına göre en az 3 kişi oldukları tahmin edilen ve kısa kasa ... kamyonetle gelen kimliği belirsiz kişinin sigortalı işyerindeki pronet alarm sisteminin dış sirenini kırıp, araçlarının arka  tamponunu iş yerinin otomatik panjur tipi kepengine dayayarak ani geri manevra yapmak suretiyle panjur kepengini hasarlandırdığı, lamelelerini kanallarından çıkartıp kanalından çıkan lamelerin altından araçlarının arka tarafını depoya sokarak , depo girişine göre sağ köşede paletler üzerinde istifli olan çay  emtiasının  bir kısmını kolili vaziyette , bir kısmında  kolileri yırtıp paketler halinde araçlarını tıka basa doldurup çaldıkları , sağ duvarda monteli olan panelinin ve sol duvarda monteli olan elektrik  şarteli ve tesisatına çarpıp kırmaları sonucunda alarm sistemi  ve elektrik tesisatında hasar meydana geldiği , çalınan çay  emtiasının KDV  hariç alış maliyet bedelinin 85 kolix202,68 TL =17.227,80 TL olduğu belirtilmiştir.  Dava dilekçesi ... güvenlik sisteminin e -rapor çıktısında 27.01.2017 günlü saat 16:32 ve 16:33 de sağ üst cam pır, sol üst cam pır, arka pırlar ve duman dedektöründen alarm verildiği anlaşılmaktadır. İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen 18.04.2019 tarihli yazıda, yapılan inceleme neticesinde ... Merkezi Yönetimi adına 5188 sayılı kanun kapsamında düzenlenmiş özel güvenlik izninin olmadığı , ... A.Ş. Adına 20.09.2013 tarihli ve ... komisyon kararı ile özel güvenlik birimi oluşturmak suretiyle 9 kişilik personel kadrosu ve 3 adet tabanca kadrosu tahsis edilerek 5188 sayılı kanun kapsamına alındığı, 16. 08.2018 tarihli ve 2018/2020 komisyon kararı ile özel güvenlik izin belgesinin iptal edildiği belirtilmiştir. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ... soruşturma numaralı dosyada meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili olarak daimi arama kararı çıkarıldığı tespit edilmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucunda sigorta uzmanı ,güvenlik uzmanı ve emekli emniyet müdürü tarafından düzenlenen 11.06.2020 tarihli raporda özetle; -... şirketi yönünden; özel güvenlik şirketi olarak güvenlik izin belgesinin olmayan ... Merkezinde özel güvenlik hizmeti vermemesi gerektiği , ancak buna rağmen davalılar arasında danışman personel hizmetleri sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme maddeleri nazara alındığında  olay esnasında ... Merkezi sitesinde görevli personel bulundurulmasına rağmen gündüz saat 16:30 sıralarında depo kapalıyken hırsızlık olayının meydana geldiği, gerekli  yasal izinler  alınmadan özel güvenlik hizmeti verilmeye çalışılmış olsa da meydana gelen hırsızlık olayında dikkatli olunmadığı ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, - ... Merkezi Yönetimi yönünden , davalının özel güvenlik hizmeti satın alabilmesi için İstanbul Valiliği'nden özel güvenlik izin belgesi alması gerekirken izin belgesinin olmadığı ancak buna karşılık diğer davalı ile danışman personel hizmetleri sözleşmesi  imzaladığı,  olay  tarihinde ana giriş A kapısına bakıldığında kontrollü girişi sağlanamadığının anlaşıldığı,güvenlik  hizmetinin  tam olarak yerine getirilip getirilmediği nin sürekli denetlenmesi gerektiği ve yasal prosedürler tamamlandıktan sonra alınması gerektiği , güvenlik zafiyeti ile yaşanan  hırsızlık olayı arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilerek her iki davalının %50 oranda kusurlu olduğu, dava dışı sigortalının ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği belirtilmiş olup davalılardan  ... A.Ş. Vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Öncelikle  belirtilmesi gerekir ki,  dava dilekçesinde gerek dava konusu kısmında ve gerekse ''sonuç ve istek'' bölümünde 17.227,80 TL sigorta tazminatının  ödeme tarihi olan 03.03. 2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans  faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ve dava dilekçesi içeriğinden de bu bedelin talep edildiği anlaşılmıştır. Ancak dava dilekçesinde harca esas değer olarak 17.968,71 TL belirtilmiş olduğu nazara alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiştir . Bu hususun  maddi hatadan kaynaklı olduğu düşünülse de,  davacı tarafça herhangi bir istinaf yasa yoluna başvurulmadığından dairemizce bu konuyla ilgili inceleme yapılmamıştır. Somut davada , davalı dışı sigortalı firmanın ...'un İstanbul genelinde yer alan toplam 6 distribütöründen biri olduğu, sigortalı olan depolarda hırsızlık riskine karşı önlem olarak  (dava dışı sigortalının beyanına göre ) etrafı duvar ve tel örgü çitle çevrili arazi içerisinde bulunan depolanan giriş kapısının  panjur tipi kepenk olduğu, ... güvenlik şirketine bağlı 7/24 izlenen alarm sisteminin takılı olduğu, olay gün ve saatinde de alarm sisteminin bağlı olduğu ve uyarı verilmesi üzerine  dava dışı sigortalının bir işçisinin gidip depoyu kontrol etmesi sonucunda hadisenin ortaya çıktığı, 5188 sayılı yasa kapsamında  site yönetiminin özel güvenlik  izninin olmadığı, davalıların hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda tespit edildiği üzere özen yükümlülüğüne uymadığı ve her iki davalının eşit kusurlu olduğu, dava dışı sigortalıya ise kusur atfedilemeyeceği, her ne kadar taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğu ileri sürülmüş ise de yüklenicinin yükümlülüklerinin belirlendiği 4. Madde hükmünde  davalı tarafın giriş çıkış kontrolü yapmak , çevreyi gözetlemek ve gerektiğinde sabotaj hırsızlık olaylarında ilk müdahaleyi yapmakla yükümlü olduğunun belirtildiği nazara alındığında davalı yüklenicinin 8 kişilik danışmanlık ekibi ile haftanın 7 günü 24 saat easasına dayalı olarak sadece danışma şeklinde hizmeti  olmayıp hırsızlık vuku bulmadan önce gerek giriş çıkış kontrolü yaparak ve gerekse olayın gerçekleşmesi sonrasında ilk müdahaleyi yaparak özel güvenlik hizmeti verdiği  anlaşılmaktadır. İş bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda sunulan istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde, tanık listesi sunulduğu halde, tanıkların dinlenmediği ileri sürülmüştür. UYAP sistemi ile yapılan incelemede davalı vekili tarafından sunulan 25.04.2018 tarihli delil listesinde tanık olarak dinlenilmesi istenen kişilerin ad/soyad ve adresleri bildirilmiştir. Tanık gösteren taraf , tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adresini içeren listeyi (tanık listesi )mahkemeye sunar .(m. 240/2,c.1) (Prof.Dr. Baki KURU, Medeni Usul Hukuku El Kitabı , Cilt I, s:764) Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2022/3115 E 2022/3812  K sayılı ilamında da,  tanık gösteren tarafın, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunacağı belirtilmiş olup, yukarıda da belirtildiği üzere, davalı tarafça sunulan tanık listesinde tanık dinletilmek istenen vakıa belirtilmediğinden ve dosya kapsamında yer alan deliller( bilirkişi raporu, sözleşmeler ) birlikte değerlendirildiğinde, ileri sürülen  istinaf sebebinin yerinde olmadığına karar vermek gerekmiştir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 294,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 133,40 TL'nin istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.21/02/2024<br>MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde \"Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu\" belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde \"Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı\", 1/e maddesinde \"(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı\" belirtilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8af3fb1f0cde704","SID":"84195b3eb6560125"}}