{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/361 <br>KARAR NO: 2024/317<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>ESAS NO: 2020/13 Esas<br>KARAR NO: 2020/793 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 07/01/2020<br>KARAR TARİHİ: 06/03/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında imzalanmış olan 01.08.2012 tarihli hizmet sözleşmesi haklı fesih sebeplerinin davacı adına vuku bulmuş olması sebebiyle, tek taraflı olarak davacı tarafından feshedildiği, söz konusu fesih bildirimi davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 02.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete keşide edildiği, davacı şirket ile davalı ... Pamukova, sözleşmenin yürürlük tarihi olan 01.08.2012 tarihinden sözleşmenin feshedilmesi sürecine kadar ticari ilişkilerinde devam ettiği, davacı şirket davalı ... Pamukova'ya çeşitli bilişim hizmetleri sunduğu, davalı şirkete yapılan hizmetle ilgili faturalar tanzim edildiği, fatura bedellerinin hesaplanmasında aylık adam- saat ücret tablosu da faturalarla birlikte davalıya iletildiği, davacı şirketin alacaklarına kavuşabilmesi adına İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca itiraz ederek takibi durduğu, Davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu borca itirazının iptaline, %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı taraf usulüne uygun tebliğe rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Somut uyuşmazlıkta; Davalı şirket  ticari defterlerini haklı bir mazereti olmaksızın ibrazdan kaçınması nedeniyle davacı tarafından usulüne uygun kaydedilmiş ticari defter kayıtları HMK:222/3 maddesi uyarınca  davalı aleyhine delil teşkil etmiş sayılmıştır. Taraflar arasında  fatura düzenlendiği ve fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin davalı tarafça delil de ibraz etmediği ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına Beyoğlu ... Noterliği 02.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği ve ihtarnamenin 05.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarnamede borcun ödenmesinin istendiği ve 02.08.2019 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshetmiş olduğunun bildirildiği,davalının tebellüğ ettiği faturalara süresi içerisinde itiraz ettiği yönünde bir beyan veya belge ibrazında bulunmadığı görülmekle birlikte davalının borcun tamamının ödediğine dair başkaca ödeme belgesi, dekont-makbuz da sunmadığı anlaşılmıştır. Taraf şirketler arasında imzalanmış 01.08.2012 tarihli hizmet sözleşmesinin 7. Maddesi uyarınca yıllık %2 temerrüt faiz oranı kararlaştırılmış ve TTK:8 maddesi uyarınca taraflarca serbest faiz oranı belirlenmiş ve talep uygun görülmüştür. Somut olay bakımından alacağın likit ve borçlu tarafından belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatına da hükmetmek gerekmiştir. Bilirkişi raporu göz önüne alındığında  davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 67.859,18 -TL alacaklı  olduğu bu nedenle yapılan icra takibine konu alacak miktarı Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile  tespit edildiği  yerinde görülmekle taleple bağlı kalınarak takip çıktısı miktar yönüyle açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''yerel mahkeme dosyasında mübrez bilirkişi raporunda her ne kadar davaya konu faturalar davaya taraf şirketlerin defterinde gözüküyor olsa da müvekkil şirketin faturalardan kaynaklı hizmet aldığına dair bir araştırma yapılmamıştır.  Yerel mahkeme tarafından faturalara konu hizmetin ifasının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği tespit edilmeden borçlunun itirazının haksızlığına, icra inkar tazminatına hükmedilemez.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında bilişim sistemleri hizmetinin verilmesi hususunda ticari ilişki olduğu ihtilafsızdır. Somut olayda ihtilaf; verilen hizmetlere karşılık davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının  ödeme emrinin incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 67.406,26TL asıl alacak, 452,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.859,18TL üzerinden icra  takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67/1 maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak faturalar 18/03/2019 tarihli 167.029,00 TL bedelli fatura, 31/05/2019 tarihli 66.835,20Tl bedelli faturalardır. Mali müşavir tarafından düzenlenen raporda; davalı şirket tarafından davaya cevap verilmediği gibi inceleme  anında ve sonrasında yasal defterlerin ibraz edilmediği, davacı ile davalı arasında dava konusu ile ilgili olarak aralarında 01.08.2012 tarihli Hizmet Sözleşmesinin var olduğu, takip tarihi itibariyle toplam 67.873,12 TL alacak hesaplandığı, davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturalara itiraz edildiğine dair bir bilgi yada belgenin dava dosyasında olmadığı gibi davalı tarafından 31.07.2019 tarihinde ödeme yapılmasının hizmetinin alındığının bir göstergesi olduğu, davalı şirket ile yapılan 21.12.2018 tarihli hesap mutabakatı ve eki davalı hesap ekstresinde davacının düzenlemiş olduğu 2 adet faturanın davalı şirkette kayıtlı olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda hesap mutabakatından ve davalı hesap ekstresinden bahsedilmekte ise de; söz konusu belgelerde davalının imzası bulunmamaktadır. Davacı tarafça delil listesinde ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayanılmıştır. Mahkemece 29/09/2020 tarihli duruşmada ticari defterlerin incelenmesi için  gün belirlenmiş, inceleme günün davalı tarafa tebliğine karar verilmiştir ancak davalıya yapılan tebligat bila ikmal iade edilmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 E. 2017/2944 K. sayılı ilamında ticari defterlerin delil kabiliyeti \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş  sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" şeklinde açıklanmıştır.  Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2022 tarihli 2021/2158 E. 2022/2285 K. sayılı ilamında ifade edildiği gibi; \"...uyuşmazlık konusu alacağın dönemi belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği ve bilirkişinin inceleme görev alan ve sınırlarını HMK hükümlerine göre belirlemek suretiyle davalıya ticari defterlerin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesi, davalının mahkemece usulüne uygun olarak kurulan ara karara rağmen defterlerini ibraz etmemesi halinde ise HMK'nın 220. maddesi gereğince davalı defterleri ibraz etmeme nedeni hakkında defterleri elinde olmadığı özenle aradığı halde bulamadığı ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilmesi, davalı tarafça verilen kesin sürede ibraz etmeme hakkında delilleri ile birlikte kabul edilebilir bir mazeret gösterilmemesi ve teklif edilen yeminin kabul ve icra edilmemesi halinde ise davacı defterlerini de dikkate alarak ibraz etmeme sonucuna göre usulüne uygun olarak tutulan açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtları ve diğer delilleri taktir ve değerlendirerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir...\" Mahkemece defter incelenmesine yönelik oluşturulan ara karar, davalı tarafa tebliğ edilmediği gibi, uyuşmazlık konusu alacağın dönemi belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin, hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği hususlarını içermediği, defterlerin ibraz edilmemesi halinde sonuçların ihtar edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; taraflara ait defterlerin incelenmesi hususunda emsal kararda da ifade edildiği şekilde ve HMK'nın 222.maddesinde yer alan hükümler de dikkate alınmak suretiyle usulüne uygun ara karar oluşturularak taraf vekillerine gerekli ihtaratın ve usulüne uygun tebligatın yapılması gerekmektedir. Yaptırılacak inceleme neticesinde davalı tarafça defterler ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulduğunun, lehine delil vasfına sahip olduğunun tespiti halinde; ihtilafa konu iki adet fatura davalı defterlerinde kayıtlı ise bu durumda davacının alacağını ispatladığı kabul edilmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı). 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Şayet ihtilafa konu faturaların davalıya teslim edildiği ve sekiz günlük itiraz süresinde davalının itiraz etmediği tespit edilirse yukarıda belirtilen içtihatlar gereğince faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.  Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, veya faturaların davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde kayıtlı olmaması halinde; borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan hususlar dikkate alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Tüm bu hususlar değerlendirilirken iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına da dikkat edilmelidir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/13 E. 2020/793 K. Sayılı 08/12/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/03/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b8a0c5169ba35b21","SID":"ed4d49a36517789a"}}