{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">                                    <br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO: 2024/270 <br>KARAR NO\t: 2024/573<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t:  Şirket Müdürünün Azli <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  :  22/02/2024<br><br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece geçici hukuki koruma talebi hakkında verilen ara kararının istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:<br><br><br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkili ile davalı 'in amca çocukları ve davalı şirketin .... yılından beri ortakları olduğunu, davalı ...'in ....arihinde müvekkilinin imzasını taklit ederek şirket ortaklar kurulu kararını kendisi ve davacı imzalamış gibi sahte olarak düzenleyip münferit imza ile kendisini şirket müdürü olarak yetkili kılınması kararı aldığını, hazırlamış olduğu bu belgeyi .... tarihinde kullanarak davalı şirketin sahibi olduğu taşınmazı dava dışı ....'e sattığını, ....'in de aynı yıl içinde taşınmazı dava dışı ...'e sattığını, müvekkilinin ... tarihli şikayeti üzerine davalı... hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından açılan ceza davasının yargılaması sonucunda Diyarbakır .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... K. sayılı ve .... tarihli kararı ile davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesince bozma kararı verildiğini, bozma kararı üzerine yürütülen yargılamanın 2. celsesinde davalı ....'in müvekkili yerine imza attığını ikrar ettiğini ve Mahkemece... K. sayılı karar ile bozma ilamı doğrultusunda davalı... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verildiğini ve dosyanın halen Yargıtayda olduğunu, davalı ...'in şirket taşınmazını sahte imza ile kendisini yetkili kılmak suretiyle satması nedeniyle Diyarbakır .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile açılan tapu iptal ve tescil davasında dava konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir kararı verildiğini ileri sürerek davalı şirket yönetimine müvekkilinin yönetim kayyımı olarak atanmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde şirket yöneticisi olma vasıflarının fiilen ve hukuken kaybetmiş olan şirket müdürü davalı .......'in yerine mahkemece uygun görülecek bir kimsenin atanmasına, şirketi usulsüz bir şekilde .... yılından beri yöneten davalı...'in hakkında verilen ceza kararının kanun yolu yargılamasında ve eldeki davada hüküm verilinceye kadar davalı .......'in şirket müdürlüğünden alınması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece....<br> tarihli ara kararı ile;  davacı tarafından şirket müdürü olan davalı ....'in yaptığı işlemler ile şirketi zarara uğrattığı gerekçesi ile yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep edilmiş ise de, mahkeme tarafından organ boşluğu olmadığı sürece münhasıran genel kurulun yetkisinde olan yönetici ve temsilci atanması konusunda herhangi bir karar verilemeyeceği, TMK'nın 426 ve 427. maddeleri ile TTK'nın 530 ve 630. maddelerindeki şartların mevcut dosyada bulunmadığı ve davacının talepleri dikkate alındığında davanın esasını çözer mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>.... tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; davalı ....'in dava dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere dürüstlük ve bağlılık kavramlarına aykırılık nedeniyle şirket yöneticisi olma vasıflarını fiilen ve hukuken kaybettiğini beyan ederek yerel mahkemece verilen ...... tarihli ara kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Talep; şirket müdürünün haklı nedenle azli davasında şirkete tedbiren kayyım atanması istemine ilişkindir.<br>Uyuşmazlık, somut olayda davalı şirkete kayyım atanması talebi bakımından ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Davacının, davayı kazanması halinde, dava konusu mal ve hakka kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) güvence altına almaya yarayan tedbirlere ihtiyatî tedbir denir (Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. II, Ankara 2020, s. 1263). <br>6100 sayılı HMK’nin onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında \"Geçici Hukuki Korumalar\" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır. <br>6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. <br> 6102 sayılı TTK m. 630/2 hükmünde \"Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.\" hükmü yer almakta olup, söz konusu maddede, haklı sebeplerin varlığı hâlinde hâkime limited şirket müdürlerini ve yöneticilerini görevden alma yetkisi tanınmıştır. <br>4721 sayılı TMK'nın “yönetim kayyımı” başlığını taşıyan 427. maddesinin 4. bendi, vesayet makamının “bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa” o tüzel kişiye bu yönetim kayyımı atamasını öngörmektedir. <br>Şirketin yönetim ve temsil organı olan yönetim kurulu, seçilmiş bir organdır. Bu nedenle yönetim kurulunun mevcut olmaması hem hukuki hem de fiilî yokluk olgularını içerir. Yönetim kurulunun, genel kurul toplanamadığı veya nisap sağlanamadığı için seçilememesi, seçim kararının geçersiz olması, tüm üyelerin birlikte istifa etmeleri, tutuklu olmaları vb. nedenler yönetim kurulunun hukukî yokluk; mevcut kurulun üyeler veya ortaklararası anlaşmazlıklar nedeniyle uzunca bir süre toplanamaması ya da (yasal ya da sözleşmesel nedenlerle) karar nisabı sağlanamadığı için karar alamaması da fiili yokluk örnekleridir (Bkz. Çamoğlu, Ersin: Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt: 91, Sayı: 2017/5, s. 22)<br>Görüldüğü gibi yasa, tüzel kişilere yönetim kayyımı atanmasına ancak organın mevcut olmaması ya da hukuki ya da yetkili organın fiili nedenlerle çalışma erkinden yoksun kalması halinde olanak tanımıştır. Bu nedenle bu istisnaî yetkinin sadece bu iki hale özgü olarak kullanılması gerekir; bu iki hal dışındaki nedenler yönetim kayyımı atanmasına gerekçe olamaz.<br>Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; dava konusu uyuşmazlıkta davalı şirketin herhangi bir organ yokluğu ya da organın fiili nedenlerle çalışma erkinden yoksun kalması durumunun söz konusu olmaması nedeniyle genel hüküm niteliğindeki 4721 sayılı TMK m. 427/4 hükmünün de somut olayda uygulanama imkânı bulunmamaktadır.<br>İzah edilen gerekçelerle, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerindeki koşullar oluşmadığından,  davalı şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;\t<br>1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan ... tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, <br>3-)İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/02/2024<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ad3d15bbda6ed71","SID":"afb2b87825b851e9"}}