{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/220 <br>KARAR NO: 2024/282<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2016/936 Esas<br>KARAR NO: 2020/359<br>KARAR TARİHİ: 15/09/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, tarafların davalı şirketin yapacağı Sinop Ayancık İlçesindeki ... 1-2-3 REGÜLATÖRÜ ve HES işi kapsamında yapılmasına lüzum bulunan Jeolojik Etütlerin yapılması amacıyla aralarında 29.05.2012tarihli alt işverenlik sözleşmesini imzaladıklarını, bu sözleşmeye istinaden taşeron müvekkili şirketin sözleşmede belirtilmiş olan ifa etmesi gereken edimlerini bir bir yerine getirdiğini ve sözleşmeye uygun olarak karşı tarafa olan tüm borcunu ifa ettiğini, buna istinaden müvekkilinin yerine getirmiş olduğu işlerin bedeli olarak KDV dahil toplam 194.995,00 TL. değerinde faturayı kestiğini ve karşı tarafa ilettiğini, ancak davalının fatura bedelini 50.000 TL. eksik ödediğini, davalıdan bakiye alacağın tahsili için İst.Anad. ...İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; Davacının müvekkil şirket ile imzalamış olduğu ... l-ll- III Regülatörü ve HES İnşaatı Jeolojik Zemin Etüd Sözleşmesi ( \" Sözleşme \" ) kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği için müvekkil şirketin sözleşme kapsamında herhangi bir borcu bulunmadığını, somut olayda ödemezlik def'inin söz konusu olduğunu, bu kapsamda, davacının sözleşmede belirlendiği şekilde ücrete hak kazanabilmesi için öncelikle üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi ve hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacak talep edebilmek için öncelikle kendi borcunu ifa etmiş olması gerektiğini, ne var ki somut olayda davacının, sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde edimini ifa etmediğini, bu durumda müvekkil şirketin de sadece belirli bir miktarda ödeme yapabildiğini, dolayısıyla öncelikle davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin incelenmesi gerektiğini ve daha sonra huzurdaki dava bakımından herhangi bir alacağı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini,  müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla; haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"  ... Uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp  taraf defterlerinin incelenmesi için tayin edilen günde gerek mali müşavir bilirkişinin raporu gerekse de Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan  mahalinde keşif yapılarak düzenlenen ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan bilirkişi raporları da dikkate alınarak davacı vekili  mahkememizce belirlenen günde ticari defter ibraz etmemiş olup  davalı yanca ibraz edilen  2013-2014-2015 yıllarına ait incelenen resmi defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davalının incelenen resmi defter ve belgelerinde davacının 35.900,00 TL. alacaklı olduğu, 07.09.2012 tarihinde davacı yana borç kayıt ettiği 14.100,00 TL. lik \"Ödeme\" açıklamalı kaydın dayanağı belgeyi ispatlaması gerektiği, davacının 50.000,00 TL. lik alacak talebinin, davalının kayıtlarında mevcut olan 14.100,00 TL. lik kaydın dayanağı belgeyi ispatlaması durumunda davacının 35.900,00 TL. talep edebileceği, ispatlayamaması durumunda 50.000,00 TL.lik asıl alacak olabileceği, davalı vekili cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından davalı yanın  yemin teklifi davacı şirket yetkilisine tebliğ edilerek mahkememizce belirlenen günde hazır olarak yemin teklifini kabul edip davalı şirket yetkilisinden 15.000,00 TL'yi almadığı hususunda yemin ettiği, ...'in vefat ettiği duruşmada davacı vekili tarafından beyan edildiği, davalı şirket tarafından yapılan ödemenin ispat edilemediği,  zemin raporlarının (..., ... ve ... için yapılan jeolojik ve jeoteknik işlemler standartlara uygun olarak raporlarda yer almakta ve tüm deneylerin yapılmış olduğunun görülmekte olduğunu, gerek arazide sondaj sırasında gerekse laboratuvar çalışmalarında gerekli tüm doneler belirlenmiş ve taşıma gücü hesaplarının yapıldığını, yapılan sondaj çalışmaları ve sırasında ve takibinde yapılan laboratuvar çalışmaların hiçbir eksiklik gözlenmediğini, çalışmaların tamamının usulüne uygun yapılmış olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle \"   davanın kısmen kabul kısmen reddi ile  davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 50.000TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, İİK 67/2 maddesi gereğince asıl alacak 50.000TL üzerinden davalının %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davacının da ikrar ettiği üzere müvekkil şirket tarafından davacıya toplamda 144.995-TL + 14.100,00TL ödeme yapıldığını, bu kapsamda bu kadar yüksek miktarda ödeme yapan müvekkil şirketin bakiye olduğu hesaplanan 35.900,00 TL'yi ödememesi için makul bir sebep olması gerektiğini, cevap dilekçemizde de belirttiğimiz üzere davacı, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediği için müvekkil şirket bakiyeyi ödemediğini, bu nedenle  ödemezlik def'imiz uyarınca davacının sözleşmedeki edimlerini usulüne uygun yerine getirip getirmediği inceleme konusu yapılması gerektiğini,  ancak 2016 esas sayılı işbu davada mahallinde keşif yapılması sonucu ancak  30.05.2019 tarihinde rapor tanzim edilebildiğini, mevcut alanda bunca sene geçtikten sonra yapılan inceleme ile sağlıklı bir kanaat edinilemeyeceği açık olduğunu, keza sondaj kuyularının geçen zaman sebebi ile tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı zapta da geçtiğini, dosyadan yapılan mali incelemede bizzat bilirkişi müvekkil defterlerinde  davacıya borç olarak kaydettiği 15.000 TL tutarını fark ettiğini, dosyada mübrez olduğu üzere şirketin yetkilisi ...'in müvekkil şirket yetkilisi ...'tan 15.000-TL teslim aldığını ve tarafların tutanak üzerinde imzalarının bulunduğunu, her ne kadar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi suretlerinden de anlaşıldığı üzere davacı şirketin kurucuları ve ortakları ... ile ... olsa da parayı davacı adına teslim alan kişinin de soyadının Büyüker olduğu göz önünde bulundurulduğunda, şirket yetkilisi veya şirket kurucularıyla yakın akrabalık bağı olan bir şahıs olduğu rahatlıkla anlaşıldığını, bu nedenle borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte elden tahsil edildiği bariz olan tutarın hükme esas alınmamasının ve ayrıca tartışmalı olduğu açık olan bir alacak bakımından ve kabul anlamına gelmemekle birlikte 15.000 TL'si tahsil edilen bakiye alacak için tarafımıza icra inkar tazminatı hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı bakiye  fatura alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü  ... E. (yenileme öncesi 2015/20927 E.) sayılı dosyası incelendiğinde; davacının bakiye fatura alacağına istinaden  50.000,00 TL asıl alacak 4.181,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.181,51 TL  alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mali Müşavir bilirkişisinin sunmuş olduğu 07/05/2018 tarihli raporda özetle;  davacı yanın inceleme gününde resmi defter ve belgelerini ibraz etmediğini, davalı yanın 2013-2014-2015 yıllarına ait incelenen resmi defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davalının incelenen resmi defter ve belgelerinde davacının 35.900,00 TL alacaklı olduğu, davacı yanın icra takibindeki talebi olan 50.000,00 TL arasındaki farkın,  07.09.2012 tarihinde davacı yana borç kayıt ettiği 14.100,00 TL'lik \"Ödeme\" açıklamalı kaydın olduğu tespiti yapılmıştır. Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle; tarafların iddiaları doğrultusunda davacının yapmayı üstlendiği jeolojik etütlerin uygun şekilde yapılıp yapılmadığı konusunda mahallinde 2 Jeoloji Mühendisi bilirkişisi ve 1 mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle keşif yapılmak suretiyle bilirkişi raporu alınmış olup, Mali Müşavir bilirkişi raporunda;  davalı şirketin mahkemenize sunmuş olduğu 15.000,00 TL para makbuzunun bilirkişi tarafından incelenen davalının ticari defterlerinde herhangi bir kaydı bulunmadığı, davacının 50.000 TL lik alacak talebinin, davalının kayıtlarında mevcut olan 14.100,00 TL'lik kaydın dayanağı belgeyi ispatlaması durumunda davacının 35.900,00 TL talep edebileceği, ispatlayamaması durumunda 50.000,00 TL'lik asıl alacak talebinin yerinde olacağı kanaatine varıldığı,  Jeoloji Mühendisi bilirkişilerin raporunda; İnceleme alanının tamamının gezildiği, elde edilen değerlendirmeler sonucunda zemin etüdü raporları incelendiğinde birebir zemine uyumlu jeolojik birim çakıştırmaları tespit edildiği, ancak zaman aşımı nedeni ile zemindeki sondaj kuyuları yerinde gözlenemediği, yer bulduru verileri aşınmış yada kayıp olduğu, zemin raporlarının (..., ... ve ... için) yapılan jeolojik ve jeoteknik işlemler standartlara uygun olarak raporlarda yer almakta ve tüm deneylerin yapılmış olduğunun görülmekte olduğu, gerek arazide sondaj sırasında gerekse laboratuvar çalışmalarında gerekli tüm doneler belirlenerek  taşıma gücü hesaplarının yapıldığı, yapılan sondaj çalışmaları ve sırasında ve takibinde yapılan laboratuvar çalışmaların hiçbir eksiklik gözlenmediği, çalışmaların tamamının usulüne uygun yapılmış olduğu görüş ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.  Somut olayda;  davalı şirketin yapacağı Sinop Ayancık İlçesindeki ... 1-2-3 REGÜLATÖRÜ ve HES işi kapsamında yapılmasına lüzum bulunan Jeolojik Etütlerin yapılması amacıyla aralarında 29.05.2012 tarihli alt işverenlik sözleşmesi imzalandığı, kararlaştırılan hizmet bedelinin eksik ödendiği iddiası ile bakiye fatura bedelinin tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı görülmüştür. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih 2014/7976 Esas 2015/4126 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere \" YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa   safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı  tarafa   usulüne   uygun  tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu  kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı  tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.\" Somut olayda, davalı vekili, davacı şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşün yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğini savunmuş ise de denetime açık, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda ifade edildiği gibi yapılan sondaj çalışmaları ve sırasında ve takibinde yapılan laboratuvar çalışmaların hiçbir eksiklik gözlenmediğini, çalışmaların tamamının usulüne uygun yapılmış olduğu tespit edilmiş olmakla davacının üzerine düşen yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği görülmüştür. Kaldı ki davalı yanın  kendi ticari defterlerinde davacıya, davaya konu bakiye hak ediş bedelinden kaynaklanan  50.000,00 TL borçlu gözükmektedir.  Her ne kadar  07/09/2012 tarihinde ödeme açıklaması ile davacı borcundan  14.100,00 TL düşülmüş ise de kısmi ödemeye ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, sunulan 15.000,00 TL'lik para makbuzundaki imzanın  davacı şirket yetkisine ait olmadığı gibi ödemenin davacı şirket adına yapıldığı da ispata elverişli yasal delillerle ispatlanamadığından davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.İİK 67/2.maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almaktadır. Takip tutarı sözleşme ile kararlaştırılan bakiye fatura bedeli olup alacak likit/belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde  hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar  Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-HMK' nın  353/1.b.1 Maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 854,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 426,80 TL' nin  karar kesinleştiğinde davalı tarafa iadesine,4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec3afe54c829fa14","SID":"fb15cf86b315ce88"}}