{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/65 <br>KARAR NO: 2024/182<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/215<br>KARAR NO: 2020/414<br>KARAR TARİHİ: 13/10/2020 <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sebze- meyve satımı işi ile uğraştığını, davalı borçlunun ''...'' tabelası altında işlettiği eğitim kurumunun yemekhanesinin meyve ve sebze ihtiyacının da yaklaşık 2 senedir müvekkili firma tarafından karşılandığını, müvekkilinin 2016 yılı içerisinde fatura bedelleri toplamı 53.339,94 TL olan ürün satışı yaptığını, buna karşılık davalı tarafından 49.000,00 TL ödeme yapıldığını, 2016 yılından 4.339,94 TL bakiye borç devrettiğini, 2017 yılı içerisinde fatura bedelleri toplamı 139.904,59 TL olan ürün satışı yaptığını, buna karşılık davalı tarafından 67.100,00 TL ödeme yapıldığını, 2017 yılından 72.804,59 TL borç devrettiğini, 2018 yılı içerisinde fatura bedelleri toplamı 23.729,15 TL olan ürün satışı yapıldığını ancak buna karşılık davalı tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadığını, toplamda 100.873,67 TL'ye tekabül eden bakiye fatura bedellerine ilişkin davalı tarafın ödeme yapmadığını, bu nedenle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile fatura bedellerinin tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip tarihindeki şartlarla aynen devamına, takip çıkışına takip tarihinden itibaren reeskont avans faiz yürütülmesine, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının, davacıya fatura alacağı borcunun bulunmadığını, davacının davalıdan şirketten aldığı ödemeleri defterlerine işlememiş olmasının muhtemel olduğunu, dava konusu takibin faiz miktarının belli olmadığını, davacının haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetle müvekkili hakkında takip yaptığını bu nedenle dava değeri üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davacı şirketten tahsili ile müvekkiline tediyesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle birlikte tarafların ticari defterleri incelenmiş, davacıya ait incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, sahibi lehine teşkil ettiği, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların davalı tarafa tebliğ edildiği ve bu faturalara konu malların davalı yana teslimine dair kaydın bulunduğu böylelikle usulüne uygun davacı şirket defterlerine göre; fatura bakiyesi alacağı nedeniyle davalı şirketin takip tarihi itibariyle 102.496,28 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalının ise 2016 yılı yevmiye defterinin açılış onayı süresinde olmasına rağmen kapanış onayının süresinde yaptırılmadığı bilirkişice tespit edilmiş ve ayrıca defter-i kebir ve envanter defterinin de denetime sunulmadığı belirtilmiştir. 2017 ve 2018 yıllarında e-deftere geçiş yaptığı belirtilen davalı tarafından 01.09.2016-31.08.2018 dönemine ait yevmiye defteri açılış kapanış beratları ibraz edilmemiş, envanter defterinin de usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiştir. Böylelikle bilirkişi tarafından davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, sahibe lehine delil olma niteliği taşımadığı tespit olunmuştur. Usulüne uygun tutulan davacı defterlerine göre davacı tarafın, takip tarihi itibarı ile davalı taraftan 102.496,28 TL alacaklı olduğu, usulüne uygun tutulmayan davalı defterlerine göre ise davalının takip tarihi itibarı ile davacıya 67.496,28 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından, 16/12/2017 tarihinde banka aracılığıyla ödenmiş olan, 7.000,00 TL tutarın, 28/11/2017 vadeli senet ödemesi açıklamasıyla yapıldığı ancak bu vade ve tutarda olan bir senet kaydının tarafların muavin hesap defterinde bulunmadığı, yani davacı tarafından alınan,davalı tarafından verilen bu tutarda bir senet kaydının bulunmadığı, kalan 28.000,00 TL tutarın ise cari hesap ödemesi olarak yapıldığı ancak davacı şirket hesabına gönderilen ödemelerin ilgili bankalarına ait hesap detayları görülmediği, farkı oluşturan işlemlerin dayanağı belgelerin, taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada dosyaya ibraz edilmediği, ödeme dekontlarındaki açıklamalarda yapılan ödeme ile ilgili herhangi bir fatura numarası ya da açıklamanın bulunmadığı tespit edilmiştir.Böylelikle davacı tarafın ticari defterlerinde ve cari hesap ekstresinde davalıdan 100.873,67 TL alacağı olduğunun belirlendiği, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olduğu, kendi lehine delil teşkil edeceği, bu hususun bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edildiği, davalı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulmadığı ve lehine delil teşkil etmeyeceği, böylelikle davacı tarafından davalı aleyhine girişilen davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasında davacının icra takibinde haklı olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin bulunduğu anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/4603 Esas 2020/1138 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, itirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Takipten sonra davadan önce yapılan ödeme yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır. Bu kapsamda dava tarihinden sonra yapılan ödemeler tek tek hüküm fıkrasında belirtilmiş, yerleşik Yargıtay uygulamaları ile denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak; 1-Davanın KABULÜ ile davalının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasındaki vaki itirazların İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden diğer kayıt ve şartlarda devamına, davadan sonra borçlu tarafça yapılan 28.05.2018 tarihinde 4.900,00 TL, 09.06.2018 tarihinde 3.000,00 TL, 29.06.2018 tarihinde 3.300,00 TL, 07.07.2018 tarihinde 3.600,00 TL, 09.08.2018 tarihinde 2.694,00 TL, 16.10.2018 tarihinde 2.500 TL, 17.11.2018 tarihinde 4.000,00 TL, 23.11.2018 tarihinde 3.000,00 TL ödemelerin infaz aşamasında nazara alınmasına, 2-Alacak likit olduğundan, asıl alacak miktarı olan 100.873,67 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, elektronik verilerin bilirkişiye flash disk içinde teslim edildiği, icra takibinden önce yapılan 35.000,00 TL tutarındaki ödemelerin dikkate alınmadığı, yine başka bir ödeme olan 7.000,00 TL'lik ödemenin de mahkemece dikkate alınmadığı, takipten sonra düzenlenen faturaların nazara alındığı ve alacağın likid olmadığı belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki alım-satım ilişkisinden kaynaklı fatura alacaklarına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ''bakiye fatura alacakların toplamı'' açıklamasıyla 100.873,67 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde ekli olarak sunulan faturaların incelenmesinde, taraflar arasında sebze ve meyve alım- satımına ilişkin faturaların tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 18.12.2018 tarihli kök raporda özetle; davacının ticaret defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip tarihi itibariyle toplam 102.496,28 TL alacağın yer aldığı, takip tarihinden sonra davacı tarafın toplam 2.586,87 TL tutarındaki satışın faturalandırıldığı, 20.079,93 TL tutarında tahsilatın yapıldığı ve usulüne uygun tutulan defterlere göre alacak bakiyesinin 85.003,22 TL ye gerilediği belirtilmiştir. Davalı muavin defterlerine göre ise; takip tarihi itibariyle davacı şirket tarafından düzenlenen 2016 -2017 -2018 yıllarına ait fatura toplam tutarının 218.596,28 TL olduğu, toplam 151.100,00 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle 67.496,28 TL davacının alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalı taraf kayıtlarında toplam 2.586,87 TL borçlanıldığı ve 17.300,00 TL tutarında ödemeyi yapılarak borç bakiyesini 58.783,15 TL'ye gerilediği, Taraftarların cari hesap ekstresi arasındaki farka ilişkin tespitler yönünden, taraflar arasındaki borç bakiyesini 33.377,39 TL fark yarattığı, 30.09.2017 tarihli ... numaralı ve 1.622,57 TL bedeli faturanın davalıya ait hesap muavin defterinde kayıtlı olduğu halde davacının cari hesabında kayıtlı olmadığı, her iki şirketin kayıtlarında mevcut olan ancak takip dosyasına sunulmayan 1.622,57 TL tutarında patronunun bulunduğu yine davalı cari hesap muavin defterinde olup davacı defter kayıtlarında olmayan 35.000,00 TL fark oluşturan ödemelerin 16.12.2017 -02.02.2018 -07.02.2018 ve 15.02.2018 tarihli garanti bankasıyla ... aracılığıyla yapılan ödemelerden oluştuğu, davalı banka tarafından banka aracılığıyla 16.12.2017 tarihinde 7.000,00 TL tutarında 28.11.2017 vadeli senet ödemesi yapıldığı ancak taraftan muavin hesap dökümlerinde görülmediği davacı kayıtlarında 04.08.2017 tarihinde, davalı kayıtlarında 08.08.2017 tarihinde 28.11.2017 vadeli 50.000,00 TL tutarında senet ödemesi adı altında tek kayıt yer aldığı, ilgili bankalara ait hesap detayları görülmediğinden farkı oluşturan işlemlerin dayanağı olan belgelerin taraflarca ibraz edilmesi halinde davacı şirkete ait alacak bakiyesinin net olarak belirlenebileceği, faize ilişkin herhangi bir ihtarname bulunmadığı görüş ve tespitinde bulunulmuştur. Davalı vekili tarafından 10.01.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz konulu beyan dilekçesinde, şirketin defter ve kayıtlarının ibraz edildiği, yapılan bazı ödemelerin davacı tarafından ticari defterden geçirilmediği, bilirkişi raporunun eksik incelemede olduğu belirtilerek davacı tarafından ticari defterlerinde işlenmeyen ödemeleri ilişkin düzenlenen banka dekontları örneklere sunulmuştur. Bilirkişi tarafından düzenlenen 1. ek raporda özetle; uyuşmazlığa konu faturaların davalı tarafa tebliğ edildiği ve bu faturalara konu malların davalıya teslimine dair kaydın bulunduğunu, usulüne uygun davacı ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibari ile 102.496,28 TL borçlu olduğu, davalı tarafından 16.12.2017 tarihinde 7.000,00 TL tutarında senet ödemesi açıklamasıyla ödeme yapıldığı, ancak bu vade ve tutarda bir senet kaydının tarafların muavin defterlerinde bulunmadığı, davacı şirket hesabına gönderilen diğer ödemeler yönünden de ilgili bankalara ait hesap detayları görülmediğinden işlemlerinin dayanağı olan belgeleri ibraz edilmesi halinde davacı şirkete ait alacak bakiyesinin net olarak belirlenebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan ek rapora yönelik beyan dilekçesinde, 28.05.2018 tarihli ile 23.11.2018 tarihi arasında toplam 8 adet kısmi ödemenin davalı tarafça gerçekleştirildiği, bu kısmi ödemeler nazara alınarak güncel bir hesap yapılması gerektiği ileri sürülmüştür.Bilirkişi tarafından düzenlenen 2. ek raporda özetle; takip konusu alacağa ilişkin yapılan kısmi ödemeler nazara alındığında asıl alacağın 75.503,22 TL, temerrüt faizini 6.793,29 TL olmak üzere toplam alacak miktarının 82.296,51 TL olduğu, davalı şirket tarafından ibraz edilen belgeler incelendiğinde ise, 2016 yılında yevmiye defteri açılış onayının yapıldığı kapanış onayının ise yasal süre içerisinde yaptırılmadığı ayrıca defter i kebir ve envanter defterini denetmen de olduğu gerekçesiyle ibraz edilmediği, 2017 ve 2018 yıllarında e deftere geçiş yaptıkları belirtilmiş olmasına rağmen 01.09.2016 ve 31.08.2017 dönemine ilişkin yevmiye defteri ve defteri kebir açılış kapanış beraatlerini ibraz edilmediği, envanter defteri onayının da yasal süre içerisinde yapılmadığı, 01.09.2017 -31.08.2018 dönemine ait yevmiye defteri açılış kapanış beratlarının ibraz edilmediği, defter i kebir açılış beraatının ibraz edildiği, kapanış beraatının ise ibraz edilmediği, envanter defterinin de yasal süre içerisinde yaptırılmadığı, davalı defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, toplam 35.000,00 TL'lik ödemelerin davalı ticari defterlerinde bulunduğu ancak davacı ticari defterlerine işlenmediği, bu ödemelere ilişkin dekontlar incelendiğinde ödeme dekontlarında ki açıklamalarda herhangi bir fatura numarası ya da başkaca bir açıklamanın yer almadığı, BA-BS formlarının satımlarla uyumlu olduğu belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. -İspat yükü yönünden inceleme: 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Bu haliyle, faturaya konu malların teslimine dair bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla, ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olmamasının sonuçları üzerinde durulmalıdır. HMK 222/2 maddesinde eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş ,açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirinin doğrulayan defterlerin /defter kayıtlarında sahibi lehine delil olacağı belirtilmiştir. Ticari defterler hiç tutulmamış ya da kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmamış ise (sahibi lehine )delil olma özelliğini yitirir. (bkz. Madde HMK 222/2-4) Sunulan istinaf başvuru dilekçesinde davalı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve elektronik verilerin flash disk ile bilirkişiye teslim edildiği ancak düzenlenen raporda bu konudan hiç bahsedilmediği ileri sürülmüştür. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere; bilirkişi tarafından düzenlenen 30.12.2019 tarihli 2. ek raporun 9. v.d. sayfalarında davalı vekilinin itirazları değerlendirilmiştir. Buna göre (yukarıda ayrıntıları yazıldığı üzere) incelenen ve bilirkişiye teslim edilen ticari defter ve kayıtlar nazara alındığında davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulması de sahibi lehine delil olma niteliğini taşımadığı, aynı zamanda raporun 10. sayfasında elektronik verilerin flash disk ile teslim edilmediği de belirtilmiştir. İş bu tespitler ışığında, davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğundan bahsedilemeyecektir. Ancak bu durum, davalı tarafça, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle yapılan ve ispatlanan ödemelerin göz önünde bulundurulmasına engel teşkil etmemektedir. Davalı tarafça rapora yönelik sunulan itiraz dilekçesi ekinde 16. 12.2017 tarihli 7.000,00 TL bedelli 28.11.2017 vadeli senet ödemesi açıklamalı, 02.02.2018 tarihli 10.000,00 TL, 07.02.2018 tarihli 10.000,00 TL, 15.02.2018 tarihli 8.000,00 TL ödemelerine ilişkin düzenlenen havale kayıtları yer almakta olup, iş bu ödemeler ''... LTD. ŞTİ CH ÖDEMESİ'' açıklamasıyla yapılmıştır. Her ne kadar işbu açıklamada herhangi bir fatura numarası yer almamakta ise de, uyuşmazlığa konu takibin bakiye fatura alacağına ilişkin olması, ödeme dekontu sunulan 28.11.2017 vadeli 7.000,00 TL tutarında davacı tarafından alınan ve davalı tarafından verilen bir senet kaydına rastlanılmaması (incelenen davacı muavin hesaplarından 04.08.2017 tarihinde 50.000,00 TL tutarında davalıdan tahsil edilen 28.11.2017 vadeli senet , davalı muavin hesaplarında ise, davacı tarafından 08.08.2017 tarihindeki muavin kayıtlarına göre 28.11.2017 vadeli senet 50.000,00 TL davacı tarafa senet ödemesi bulunduğu tespit edilmekle) nazara alındığında takip tarihinden önce yapılan (16.12.2017 tarihli 7.000,00 TL, 02.02.2018 tarihli 10.000,00 TL, 07.02.2018 tarihli 10.000,00 TL ve 15.02.2018 tarihli 8.000,00 TL) ödemeler ve 7.000,00 TL senet ödemesi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu yönüyle sunulan istinaf sebebi yerindedir. -Takipten sonra düzenlenen faturaların alacak hesabına dahil edildiği yönündeki itiraz: Bilirkişi raporunda, 20.05.2018 tarih, ... yevmiye numaralı 1.936,93 TL bedelli ve 10.06.2018 tarihi ... yevmiye numaralı ve 694,94 TL bedelleri faturaların ''davacı defterindeki tespitler'' başlığı altındaki bölümde hesabı dahil edildiği anlaşılmaktadır. Zira, 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında davacının beyanlarına yer verilmiştir. Davacı vekili beyan yazısında ''14.05.2018 tarih ve ... sayılı fatura mukabili 1.936,93 TL lik ürün satışı müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş olup davalı tarafından aynı gün bu fatura bedelinin ödendiğini, ayrıca 04.06.2018 tarih ve 380745 sayılı fatura mukabili 649,93 TL'lik ürün satışı gerçekleştirilmiş olup, davalı tarafından bu fatura bedeli ertesi gün yani 05.06.2018 tarihinde ödendiği'' belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda bu beyan dilekçesinde belirtilen fatura ve ödemelerin muavin hesaplarında mevcut olduğundan kök ve ek rapordaki hesaplamalara dahil edildiği yönünde tespitte bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından sunulan 21.05.2019 tarihli beyan dilekçesinde, davanın açılmasından sonra davalı tarafı ürün satışı gerçekleştirilmesi nedeniyle söz konusu iş bu 2 faturanın düzenlendiği ve fatura bedellerinin ödendiği yönündeki beyanlar da nazara alındığında, 694,94 TL +1.936,93 TL'nin hesaplamaya dahil edilmesinin yerinde olmadığına karar vermek gerekmiştir. -İcra İnkar tazminatı yönünden inceleme: Genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E. 397 K. sayılı ilamı). Davaya konu edilen alacağın cari hesap alacağına dayanmakla, icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu ve bu nedenle davalı vekilince aksi yönde sunulan istinaf başvuru sebebinin dosya kapsamına uygun olmadığına karar vermek gerekmiştir. HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, \"Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ...\" duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilince sunulan istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine dair karar verilmesi kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 2-6100 sayılı HMK'nin 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2018/215 E., 2020/414 K. sayılı ve 13/10/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 3-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, a)Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 56.241,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, dava açıldıktan sonra yapılan 28.05.2018 tarihinde 4.900,00 TL, 09.06.2018 tarihinde 3.000,00 TL, 29.06.2018 tarihinde 3.300,00 TL, 07.07.2018 tarihinde 3.600,00 TL, 09.08.2018 tarihinde 2.694,00 TL, 16.10.2018 tarihinde 2.500 TL, 17.11.2018 tarihinde 4.000,00 TL, 23.11.2018 tarihinde 3.000,00 TL ödemelerin infaz aşamasında nazara alınmasına b)Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, c)İİK 67/2 maddesi gereğince 56.241,80 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife gereğince alınması gereken 3.841,87 TL harçtan peşin yatırılan 1.218,31 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.623,56 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, b)Davacının yatırmış olduğu 1.218,31 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacının yapmış olduğu 41,10 TL (başvuru ve vekalet harcı), 1.165,50 TL tebligat, yazışma giderleri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplamda 1.206,60 TL yargılama giderinden, kabul red oranına göre 672,73 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, ç)HMK'nin 333. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, d)Davacı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e)Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, b-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.718,27 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 1.290,67‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davalı tarafa iadesine, c-Davalı tarafça sarf edilen 31,50 TL vekalet, posta masrafı, 482,00 TL başvuru ve karar harcı olmak üzere toplamda 513,5‬0 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, d)Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, e)İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına, f)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03ae4d77e4309202","SID":"6fc92b3a51eaf46d"}}