{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/26 <br>KARAR NO: 2024/246<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/1107 Esas<br>KARAR NO: 2020/242<br>KARAR TARİHİ: 09/07/2020<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sırasına kayıtlı olduğunu, müşterilerine vergi danışmanlığı, tam tasdik hizmetleri başta olmak üzere yeminli mali müşavirlik, doğrudan ve dolaylı vergiler, transfer fiyatlandırması, uluslararası vergilendirme, yatırım teşvikleri gibi konularda hizmet verildiğini, davalı şirket tarafından reklam ajans kurmak ve her türlü reklam işleri yapmak faaliyetleri gerçekleştirilmekle medya hizmetleri sağlandığını, taraflar arasında Serbest Muhasebecilik Serbesh Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği uyarınca 2014, 2015 ve 2016 dönemleri Kurumlar Vergisi Beyanname Tasdiki sözleşmeleri akdedildiğini, yine müvekkili şirket ile davalı şirkete bağlı bulunan grup şirketlerden birini hisse devir işlemlerinde danışmanlık hizmeti verildiğini, hisse devir işlemleri ile ilgili davalı şirket tarafından hizmet talep edilmesi üzerine 30/07/2015 tarihli danışmanlık sözleşmesinin taraflarca akdedildiğini, her iki sözleşme uyarınca müvekkil şirket üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini ancak 2014 yılı Denetim Tasdik Sözleşmesi'nden kaynaklanan borcun bir kısımı ile 2015 ve 2016 yılı  Denetim Tasdik Sözleşmesi'nden kaynaklanan borcun tamamı ile hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan borcun tamamı ödenmediğini,  müvekkili şirket tarafından davalı şirketin borcunu ödemesine ilişkin iyi niyetli talep ve girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, bu sebeple davalı şirket adına Beyoğlu ... Noterliği'nin 15/12/2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, anılan ihtarnamenin davalı şirket daimi çalışanına 19/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnamede belirtilen 3 günlük süre içerisinde davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sırasında icra takibi başlatıldığını,  davalının borca, borcun faizine ve takibe itirazı neticesinde icra takibinin durduğundan bahisle borçluların itirazının iptaline, haklarında başlatılan icra takibinin devamına, davalının inkar olunan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ticari defter kayıtları incelendiğinde davacı tarafın haksız olarak takip başlattığını belirterek davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"...Bilirkişi raporu denetime elverişli, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiş olup, bilirkişi raporunda yer alan tespitler ve dosya kapsamına göre taraflar arasında 2014-2015 ve 2016 dönemleri kurumlar vergisi beyanname tasdiki (tam tasdik sözleşmeleri ve ayrıca danışmanlık sözleşmesi) akdedildiği, anılan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğün davacı tarafından yerine getirildiği, uyuşmazlığın akdi ilişki kapsamında verilen hizmetlere karşılık düzenlenen takibe dayanak faturalardan kaynaklandığı sabittir. Yukarıda açıklandığı üzere mahkememizce taraflara ticarî defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile davacının 551.364,14-₺ alacağının varlığı kanıtlanmıştır. Davalı, defterlerini sunmayarak davacının ticarî defter ve kayıtlarının HMK 222. maddesine göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun, bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile asıl alacağının varlığının ispatlandığının kabulü gerekir. Yüksek Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna göre davacının takip tarihi itibari ile 551.364,14-TL asıl alacak talebinde haklı olduğu kabul edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 117 maddesi hükmünce bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için bu alacağın muaccel olması yeterli olmayıp borcun kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş ya da alacaklının yöntemine uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmüş bulunması zorunluluğu somut olayda sözleşmede kararlaştırılan kesin vade bulunmadığı gibi davacının asıl alacağın ödenmesi talebini içeren ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhi dosyaya sunulmadığından temerrüt faiz talebi kabul edilmeyerek takibin asıl alacak üzerinden devamına dair karar verilmiştir.  İİK 67/2 maddesi uyarınca icra takibine konu alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına, reddedilen kısım yönünden davacı/alacaklının takibe geçmede kötü niyetli olduğu kabul edilerek davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilerek  \"  Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 551.364,14-₺ asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan alacağın (551.364,14-₺) %20'si üzerinden hesaplanan 110.272,83-₺ icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, red edilen alacağın (104.781,78-₺) %20'si üzerinden hesaplanan 20.956,36-₺ kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik hesaplama yapıldığını, takip tarihi itibariyle  müvekkil alacağı 656.145,92 TL olup eksik kısma ilişkin ek hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğini, mahkemeye sunulan ek protokoller incelenmediğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğru olmakla birlikte hesaplamalar eksik olduğunu, ek protokollerde yer alan fiili ödemeye kadar geçen gün başına binde 0,50 oranında vâde farkı uygulanacağı hükmü dikkate alınmadığını, oysaki ilk derece mahkemesince ek protokollerde yer alan vade farkı hesabı da bilirkişi marifetiyle hesaplattırılsaydı takip tarihi itibariyle alacak miktarının 656.145,92 TL olduğu tespit edileceğini, bu nedenle  ek protokollerde yer alan vade farkı maddesi dikkate alınmadan sadece yasal defterlerde kayıtlı sözleşme bedelleri üzerinden müvekkil alacağının tespit edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece, müvekkil şirket aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiğini ve  davacının asıl alacağın ödenmesi talebini içeren ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhi dosyaya sunulmadığından temerrüt faiz talebinin reddine karar verildiğini, oysa kötü niyet şartları oluşmadığını ve  dava dilekçesinin 2 numaralı ekinde PTT gönderi takibinin sunulduğunu, incelendiğinde 19/12/2016 tarihinde davacı çalışanına tebliğ edildiğini belirterek davanın tümden kabulüne karar verilmesini ve davacı aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, denetim ve tam tasdik sözleşmesi ile hisse devrine ilişkin danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının faturalara istinaden 273.762,06 TL asıl alacak, 337,51 TL işlemiş faiz, 80.911,92 TL vade farkı, 99,75 TL işlemiş faiz, 300.664,00 TL asıl alacak, 370,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 656.145,92 TL alacağın  tahsili için  takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesine göre; 2014-2015-2016 yıllarına ait Denetim ve Tasdik hizmetleri kapsamında fatura edilmemiş KDV dahil toplam 273.762,06 TL borcun, bu borca isabet eden KDV hariç 68.569,43 TL vade farkı borcun ve Danışmanlık hizmetlerinden doğan KDV dahil 82.600,00 Euro tutarında borcun ödenmediği ileri sürülerek davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptali talep edilmiştir. O halde takibe dayanak yapılan  273.762,06 TL asıl alacağın  2014-2015-2016 yıllarına ait Denetim ve Tasdik hizmetleri kapsamındaki fatura alacağına,  80.911,92 TL vade farkı alacağın, Denetim ve Tasdik sözleşmelerinden doğan vade farkına ve 300.664,00 TL asıl alacağın hisse devrinden kaynaklanan danışmanlık sözleşmesi kapsamındaki 82.600,00 Euro tutarlı faturaya dayandığı görülmüştür. Mahkemece, dayanak sözleşmeler, icra dosyası  ve  tarafların sunduğu kayıt ve  belgeler de nazara alınarak, davaya konu icra takibi nedeni ile davalının davacıya borcu bulunup bulunmadığı, varsa icra takip tarihi itibari ile alacak ve faiz miktarının tespitine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup mali müşavir ile finans uzmanından oluşan bilirkişilerden alınan 02/07/2019 tarihli müşterek kök raporda özetle; \" Davalı tarafın incelemeye defterlerini sunmadığı, ibraz edilen davacının ticari defter ve kayıtlarına incelendiğinde; takibe dayanak yapılan faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davaya konu ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturalardan dolayı davacının, 273,762,06 TL ( denetim tasdik sözleşmesinden kaynaklanan faturalar) davalıdan alacağı bulunduğu\" tespiti yapılmıştır. Bilirkişi raporu usulüne uygun taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup  taraf  vekillerinin rapora yönelik itiraz dilekçesi sunmuş olduğu görülmüştür. Davalı vekili rapora yönelik itiraz dilekçesinde; \" bilirkişi kurulunun yapmış olduğu hesaplamaların eksik, hatalı ve gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını\" beyan etmiştir. Davacı vekili rapora yönelik itiraz dilekçesinde \" Bilirkişi raporununu 5. Sayfasında yer alan muavin defter kayıtlarının tablolaştırılmış olduğu bölümde de görüleceği üzere müvekkil şirketin iki tür alacağı söz konusu olduğu, bunlardan ilki tam tasdik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin hizmeler dolayısıyla takip edilen alacaklar olduğunu ikincisi, müvekkilinin danışmanlık hizmetleri dolayısıyla  takip edilen alacak olduğunu, ikinci alacağın bilirkişi raporunda belirtilen muavin defterinde de görüldüğünü, Euro cinsinden olan ve aynı icra takibi ile takibe alınan bu tutar da icra takibi tarıhi olan 27.12.2016 tarihi itibariyle 129 hesap numaralı şüpheli ticari alacaklar karşılığı hesabına aktarılarak karsısında 654 hesap numaralı karsılık giderleri hesabına aktarıldığını, Bilirkişi Raporunun da tevsik ettiği (raporun 5. Sayfasındaki cari muavinler döküm tablosu da bunu teyit etmektedir) üzere bilirkişiler tarafından incelenen kayıtlar ve cari hesap tablosunda da toplam (273.762,06 TL * 277.602,08 TL ) 551.364,14 TL'lik alacak söz konusu olup Bu tutarın 273.762,06 TL'sinin takibe alınan bakiye 277.602,08 TL'sinin ise yine aynı takibe alınan 82.600 Euroluk faturadan kaynaklanan tutarlar olduğu, bununla birlikte her ne kadar bilirkişi raporundaki tabloda toplam borcun 551.364,14 TL olduğu hesaplama tablosunda gösterilmiş olsa da, raporun sonuç ve değerlendirme kısmında müvekkil şirketin alacaklı olduğu miktarın sehven 273.762,06 TL olduğu ifade edildiği, takibe alınan ve müvekkil şirket yasal kayıtlarında yer alan 277.602,08 TL'lik kısımdan ise neden alacaklı olunmadığına ilişkin bir yasal bir dayanak gösterilmediğini ve açıklama yapılmadığını, bilirkişi raporundaki söz konusu eksikliğin giderilmesini teminen müvekkil şirketin karşılık giderleri hesabına ilişkin fişleri de işbu dilekçemiz ekinde bilgilerinize sunulduğunu\" beyan ederek rapora itiraz etmiştir. Davacı vekilinin itirazları nedeniyle alınan ek raporda özetle; \" Davacı vekili dilekçesinde de belirttiği üzere 277.602,08 TL alacağın, tarafımıza verilen ... nolu hesap muavininde görüldüğü, ancak bu hesaptan düşüldüğü ve tarafımıza itiraz dilekçesi ekinde verilen 129 hesap numaralı şüpheli ticari alacaklar hesabı muavini verilmediği için sehven alacak miktarı 273.762,06 TL olarak hazırlandığı, şüpheli ticari alacaklar hesabı birlikte değerlendirildiğinde davacının 273,762,06 TL ( denetim tasdik sözleşmesinden kaynaklanan faturalar) + 277.602,08 TL ( danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan 82.600,00 Euro ) olmak üzere toplamda davalıdan 551.364,14 TL alacağı bulunduğu\"  tespiti yapılmış, ek rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş, ek rapora taraf vekillerince itiraz edilmemiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre alacaklı göründüğü 551.364,14 TL miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekilince; bilirkişi raporunda eksik hesaplama yapıldığını, ek protokollerde yer alan vade farkı hesabı bilirkişilerce hesaplattırılsaydı müvekkilinin takip tarihi itibariyle 656.145,92 TL alacağı bulunduğu anlaşılacağını belirterek reddedilen miktar ve kötüniye tazminatı yönünden istinaf edilmiş ise de davacı vekilinin bilirkişi kök raporunda hesaba dahil edilmeyen, Denetim ve Tasdik sözleşmesinden kaynaklanan, takip tutarında belirtilen  80.911,92 TL vade farkı alacağına yönelik bir itirazı bulunmadığı gibi reddedilen talebin bir kısmı 82.600,00 Euro tutarlı faturanın TL karşılığındaki farktan (takip tarihi ile faturanın deftere kaydedildiği tarihteki kur karşılığı nedeniyle; takip talebinde 300.664,00 TL talep edilmişken davacının kendi defterlerinde karşılığı  277.602,08 TL alacak olarak kaydedilmesi  ) kaynaklandığı, bu farka yönelik de bir itirazı olmadığı, bilirkişi raporuna yönelik itirazının, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan 82.600,00 Euro bedelli faturanın karşılığı olan  277.602,08 TL'nin alacağa dahil edilmemesine ilişkin olduğu görülmüştür. Davacının itirazları noktasında alınan ek rapor ile davacının talebi doğrultusunda bu miktarda alacağa dahil edilmiş olup ek rapora yönelik tarafların itirazı bulunmadığı görülmüştür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/06/2015 tarihli 2014/4-70 E. 2015/1680 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; \"...bir davada, mahkemenin veya yanların yapmış olduğu bir usul işlemi ile yanlardan biri lehine ve diğeri aleyhine doğmuş ve buna uyulması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir. Örneğin, bir yanın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer yan lehine usuli kazanılmış hak doğar...\"  Bu nedenle davacı vekilinin, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, Denetim ve Tasdik Sözleşmeleri nedeniyle düzenlenen faturalar üzerinden hesaplanacak vade farkı alacağının hesaplamaya dahil edilmemesine ilişkin bir itirazı bulunmadığı, bilirkişilerce denetim ve tasdik sözleşmesi ile danışmanlık sözleşmesi kapsamında hizmet bedeli olarak düzenlenen faturalar yönünden hesaplama, davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hak teşkil ettiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Temerrüt Faiz ile Hükmedilen Kötüniyet niyet  Tazminatı Yönünden; Mahkemece, davacının asıl alacağın ödenmesi talebini içeren ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhi dosyaya sunulmadığından temerrüt faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinin 2 numaralı ekinde PTT gönderi takibinin sunulduğunu, incelendiğinde 19/12/2016 tarihinde davacı çalışanına tebliğ edildiğini ileri sürmüş ise de dosyaya ibraz edilen PTT gönderi takibinin, hangi gönderiye ilişkin olduğu tespiti edilemediği, diğer bir ifade ile Beyoğlu ... Noterliği tarafından düzenlenen ihtarnameye ilişkin olduğu anlaşılmadığından ve Noterlikten temini mümkün olan ihtarnamenin tebliğine ilişkin tebliğ şerhi sunulmadığından temerrüt tarihi belirlenememesi nedeniyle temerrüt faiz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İİK 67/2 maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda mahkemece reddedilen talebin 80.911,92 TL kısmın vade farkı alacağından, geriye kalan kısmın 82.600,00 Euro bedelli faturanın takip tarihi ile faturanın deftere kaydedildiği tarihteki kur karşılığı nedeniyle; takip talebinde 300.664,00 TL talep edilmişken davacının kendi defterlerinde karşılığı  277.602,08 TL alacak olarak kaydedilmesinden kaynaklandığı, alacağın hesaplamasına yönelik bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi davacının kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği, bu nedenle reddedilen talep yönünden davacının takibinde kötü niyetli olduğunu gösteren bir delil dosyada bulunmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile HMK 353/b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi uyarınca KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1107 Esas, 2020/242 Karar sayılı ve 09/07/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, a-Davalı borçlu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 551.364,14-₺ asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, b-Hüküm altına alınan alacağın (551.364,14-₺) %20'si üzerinden hesaplanan 110.272,83-₺ icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, c-Reddedilen miktar yönünden davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmaması nedeniyle REDDİNE, ç-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli olan 37.663,68 TL karar ilam harcından, icra dosyasından alınan 3.280,73 TL peşin harç ile mahkeme dosyasından peşin alınan 7.924,61 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 26.458,34 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, d- Davacı tarafından sarfedilen başvurma ve vekalet harcı; 36,00 TL, tebligat, posta gideri; 160,90- TL ve bilirkişi ücreti; 2.000,00 TL olmak üzere toplam 2.196,00 TL yargılama giderinin kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 1.844,60 TL ile davacı tarafından peşin olarak yatırılan 7.924,61 TL harcın toplamı 9.769,21 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, e-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, f-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 83.190,98 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, g-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 16.765,08- TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine, ğ-HMK'nun 333. Maddesi gereğince, karar kesinleştiğinde kalan gider avansının davacıya İADESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Dava tarihinde alınması gerekli olan 148,60 TL istinaf başvuru harcı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar harcı ile toplamda 576,20 TL harçtan  davacı tarafça yatırılan 445,80 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 130,40 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından sarfedilen  445,80 TL istinaf harcı ile 495,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 940,80 TL istinaf giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353 / 1-b/2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.21/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"560ab45d70644210","SID":"3d3838f84c6df63e"}}