{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2020<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 19/02/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili;  davacının ... yılından beri sürücü kursları ve SRC psikoteknik kursları işlettiğini, davalı ile 5-6 yıla dayanan bir gönül ilişkisinin olduğunu, davacının davalıdan ayrılmak istemesi sonucu sıkıntıların baş gösterdiğini davalının ufak ufak zorlamalar ve tehditlerde bulunduğunu ancak bunları önemsemeyen davacının ilişkiyi bu şekilde devam ettirmek istemediğini, 06/08/2018 günü davacının işyerine gelen davalının davacının işyerinde davacıyı elinden parça parça senetler almak için gerçek dışı bahaneler ileri sürerek tehdit etmeye başladığını, davalının aralarındaki gönül ilişkisinin de getirdiği rahatlıkla ve aymazlıkla davacıdan zorla almış olduğu senetlerin tanzim tarihini kamera kayıtlarından net olarak anlaşılacağı üzere .... tarihinde tanzim edilmesine rağmen davacının rızası hilafına tanzim ve vade tarihlerini geriye çekerek kambiyo vasfına soktuğu kendine menfaat temin etmek için yüksek faizle Antalya 11.İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, 06/08/2018 tarihinde tanzim edilen senetlerin vade tarihlerinin 2016 ve 2017 tarihlerine çekildiğini, 15.000,00 TL lik kısım hariç senetlerdeki borcun hiç doğmadığını, senetlerin asli unsuru olan vade ve tanzim tarihlerinin gerçek tarihler olmadığını, davacının mağdur olmaması için Antalya 11.İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra takip dosyasından borçlu olmadığını iddia ettikleri 573.625,00 TL'si yönünden takibin dava sonuna kadar tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, asıl alacağın 573.625,00 TL’si için davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davacının borçlu olduğunu kabul ettiği 15.000,00 TL yönünden işin ticari bir işten kaynaklanmadığı göz önüne alındığında işletilen yüksek faiz oranının yasal faiz oranına indirilmesine, 573.625,00 TL üzerinden %20 oranında kötü niyet tazminatı ile yargılama, harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı vekili,  davalı adına takibe konulan bonoların davacı tarafın iddia ettiği gibi 06/08/2018 tarihinde değil 2 ila 4 yıl önce  davacı tarafından düzenlenmiş senetler olduğunu, bonoların ne tanzim ne de vade tarihinin gerçeğe aykırı olmadığını, davacı tarafından davalıya senetlerde belirtilen tutarda paranın verildiğini, aynı günlerde davacının sahip olduğu sürücü kursunun .... şubesinin kurulması için bir takım masrafların ve yapılan engelli asansör bedelin 35.000,00 TL’nin davalı tarafından ödendiğini, davalının davacı ile 6 yıllık tanışıklığının ilk üç yılında gönül ilişkisinin olmadığını, bu yüzden davacının davalının verdiği paraları bu süreçte ara ara ödediğini, 03/11/2016 tarihine kadar alacaklarını belgelediğini, 3 yıldan sonra davacının davalıyı kandırarak gönül ilişkisine girdiğini, bu zamandan sonra ara ara senet istediği halde batarsam önceki senetleri de alamazsın diyerek tehdit ettiğini, davalının artık dayanamaz hale geldiğini, davacının davalıdan aldığı paraları vermemek için kendisinin tehdit edildiğini ifade ettiğini, kamera kayıtlarının da davacının oyunu olduğunu beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>Mahkemece; \"....  Antalya 11.İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak bonolar yönünden yapılan takipte davacının 15.000,00 TL'lik kısım hariç borçlu olmadığını beyan ettiği, bu hususun ve takibe dayanak bonoların davalı tarafından düzenlenip zorla davacıya imzalatıldığı, dosyada bulunan ve çözümü yaptırılan kamera kayıtlarına ilişkin CD, tanık anlatımı ile tespit edilmiş olup davacının belirttiği şekilde takibe dayanak bonoların toplam tutarı üzerinden 15.000,00 TL'lik kısım düşüldükten sonra 573.625,00 TL alacak yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. İİK'nun 72/5 maddesine göre; somut olayda; davalının takibe dayanak bonoları düzenleyerek zorla davacıya imzalattığı ve bu hususun mahkememizce kabul edildiği, senetleri tanzim eden davalının bu hali ile gerçek alacağı olan 15.000,00 TL'lik kısım hariç fazla tanzim edilen bonolardaki alacak yönünden  kötü niyetli olduğunun kabulü ile aleyhine tazminata\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu senetler üzerindeki tanzim ve vade tarihleri gerçek olup takipten önceki 2 ila 4 sene önce tanzim edilmiş bonolar olduğunu, dilekçelerinde ve yine müvekkilinin soruşturma dosyasına verdiği savunmalarda ısrarla belirtilmesine rağmen ve soruşturmaya konu olay günü herhangi bir bono imzalatılmadığı beyan edilmesine ve olay günü söz konusu iş yerine müvekkilin davacı tarafa borç verdiği ancak aralarındaki gönül ilişkisi nedeniyle belge almadığı paraların karşılığı olarak bono imzalatmak için gittiği, ancak davacının bonoları imzalamadığının belirtmesine ve görüntü çözümü yapılan bilirkişi raporunda da bono imzatıldığının tespit edilemediğinin belirtilmesine rağmen ve yerel mahkemenin dayanak aldığı bilirkişi raporunda da bono imzalandığına dair bir görüntü tespit edilemediğinin belirtilmesine rağmen, yerel mahkemenin görüntülerle uyumlu olmayan tanık beyanını esas alarak(raporda bonoların nerede imzalandığı tespit edilememiştir demesine rağmen), müvekkilinin takibe konu bonoları zorla imzalattığı gerekçesiyle menfi tespit kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanlarının takip dosyası ile uyumsuz olduğunu, tanık beyanında söz konusu bonolardan bir tanesinin 300.000 ya da 500.000 TL bedelli olduğunun iddia etmesine rağmen, takip dosyası incelendiğinde, takibe konan bonoların hiç birisinin 300.000 ya da 500.000 TL bedelli ya da bu rakamlara yakın bedelli olmadığı dolayısı ile tanığın yalan beyanda bulunduğunu,  bilirkişinin kendisine tevdi edilen görev sınırını aşarak davacının duygu durumundan ve tavırları hakkında yorumda bulunduğunu, bilirkişi raporlarına karşı itiraz ettiklerini, bilirkişinin görev sınırını aşan ve görüntülerdeki şahısların duygu durum ve tavırlarını yorumlayan raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda ses kaydı bulunmadığından ne şekilde tehdit ve şantaj yapıldığının tespit edilemediğini, aynı olay hakkındaki ceza soruşturması, ki bu soruşturmada delil serbestliği bulunmasına rağmen, görüntü kayıtlarının müşteki ve tanık beyanının doğrulamadığını ve tanık beyanının ise davacının öz kızı olması ve kamu tanığı olmaması nedeniyle samimi bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik ile sonuçlandığını, takipsizlik kararına itirazın da red edilmiş olmasına rağmen gerçeği yansıtmayan tanık beyanları ve ses kaydı içermeyen görüntüler ile de sabit olmayan iddiaların gerçek olarak kabul edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayın yaşandığı iddia edilen mekanın müvekkilin olay öncesi de girip çıktığı bir mekan olup müvekkilin söz konusu mekanda kamera kaydı yapıldığının bilebilecek bir durumda olup, bunu bildigi halde davacı tarafa senet imzalaması için tehdit ve şantaj yapmış olduğu iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  yine beyanlardan ve görüntülerden de anlaşılacağı üzere müvekkili ve davacının olay anında yalnız olmayıp davacının kızının da yanlarında olduğunu, olayda iddia zorla,şantaj ile senet alındığı iddiasıdır ki ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, müvekkilinin alacağının nakden ahzolonduğu bonodaki yazı ile sabit olduğu açık olup, müvekkilinin söz konusu bonoların malen alındığı iddiasında olmadığını, yerel mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olup,duruşmalı olarak yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davanın reddine karar verilmesini aksi kanaatte ise hükmün müvekkili lehine bozulmasını talep etmiştir. <br>Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takipte, takibe dayanak bonolar yönünden borçlu olunmadığı gerekçesiyle açılan İİK 72/3 maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, takibe dayanak bonoların davacıya zorla imzalatıldığının tanık anlatımları ve kamera kayıtları ile sabit olmasına, davanın resen gözetilecek hak düşürücü süre içerisinde açılmış olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 39.184,32 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 9.855,30 TL  harcın mahsubu ile bakiye 29.329,02 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 19/02/2024<br>\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1976f8d0316efd03","SID":"1e3ec88638510508"}}