{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2024/9 <br>KARAR NO: 2024/224<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/09/2023<br>NUMARASI: 2022/891 Esas, 2023/682 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 28/02/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava, taraflar arasındaki \"iş sahibinin yurt dışından getirdiği tankların yerine yerleştirilmesi, montajı ve borulaması işlerinin yüklenici tarafından yapılmasına ilişkin\" eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında, yapılan asıl ve ilave işlere ilişkin olarak şimdilik 275.749,40 TL bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebine ilişkindir. Karşı dava, taraflar arasında 05.05.2015 tarihli ana sözleşme, 10.08.2015 tarihli 2. Sözleşme ve 18.08.2015 tarihli 3. Sözleşme olmak üzere 3 farklı sözleşme ilişkisi bulunduğu, yüklenicinin ana sözleşme kapsamındaki edimlerini tam olarak yerine getirmediği, işi bıraktığı, yaptığı kısmın da ayıplı olduğu, ayrıca sözleşme bedeline dahil olan bir takım işleri ilave iş olarak iş sahibine fatura ederek haksız kar elde etmeye çalıştığı, eksik bırakılan işlerin iş sahibinin personeli ve başka bir firma tarafından tamamlandığı, sonraki sözleşmelere konu ifaların da ayıplı oldukları ve süresinde yapılmadıkları iddiasıyla; 1-) 05.05.2015 tarihli sözleşmeye aykırı davranış ve eksik ifa nedeniyle sözleşmenin feshinin tespiti, 2-) 05.05.2015 tarihli sözleşmenin 13/3. Maddesi kapsamında 125.000-USD (372.062,50 TL) cezai şart bedeli, 3-) 05.05.2015 tarihli sözleşmenin 13/2. Maddesi kapsamında (işin bitirilme tarihi olan 29.04.2016 ile sözleşmede kararlaştırılan bitim tarihi olan 29.07.2015 arasında gecikilen her gün için) bilirkişilerce hesaplanacak sözleşmenin toplam bedelinin %0,5'i (binde beşi) oranında cezai şart bedeli, 4-) 05.05.2015 tarihli sözleşme kapsamında, yüklenici tarafından eksik bırakılan işin iş sahibince yapılan kısmından ötürü işçilere yapılan ödemelerden kaynaklanan 86.501,41-TL, 5-) 05.05.2015 tarihli ana sözleşme konusu fabrikanın yüklenicinin temerrütünden dolayı geç açılması sebebiyle uğranılan kâr kaybı, 6-) dava dışı ... Şirketine, ana sözleşmenin feshi sebebiyle fazladan yapılan ödeme miktarının tespiti ile bu kapsamda şimdilik 1.000,00-TL tazminat, 7-) 18.08.2015 tarihli 3. sözleşmeden kaynaklı 37.920,48 TL gecikme tazminatı, 8-) 10.08.2015 tarihli 2. sözleşmeden kaynaklı 44.087,75 TL gecikme tazminatı, 9-) Tüm sözleşmelerde yapılan ayıplı ifa nedeniyle doğan zarar taleplerine ilişkindir. Mahkemece ilk olarak 2Esas - 2019/182 Karar sayılı kararla, davacı - karşı davalının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 45.473,99 TL'nin geçici kabul talep tarihi olan 16/11/2015 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı - karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya verilmesine, karşı davacı - davalının davasının reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı her iki taraf vekilleri tarafından, hem asıl hem karşı davada verilen hükümler bakımından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2022/1869 Esas - 2022/378 Karar sayılı 06.12.2022 tarihli kararıyla; karşı davacı tarafa; 1-) 05.05.2015 tarihli sözleşmeye aykırı davranış ve eksik ifa nedeniyle sözleşmenin feshinin tespiti, 2-) 05.05.2015 tarihli sözleşmenin 13/2. Maddesi kapsamında (işin bitirilme tarihi olan 29.04.2016 ile sözleşmede kararlaştırılan bitim tarihi olan 29.07.2015 arasında gecikilen her gün için) bilirkişilerce hesaplanacak sözleşmenin toplam bedelinin %0,5'i (binde beşi) oranında cezai şart bedeli, 3-) 05.05.2015 tarihli ana sözleşme konusu fabrikanın yüklenicinin temerrütünden dolayı geç açılması sebebiyle uğranılan kar kaybı ve 4-) Tüm sözleşmelerde yapılan ayıplı ifa nedeniyle doğan zarar talep kalemleri yönünden harca esas değer bildirmesi ve karşı dava dilekçesindeki \"Tüm sözleşmelerde yapılan ayıplı ifa nedeniyle doğan zarar talebinin\" hangi ayıplardan dolayı oluşan ne gibi zararlar olduğuna dair açıklamada bulunması için usulüne uygun ihtaratlı kesin süre verilerek beyanda bulunmasının sağlanması, harca esas değerler bildirildiğinde, bildirilen bu değerler ve feshinin tespiti istenen sözleşme bedeli üzerinden alınması gereken nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranındaki peşin kısmının mahkemece Harçlar Kanunu 30-32. maddesindeki usul uygulanarak tamamlatılması, ayrıca asıl ve karşı davalar yönünden verilen kararlara ilişkin gerekçelerdeki çelişkinin giderilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin asıl ve karşı davalara yönelik istinaf başvurularının usul yönünden kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında, davalı-karşı davacı vekilince sunulan 30.01.2023 (Uyap kayıt) tarihli dilekçeyle; \"Dava dilekçemizde belirlemiş olduğumuz karşı dava esas değeri: 541.572,14 TL'dir. Karşı davamızdaki talep kalemleri bakımından harca esas değerler : 1-)05.05.2015 tarihli Sözleşmeye aykırı davranış ve eksik ifa nedeniyle sözleşmenin feshinin tespiti ve 125.000 USD (372.062,50TL karşılığı - Amerikan Doları- Güncel Kur 2.9765-TL) cezai şart, 2-)05.05.2015 tarihli sözleşme kapsamındaki işin müvekkilce yapılan kısmından ötürü işçilere yapılan ödemelerden kaynaklanan 86.501,41 TL, 3-)18.08.2015 tarihli Çatı Cephe Malzemeli Kaplama İşçilik sözleşmesinden kaynaklı 37.920,48 TL gecikme tazminatı, 4-)10.08.2015 tarihli Esktraksiyon Tesisinde Mevcut Su Tankının Malzemeli Olarak İmalatı Ve Tesise Montajına İlişkin Su Tankı Sözleşmesinden kaynaklı 44.087,75 TL gecikme tazminatı, 5-) ... Şirketine sözleşmenin feshi sebebiyle fazladan yapılan ödeme miktarının tespiti, 05.05.2015 tarihli sözleşme konusu işin bitirilme tarihi olan 29.04.2016 ile sözleşmede kararlaştırılan bitim tarihi olan 29.07.2015 arasında gecikilen her gün için bilirkişilerce hesaplanacak sözleşmenin toplam bedelinin %0,5(binde beş)i, ana sözleşme konusu fabrikanın ... Mühendislikin basiretli bir tacir gibi davranmamasından ötürü geç açılması sebebiyle Müvekkilimin yaşamış olduğu kar kaybı için  şimdilik fazladan ödenen miktar için  1.000-TL\" şeklinde beyanda bulunulmuş ve talep edilen toplam değer üzerinden 9.250,00 TL tamamlama harcı yatırılmış, bilirkişi heyetinden 14.06.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Yeniden yapılan yargılama neticesinde istinafa konu kararla, davacı ... yetkilisi ...’ın davalı ... Ltd. yetkilisi ...’e gönderdiği 18 Mayıs 2015 ve 28 Mayıs 2015 tarihli emailler ile TBK m.472/3’deki bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu her iki tarafın imzasının bulunduğu hak edişler, teklif formları, 20.05.2015, 21.05.2015 ve 08.07.2015 tarihli tutanaklar, e-mail içerikleri, davalı ... tarafından el yazısı ile yazılan \"Merhaba ...\" ifade ile başlayan yazı (Cevaba cevap Ek-29), faturalar ve yapılan bilirkişi incelemesi ve delil tespit raporu ile sahadaki yerleşimler ve projedeki yerleşimler arasındaki uyumsuzluklar sebebiyle zaman kayıplarının yaşandığı, dolayısıyla işin gecikmesinde davacı tarafın kusurunun bulunmadığı, davacının uyuşmazlığa konu işleri eksiksiz ve ayıpsız yaptığı, buna göre davacı-karşı davalının 400.749,40 TL toplam alacağından yapılan 125.000,00 TL kısmi ödeme düşüldüğünde davacının alacağının 275.749,40 TL olarak belirlendiği, bilirkişi teknik incelemesi neticesinde dava konusu işe ilişkin ayıp olup olmadığı ve hangi ayıpların bulunduğu, bu ayıpların ortaya çıkmasında işin yapıldığı yerin, iş konusu ekstraksiyon sistemindeki hataların, malzeme eksiklerinin etkisi olup olmadığı hususunda herhangi bir tespit bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmeyip ayakta kaldığından bu sözleşmeler kapsamında kalan işlerin davacı taşeron tarafından ifa edildiğinin karine olarak kabul edildiği, davalı-karşı davacının eksik ve ayıplı işlere ilişkin karinenin aksini yasal deliller ile ispatlayamadığı, bilirkişi raporunda karşı dava alacak taleplerinin somut olarak ispatlanamadığı tespiti ile birlikte hesaplama yapılmış ise de, bu hesaplama soyut iddiaya dayalı olarak yapılmış olup, hesaplamaya konu talepler ispatlanamadığından karşı dava yönünden yapılan hesaplamaların hükme esas alınmadığı gerekçesiyle, 1-Asıl davanın kabulü ile 275.749,40 TL'nin 16/11/2015 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya ödenmesine, 2- Karşı davanın reddine, karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinafında, asıl dava yönünden; davacı tarafın sözleşmedeki yükümlülüklerini eksik ve ayıplı ifa ettiğini, sözleşmede belirtilen sürede işin bitirilmediğini, taraflar arasında 05.05.2015 tarihli ana sözleşme, 10.08.2015 tarihli \"su tankı imalat ve tesise montaj sözleşmesi\" ve  18.08.2015 tarihli \"çatı cephe malzemeli kaplama işçilik sözleşmesi\" olmak üzere üç adet sözleşme bulunduğunu, 05.05.2015 tarihli ana sözleşmenin 16.maddesine göre davacı/karşı davalının iş bitiminde müvekkili firmaya yazılı olarak başvurarak kesin kabul talebinde bulunması gerektiğini, sözleşmenin 17.maddesine göre davacı-karşı davalı tarafından yapılan tüm işlerin, imalatlar ve işçilik hatalarına karşı kesin kabulden sonra 2 yıl süreyle garanti edildiğini, sözleşmenin 19. maddesine göre sözleşme ve eklerinde tanımlananlar ile müteahhit (davacı/karşı davalı) tarafından yapılanlar arasında fark saptanırsa müvekkilinin sözleşmeyi feshetme hakkının mevcut olduğunu ve müvekkilinin feshi halinde davacı/karşı davalının tüm alacaklarının dondurup, ödeme yapılmayacağını; öte yandan davacı/karşı davalınin, müvekkili firmanın tüm zararlarından sorumlu olduğunu ve müvekkili firmanın sözleşme konusu işi 3.kişilere yaptırabileceğini, davacı/karşı davalı tarafın fesih şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda müvekkili firmanın beyanlarının esas alınacağını basiretli bir tacir olarak kabul ettiğini; davacı/karşı davalının, sözleşmenin 21. maddesi ile sözleşme konusunda ortaya çıkabilecek her türlü nizada müvekkili firmanın ticari defterlerinin bağlayıcı ve kesin delil teşkil edeceğini kabul etmiş olup, bunlara karşı itiraz ve defi haklarından feragat ettiğini, 05.05.2015 tarihli ana sözleşmede işin teslim tarihinin 19.07.2015 olduğunu, ancak yine taraflarca yapılan süre uzatım sözleşmesi ile ifa tarihine “10” gün daha eklenmiş olup nihai teslim tarihinin 29.07.2015 olarak revize edildiğini, ana sözleşme ile yüklenilen edimlerin davacı/karşı davalı tarafça eksik ve ayıplı ifa edildiğini, sözleşme süresine uyulmadığını ve gecikme yaşandığını, ana sözleşme konusu işin yarıda bırakılarak şantiye alanının terk edildiğini, bu sebeple müvekkili firmanın kendi işçileri ile ana sözleşme konusu işe devam ettiğini ve daha sonrasında ‘’... Konstrüksiyon - ...’’ şirketine kalan işin yaptırıldığını ve buna ilişkin faturaların dava dosyası eklerinde ibraz edildiğini, eser sözleşmelerinde ayıp nedeniyle sorumluluğun düzenlendiği TBK Madde 474 ve devamı maddelerine göre, eserin sözleşmede öngörülen veya dürüstlük kuralı gereği ondan beklenen niteliklere sahip olmaması halinde yüklenicinin kusuru olmasa da sorumluluğunun doğacağını, karşı dava yönünden; Türk Borçlar Kanunu Madde 475 uyarınca, eserin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması halinde iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceğini, iş sahibi tarafından dönme hakkın kullanımıyla beraber sözleşme ilişkisinin geçmişe şamil olarak ortadan kalkacağını, yerel mahkeme kararında, davalı-karşı davacı müvekkilinin, işlerin ayıplı yapıldığını somut delillerle ispatlayamadığı şeklinde bir ifade kullanılarak hükme gidilmişse de işbu hükmün hatalı olduğunu, davacı-karşı davalı ...'in, kendisine verilen ek süreyle birlikte 29.07.2015 tarihinde esas sözleşmedeki işi bitirmesi zorunlu iken bu tarihte işi bitirmediğini, müvekkilinin başka bir firmayla ve kendi personeli ile işi tamamlamak zorunda kaldığını, işbu gecikme nedeniyle fabrikanın faaliyete geçmesinin geciktiğini, bu durumun dava dilekçesinden ve müvekkiline Ankara ... Noterliğinden 23.12.2015 tarih ve ... yevmiye numarasıyla keşide edilen ihtarnamede belirtilen ve ek yapılan 16.11.2015 tarihli geçici kabul talebi ile de sarih bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, zaten davacı-karşı davalı şirketin işi süresinde bitiremediğini de ikrar etmekte olduğunu, bu nedenle yerel mahkemece verilen asıl davanın kabulüne ilişkin kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde  asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı yüklenici, davalı-karşı davacı iş sahibidir. Asıl dava, 275.749,40 TL bakiye iş bedeli alacağına; karşı dava ise, sözleşmenin feshinin tespiti, eksik-ayıplı ve geç geç ifa nedeniyle cezai şart, gecikme tazminatı, kâr kaybı ve tazminat taleplerine ilişkindir. Kaldırma kararı sonrasında, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda davalı-karşı davacı vekiline karşı dava dilekçesindeki ilgili kalemler yönünden harca esas değer bildirmesi ve ayıplı ifa nedeniyle zarar talebinin hangi ayıplardan dolayı oluşan ne gibi zararlar olduğunu açıklaması için süre verilmesine rağmen, davalı-karşı davacı vekilince sunulan 30.01.2023 tarihli açıklama dilekçesinde feshi istenen \"sözleşme bedeline\" ilişkin ilişkin bir miktar yazılmadığı gibi harca esas değer bildirilmesi istenen diğer 3 kaleme ilişkin olarak da ayrıca bir harca esas değer bildirilmemiş,  ayrıca ayıplı ifa nedeniyle zarar talebinin hangi ayıplardan dolayı oluşan ne gibi zararlara ilişkin olduğuna dair de bir açıklama yapılmamıştır. Her ne kadar bu açıklama dilekçesi ile birlikte karşı dava dilekçesindeki toplam harca esas değer miktarı üzerinden yeniden 9.250,00 TL'lik bir peşin nispi harç yatırılmış ise de, açıklama dilekçesinde ilgili kalemlere ilişkin olarak bir miktar belirtilmemiş olduğundan bunun bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle, karşı dava bakımından değerlendirme yapılırken sadece dava dilekçesinde talep miktarı (harca esas değer) bildirilen kalemler yönünden talepte bulunulmuş olduğu kabul edilmiş, usulüne uygun açıklama yapılmayan ve talep miktarı belirtilmeyen diğer talep kalemleri bakımından bir değerlendirme yapılmamıştır. Buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde; yukarıda özetlenen gerekçeli karara karşı sunulan davalı-karşı davacı istinafında özet olarak; \"davacı-karşı davalı yüklenicinin ana sözleşmeye konu işi süresinde bitiremediği gibi, işi yarıda bırakarak şantiyeyi terk ettiği, bu nedenle kalan işlerin kendi personellerine ve dava dışı ... şirketine yaptırıldığı, bu durumun sözleşmeden haklı nedenle kendileri tarafından dönülme hakkının kullanıldığı olarak kabul edilmesi ve buradan hareketle de asıl davanın reddine, karşı davanın ise kabulüne karar verilmesi gerektiği\" hususlarının dile getirildiği, istinaf dilekçesinin karşı davaya ilişkim kısmında dahi asıl davanın reddi gerektiğinden bahsedildiği, bunların haricinde, mahkemece alınan raporlara, hesaplamalara ve diğer hususlara ilişkin ayrıca ve açıkça bir istinaf itirazının ileri sürülmediği, Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan 10.10.2018 tarihli ek rapordaki \"işin gecikmesindeki sorumluluk durumuna\" dair yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında işteki gecikmeden davalı-karşı davacı iş sahibinin sorumlu olduğu, bilirkişi teknik incelemesi neticesinde dava konusu işe ilişkin ayıp olup olmadığı ve hangi ayıpların bulunduğu, bu ayıpların ortaya çıkmasında işin yapıldığı yerin, iş konusu ekstraksiyon sistemindeki hataların, malzeme eksiklerinin etkisi olup olmadığı hususunda herhangi bir tespit bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmeyip ayakta kaldığından bu sözleşmeler kapsamında kalan işlerin davacı taşeron tarafından ifa edildiğinin karine olarak kabul edileceği, davalı-karşı davacının eksik ve ayıplı işlere ilişkin karinenin aksini yasal deliller ile ispatlayamadığı, bu durumda istinaf sebeplerine göre, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe doğrultusunda asıl ve karşı davalar bakımından verilen kararların usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2023 tarih ve 2022/891 Esas, 2023/682 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Asıl davada alınması gereken 18.836,44 TL nisbi istinaf karar harcından davalı-karşı davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.709,11 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.127,33 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Karşı davada alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcından davalı-karşı davacı tarafça peşin yatırılan 269,85- TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, Asıl dava bakımından HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN, Birleşen dava bakımından 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 28/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c1f47bb0f8034f8","SID":"82e114f76344e3fe"}}