{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1209 <br>KARAR NO\t\t: 2024/343<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/11/2019 (Dava) - 30/06/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2019/148 Esas - 2021/108 Karar<br>DAVA             \t: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2019/148 Esas - 2021/108 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı şirket ... A.Ş. 'nin ana üretim markası olan \"...\" markasını 05/10/2007 tarihinde Türk Patent ve Marka kurumu'na yapılan başvuruyla 2007/53658 numarayla tescil ettirdiğini, dava dışı firmanın müdürünün 47. Asliye Ceza mahkemesinde yargılamasında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan hüküm giymiş olduğunu ve markaları müvekkiline iade ve tesciline karar verilmiş olduğunu, kararın kesinleşmiş olduğunu, Yargıtay nezdinde yargılama devam ederken davalı tarafın 2018/32361 başvuru numarasıyla \"...\" markasına başvuru yaptığını, tescillendiğini, markanın birebir aynı olduğunu ileri sürerek, hükümsüzlüğünü, terkinin talep ve dava etmiştir. <br><br><br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...  Şirketinde kısa bir süre çalışmış ve şirket ile ilişkisini 2016 yılı itibarı ile sonlandırmış olduğunu, şirketin ortakları arasında yaşanılan birtakım şahsi problemler ve yine ortaklar arasında süregelen hukuksal mücadeleler sürecinde, firmanın \"...\" markasını kaybetme riski oluşmasından dolayı, davacı ...' ın markayı korumak adına müvekkiline verdiği talimat üzerine, müvekkilinin 2018/32361 sayılı marka tescil başvurusunda bulunmuş olduğunu, marka tescil sürecinde herhangi bir itiraza uğramadan 06.05.2019 tarihinde tamamlanmış olduğunu, davacının marka için yenileme işlemleri yapmadığını, markayı korumak için hiçbir eylemde bulunulmadığını ve Müvekkilinin tescil kararı aldıktan sonra ... firmasının markasal kullanımlarını engelleme yönünde hiçbir girişimde bulunulmadığını, davacının 2007/53658 sayılı markanın sahibi olmadığını davacı ...' ın nisbi ret sebebine dayanması ve hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığını, SMK m.6/8 maddesine dayanması da mümkün olmadığını, madde metninde geçen 2 yıllık süre markanın olağan koruma süresinin bitimini esas almakta olduğunu, müvekkilin başvurusunun iki yıllık süreden daha sonraki bir tarihte yapıldığını, davacının markayı kullandığını ispat edememekte olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....Dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; dava tarihi itibari ile davacı adına tescilli ve hüküm ifade eden bir marka bulunmadığından davacının  markalar arasında benzerlik veya iltibas bulunduğu iddiası yerinde görülmemiştir. Davacının SMK.m.6/2 uyarınca hükümsüzlük iddiası ise; davalı ile arasında ticari vekillik şeklinde bir ilişki bulunmaması ve davalının ilgili firmada sigortalı olarak çalıştığı ve davalının mark başvurusundan yaklaşık 1 yıl 11 ay önce işten ayrıldığı anlaşılmakla davacının SMK.m.6/2 uyarınca hükümsüzlük talebi yerinde görülmemiştir. Davacının SMK.m.6/3 uyarınca hükümsüzlük iddiası ise; davacının önceki tarihli kullanımını gösterir yeterli delil sunmadığından yerinde görülmemiştir. Davacının SMK.m.6/4 ve 6/5 uyarınca hükümsüzlük iddiası ise davacının dava tarihi itibari ile tescilli markasının bulunmaması ve markasının tanınmışlığına dair yeterli delil sunmaması göz önüne alındığında yerinde görülmemiştir. Davacının SMK.m.6/8 uyarınca hükümsüzlük iddiası ise; davacının koruma süresinin sona ermesinden sonra 2 yıllık süre içerisinde kullandığına dair yeterli delil sunmadığından yerinde görülmemiştir.\tTürk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre, \"Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" Davalının beyanları dikkate alındığında, davacı ile birlikte başkasına ait olarak bildiği markayı alacaklılardan kaçırmak amacıyla kendi adına tescil ettirmesinin iyi niyetli olmadığı, davacının bu durum bilmesinin davalının kötü niyetli tescilini iyi niyetli hale dönüştürmeyeceği...\" gerekçesiyle davacının, davasının KABULÜ ile, davalı adına tescilli 2018/32361 nolu \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme gerekçelerinin somut uyuşmazlık ile örtüşmediğini, dava tarihi itibariyle davacı adına tescilli ve hüküm ifade eden bir markanın bulunmadığı, ayrıca davacı tarafından ileri sürülen ticari vekil veya temsilci adına marka tescilinin mevcut olduğunu, tanınmışlık ve önceye dayalı kullanım iddialarının ispatlanmadığını, 6769 sayılı SMK'nın 6/8 maddesi kapsamında hükümsüzlüğün koşullarının oluşmadığı hususlarının bilirkişi raporuyla da belirlendiğini, kötü niyet incelemesi yapılırken bahse konu başvurunun yapıldığı anda kötüniyetin var olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bir markanın kötü niyetli olup olmadığı incelenirken başvuru aşamasındaki  durumun irdelenmesi gerektiğini, dava dosyası kapsamında yer alan tüm belge, bilgi ve beyanlar doğrultusunda tüm süreçte kötü niyetli olan tarafın davacı taraf olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, markanın hükümsüzlüğü ve terkini istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının davacının ricası üzerine söz konusu marka başvurusunu yaptığını ispat edemediği, kaldı ki davacının isteği üzerine yapmış olması halinde markayı davacıya iade etmesi gerekeceği yani eldeki davaya lüzum kalmaması gerektiği, davalının, davacının ortağı olduğu şirkette yaklaşık 4 yıl çalıştığı çalıştığı şirketin markasını koruma süresinin sona ermesinden ve kendisinin şirketten ayrılmasından yaklaşık 1 yıl 11 ay sonra kendi adına tescil ettirdiği, davalının halen önceden çalıştığı şirketle aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren ve ticaret unvanının ek unsuru önceden çalıştığı şirketin ticaret unvanının ek unsuruyla aynı olan ... Ticaret Ltd. Şti.nde yetkili müdür olarak çalıştığı, bu bilgiler uyarınca davalının davaya konu markanın tescilinde kötüniyetli olduğunun kabulü gerekmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/148 Esas - 2021/108 Karar  sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2cc0c29803b20f3","SID":"f1d0fbfed863d6d5"}}