{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/543 <br>KARAR NO\t\t: 2024/432<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/12/2023 (Ara Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/1103 Esas (Derdest Dosya)<br>DAVA             \t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>TALEP\t\t: İhtiyati Hacze İtiraz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/03/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1103 Esas sayılı dosyasından verilen 26/12/2023 tarihli ara kararının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.01.2023 tarihinde müvekkili ...  eşi olan ...'ın sevk ve idaresinde bulunan  ... plakalı motosiklette yolcu olarak bulunmakta iken, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kendilerine çarpması neticesinde yaralandığını, ... plakalı aracın 268981013905 poliçe no ile davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı olduğunu, Milas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/612 dosyasında  soruşturmanın devam ettiğini, bahse konu dosyada düzenlenen ve ekte sunulan trafik kazası tespit tutanağında davalı sürücü ...'un tam kusurlu olduğunun müvekkilinin eşi ...'ın ise herhangi bir kusurunun olmadığının belirtildiğini,  müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların giderilmesi amacı ile davalı sigorta şirketine karşı  başvurulduğunu, başvuru evraklarının dilekçe ekinde sunulduğunu, sigorta şirketine başvurunun, ... Kargo'nun 312275149944 no'lu gönderi kodu ile gönderildiğini  ve kargonun da 08/05/2023 tarihinde teslim edildiğini buna rağmen sigorta şirketi tarafından müvekkili adına hasar dosyası açılmadığı gibi taraflarına dönüş de yapılmadığını, davalı sigorta şirketine karşı arabuluculuk başvurusu 2023/50332 dosya no ile gerçekleştirilmiş olup taraflar arasında anlaşma gerçekleşmediğini, arabuluculuk son tutanağını ekte sunduklarını, müvekkilinin yaşanılan kaza neticesinde ...-... Mah.No:... .../... adresinde bulunan Özel ... Sağlık Hastanesi'nde (Ünvan:...Şirketi) ameliyatlar geçirdiğini, bu ameliyatlar için şu ana kadar toplamda 27.700 TL ödeme gerçekleştirdiğini, hastane ve tedavi masraflarına ait faturanın ve kart ekstresinin ekte sunulduğunu,  27.700 TL tedavi masrafının ödeme tarihi olan 20/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, müvekkilin yaşanılan kaza neticesinde  sakatlandığını ve güç kaybına uğrayarak gelir elde edemez duruma geldiğini, bu nedenlerle  olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte 100 TL sürekli (maluliyet) iş göremezlik ve 100 TL geçici iş göremezlik tazminatlarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, iş gücünden yoksun kalma tazminatlarının (hem geçici hem de kalıcı nitelikte olanlar) belirsiz alacak davasına konu edilmiş olup dosyanın bilirkişiye gönderilip miktarların belirlenebilir duruma gelmesi halinde iş gücü kaybı  nedeniyle  talep ettikleri miktarları açıkça belirteceklerini ve eksik kalan harcı tamamlayacaklarını,  müvekkilinin  ayrıca çalışamadığı süreler için kendisine bakıcı tutulması zorunluluğunun doğduğunu, bunun neticesinde de ... (T.C.No:...) isimli kişiye 2023 senesi ocak,şubat ve mart  aylarına yönelik olarak her bir ay için 8500 TL maaş ödemesi olmak üzere toplam 25.500 TL maaş ödemesi ve primlerinin ödenilmesinin yapıldığını, bu nedenlerle şu an için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL bakıcı giderinin (maaş ve prim ödemesi ) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ettiklerini, ...'in işe giriş ve çıkış SGK belgelerinin dilekçe ekinde sunulduğunu,  müvekkilinin yaşanılan kaza neticesinde sakat kalmış olup bakıma muhtaç olduğu gibi,davalı tarafın bir kez olsun geçmiş olsun ziyaretine gelmemesi de üzüntüsünü bir kat daha arttırdığını, bu nedenlerle müvekkilinin uğramış olduğu üzüntünün bir nebze giderilmesi ve müvekkilin adalete olan güveninin tatmin amacı sağlarken davalı tarafa da ders niteliğinde olabilmesi için 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini,  Davalı  ...'un, aracın maliki ve sürücüsü olması nedeniyle,diğer davalı ...  Sigorta Anonim Şirket de  kazaya karışan davalı sürücünün sevk ve idaresindeki aracın sigorta şirketi olması nedeniyle,maddi tazminatlardan sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olmak üzere (manevi tazminat hariç) sorumlu olduğunu,  davalı yanın eylemlerinin  hukuken haksız fiil olduğunu, öncelikle kazaya karışan ...  Plakalı araç ile yapılacak araştırma neticesinde davalı ... adına kayıtlı başkaca taşınır ve taşınmazlar bulunması halinde o taşınır ve taşınmazların da 3.kişilere önlenmesi bakımından hem  ihtiyati tedbir kararı hem de İİK madde 257 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini  talep etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle beraber, yargılamaya konu uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi ticari uyuşmazlık olduğunu, davacı tarafından dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru yapılırken müvekkilinin sürece dahil edilmediğini, bu noktada davacının müvekkili yönünden dava şartını yerine getirmediğini, davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinden sonra hemen aracından inerek davacıya ve eşine yardım ettiğini, aynı şekilde dava dilekçesinde iddia edilenin aksine kazadan sonra müvekkilinin davacıyı ve eşini ziyaret etmek için hastaneye gitmiş olmasına rağmen karşı taraflarca müvekkili ile görüşülmediğini ve müvekkilinin iyiniyetli girişiminin sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin olay günü trafikte seyir halindeyken tüm kurallara uyduğunu, müvekkilinin herhangi bir kastı söz konusu olmadığını, müvekkilinin tali yoldan çıkış yaparken tüm kurallara uymasına rağmen davacı tarafın, kazaya karışan motosiklet sürücüsü ...’ın gerekli dikkat ve tedbiri göstermediği için müvekkilinin aracına çarpması neticesinde motordan düştüğünü ve yaralandığını, motor sürücüsünün kusurlu olduğunu, bu hususta dosya kapsamında olay yerinde keşif yapılmasını ve akabinde kusur yönünden Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiklerini, kaza anında davacının kaskının takılı olmadığını, davacının dava konusu kaza nedeniyle SGK'dan herhangi bir ödeme alıp almadığı hususunun araştırılması için SGK İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber dosya kapsamında yapılacak olan tazminat hesabında davacının gerçek gelir durumunun tespit edilerek rapora esas alınması gerektiğini, bu konuda ispat külfetinin davacı yanda olduğunu, davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatları yönündeki taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, talep edilen tazminatların hukuki şartlarının mevcut olmadığını, dava konusu kaza nedeniyle davacıda herhangi bir maluliyetin kalıp kalmayacağı hususunun Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ve Üniversite Hastanelerinden alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilebileceğini, bu noktada davacının maluliyetinin tespiti için bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiklerini, davacının bakıcı gideri talebinin kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber bakıcı giderlerinin de sağlık giderlerinden olduğu ve sigorta şirketinin de müteselsil olarak sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, sigorta şirketine rücu haklarını saklı tuttuklarını, davaya konu trafik kazasına ilişkin ceza dosyasının Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2023/636 Esas sayılı dava dosyası ile devam ettiğini, ceza yargılamasında tespit edilecek maddi vakıaların hukuk mahkemesi için bağlayıcılığının söz konusu olduğunu, özellikle olayda sorumluluğu ortaya çıkabilecek 3. kişi ve kurumların olması, huzurdaki yargılamadaki kusur atfını ve tazminat hesabını doğrudan etkileyeceğini, bu nedenle ceza davasının, görülen bu dava için bekletici mesele olarak kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Yargıtay kararları dikkate alındığında hükmedilecek manevi tazminatın bir tarafın zenginleşmesine yol açmaması gerektiğini, müvekkilinin emekli maaşı dışında herhangi bir yerden geliri olmayıp herhangi bir aile üyesinden de ekonomik olarak destek almadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber mahkemece manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi durumunda, davacının taleplerinin fahiş olduğu ve bu nedenle de Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkilinin ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun olarak tazminat miktarının belirlenmesini talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, başvuru sahibi tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuru esnasında maluliyet raporu sunulmamış olduğundan müvekkili şirket tarafından kesin ve süresiz bir maluliyet raporu talep edildiğini, ancak davacı tarafından eksiklik giderilmeden dava açıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu, 10.01.2023 tarihinde meydana gelen dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, adli tıp kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, hesaplama yapılması halinde 04.12.2021 tarihli yeni genel şartlar değişikliği ile kabul edilen hesaplama yöntemi olan TRH-2010 tablosunun ve %1.65 iskonto oranının kullanılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere, mahkeme tarafından bilirkişi hesaplaması yapılmasına karar verilmesi halinde, maluliyet tazminatının 04.12.2021 tarihli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında değişiklik yapılmasına dair genel şartlar tebliği ek-3'te belirtilen usul ve esaslara göre yapılmasını talep ettiklerini, davacının maluliyetinin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun adli tıp kurumu tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik, geçici bakıcı, tedavi gideri taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, sürekli bakıcı gideri taleplerinin sürekli sakatlık teminatında olduğunu, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, tazminattan indirim gerektiren hususlarda araştırılma yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak olan zarardan kask takmama sebebiyle %20 müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu kapsamda zarar verenin hiçbir karşılık almadan, zarar gören yararına yaptığı bir iş, bir eylem sonucunda meydana gelmişse, hâkim, olayın bu oluş tarzını da gözeterek tazminattan indirim yapabileceğini, hatır işleri ve bu arada özellikle de hatır taşımacılığı, bir indirim sebebi olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası m. 87/1 de hükme bağlandığını, hatır için taşımada salt yolcunun yararı bulunduğunu, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu sigortalı aracın sürücüsünün dava konusu kazanın meydana geldiği esnada alkollü olması, geçerli sürücü belgesinin bulunmaması ve davacının da buna rağmen yolcu olarak sigortalı araç ile seyahat etmesi dolayısıyla davacının da dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu ve birlikte kusuruna sebebiyet verdiğinin kabul edilmesi gerektiğini, bu kapsamda var ise davacıya ödenecek tazminat üzerinden indirime gidilmesi gerektiğini, davacının resmi geliri çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile mahkeme tarafından tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi halinde müvekkili şirketin en erken dava tarihinden işleyecek olan yasal faizle sorumlu tutulabileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 26/12/2023 TARİHLİ ARA KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....Davalı taraf mahkememizce verilen 13/11/2023 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz etmiş ise de; itiraz dilekçesi,  itiraza konu Mahkememizin 13/11/2023 tarihli ara kararı ve tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede; itiraza konu kararda açıklanan gerekçe, dayanılan deliller ve hukuksal sebepler doğrultusunda ihtiyati haciz kararında  usul ve yasaya aykırı bir yan görülmediğinden itirazın reddine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... vekili tarafından; \"....13/11/2023 tarihinde maddi tazminat yönünden ihtiyati haciz kararı verilmişse de söz konusu kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber davacının henüz doğmuş bir alacağından bahsetmek mümkün olmadığını, mahkemece ‘maddi tazminat yönünden; dava dilekçesi, kusura yönelik tespit tutanağı,  tedavi evrakları ve ekli belgelere göre bir miktar tazminat alacağının doğduğu kabul ihtimal ve ispat dahilinde olduğundan bu haliyle somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkün olduğu anlaşıldığından’ gerekçesi ile müvekkili aleyhine ihtiyati hacze hükmedildiğini,  mahkemece verilen ihtiyati haciz kararında İİK m.257/2'de sayılan istisnai hallerden hangisinin olduğu hususunda herhangi bir gerekçe ileri sürülmemiş olup işbu kararın bu haliyle kanun maddesine açıkça aykırı olduğunu, çünkü müvekkilinin sabit bir ikametgaha sahip olduğunu ve kaza tarihinden günümüze kadar herhangi bir mal kaçırma girişiminde bulunmadığını, verilen ihtiyati haciz kararında ve davacının dava dilekçesinde İİK m.257/2'de sayılan istisnai halleri ispatlayacak hiçbir bilgi ve belge sunulamadığını....\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.   <br>Mahkemece; ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş olup, hüküm davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.<br>Somut olayda, incelenen dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz isteyenin talebinin haksız fiil iddiasına dayandığı, haksız fiil tarihinde muacceliyet unsurunun gerçekleştiği, karşı taraf vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar yargılamayı gerektirir nitelikte olup, dolayısıyla ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispatın gerçekleştiği; ayrıca, karşı taraf-davalının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin İİK.'nun 265-(1) maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında bulunmadığı anlaşılmakla;  ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, karşı taraf - davalı ... vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı-karşı taraf ... vekilinin Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1103 Esas sayılı dosyasından verilen 26/12/2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,<br>3-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  13/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9633ece03df600bf","SID":"2b382f6684489c48"}}