{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2020/1546 <br>KARAR NO\t\t: 2024/466<br>KARAR TARİHİ\t: 28/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/06/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/1363 Esas 2020/297 Karar<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/02/2024<br><br>\t     Davacı  vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı firmaya verilen ve müvekkili şirketin davalı firmaya borcu bulunmamasından dolayı ... Bankası 05/12/2017 tarih ve 6210000837 numaralı , 50.000,00-TL bedelli 05/12/2018 tarihine kadar geçerli olan (süreli) kesin teminat mektubunun ödenmesinin işbu menfi tespit davası sonuçlanana kadar ihtiyaten tedbiren durdurulmasına, gerekirse teminat yatırmak suretiyle tedbiren durdurulmasına, müvekkili şirketin davalı firmaya borcunun olmadığının tespitine, müvekkili şirket tarafından verilen  teminat mektubunun hükümsüzlüğüne ve müvekkiline iade edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.     <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında 09/06/2017 tarihinde bayilik adı altında bir sözleşme akdedilmiş olsa da gerçekte sözleşmenin konusu ve maddeleri incelendiğinde işbu sözleşmenin bayilik ve lojistik sözleşmesi olduğunun görüleceğini, işbu sözleşmenin müvekkiline şirketin bayiye direk olarak fatura ettiği mallar ile gerek bayiye gerekse bayinin oluşturduğu alt bayilere, faturası satış yapılan şirket ve şahıslara kesilmek suretiyle müvekkili şirketin irsaliyesi ile yapılan lojistik satışları kapsadığını, ...'in borcu olmasına rağmen teminat mektubu bozulmasın korkusuyla İzmir 4. ATM'nde teminat mektubunun bozulmaması için tedbir istediğini, ancak daha sonra tarafların anlaştıklarını ve davadan feragat ettiklerini, olayla alakaları olmayan bir konuda müvekkili şirketin suçlu gibi gösterildiğini, 09/06/2018 tarihinden sonrada müvekkili şirketle sözleşme koşullarına uygun olarak ticaret yapmaya devam eden ve bu süreçte müvekkili şirkete sözleşme koşullarına göre iade faturası keseceği zaman sözleşmenin münfesih olduğu iddiasıyla faturaları kabul etmediğini belirterek; müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olmasından bahisle davanın reddi ile masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması yolunda karar verilmesini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.   <br>MAHKEMECE: \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında \" Davacı ile davalı tarafın akdedilen 09/06/2017 tarihli sözleşmenin birinci yılının sonunda fesh edilip edilmediği, davacının söz konusu sözleşmeden dolayı davalıya borcunun bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı, davalının sözleşme gereğince almış olduğu teminat mektubunu iade etmesi gerekip gerekmediği \" şeklinde belirlenmiştir. <br>Mahkememiz 19/03/2020 tarihli celsesi ara kararı uyarınca Ankara Nöb.  ATM'ne talimat yazılarak; davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, sözleşmenin bir yılın sonunda sona erip ermediği, sona erdiği tarihten sonra taraflar arasında ticari ilişkinin devam edip etmediği ve tarafların diğer iddia ve  savunmaları kapsamında ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor alınmasına karar verilmiştir.<br>Ankara 1. ATM'nin 2019/92 Tal. Sayılı dosyası ile alınan raporda bilirkişi; davacı tarafın cari hesap hareketlerinin yasal defter ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve kayıtlarına yansıtıldığının tespit edildiğini, sonuç itibariyle davacı şirketin 33.508,05-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, taraflar arasında 09/06/2017 tarihinde \"Bayilik Sözleşmesi\" akdedildiğini, sözleşmenin 18. maddesinde;<br>\"Sözleşme 1 yıl için akdedilmiştir. Taraflar sözleşme süresinin dolmasından 120 gün önce sözleşmeyi karşılıklı olarak uzatmak istediklerini bildirmedikçe sözleşme süre sonunda sona erer.\" hükmü gereği taraflar arasında sözleşmeyi uzatmak istediklerini gösteren herhangi bir belgeye rastlanılmadığını, dolayısıyla 09/06/2018 tarihinde sözleşmenin sona erdiğinin açıkça görüldüğünü, ancak bu tarihten sonra ticari ilişkinin devam ettiği cari hesap hareketlerinden anlaşıldığını,  davacının davalı şirkete verdiği, ... Bankası 05/12/2017 tarih ve 6210000837 numaralı 50.000,00-TL 05/12/2018 tarihine kadar geçerli olan kesin teminat mektubunun süresini tamamladığı için hükmünü kaybettiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin düzenlediği, 01/11/2018 tarihli 63.102,13-TL meblağlı 249459 nolu faturanın 30/11/2018 tarihli 48.245,03-TL meblağlı 249521 nolu faturanın davacının kayıtlarında yer almadığı üzere ilgili faturalara rastlanılmadığını, sözleşmenin 21. Maddesi gereğince yıl sonu bayiye yapılan bütün satışların üzerinden %4 oranında iade kabul edileceğini, yıl sonu itibariyle bayinin kesmiş olduğu iade toplamı ile gelen iadeler toplanacağını satışın %4 'ünü aşan kısmının bayi ve üretici firma arasında %50 oranında bölüşüleceğini, iadelerin %50 ile ilgili olarak davalı firmanın davacı bayiye iade faturası tanzim edeceği hükmünün yer aldığı görülmekle beraber; toplam satış miktarının davacı şirketin yasal defterlerinden tespit edilemediğinden bu maddeyle ilgili herhangi bir hesaplama yapılmadığı görüş ve kanaatine vardığını bildirmiştir.<br>Mahkememiz 19/03/2020 tarihli celsesi ara kararı uyarınca davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir.<br>Bilirkişi 06/05/2019 tarihli raporunda; taraflar arasındaki 09/06/2017 tarihinde yapılan sözleşmenin 10/06/2018 tarihinde sona ermiş olmasına rağmen her iki tarafında eylemli olarak sözleşmeye konu olan ticari ilişkiyi devam ettirmiş oldukları, davacı tarafından davalıya verilen 05/12/2017 tarihli 50.000,00-TL süreli kesin teminat mektubunun 05/12/2018 tarihinde süresi dolduğu için hükmünü kaybetmiş olduğu, davalı tarafından davacı adına düzenlenen toplam 63.102,13-TL faturanın ve yine davalı tarafından davacıya düzenlenen 48.245,03-TL tutarlı faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaların davacı tarafından kabul edilmeyerek kanuni süresi içerisinde usule uygun şekilde davalıya iade edildiği, 01/11/2018 tarihli fatura üzerindeki dönem açıklamasına istinaden V.U.K 231. Madde 5. Bendine göre faturanın kesilmesi gereken 7 günlük süre içinde kesilmediği, iade faturalarının sözleşme gereği bayiye kesilmesi gereken faturalar olduğu, içerik ve tutarlar incelendiğinde kesilen tutarların gerçek olduğu, dolayısıyla davalının alacak hakkının bulunduğu görüş ve kanaatine vardığını bildirmiştir.<br>Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edilen faturanın tarafların anlaşmasına uygun olarak kesildiği davacının faturayı iadede haksız olduğu, dava konusu edilen teminat mektubunun da taraflar arasındaki sözleşme gereğince taraflar arasındaki alışverişe ilişkin alacağın teminatı amacı ile verilmiş olduğundan sonuç itibari ile davacının davalıya borçlu olduğu dikkate alınarak teminatın iadesi ve geçersizliği söz konusu olamayacağından davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;  <br>1-Davanın REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;yerel mahkemenin karar gerekçesinin \"hukukilik\" ilkesine aykırı olduğunu, mahkemenin kararını, hangi hukuki zemine dayandırdığının açık  olmadığını, yazılı delille ispat zorunluluğu olan davada mahkemenin yoruma dayalı hüküm kurduğunu, hükmün bu yönüyle bozulması gerektiğini, yerel mahkemenin hukukilik niteliğinden yoksun karar gerekçesinde, eksik incelemeye dayalı olarak hukuki nitelemede hataya düştüğünü, kararın bu nedenle bozulması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan 09.06.2017 tarihli sözleşme, fesih tutanakları, karşılıklı olarak imzalanan ve sözleşmeyi sona erdiren teslim-tesellüm tutanakları ile de görüleceği üzere kesin ve yazılı şekilde sona erdiğini ancak mahkemenin bu delilleri hiçbir surette dikkate almadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: menfi tespit, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı taraf; davalı ile aralarında bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süre sonunda sona erdiğini, davalıya herhangi bir borçları olmamasına rağmen davalı tarafça, sözleşme gereği verilen teminat mektubunun iade edilmediğini, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine ve taraflarına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı taraf ise; taraflar arasındaki sözleşme süresi sona ersede taraflar arasındaki ticari ilişkinin aynen devam ettiğini, davacıdan alacaklı olduklarını, 30/11/2018 tarihli cari hesap ektresine göre davacının müvekkili şirkete 92.408,21 TL borçlu olduğunu davanın reddini talep etmiştir. <br>Taraflar arasındaki 09/06/2017 tarihli bayilik sözleşmesinin 18. Maddesinde ;\" sözleşme 1 yıl için akdedilmiştir. Taraflar sözleşme süresinin dolmasından 120 gün önce sözleşmeyi karşılıklı olarak uzatmak istediklerini bildirmedikçe sözleşme süre sonunda sona erer\" şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. <br>Taraflarca sözleşmenin uzatıldığına dair önceden yapılan bir bildirim bulunmamaktadır. <br>Ancak ilk derece mahkemesince taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre  ; sözleşmenin sona ermiş sayıldığı 09/06/2018 tarihinden itibaren taraflar arasındaki ticari ilişkinin aynı şekilde sözleşme hükümlerine göre devam ettiği, tadım hakediş faturalarının sözleşmede belirtilmesine rağmen, sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra da aynı şekilde bu faturaların kesilmesi ve taraf defterlerinde kayıtlı olmasının, taraflarca sözleşmenin zımni olarak uzatıldığını gösterdiği, davalı tarafça kesilen 01/11/2018 tarih 63.102,13 TL bedelli ve 30/11/2018 tarih 48.245,03 TL bedelli 2 adet faturanın 06/05/2019 havale tarihli bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak kesildiğinin tespit edildiği, bu faturaların davacı defterine kaydedilmemesinin davacıyı haklı göstermeyeceği kanaatine varılmıştır.   <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; taraflar arasındaki sözleşmenin zımni olarak uzatılmış olmasına, davalı tarafça sözleşme hükümlerine uygun fatura kesilmiş olmasına, davacının davalıya borçlu olmasına, teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşmamış olmasına göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2020 tarih ve 2018/1363 Esas 2020/297 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 28/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38efe06c8f0e3004","SID":"b800acfb90aba4c6"}}