{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/369 <br>KARAR NO\t\t: 2024/640<br>KARAR TARİHİ\t: 19/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/12/2023 (ARA KARAR)<br>NUMARASI\t\t: 2023/1224  Esas <br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/03/2024<br><br>İhtiyati haciz talep eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İhtiyati haciz talep eden  vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket işveren sıfatı ile müvekkili şirket ise yüklenici sıfatıyla olmak üzere aralarında 01.02.2022 başlangıç tarihli \"personel taşıma sözleşmesi\" imzalandığını, 01.02.2022 tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda ve bir süre sonra davalı şirketin talebi ve fiyat güncellemesi doğrultusunda \"personel taşıma işi\" devam ettiğini, taraflar arasında 15.10.2023 tarihine kadar personel taşıma işi gerçekleştiğini, davalı şirketin bakiye borcunu ödememesi sebebiyle durdurulduğunu, davalı şirketin 437.687,80 TL borcu bulunduğunu, haricen alınan bilgilere göre davalı şirketin mali durumunun kötüleştiğini ve mallarını kaçırma eğilimine girdiğini, müvekkili hizmet ediniminde bulunmuş olmasına rağmen ödemesini alamadığını, müvekkili yeterince mağdur edildiğini, davalının mallarını kaçırması halindeyse müvekkilinin mağduriyetinin artacağını, bu nedenlerle öncelikle davalının mal kaçırma ihtimaline karşın alacaklarının sürüncemede kalmaması ve işbu davanın sonuçsuz kalmaması açısından davalının menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine 437.687,80 TL bedel yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davaya usul yönünden zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet, arabuluculuk ve yetki itirazında bulunduklarını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin \"Anlaşmazlık Durumu\" başlıklı 12. maddesinde \"İşveren firma ile yüklenici firma arasında oluşacak tüm anlaşmazlıkların çözümü Konya mahkemeleri ve icra daireleridir.\" hükmünün yer aldığını, taraflar arasında yetkiye ilişkin bir anlaşma yapıldığından işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, aynı sebeple arabuluculuk başvurusunun da yetkisiz arabuluculuk bürosuna yapıldığından arabuluculuk dava şartının da yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın öncelikle usulden reddine, usulden reddine karar verilmemesi halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın dilekçe belirttikleri iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatının mümkün olduğunu, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerektiğini, bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunlu olduğunu, çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabileceğini, karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün olmadığını, faturanın tebliğ edilmiş olması işin yapıldığı anlamına gelmediğini, müvekkili şirket tarafından aradaki anlaşma şartlarına aykırı fatura düzenlendiğinin sonradan fark edildiğini, faturanın davalıya tebliğ edildiğini ve sekiz gün içerisinde itirazda bulunmamışsa, TTK’nın 23/2. maddesi uyarınca münderecatını kabul etmiş sayılacağını, somut olayda da davacı tarafça üstlenilen hizmetin eksiksiz olarak yerine getirilmediğini, bu hususun tanık anlatımları ile ortaya çıkacağını, davacı taraf sözleşmedeki fiyat ve artışa ilişkin hükümlere uymadığı gibi sözleşmede belirlenen araç tiplerinden farklı ve daha düşük nitelikteki araçlarla da taşıma yaptığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme her ne kadar 01.02.2022 - 31.12.2022 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişse de; taraflar birbirlerine karşı edimlerini kayıtsız ve şartsız bir şekilde yerine getirmeye devam ettiklerini, dolayısıyla akdedilen sözleşme hükümleri taraflar arasında geçerliliğini koruduğunu,  sözleşmeye göre fiyat artışlarının geçerli olabilmesi için tarafların karşılıklı olarak anlaşması ve yeni bir sözleşme imzalamaları gerektiğini, davacı tarafından sözleşmeye aykırı olarak tanzim edilen faturaların taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında tanzim edilen sözleşmede şoför ücreti dahil olmak üzere anlaşılmış olmasına rağmen 2022 yılı Ağustos ayından sonra tanzim edilen faturalarda şoför bedeli adı altında fatura tanzim edildiğinin görüldüğünü, bu nedenle sözleşmeye aykırı olarak tanzim edilen davaya konu edilen faturaları ve içeriklerini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davalı müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında 2022 yılına ilişkin sözleşme tanzim edilerek ücret belirlendiğini, taraflar arasında 2023 yılına ilişkin herhangi bir bedel konusunda anlaşılmamış olup; artış oranı da belirlendiğini, davacı tarafın kendi isteği doğrultusunda müvekkili şirketin onayını almaksızın artış yaparak sözleşmeye aykırı şekilde fatura tanzim ettiğini, sözleşmeye aykırı olarak tanzim edilen fatura ve içeriklerini de kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretini karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Talep \"İhtiyati Haciz\" isteminden ibarettir.<br>İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 257. maddesine göre; Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.<br>İİK’nın 258/1-2.cümlesine göre; Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkemenin, alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken ise, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp, alacağın varlığını gösteren delillerin yaklaşık ispat ölçüsünde sunulmasıdır.<br>Eldeki dosyada; ihtiyati haciz talep eden vekili, dayanak faturalardaki hizmetin borçlu şirkete karşı yerine getirildiğine ilişkin borçlunun imzasını taşıyan bir belge ya da hizmetin ifa edildiğini yaklaşık ölçüde ispata yarar bir vesika ibraz etmemiştir. Yalnızca faturanın bulunması, tek başına alacağın varlığını ispata yarar delil niteliğinde değildir. Buna göre faturaya dayalı ihtiyati haciz talep edilirken en azından sevk irsaliyesi, BA-BS formu, vergi kayıtları ya da teslim fişi gibi bir takım yan delillerle iddianın kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.  Ancak somut olayda talep eden vekilince yalnızca fatura ibraz edildiğinden, muaccel bir alacağın varlığı, yaklaşık ispat ölçüsünde dahi ispat edilememiştir.<br>Alacak iddiasının dayanağı olan faturalara konu hizmetin yerine getirilmesine ilişkin aranan ölçüde ispat sağlanamadığı ve borçlunun mallarını kaçırma girişiminde olduğuna dair de delil ibraz edilmediği gözetilerek şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile; \"İİK'nın  257. maddesi gereğince davacı vekilinin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İhtiyati Haciz Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca borçlu şirket işveren sıfatı ile müvekkili şirketin ise yüklenici sıfatıyla olmak üzere aralarında 01.02.2022 başlangıç tarihli \"personel taşıma sözleşmesi\" imzalandığı ,  borçlu şirkete yapılan hizmet karşılığında müvekkili şirket tarafından düzenlenen 2022 yılına ait faturaların 28.02.2022 tarihli 32.700,00 TL bedelli fatura, 31.03.2022 tarihli 32.700,00 TL bedelli fatura, 30.04.2022 tarihli 32.700,00 TL bedelli fatura, 31.05.2022 tarihli 32.700,00 TL bedelli fatura, 30.06.2022 tarihli 32.700,00 TL bedelli fatura, 31.07.2022 tarihli 44.145,00 TL bedelli fatura, 31.08.2022 tarihli 42.984,88 TL bedelli fatura, 30.09.2022 tarihli 42.984,88  TL bedelli fatura, 31.10.2022 tarihli 42.984,88  TL bedelli fatura, 30.11.2022 tarihli 42.984,88  TL bedelli fatura, 31.12.2022 tarihli 42.984,88  TL bedelli fatura olduğu ve müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaların karşılığı, borçlu tarafça 35.377,52 TL'lik kısmı harici ödeme yapıldığının belirtildiği, borçlu şirkete yapılan hizmet karşılığında müvekkili şirket tarafından düzenlenen 2023 yılına ait faturalarında 31.01.2023 tarihli 34.861,07  TL bedelli fatura,28.02.2023 tarihli 69.722,14  TL bedelli fatura, 31.03.2023 tarihli 69.722,14 TL bedelli fatura, 30.04.2023 tarihli 69.722,14 TL bedelli fatura, 31.05.2023 tarihli 97.610,99 TL bedelli fatura, 30.06.2023 tarihli 104.583,21 TL bedelli fatura, 09.07.2023 tarihli 48.584,07 TL bedelli fatura, 31.07.2023 tarihli 114.101,51 TL bedelli fatura, 31.08.2023 tarihli 156.405,60 TL bedelli fatura, 30.09.2023 tarihli 156.405,60 TL bedelli fatura, 15.10.2023 tarihli 78.202,80 TL bedelli fatura olduğu belirtilerek dosyaya sunulduğu, borçlu tarafça 2023 yılında yapılan ödemelerinde 15.09.2023 tarihinde 150.000,00 TL, 15.06.2023 tarihinde 97.610,94 TL, 17.07.2023 tarihinde 105.000,00 TL, 15.05.2023 tarihinde 75.000,00 TL, 02.05.2023 tarihinde 100.000,00 TL, 15.03.2023 tarihinde 70.000,00 TL olduğu belirtilerek makbuzları sunulduğunu, dosya kapsamında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davacının aşamalarda  kestiği faturalar  ve davalının yine aşamalarda davacıya yapmış olduğu ödemeler taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunduğu, devam ettiği ve  sunulan belgelerden borçlunun müvekkili şirkete 437.687,85 TL borcu bulunduğu açıkken ilk derece mahkemesince dosya kapsamı ile örtüşmeyen gerekçe ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, borçlu tarafa faturalar düzenlenmesinin ardından tebliğ edildiğini, kısacası düzenlenen faturaların borçlu tarafça kabul edilmiş olup, defterlerine işlediğini, ancak ödeme yapılmadığını, borçlu şirketin mali durumunun kötüleştiği ve mallarını kaçırma eğilimine girdiğinin bilindiğini, müvekkili hizmetin ediniminde bulunmuş olmasına rağmen ödemesini alamadığı, müvekkillin mağdur edildiğini, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep: İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, talep gibi ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.<br>İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun  ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından  önemlidir.    <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257. maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257. maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.<br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  258. maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.<br>İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı şirket, ihtiyati haciz istemini faturalara dayandırmış ve davaya konu olan ve davacı tarafça davalı adına 2022  ve 2023 yılında düzenlenen faturaların birer suretini dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuştur. Ayrıca dosya içerisinde bir sureti mevcut olan davalı şirkete ait 2022 ve 2023 yılına ait olan Konya Vergi Dairesinden getirtilen BA kayıtlarının incelenmesinden, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 11 adet  KDV hariç 393.000,00 TL ve yine 2023 yılında davacı tarafça davalı adına düzenlenen 10 adet KDV hariç 864.329,52 TL bedelli mal ve hizmet bildiriminde bulunulduğu görülmüştür. Bu kapsamda tüm dosya kapsamı beleler ve ilgili vergi dairesinden getirtilen davalı şirkete ait BA kayıtlarının incelenmesi neticesinde, İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince  koşulları oluştuğundan teminat karşılığında dava değeri olan 437.687,80 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken bu yönde ihtiyati haciz talep eden davacı taraf  talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile  kararın kaldırılarak teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince hüküm kurulması gerekmiştir.\t\t\t\t<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İlk derece mahkemesinin kararına karşı ihtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf talebinin KABULÜNE,<br>2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1224 Esas ve 11/12/2023 tarihli ARA KARARININ  KALDIRILMASINA,<br>3-İhtiyati haciz talebinin KABULÜ ile  437.687,80 TL alacağı karşılayacak şekilde borçlunun menkul, gayrimenkul mal varlıkları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarına yeter miktarının İİK'nun 257/1 maddesi uyarınca İHTİYATEN HACZİNE,<br>4-İİK'nın 259. maddesi uyarınca alacaklıdan takdiren karşı tarafın ve üçüncü şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak alacak miktarının % 15'u olan 65.653,17 TL tutarında nakit veya bir banka (kesin) teminat mektubunun ilk derece mahkemesi veznesine yatırılmak veya sunulmak suretiyle ihtiyati haciz talep edene(vekiline) kararın tebliğine,(tevdiine) <br>5-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>6-Görülmekte olan bir dava içinde ihtiyati haciz talep edildiğinden davalı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-İhtiyati haciz talep edenin yatırmış olduğu 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,<br>8-İhtiyati haciz talep edenin yatırdığı 738,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının mahkemece yargılama giderlerinde dikkate alınmasına, <br>9-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>10-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>11-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 19/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8a0b55c8e1b1683","SID":"6ba7b4e57fd4bf49"}}