{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1247 <br>KARAR NO\t\t: 2024/342<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/05/2018 (Dava) - 20/10/2020 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/618 Esas - 2020/619 Karar<br>DAVA             \t\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/02/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2020 tarihli ve 2018/618 Esas - 2020/619 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Ltd. Şti. Davacı ... San ve Tic ltd Şti alayhine; ... Bankası T,A,Ş. Bankasının 0017992 seri nolu 22.09.2017 tarihli 67.363.00-TL bedelli çekini dayanak göstermek suretiyle, İzmir 23. İcra müdürlüğü'nün 2017/13396 sayılı icra dosyası üzerinden \"Kambiyo Senetlerine Mahsus Genel Haciz Yoluyla İlamsız\" İcra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinde gönderilen ödeme emrini içeren tebligatın usulsüz olup Tebligat Kanunu madde 21'e göre muhtara yapıldığını, ancak davacı borçlu tüzel kişiliği haiz ticaret şirketi olup karşı T.K Madde 21/1'e göre tebligat yapılmasının  mümkün olmadığını, tüzel kişiler bakımından ticaret sicildeki adreslerinin esas alınması kuralı mevcutken muhtara tebligat bırakılması suretiyle bu şeklide tebligat yapılmasının hukuka, kanuna ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, kaldı ki davacı müvekkilinin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarındaki  adresinin dahi bu adres olmayıp tebligatın usulsüz şeklide yapıldığını, usulsüz tebligatın davacı şirket tarafından dava tarihi itibari ile öğrenilmiş olup şikayet süresinin geçmiş olması nedeniyle haciz tehditi altında bulunulduğundan menfi tespit davacı açma gereği duyulduğunu, süresin içerisinde ibraz edilmeyen ve üzerinde tahribat yapılan çek kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, bu çeke ilişkin kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını,  davacının icra takibi ile tahribat edilmiş çekten kaynaklı borcu bulunmadığını, çeke ilişkin ödemeleri alan davalının çekin gerçek vade tarihini bildiğini ileri sürerek, tahribatın davalı tarafından yapıldığının açık olduğunu ileri sürerek, davacının İzmir 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/11396 sayılı icra dosyasına dayanak çekten dolayı davalı yana borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini, davalı aleyhine icra dosya borcunun %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddiasının aksine, ödeme emrinin kendisine usulsüz olarak tebliğ edilmediğini, davacının hem ticaret sicilde gösterilen, hem de dava dilekçesinde yer verilen ... Mah. ... Sok. No:... .../... adresine ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığını, dilekçe ekinde yer verdikleri tebligat parçasından da anlaşılabileceği üzere tebliğ adresinin kapalı olması sebebiyle memur, dükkan komşusu ...'e muhatap firmayı sormuş, komşusunun çarşıya gittiğini söylemesi ve imzadan ve tebligatı kabulden imtina etmesi sonucu adrese haber kağıdının yapıştırarak tebligatı ... Mahallesi Muhtarı ...'a 09.10.2017 tarihinde bırakıldığını, 15 gün içerisinde davacı tarafın borca ve imzaya herhangi bir  itirazda bulunmadığından takibin kesinleştiğini, takibe konu çekin, muhatap bankaya yasal süresi içerisinde ibraz edilmediğini,  Çekin üzerinde müvekkilli tarafından tahribat yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, çekten görüleceği üzere çekin keşide tarihinin sonradan üzerinden geçerek değiştirildiğini,  ancak bu değiştirmenin bizzat davacının kendisi tarafından yapıldığını, nitekim keşide tarihinin hemen altında davacının imzasının  bulunduğunu, çek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle  düzenleyenin adı ve imzası kısmındaki imza ile keşide tarihinin hemen altına atılmış imzanın aynı imzalar olduğu ispatlanacağını, davacı tarafın, borcunun ifasından kaçınmak amacıyla bu kötü niyetli iddialarını ortaya attığını, somut delillere dayanmadan haksız olarak bu davanın açıldığını savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...dava konusu çekte bulunan keşide tarihinde ilk düzeltmenin davacı şirket yetkilisinin gözetiminde yapıldığı, değişikliğin imza tatbiki suretiyle onaylandığı, fakat yıl hanesindeki değişikliğin farklı bir kalemle sonradan tatbik edildiğinin anlaşıldığı, çekteki tahrifat öncesi geçerli olan keşide tarihinin geçerli keşide tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarih itibariyle ise çekin süresinde ibraz edilmediğinin anlaşıldığı, çekin ibrazının süresinde yapılmaması ve yine takip yollarına da süresinde başvurulmaması neticesinde kambiyo senedi vasfını yitirdiği, bu haliyle salt çekten kaynaklanan hakkın kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ileri sürülemeyeceği...\" gerekçesiyle davanın KABULÜ ile, İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2017/13396 Esas sayılı icra takip dosyasında icra takibine konu edilen keşidecisi ... San. Ve Tic.Ltd.Şti., lehdarı ... Ltd.Şti. olan İzmir 22/09/2017 keşide yer ve tarihli 67.363,00TL bedelli çek yönünden; davacının davalıya 24.000,00-TL asıl alacak ve 2.491,23-TL ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli hareket ettiği ispat edilemediğinden tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora dayanılarak, dava konusu çekin keşide tarihine ilişkin yalnızca ay kısımda yapılan değişikliğin davacı tarafından yapıldığı,ı yıl kısmında yapılan değişikliğin ise farklı bir kalemle yapıldığından bahisle davacı tarafından yapılmadığı sonucuna ulaşılmasının detaysız ve eksik incelemenin bir sonucu olduğunu, gerek bilirkişi raporu gerekse yerel mahkeme kararı ile davacının dava konusu çek üzerinde değişiklik yaptığı konusunda herhangi bir ihtilaf kalmadığını, çekin keşide  tarihinin davacı tarafından ay ve yıl olarak değiştirildiğini, müvekkili şirket tarafından davacı aleyhine İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2017/13396 Esas sayılı dosyası ile 67.363,00 TL bedelli çek üzerinden tahsil edilmeyen 24.000 TL'lik kısım için takip başlatıldığını ve davacının, müvekkiline olan bakiye 24.000 TL tutarlı borcunu ödediğini iddia etse de söz konusu bakiye borcu ödediğine ilişkin mahkemeye hiç bir belge sunmadığını, davacının, müvekkiline olan borcunun bir kısmının taksitler halinde ödediğini, ödeme güçlüğü sebebiyle anılı çekin  düzenleme tarihini dahi ileri bir tarih olarak değiştirerek bu süre zarfı içinde borcunun tamamını ödemeyi hedeflediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava süresinde ibraz edilmeyen çek nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti ve bu çeke dayalı takibin iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br> Dava konusu çekin keşide tarihi 22.06.2016 iken keşideci olan davacının aynı kalemle ay kısmını 22.09.2016 olarak değiştirdiği ve altını yine aynı kalemle parafladığı, ayrıca yıl kısmının ise 2017 olarak değiştirildiği ancak bu değişikliğin farklı kalemle yapıldığı, buna göre davacı parafının değiştirilen ay kısmına ait olduğu, yıl kısmının ise davacı tarafından değiştirilmeyerek tahrifata uğratıldığı dosya kapsamı ile sabit olup bu yöndeki mahkemenin kabulü yerindedir. Keşide tarihinde tahrifat yapılmış, ancak diğer unsurları tamam olan çek nedeniyle, ibraz süresi geçirildiğinden, kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilir ise de taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde alacaklının böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanıp, alacağını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Temel ilişki bulunmaması halinde ise, 6762 sayılı TTK.nun 730. maddesi yollamasıyla 644.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak talebinde bulunulabilir. <br>Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesine gelince; hamiline düzenlenmiş olan dava konusu çekin arkasında ilk cironun dava dışı ... Limited  şirketine, sonraki cironun dava dışı ...'a, sonraki cironun ise hamil olan davalıya ait olduğu, davacıyla davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı keşideci 6762 sayılı TTK'nun 644. maddesi (6102 sayılı TTK'nun 732. maddesi) uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece bu olgular ve kanuni düzenleme gözetilerek davacı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/618 Esas - 2020/619 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan  istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  28/02/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d5e7c327774facf","SID":"538174db1fcc8149"}}