{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2105 <br>KARAR NO: 2024/128<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/11/2019<br>NUMARASI: 2016/642 Esas -  2019/912 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Temlik eden davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. Lehine davalılar ..., ..., ... ve ...' ın müşterek müteselsil kefaleti ile ... Bankası Dudullu Şubesi nezdinde Esnek Ticari Kredi, Cari Kredi Hesabı, iskonto/iştira kredisi, çek kredisi açılmış olup açılan ve kullandırılan kredi hesapları kredilerin geri ödemelerinin yapılmaması nedeniyle 12/03/2013 tarihinde kat edildiğini, çek garanti bedellerinden dolayı 1.045,00 TL gayri nakdi risk alacaklarının depo edilmesi gerektiğini, kredi hesaplarının kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususlarını içerir Kadıköy ... Noterliğinin 12/03/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve ekinde hesap özeti borçlulara tebliğe gönderilmiş ise de borçlar ödenmediğinden borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiğini, ancak borçlular vekilleri aracılığıyla 21/05/2013 tarihinde borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, alacak likit olup davalıların itirazları kötü niyetli, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğundan icra inkar tazminatı taleplerinin de olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı borçluların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazlarının iptali ile takibin devamına, ödeme emrinin borçlulara tebliğden itibaren asıl alacağa işleyecek faizi ile tahsiline, davalı borçluların aleyhine %20 ' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Temlik alan ... Yönetimi vekili 12/03/2019 tarihli dilekçesi ile davayı temlik aldıklarını bildirmiş, temliğe ilişkin tüm evrak ve bilgileri mahkemeye sunmuştur. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığından süre yönünden davanın reddi gerektiğini, icra dosyasına yapmış oldukları itirazları tekrarladıklarını, müvekkillerinin davacıya, çekilen krediye ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen gerek asıl alacak miktarı gerek diğer alacak talepleri hukuka aykırı olarak müvekkillerinden talep edildiğini, davacının açmış olduğu iş bu davada haksız olduğundan talep ettiği %20 icra inkar tazminatının da hukuka aykırı olduğunu ve bu talebin reddi gerektiğini, davacı hukuki mesnetten yoksun iş bu davayı açmış olmakla kötü niyetli davranmış olup davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...davalıların kefil olduğu kredi sözleşmesinde süre bulunmadığı için sözleşmenin süresiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda kredi sözleşmesi ile verilen kredinin ödenerek borcun kapatılması sözleşmeyi sona erdirmez ve bu sözleşme ile borçluya yeniden kredi kullandırılması halinde kefilin de sorumluluğu devam eder. Kural olarak süresiz genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerde cari hesap şeklindeki kredi hesabının devam eden süreçte bir noktada (0) olması tek yanlı olarak kefaleti sona erdirmez ve aynı sözleşmeye dayalı olarak yeniden kredi verilmesi durumunda kefil, kefalet limiti kapsamında borçtan sorumlu olur. Ne var ki, süresiz olarak düzenlenmiş olmasına rağmen borç ödenmiş ve cari hesap sıfırlanmış olduktan sonra, bankanın başka kredi sözleşmeleri üzerinden borçluya kredi kullandırması halinde doğan borçtan, eski kredi sözleşmesinin kefilinin, yeni sözleşmelerde imzası veya eski sözleşmede yeni sözleşmelere tarih ve miktar belirtilerek herhangi bir atıf yoksa sorumlu tutulamaz. (Yargıtay 19 HD.nin 2010/11945 esas  ,2011/6293 karar sayılı kararı) Taraflar arasında üç adet sözleşme akdedilmiş olup, akdedilmiş olan bu sözleşmelerin ''önceki sözleşmelerle/ taahhütnamelere bağlantı, kredinin arttırılması, sonradan imzalanabilecek sözleşmeler/ Taahhütnameler'' başlıklı 54 maddesinde '' Müşteri ve Müteselsil Kefiller iş bu sözleşmenin daha evvel bankaya hitaben imzaladıkları ve ileride imzalayacakları tüm taahhütname ve sözleşmelerin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğunu,...kabul ve beyan etmişlerdir denilmekle, sözleşmelerin bağımsız birer sözleşme olmadığı, bir sonraki sözleşmenin kendisinden evvel akdedilmiş sözleşmelerin devamı niteliğinde ( yani 3 sözleşmenin de ) bir bütünlük teşkil ettiği ve her dönemde kullandırılan kredilerinde, bir bütünlük arz eden 3 sözleşmeye istinaden kullandırıldığı anlaşılmış olup davalıların kefil sıfatı ile sorumluluklarının bulunduğuna karar verilmiş ve bilirkişi tarafından hesaplanan miktar denetlenebilir, dosya içeriğine uygun bulunmakla davanın kısmen  kabulü ile, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki asıl alacak 219.363,74 TL ,37.620,88 TL işlemiş faiz, 1.929,01 TL %5 gider vergisi ve 593,35 masraf olmak üzere toplam 259.506,98 TL  nakdi alacağa ilişkin itirazın iptali ile takibin asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren aylık %94,50 oranında temerrüt faizi  ve % 5 oranında gider vergisi yürütülmek suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda bu miktar üzerinden aynen devamına, gayri nakdi alacak yönünden 1 adet çek için 1.045,00  TL depo bedeline ilişkin davalı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki itirazlarının iptali ile takibin bu kısım yönünden aynı kayıt ve şartlarda  devamına, alacağın likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen nakdi alacak 259.506,98 TL üzerinden  %20 oranında hesaplanan 51.901,396 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri yararına adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini ve istinaf incelemesinin adli yardım talepli olarak yapılmasını, mahkemece kurulan hükümde imzalanan 3 adet genel kredi sözlemelerinde, sözleşmelerin 54' üncü maddesi gereği tüm sözleşmelere imza atan kefillerin sorumlu olacağı kabulü hukuka aykırı olduğunu, tüm davalılar yönünden davanın reddi aksi halde davalılardan ... ve ... yönünden davanın reddi gerekir iken, davanın kabulü hukuka aykırı olduğunu, borcun varlığını kabul etmemekle birlikte aksi kanaat oluşması halinde istinaf incelemesinde yapılacak değerlendirmede sadece ... ve ... yönünden yapıldığını, davalılardan ... ve ...'ın son imzalanan 3. Kredi sözleşmesinde imzalarının bulunmaması ve dava değerinin de son sözleşme değerinden az olması nedeniyle sorumlulukları bulunmadığını, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/642 E. Ve 2019/912 K. Sayılı karara karşı istinaf nedenlerimizin kabulü ile kararın kaldırılmasına veya dosyanın itirazlarımız doğrultusunda yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE:  Dava kredi sözleşmesine dayanan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinafa incelemesine konu uyuşmazlık, temelde davalıların müteselsil kefil sıfatıyla davacı bankanın takibe konu ettiği alacaktan sorumluluğu bulunup bulunmadığı, hususudur. Davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyası ile  \"... San. Ve Tic Ltd. Şti lehine açılan krediye müteselsil kefalet, kredi sözleşmesi, ihtarname, hesap özeti\" sebebine dayalı olarak kredi alacağının tahsili istemiyle 17/05/2013 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı banka ile dava dışı ... San. Ve Tic Ltd. Şti arasında 28/01/2008, 24/01/2011 ve 14/09/2012 tarihinde genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup davalıların tamamının ilk sözleşmede müteselsil kefil olduğu, ikinci sözleşmede davalılardan ..., ... ve ...'nin bulunduğu ve son sözleşmede ise davalılar ... ve ...'in imzası olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı taraf davacı banka ile dava dışı şirket arasında 3 adet genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, 1. Kredi sözleşmesinde imzası bulunan kefilin 2. Kredi sözleşmesinde imzası yok ise 2. Kredi sözleşmesine göre kullandırılan kredilerden sorumlu olmayacağını, aksi halde kişinin bir sözleşmeye attığı imzanın başka bir sözleşme için de geçerli olacağının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, bankanın başka kredi sözleşmeleri üzerinden borçluya kredi kullandırması halinde doğan borçtan, eski kredi sözleşmesinin kefilinin, yeni sözleşmelerde imzası veya eski sözleşmede yeni sözleşmelere tarih ve miktar belirtilerek herhangi bir atıf yoksa sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan ve uygulanması gereken mülga  818 sayılı Borçlar Kanunu 484 maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olmasi için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti,belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir. Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Ayrıca  Kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefil veya kefiller tek yanlı olarak bildirdikleri irade beyanı ile kefaletten vazgeçemez.Kefil olunan şirketin ortaklığından ayrılmak tek başına kefaleti son erdiren bir sebep olmayıp,bu şekilde bir bildirim akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe sonuç doğurmaz. Kefiller  kefalet limiti kapsamında asıl borçlunun   borcundan ve ayrıca  kendi temerrütünün sonuçlarından  sorumludur. Kural olarak kefilin gayri nakdi alacak yönünden depo sorumluluğuna gidilebilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu yönde açık hüküm bulunması gerekmektedir.Bankaların verdikleri çek karneleri nedeniyle her bir çek yaprağı için zorunlu karşılık ödeme riski bulunması nedeniyle çek karnesi verilmesi  gayri nakdi kredi verilmesi niteliğindedir. Ancak çekin karşılıksız işlemi sonucu  zorunlu  karşılığının bankaca ödenmesi sonucu  gayri nakdi kredi nakit krediye dönüşecek ve kredi borçlusu nakit kredi kullanmış olacaktır. Davacı tarafça 2008 tarihli sözleşmenin çerçeve sözleşme olduğu, sözleşmenin 54. maddesi gereğince diğer sözleşmelerin bağımsız olmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında Cari hesap şeklinde işleyen genel kredi sözleşmelerinde borcun bir tarihte sıfırlanmış olmasının kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı ve aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediden dolayı kefalet sorumluluğu devam edeceği, davalının kefalet imzasının bulunmadığı sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerden dolayı davalının kefalet sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Davalıların sorumluluğunun tespiti noktasında davalılar ..., ..., ... ve ...'nin 28/01/2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaların bulunduğu,  ikinci sözleşmede davalılardan ..., ... ve ...'nin imzalarının bulunduğu ve son sözleşmede ise davalılar ... ve ...'in imzası olduğu, davaya konu kredilerin 14/09/2012 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli sözleşmeye istinaden kullandırılmış olduğu göz önüne alındığında sözleşmede 28/01/2008 tarihli genel kredi sözleşmesine atıf bulunup bulunmadığı önem arz etmektedir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde 28/01/2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin tamamının mahkemeye sunulduğu, delil listesinde ise taraflar arasındaki diğer kredi sözleşmelerinin delil olarak bildirildiği, bilirkişi tarafından ise rapor ekinde 24/01/2011 ve 14/09/2012 tarihli sözleşmelerin  sadece birinci ve son sayfalarının sunulduğu, 2. Ve 3. kredi Sözleşmelerin tamamının dosyada bulunmadığı görülmüştür. Bilirkişi raporunda taraflar arasında üç adet sözleşme akdedilmiş olup, akdedilmiş olan bu sözleşmelerin ''önceki sözleşmelerle/ taahhütnamelere bağlantı, kredinin arttırılması, sonradan imzalanabilecek sözleşmeler/ Taahhütnameler'' başlıklı 54. maddesinde '' Müşteri ve Müteselsil Kefiller iş bu sözleşmenin daha evvel bankaya hitaben imzaladıkları ve ileride imzalayacakları tüm taahhütname ve sözleşmelerin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğunu,...kabul ve beyan etmişlerdir denilmekle, sözleşmelerin bağımsız birer sözleşme olmadığı, bir sonraki sözleşmenin kendisinden evvel akdedilmiş sözleşmelerin devamı niteliğinde (yani 3 sözleşmenin de) bir bütünlük teşkil ettiği ve her dönemde kullandırılan kredilerinde, bir bütünlük arz eden 3 sözleşmeye istinaden kullandırıldığı kanaati bildirilmiş ise de rapor içeriğinden ve ekinden 14/09/2012 tarihli sözleşmenin taraflar arasında imzalanan ilk kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olup olmadığı veya ilk kredi sözleşmesi ile bağlantılı olduğuna dair bir atıf bulunup bulunmadığı tespit edilemediğinden mahkemece davacı tarafça dava dilekçesinde ve delil listesinde dayandığı 24/01/2011 ve 14/09/2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinin tamamı( tüm sayfalarını içerecek şekilde) mahkemeye celb edilip hükme esas alınan bilirkişi raporunda gözetilmeksizin eksik incelemeye dayalı kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece yukarıda ayrıntısı ile değinilen eksiklikler giderilerek bilirkişiden anılı hususları da gözetir nitelikte denetlemeye elverişli ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde ek rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2- Davalılar tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8240df43ef50d90d","SID":"90c78f1c14595faa"}}