{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2104 <br>KARAR NO: 2024/121<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/09/2020<br>NUMARASI: 2019/272 Esas -  2020/336 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Vekil edeni şirketin borçlu şirkete satmış olduğu mal ve hizmet nedeniyle yasal düzenlemeler çerçevesinde keserek davalıya tebliğ ettiği fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalı-borçlu tarafından hiçbir yasal gerekçe göstermeksizin icra takibine, takibe konu borç ve ferilerine itiraz edildiğini, takibin durduğunu, müvekkilinin alacağı fatura ve ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu beyanla davanın kabulüne, itirazın iptaline davalının alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;Davacı yanca dava konusu alacaklarına dair hiçbir açıklama yapılmadığı gibi alacaklarının kaynağına dair belge ve bilgi de sunulmadığını,  davacı yanca haksız bir şekilde icra takibi yapıldığı için haklı olarak borca itiraz edildiğini, vekiledeni şirket kayıtlarına göre davacı yanın alacak taleplerinin haksız olduğunu, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde bu hususun açıkça ortaya çıkacağını, davanın fahiş miktarda açıldığını, bu nedenle davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini,  davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte-alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektiren şüpheli bir alacak olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... davacı tarafından cari hesap ekstresinden kaynaklı bakiye cari hesap ekstresinden kaynaklı asıl alacak ve faizi olmak üzere toplam 204.351,65-TL alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafça borca itiraz edildiği ve davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargıla sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 27.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirkete ait 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içerisinde alınmış olduğu, bu anlamda defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın kendi ticari defterleri ve cari hesap durumuna nazaran 18.01.2019 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 199.401,94 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin ihtarata rağmen inceleme günü gelmediği ve davalının ticari defter ve belgelerini sunmadığı, TTK 83, HMK 220 ve 222. maddeleri uyarınca davacı tarafın kayıtlarının esas alınması gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen  kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının 199.401,94 TL üzerinden iptali ile takibin 199.401,94 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, alacağın likit olması nedeniyle davalının alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kısa karar ile icra işlemlerine devam edilerek hukuka aykırı olarak müvekkilin taşınır ve taşınmaz mallarına haciz konulduğunu, bu nedenle gerekçeli karara karşı istinaf sebepleri saklı kalmak kaydıyla işbu dilekçeyi verme zarureti hasıl olduğunu, hükme esas alınan  bilirkişi raporunda müvekkil ile davacı yan arasındaki mal ve hizmet ilişkisine istinaden müvekkilin davacı şirkete borcunu ödemediği açıklanmış dahası müvekkilin davacı şirkete 199.401,94-TL borcu olduğu ifade edildiğini, işbu rapor usul ve yasaya aykırı olduğundan tarafça itiraz edildiğini, itirazlar değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, tarafça davanın her aşamasında belirtildiği üzere müvekkilin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, dahası müvekkile herhangi bir ihtar keşide edilmemiş ve davada muacceliyet şartı gerçekleşmediğini, diğer taraftan davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte borcun muaccel hale gelmiş şekilde hesaplanmış olması da müvekkile herhangi bir ihtarnamenin tebliğinin söz konusu olmaması nedeniyle haksız ve hukuksuz olduğunu, dahası alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektiren şüpheli bir alacak olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi usule aykırı olduğunu, en önemlisi müvekkilin şirketin defterleri incelenmeden hüküm kurulduğunu, işbu husus açıkça adil yargılanma hakkının ihlaline, Tehir-i İcra talebinin kabulüne, kurulan hükmün yargılama sonuçlanana kadar icrasının geri bırakılmasına, İstinaf başvurumuzun kabulüyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.09.2020 tarih, 2019/272 E. ve 2020/336 K. sayılı kararın müvekkil aleyhine olan yönlerinin kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, cari(açık) hesaba dayalı alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı şirketin davalıdan takip tarihi itibariyle alacağı bulunup bulunmadığı, davalının borcun muaccel olmadığı ve davalı defterlerinin incelenmeden hüküm kurulduğu iddiasının yerinde olup olmadığı ile icra inkar hüküm koşullarının oluşup olmadığı noktalarındadır. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Limited Şirketi tarafından borçlu ... Turizm San Tic Ltd Şti aleyhine 199.201,94-TL asıl alacak, 5.149,71-TL faiz olmak üzere toplam 204.351,65-TL alacağın tahsili için 18.01.2019 tarihinde ilamsız genel haciz yoluyla takibe girişildiği, borçluya ödeme emrinin 22.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlu tarafından süresinde süresinde borca ve tüm ferilerine itiraz edildiği ve iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan dava konusu faturalar ile satılan emtianın davalı tarafa teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında ticarî defterlere dayanmış, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmemiştir. Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatı için davalının ticarî defterleri yanında diğer delillere de dayanılmış olup davalının ticarî defterlerinin ibrazı ve bundan kaçınmanın sonuçlarına ilişkin olarak uygulama alanı bulacak olan düzenlemeler HMK’nın 219 ve 220. maddeleridir. Yargılama sırasında davacının ticarî defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucu dosya arasına alınan 27/03/2020 tarihli raporda; davacının ticarî defterlerine göre 199.401,94-TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Öte yandan inceleme günü ibraz edilen, 01/09/2018 tarih-15/12/2018 tarihleri arasında düzenlenmiş faturalara ait sevk irsaliyeleri asıllarının tamamında, teslim alan ve teslim eden kısımlarında isim ve imzaların yer aldığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince 21/01/2020 tarihli davalı vekilinin de hazır bulunduğu celsede ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edildiği, davalı tarafça ibraz etmeme nedenine ilişkin herhangi bir mazeretin sunulmadığı, bilirkişi raporunun davalı taraf vekiline tebliğ edildiği, rapora itiraz edilmekle birlikte ticari defterlerin incelenmesine ilişkin talep yada itirazı olmadığı, anlaşılmıştır. Bu anlamda davalı vekilinin ticari defterleri incelenmeksizin karar verildiğine dair istinaf istemleri yerinde değildir. Davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılması gerekir. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın  HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 Esas ve 2017/2944 Karar sayılı İlamı -Yargıtay 11. HD'nin 07/02/2017 tarih ve 2015/12365 Esas - 2017/648 karar sayılı ilamı - Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 28/01/2016 Tarih, 2015/5491 Esas ve 2016/506 Karar sayılı ilamı). Davacının ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın dayanağı faturaların mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye (evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesine uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceğinin kabulü gerekir. Bunun yanı sıra icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, teslim alan kısmında isim ve imzaların bulunduğu, davalının davaya cevap vermediği ve malların teslim edilmediğine ilişkin savunmada bulunmadığı, icra dosyasına yaptığı itirazda da teslime ilişkin itirazın bulunmadığı, alacağı likit (belirlenebilir) olduğu nazara alındığında  mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Davacı vekilinin davalı tarafın istinaf istemine karşı 02/11/2020 tarihli cevap dilekçesinde ilk derece mahkemesince arabuluculuk ücretine dair hüküm kurulmadığını belirterek eksikliğin giderilmesini talep ettiği ancak davacı tarafça yapılmış istinaf başvurusu bulunmadığı gibi tamamlama talebini de kararı veren ilk derece mahkemesinin yapabileceği değerlendirilerek iş bu talebe ilişkin inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.490,00 TL harcın, alınması gerekli olan 13.621,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.131,15 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"239069cd6e4dbd96","SID":"7995063bc2e5d2ed"}}