{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1404 <br>KARAR NO: 2024/37<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/07/2023<br>NUMARASI: 2022/231 Esas -  2023/623 Karar<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın feragat nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin davalı şirketin bayiisi olduğunu, bu bağlamda 25.11.2014 tarihinde davacı şirket tarafından ...  Marka ... Tipi 2014 model, ... şasi nolu ... motor nolu ... plakalı otobüs, 142.000 TL bedelle 3.kişi ... Tekstil ... İnş. ...San. ve Tic. Ltd. Şti'ye satılıp teslim edildiğini, aracın 3,5 ay içinde 6 veya 7 kez arıza çıkardığını,  bu arızaya binaen alıcı şirketin üretici sıfatıyla davalı ile satıcı sıfatıyla da davacı şirket aleyhine ayıp nedeniyle sözleşmeden dönerek aracın geri alınması  ve araç bedeli 142.000 TL'nin ticari faiziyle birlikte kendilerine ödenmesi için Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesine 2015/676 esas sayılı alacak davasını açtığını, yargılamada verilen tefrik kararı sonucu davalı ... San.A.Ş.'ne ait dava dosyasının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkevmesinin 2016/262 Esasına kaydedildiğini ve bu mahkemenin verdiği ara kararları ile Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam eden 2015/676 Esas sayılı  davanın sonucunun  beklenmesine karar verdiğini, davalı şirketin dosya sonucu beklenme ara kararına itiraz etmediğini, son olarak bekleme kararı veren İstanbul Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/262 Esas sayılı dava dosyasında, Bursa 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/676 Esas sayılı dava dosyasının derecattan geçerek kesinleşmesi üzerine, 17.09.2020 tarihli kararı ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verdiğini, davalı şirketin üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıplardan üretici sıfatıyla garanti süresi içinde bizzat kendisinin sorumlu olduğunu, aracın gizli ayıplı bulunduğunu, gizli ayıptan davacı şirketin sorumlu tutulamayacağını, davalıya Bursa-İnegöl ... Noterliği kanalı ile davalı şirkete 17.03.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnameyi keşide ederek, dava konsu aracı bulunduğu yerden teslim almalarını ve anılan Mahkeme kararı gereği ödemek zorunda kalınan meblağın ödenmesini talep ettiklerini ancak sonuç alınamadığını, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını, davanın sebebi olan gizli ayıplı otobüsün halen ... Mah. karşısı Çevre yolu kavşağı Altı Eylül/Balıkesir adresindeki davacı şirkete ait galeride durduğunu, belirterek  otobüsün gizli  ayıbından  doğan Bursa 1 Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2015/676 Esas sayılı kesinleşen kararı nedeniyle ödenmek zorunda kalınan 272.424.00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari  faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  davacı taraf davasında dava dışı 3.şahıs ... İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti tarafından müvekkili ve davacı aleyhine Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/676 Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında davacının satışını yaptığı aracın ayıplı olması sebebiyle ödemiş olduğu tazminatı müvekkilinden talep edildiğini, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince açılan davada mahkeme 08/12/2015 tarihli 2.celsede müvekkili yönünden yetkisizlik kararı verildiğini, dosyanın tefrik edildiğini, İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/262 Esas sayılı dosyasına gönderildiğini, bu mahkeme ise herhangi bir yargılama faaliyeti yapmadığını, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının beklenilmesine karar verildiğini, Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi kararı sonrası ise İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi karar verilmesine yer olmadığına dair karar verdiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/262 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele olarak kabulü ile neticesinin beklenilmesini, davacı, müvekkili şirketin eski bayisi olduğunu, satıcı konumunda olduğunu, TBK'nın 219.maddesi gereği davacı aracın satıcısı olduğunu, bunu meslek edindiğinin dikkate alınarak varlığını iddia ettiği ayıptan sorumlu olduğunu, araçta herhangi bir üretim hatasının söz konusu olmadığını, esas itirazları bakımından da dava konusu araç üzerinde uzman bilirkişilerce inceleme yapılarak ve diğer savunmaları doğrultusunda davanın reddini, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacı vekilinin 10/07/2023 tarihli dilekçesinde; davadan feragat ettiklerini, dosyanın kapatılmasını talep etmiştir.Tüm dosya kapsamından, davacı vekilinin vekaletnamesinde sulh olma yetkisinin olduğu anlaşılmakla, davayı sona erdiren taraf işlemleri olduğundan davanın tarafların sulh olması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonrasında davacı vekilinin 10.07.2023 tarihli dilekçesi ile feragat ettiğine dair beyanı ve davanın reddi talebi üzerine mahkemenin davanın feragat nedeniyle reddine karar verdiğini, ancak mahkemenin 26.07.2023 tarihli kararının ‘’inceleme ve gerekçe’’ kısmında ‘’davacı vekilinin vekaletnamesinde sulh olma yetkisinin olduğu anlaşılmakla, davayı sona erdiren taraf işlemleri olduğundan davanın tarafların sulh olması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına‘’ şeklinde hüküm kurduğunu, davacı taraf ile müvekkili arasında bir sulh anlaşması olmadığı gibi bu konuda mahkemeye ibraz edilmiş bir sulh protokolü de olmadığını, davacının feragata yönelik beyanının sehven sulh beyanı olarak görüldüğünü ancak davacının mahkemeye vermiş olduğu dilekçesinde açık bir şekilde davadan feragat ettiklerini ve feragat sebebi ile davanın reddine karar verilerek dosyanın kapatılmasını talep ettiklerini, HMK. gereği feragat davayı sonuçlandıran tek taraflı bir beyan olup karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığını, bu kapsamda mahkemenin feragat sebebi ile davanın reddine ve karşı taraf vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken hatalı olarak sulh sebebi ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verdiğini, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının düzeltilerek kaldırılmasını, hükmedilmeyen avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini masraf ücreti vekaletinde karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava , dava dışı şirket tarafından davacı ve davalı aleyhine açılan Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin  2015/676 Esas sayılı dosyasında davacının satışını yaptığı aracın ayıplı olması nedeniyle  ödediği bedelin  üretici firma olan davalıdan rücuen tahsili istemine  ilişkindir. Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Mahkemece gerekçeli kararda davacı vekilinin 10/07/2023 tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiği belirtildikten sonra davanın tarafların sulh olması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki gerekçeye yer verilip, hüküm kısmında davanın feragat nedeniyle  reddine karar verilmiştir. HMK'nın 294 vd. maddesinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açık yargılamada belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça gösterilmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır (Yargıtay 11.HD 2017/4371 E 2019/4071 K 22.05.2019 T. Aynı dairenin 2019/639 E 2019/1537 K 25.02.2019 T.) İstinafa konu olan kararda, taraflar arasında  sulh olduklarına ilişkin beyan  veya bu yönde bir anlaşma bulunmamasına rağmen gerekçede tarafların sulh olmaları nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yer  verilmesi hatalı  ise de davacı vekilinin davadan feragat etmesi nedeniyle karar, sonucu itibariyle doğrudur. Ancak davalı vekilince vekalet ücreti talep edilmediğine dair dosya kapsamında herhangi bir beyan sunulmamasına rağmen ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra davadan  feragat edilmesi nedeniyle mahkemece 272.424,00 TL dava değeri üzerinden AAÜT 6. ve 13/1.maddelerine  göre davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;   ilk derece mahkemesince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi  isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın feragat nedeniyle reddine,  kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine  vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)-b-2 maddesi uyarınca KABULÜ ile; istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,  1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,  2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.652,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.224,73 TL'nin karar kesin olduğundan talep halinde davacı tarafa iadesine,  3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,  4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan  Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunun A.A.Ü.T.'nin 6.maddesi uyarınca 42.863,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesin olduğundan  kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 maddesi gereğince  yatıran tarafa iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça yatırılan gider avansından karşılanan 137.00 TL posta ve tebligat gideri ile 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere toplam 875,00 TL istinaf giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4504bf790be7ca3","SID":"2e47cb22587164ac"}}