{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1551 <br>KARAR NO: 2024/30<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/09/2020<br>NUMARASI: 2018/655 Esas -  2020/370 Karar <br>DAVA: Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>Dairemizden verilen 09/04/2021 tarih ve 2021/1111 Esas - 2021/814 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/07/2023 tarih ve 2022/964 Esas - 2023/4512 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin davalı şirkette %49,4 oranında pay sahibi ortak olduğunu, 26/04/2018 tarihli 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında gündemin 7.maddesiyle bağımsız denetçinin seçimi hususunun görüşülerek ... AŞ.'nin bağımsız denetçi olarak atanmasına karar verildiğini, söz konusu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde 10/05/2018 tarihinde yayınlandığını, bağımsız denetçi olarak atanan firmanın davalı şirketin yaklaşık 5 yıldır bağımsız denetim ve tam tasdik raporlarını hazırladığını, ancak firmanın gerçek anlamda davalı şirketi denetlemekten çok şirket çalışanı gibi hareket ederek firmayı yöneten pay sahiplerinin talimatları doğrultusunda işlem yaptığını, kendisinin sorduğu sorulara cevap alamadığını, bu şekilde denetçinin görev ve yükümlülüklerini ihlal ettiğini, denetçiye genel kurulda da bir takım sorular sormak istendiğini, ancak sorulara cevap alamadığı gibi yönetim kurulu tarafından denetçiye müdahale edilerek cevap vermesinin de engellendiğini, bu durumun TTK 407/2 maddesine aykırılık teşkil ettiğini,  denetçinin 2016 yılı olağan genel kuruluna ise hiç katılmadığını, tarafsızlığı ve güvenilirliği hakkında şüphe uyandırdığını belirterek bağımsız denetçi olarak atanan şirketin görevden alınıp mahkemece uluslararası standartta bağımsız denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacının hukuki dayanaktan yoksun gerçek dışı ithamlarla doldurulmuş şekilde iddialar ileri sürerek dava açtığını, genel kurulda yapılan oylama neticesinde kabul oylarının çoğunluğu sonucu bağımsız denetim firmasının seçildiğini, genel kurul kararının usul ve yasanın aradığı tüm şartları taşıdığını, seçilen bağımsız denetim firmasının müvekkili şirkete hizmet vermekte olup, işinin ehli, usul ve yasa çerçevesinde görevini yerine getiren bir firma olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda,\"Davacının, özetle denetçinin tarafsız olmadığı, sergilediği davranışlara taraflı davrandığı kuşkusu uyandırdığı ve çoğunluk lehine muhasebe gizlemelerini içerdiği, iddialarının somut deliller olmaksızın heyetimizce tespiti mümkün değildir\" denilmiştir. Bilirkişi heyetinin ek raporda belirttiği bu hususlar uyarınca kök rapordaki görüşlerini koruduklarını bildirdiği, bilirkişi heyetince davacının öne sürdüğü nedenlerle ve bağımsız denetim kuruluşunun bağımsızlığını yitirdiği iddiasının dosya kapsamıyla birlikte incelenmesinden TTK, 660 Sayılı Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Bağımsız Denetim Yönetmeliği Hükümleri kapsamında bağımsız denetim kuruluşunun bağımsızlığını yitirdiğine dair hususlara rastlanmadığından Bağımsız Denetçinin azli ve yerine yenisinin atanması için gerekli koşulların oluşmadığını kök raporunda açıkladığı anlaşılmış, yapılan yargılama ve toplanan deliler uyarınca düzenlenen bilirkişi heyeti kök ve ek raporu gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan mahkememizce de hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; denetçinin 2016 yılı genel kurul toplantısına katılmadığını, davacının genel kurul toplantılarında sorduğu soruların cevaplanmadığını, denetçinin bağımsız ve tarafsızlığını yitirmekle  tamamen davalı şirket yöneticilerinin emir ve talimatları ile hareket ettiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, verilen kararın 6102 sayılı Kanun'un 407 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, yeni denetçi atanmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.  Dairemizin 02/11/2021 tarih (ek karar) ve 2021/1111 Esas - 2021/814 Karar sayılı kararı ile; \"Dava  6102 sayılı TTK'nın  399 maddesi uyarınca şirkete atanan Bağımsız Denetçinin görevden alınarak yerine yenisinin atanması istemine ilişkindir. Anılan madde uyarınca; şirketin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinden şirket yönetim kurulu ve denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirmiş sermayenin  %10, halka açık şirketlerde %5' ini oluşturan(Azlık) pay sahipleri başka bir denetçi atanmasını talep edebilir. TTK 'nın 339/6. maddesi uyarınca da mahkemenin kararı kesin olup ilk derece mahkemesinin kararına karşın kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. (Yargıtay 11.HD'nin 01/07/2014 tarihli, 2014/5407 E- 2014/12581 K. sayılı kararı).Kesin nitelikteki  karar ile ilgili olarak, ilk derece  mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili olmayıp kesin olma niteliğini ortadan kaldırmayacaktır. İlk derece mahkemesi 09.09.2020 tarihli kararıyla  istinaf yasa yolu açık olmak üzere davanın reddine karar vermiş ise de  bağımsız denetçinin azli ve yerine yenisi atanması istemine ilişkin davalarda ilk derece mahkemesince verilen kararlar TTK'nın 399/6. maddesi uyarınca kesin niteliktedir.Bu hukuki açıklama ve gerekçeye göre istinaf incelemesine konu karar kesin nitelikte olduğundan dairemizce istinaf incelemesine konu davanın  kesin olması nedeniyle istinaf başvurusunun  usulden reddine ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da  istinaf karalarına karşı karar düzeltme yasa yolu bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olup ortada esastan istinaf incelemesi yapılmasına elverişli bir karar bulunmadığından   davacı vekilinin istinaf incelemesinin esastan yapılması talebinin reddine\" karar verilmiştir.  Dairemizce verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/07/2023 tarih ve 2022/964 Esas - 2023/4512 Karar sayılı ilamı ile; \"...İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine kararın  temyiz edilemeyecek nitelikte, kesin bir karar olduğu  gerekçesiyle istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusunun esastan inceleme talebinin ise 02.11.2021 tarihli ek karar ile reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesinin beşinci fıkrasında Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde açılacağı, azlığın bu davayı açabilmesi için denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirtmiş ve seçimin yapıldığı genel kurul toplantısı tarihinden itibaren geriye doğru en az üç aydan beri, şirketin pay sahibi sıfatını taşıyor olması şarttır.\" düzenlemesi mevcut olup mahkeme kararının kesin olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmazken aynı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci fıkraları uyarınca verilen kararların kesin nitelikte olduğu düzenlenmiştir. O halde, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesinin beşinci fıkrası gereğince denetçinin görevden alınarak yenisinin talep edildiği dikkate alındığında mahkemece verilen kararın kesin nitelikte olduğuna dair bir hüküm bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2021 tarihli ek kararının bozularak kaldırılmasına, Asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelindiğinde, Bölge Adliye Mahkemesi 09.04.2021 tarihli yerel mahkemece verilen kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere ilk derece mahkemesince verilen karar kesin nitelikte olmayıp Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesi gerekirken, kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile başvurunun usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı\"  gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına, karar verilmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,TTK 399 maddesi uyarınca Bağımsız Denetçinin Azline  ilişkindir. Yargıtay bozma ilamı üzerine  dairemizce  HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmıştır. Davacı vekili bağımsız denetçinin görevini yerine getirmediğini,hali hazırda görevinin sona erdiğini ancak ilk derece mahkemesi  kararının esastan  incelenmesi gerekli kesin olmayan karar olduğunu belirterek bozma ilamına uyulmasına talep etmiştir. Davalı vekili istinaf incelemesine konu kararın kesin olması nedeniyle direnme kararı verilmesini  talep etmiştir. Dava  6102 sayılı TTK'nın  399/4. maddesi uyarınca şirkete atanan Bağımsız Denetçinin görevden alınarak yerine yenisinin atanması istemine ilişkindir. Anılan madde uyarınca; şirketin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinden şirket yönetim kurulu ve denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirmiş sermayenin  %10, halka açık şirketlerde %5' ini oluşturan(Azlık) pay sahipleri başka bir denetçi atanmasını talep edebilir. TTK 399/2 maddesi ise denetçiden denetleme görevi sadece  dördüncü fıkrada öngörüldüğü şekilde ve başka bir denetçi atanmışşa geri alınabilir. TTK 'nın 399/6.maddesi \" Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse, denetçi, yönetim kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine, dördüncü fıkrada gösterilen mahkemece atanır. Aynı hüküm, seçilen denetçinin görevi red veya sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptal olunması, butlanı veya denetçinin kanuni sebeplerle veya diğer herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi veya görevini yapmaktan engellenmesi hâllerinde de uygulanır. Mahkemenin kararı kesindir.\"şeklinde düzenlenmiş olup,bu madde uyarınca  mahkemenin kararı kesin olup ilk derece mahkemesinin kararına karşın kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. (Yargıtay 11.HD'nin 01/07/2014 tarihli, 2014/5407 E- 2014/12581 K. sayılı kararı).Kesin nitelikteki  karar ile ilgili olarak, ilk derece  mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili olmayıp kesin olma niteliğini ortadan kaldırmayacaktır. İlk derece mahkemesi 09.09.2020 tarihli kararıyla  istinaf yasa yolu açık olmak üzere davanın reddine karar vermiş ise de  bağımsız denetçinin azli ve yerine yenisi atanması istemine ilişkin davalarda ilk derece mahkemesince verilen kararlar TTK'nın 399/6. maddesi uyarınca kesin niteliktedir. Bu hukuki açıklama ve gerekçeye göre istinaf incelemesine konu karar kesin nitelikte olduğundan Yargıtay bozma ilamına karşı direnme kararı verilerek ; dairemizce istinaf incelemesine konu davanın  kesin olması nedeniyle istinaf başvurusunun  usulden reddine ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da  istinaf kararlarına karşı karar düzeltme yasa yolu bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olup ortada esastan istinaf incelemesi yapılmasına elverişli bir karar bulunmadığından   davacı vekilinin istinaf incelemesinin esastan yapılması talebinin reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/07/2023 tarih 2022/964 Esas - 2023/4512 Karar sayılı bozma ilamına karşı DİRENİLMESİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun TTK.'nun 440/2. ve HMK.'nun 346. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK.'nun 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, Dair, TTK'nın 440/2. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78b1fee8070c4673","SID":"56e333406e31da0e"}}