{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS  NO\t\t: 2020/1107 <br>KARAR NO\t\t: 2024/524<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/440 Esas  2020/143 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 07/03/2024 <br> <br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/440 Esas ve 2020/143 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın 19/12/2013 tarihli 16.590,80 TL bedelli ve 09/11/2013 tarihli 23.747,50 TL bedelli faturalara dayalı olarak  müvekkiline faturalardan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü' nün 2017/435 E. Sayılı dosyası ile  45.495,19 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini davalı borçluya 13/02/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu beyanla haksız itirazın iptali ile takibin aynen devamına, % 20 den az olmamak üzere icra inlar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili 10/05/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle Müvekkili şirketin adresinin Mardin ili  olduğunu, davaya bakmakla yetkili mahkemelerin Mardin  Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava dosyasının ve icra dosyasının  yetkili mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, davacının müvekkili şirket aleyhine takip başlatmasında ve bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını, takibe konu 597944 nolu faturada davacının alacaklı sıfatıyla müvekkilinden talep hakkı bulunmadığını, müvekkili şirkete davacı tarafından gönderilen Kemalpaşa 1. Noterliği 19/12/2013 tarih 17029 yevmiye numaralı temliknamede davacının 597944 nolu faturadan kaynaklı alacağını İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesine Temlik ettiğine dair sözleşme bulunmakta olduğunu, alacaklı sıfatı bulunmayan davacının haksız ve kötüniyetli kazanç peşinde olduğunu, takibe konu  597976 nolu  faturada ise; müvekkili şirket tarafından İzmir 20. İcra Müdürlüğü 2013/14221 E.sayılı dosyasından  gönderilen 1. haciz ihbarnamesi ile fatura tutarının ödendiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Mahkememizce davalı vekilinin yetki itirazının; Taraflar arasındaki sözleşmenin inkar edilmediği, alacağın para alacağı olduğu ve götürülecek borçlardan olup, davacının adresinde ödenmesi gerektiği nazara alınarak BK 89 gereğince reddine karar verilmiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık bulunan hususların; dava konusu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davacının takibe konu 597944 seri nolu faturadan kaynaklı alacağını İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesine Temlik edip etmediği   noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. <br>DELİLLER:<br>Kemalpaşa 1. Noterliği'nin 19/12/2013 tarih 17029 yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi sureti, Mardin 1.Noterliği' nin 11/07/2014 tarih 4999 yevmiye sayılı ihtarname sureti ile Mardin 1.Noterliği' nin 03/02/2014 tarih 0817 yevmiye sayılı ihtarname sureti dosyamız içerisindedir. <br>Kemalpaşa İcra Dairesi' nin 2017/435  Esas sayılı takip dosyası  celp edilerek dosyamız arasına alınmış, söz konusu dosyanın incelenmesinde; davacı alacaklı ... Şti. Tarafından davalı borçlu ... A.Ş. Aleyhine 08/02/2017 tarihinde 597976 nolu ve 597944 seri nolu 2 adet faturadan kaynaklı 33.790,50-TL asıl alacak , 11.704,69-TL asıl alacağın  faizi olmak üzere toplam 45.495,19-TL üzerinden başlatılan takip olduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine takibin 21/02/2017 tarihinde durdurulduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkememizce Mardin  Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılarak;  davalı ticari defterleri üzerinde  inceleme yapılarak, davaya konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı  hususlarında SMMM bilirkişisi marifetiyle inceleme yaptırılarak rapor tanzimi istenilmiş, talimat Mahkemesince  SMMM bilirkişisi ...' den aldırılan 12/03/2018 havale tarihli raporda özetle;  Davalı Şirketin Defter kayıt ve Belgelerine Göre Davacı Şirketin 2013 yıl sonu itibariyle alacağının  40.338.30 TL olduğu, bulunan bakiyenin tek bir faturaya dayalı olmayıp,  taraflar arasında gelişen bir çok Ticari ilişkinin neticesinde kalan bir bakiye olduğu ,<br>Davalı Şirketçe 2013 yıl sonu bakiyesi olan 40.338,30 TL den 13.878 TL sinin zamanında teslim alamadığı malzemenin, diğer tedarikçilerden temin edilmesinden kaynaklı fiyat farkı yansıtması olduğu, 20.09.2013 tarihli sevk irsaliyesine istinaden iade malzeme bedeli olarak 16.875 TL hesaplandığı,  sevk irsaliyedeki malzemeler için fatura düzenlenmediği ancak 3.037,50 TL KDV hesaplanmak suretiyle 19.912,50 TL iade bedeli hesaplandığı, toplamda 33.790,50 TL fiyat farkı ve iade bedeli hesaplanmış olup 31.01.2014 tarihinde davacının hesabına bloke edilen borç açıklaması ile borç kaydı girilmiş olduğu, <br>18.02.2014 tarihinde izmir 2. İcra Müdürlüğü 2013/14221 esas dosyasına 6.547,80 TL yatırmak suretiyle 40.338,30 TL lik hesap bakiyesini sıfırlamış olduğu, <br>Davalı firmanın bloke uyguladığı tutarının 30.06.2014 tarihinde, Genel Üretim Giderlerine alacak kaydı yapmak suretiyle, davacının blokaj hesabına 33.790,50 TL borç yazarak davacının, tüm hesaplarını sıfırladığı ,<br>Davalı firmanın gerek blokaj işleminde gerekse blokaj hesabının sıfırlaması işlemlerine ilişkin herhangi bir fatura düzenlemediği, 33.790,50 TL lik işlemin tamamı davalı firmanın kendi hesaplamalarına göre davacı firmanın alacağından mahsup ettiği belirtilmiştir. <br>Mahkememizce davacı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılarak, davaya konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarında rapor tanzim etmek üzere dosya SMMM bilirkişisi ...' a tevdii edilmiş, SMMM bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 19/10/2018 havale tarihli raporda özetle; Davacı şirketin 2012-2013-2014-2015-2015 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, incelemeye sunulan defterlerin açılış tasdiklerinin incelenen tüm ticari defterler için yasal süresinde yapıldığı, kapanış onaylarının 2013 yılı için yapılmadığının görüldüğü, diğer yıllar için yasal süresi içerisinde yaptırıldığı tespit edildiğinden 2013 yılı dışındaki yıllar için ticari defterlerin delil niteliğinin  bulunduğu, Davacının 2015 ve 2016 yıllarında davalı şirket ile ilgili herhangi bir hesap bakiyesinin yevmiye defter kayıtlarında görülmediği, 31.12.2015 tarihi itibariyle tarafların (Sıfır) hesap bakiyesinde mutabık olduklarının tespit edildiği, <br>Davacı şirketin 2017 yılında 31.12.2017 tarihli 820 yevmiye madde no'lu kayıt ile bu defa \"Düzeltme' açıklaması ile usulsüz bir işlem ile davalı şirkete 40.338,30 TL Borç kaydettiği, 31.12.2017 tarihli, 831 madde no'lu kapanış kaydı ile bakiyenin 2018 yılına devrettiği,<br>Karşı inceleme bilirkişi raporunda 2017 yılı ile ilgili inceleme yapılmamış olması nedeniyle davalının 2017 yılında \"Düzeltme\" kaydı ile muhasebede işlem kaydının yapılıp yapılmadığının  tespit edilememekte olup, takdirin Mahkemeye ait olduğu, <br>Dava dosyasında bulunan; Davalı vekilinin 10/05/2017 tarihli dilekçeleri ve karşı inceleme bilirkişisi raporu ekinde ibraz edilen TC.Izmir 20,lcra Müdürlüğü, 2013/14221 dosya no'lu 1.Haciz İhbarnamesi ile hesaplanan tutar karşılığı davalının ...bank A.Ş. den \"İzmir 2,.İcra Müd. Açıklamalı 6.547,90 TL yapmış olduğu ödeme İncelemede görülmüş olup, söz konusu davalının ödeme tutarının tarafların muhasebe kayıtlarında kaydının bulunmadığı, tarafların defter kayıtlarında 40.338,30 TL olarak görünen hesap bakiyesinin; 40 338,30 TL -6.547,80 TL = 33.790,50 TL hesaplanmış olmakla, bu tutarın davacının icra takibinde Asıl Alacak olarak doğru tespit edilmiş olduğu, <br>Davalı şirketin muhasebe kayıtlarını inceleyen  Bilirkişinin düzenlemiş olduğu raporun 7/11. Sayfasında tablo halinde yapılan muhasebe dışı bir çalışma ile ticari defter kayıtlarından tespit edilmeden 33.790,50 TL \"Davacının alacağından düşülen toplam tutar\" açıklaması ile (... A Ş. firmasına 2 adet fatura karşılığında yaptırılan, bu şirkete yapılan ödemeleri de belgelenen) işlerden kaynaklanan maliyet farkı çalışması raporun sonuç kısmında 10/11 sayfasında \"Davalı firmanın bloke uyguladığı tutarı, 30.06.2014 tarihinde, Genel Üretim Giderlerine alacak kaydı yapmak suretiyle, davacının blokaj hesabına 33.790,50 TL borç yazarak davacının tüm hesaplarını sıfırladığı tespit edilmiştir.\" şeklinde belirtilmiş olup davalının ticari defter kayıtlarında davacının alacağının bulunmadığı neticesine varıldığı karşı rapordan tespit edilmiş olup takdirin Mahkemeye ait olduğu  belirtilmiştir.<br>Mahkememizce Mardin Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine yeniden  talimat yazılarak alınan bilirkişi raporları, tarafların itirazları ve  davacı asil temsilcisi beyanları nazara alınarak daha önce rapor düzenleyen SMMM bilirkişisi ...'ten davalının 2017 defterlerinin incelenmek suretiyle ek rapor tanzim etmesi istenilmiş, SMMM bilirkşisi tarafından ibraz edilen 02/10/2019 havale tarihli ek raporda özetle; davalı şirket kayıtlarında 2017 hesap döneminde davacı şirket ile ilgili herhangi bir hesap bakiyesinin olmadığı, 31/12/2017 tarihi itibariyle tarafların hesap bakiyelerinin sıfır olduğunun tespit edildiğini belirtimiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;<br>Dava, itirazın iptali davasıdır.  <br>Davalı şirket tarafından 05/012/2012 tarihinde  davacı şirkete 690 adet plaka siparişi verildiği, davacı tarafça kesilen 597976 seri nolu 16.500,00-TL bedelli ve 597944 seri nolu  23.747,50-TL bedelli davalı tarafça ödenmeyen  faturalara ilişkin olarak davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Dairesinin 2017/435 E.sayılı dosyası ile 33.790,50-TL asıl alacak, 11.704,69-TL asıl alacağın asıl faizi olmak üzere toplam 45.495,19-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu vekilinin takibe, borca, faize ve tüm ferilere itirazı sonucu takibin durdurulduğu davacının mahkememizde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce görevlendirilen davacı defterleri üzerinde inceleme yapan SMMM bilirkişi ...' ın 19/10/2018  havale tarihli raporu ile  davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapan SMMM bilirkişisi ...'in düzenlemiş olduğu  12/03/2018  havale tarihli raporu ve 02/10/2019 havale tarihli ek rapor denetime elverişli ve açık olduğundan mahkememizce itibar edilmiştir. <br>İş bu davada ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraftadır. Davacı defterlerine göre  31.12.2015 tarihi itibariyle tarafların (Sıfır) hesap bakiyesinde mutabık olduklarının tespit edildiği, davacı şirketin 2017 yılında 31.12.2017 tarihli 820 yevmiye madde no'lu kayıt ile \"Düzeltme\" açıklaması ile  davalı şirket hesabına 40.338,30 TL Borç kaydettiği, 31.12.2017 tarihli, 831 madde no'lu kapanış kaydı ile bakiyenin 2018 yılına devrettiği, davalı defterlerinde ise bu düzeltme açıklamasınına ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı, bu düzeltme kaydına ilişkin davalıya tebligat yapıldığına ilişkin de bir delil sunulmadığı, taraf defterlerinde önceki ticari ilişkiye dayalı olarak tüm faturaların ödenmiş olduğu, bakiyenin 0(sıfır) olduğu konusunda tarafların mutabakatlerinin olduğu, davacı tarafın yemin deliline de dayanmış olması nedeniyle davalı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğinin mahkememizce hatırlatıldığı, davacı vekilince davalı tarafa yemin teklifinde bulunmayacaklarının yazılı olarak dosyaya sunulduğu, dolayıyla davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı...'' gerekçesi ile; DAVANIN REDDİNE, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerinin 19/10/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre de açılış tasdikleri ve kapanış onayları yasal süresi içerisinde yapıldığından delil niteliğini taşımakta olduğunu, aynı şekilde müvekkili şirketin ticari defterleri ile davalı şirketin ticari defterlerinin birbirini doğrulamakta olduğunu yalnızca müvekkili şirketin 2017 yılında 31/12/2017 tarihli 820 yevmiye no'lu kaydının davalı tarafın ticari defterlerinde yer almadığını, davalı şirketin kayıtlarının bu hususta herhangi bir şey içermemesi nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinin 3. fıkrası uyarınca iddialarının sübuta erdiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini kanıtlaması gerekir.<br>  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına,  takibe dayanak faturalardan sonraki yıllarda tarafların birbirlerinden alacak-borçlarının sıfır (0) olduğu yönündeki mutabakatlarına, davacı tarafından sonraki yıllarda yapılan düzeltme kaydının dayanaklarının ve davalının borçlu olduğunun usulüne uygun delillerle ispatlanamamasına, delilleri arasında yemin teklif etme hakkı bulunan davacı tarafından yemin teklif etme hakkının kullanılmayacağının açıkça bildirilmesine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br><br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2020 tarih ve 2017/440 Esas  2020/143 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58aaf7c5ed150b51","SID":"c91d6b0504cddabd"}}