{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/123 <br>KARAR NO\t: 2024/464<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/12/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2022/309 Esas,  2022/738 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ... 'ın davalı kooperatifin 05/02/2004 tarihli kooperatif olağan genel kurul kararı gereğince... blok, .... Kat, ... No'lu daireyi Kooperatif Yönetim Kurulunun 10/09/2004 tarih ve ... numaralı kararı şartları dahilinde 16.750,00 TL'yi davalı kooperatifin ...hesabına 10/.../2004 tarihli, 16.750,00 TL dekont ile yatırdığını, ayrıca 2006/... kooperatif olağan üstü genel kurul kararı doğrultusunda Erzurum ... Noterliğinin 08/05/2006 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarname doğrultusunda 2007 yılında dairenin teslim edileceği şartıyla ... eliyle 5.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, davacıya bugüne kadar dairenin  teslim edilmediğini, müvekkilin peşin olarak satın almış olduğu... blok, .... Kat ... nolu dairenin kooperatif tarafından hiç yapılmadığını, bedelinin de müvekkiline ödemediğini, bu nedenlerle davalı kooperatiften peşin olarak parasını ödeyerek satın almış olduğu dairenin müvekkiline tahsis edilmemesi nedeniyle dava tarihi itibari ile dairenin rayiç bedelinin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 16/..../2018 tarihli ıslah dilekçesi ile  dava değerini toplam 125.000,00‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Somut olayda; davalı kooperatif karar defterinde kayıtlı 10/.../2004 tarihli kararda... Blok, ... numaralı dairenin ...'a satışının yapıldığı, üye kayıt defterinde de davacı ...'ın üye olarak kayıtlı olduğu, daire satış bedeli olan 16.750,00 TL'nin davalı kooperatif hesabına yatırıldığı görülmektedir. Karar defterinde davacıya bağımsız bölümün peşin bedelli olarak satışına dair hususlar yer almakta ise de; davacının peşin bedelli üye olarak kabul edilebilmesi için yukarıda yazılı olan hususların somut olayda yer almadığı anlaşılmaktadır. Zira davalı kooperatif genel kurulunda peşin ödemeleri ortaklığa ve bedelin tespitine yönelik genel kuruldan alınmış bir karar bulunmadığı gibi bu hususta yönetim kuruluna genel kurul tarafından verilmiş yetki de bulunmamaktadır. Davalı kooperatif genel kurul tarafından bu yönde alınmış bir karar ve yetki bulunduğunu, usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Yine yukarıda yapılan açıklamalarda da belirtildiği üzere davacının davalı kooperatife üye olabilmesi için yönetim kuruluna başvurması ve yönetim kurulu tarafından karar alınması gerekmektedir. Her ne kadar davalı kooperatif davacının üye olduğunu iddia etmekte ise de; davacının üye olmak istediğine dair başvurusuna ve yönetim kurulu tarafından karar alındığına ilişkin delil ibraz etmemiştir. Davacının üye kayıt defterinde isminin yazılı olması tek başına davacının kooperatife üye olduğunu göstermez. Zira davacının davalı kooperatife ait genel kurul hazirun listesinde ve hiç bir kaydında imzası bulunmamaktadır. Davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair yönetim kurulu karar defterinde alınmış bir kararda yer almamaktadır. Bu haliyle davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair herhangi bir karar veya belge bulunmadığı anlaşılmakla davalı kooperatife üye olmadığı sonucuna varılmaktadır. <br>Davacının davalı kooperatife üye olmadığının anlaşılması nedeniyle yapmış olduğu ödemenin iadesine karar verilmesini talep etme hakkı bulunmaktadır. Zira davacı kooperatif üyesi olmadığı gibi, davalı kooperatif tarafından satış sözleşmesinde kararlaştırılan edimin yerine getirilmesine yasal ve fiziki imkanın bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı davalı kooperatiften bağımsız bölüm satın almak amacıyla banka havalesi yoluyla 16.750,00 TL ödeme yaptığını ayrıca dava dışı ... aracılığıyla elden 5.000,00 TL daha ödediğini iddia etmektedir. Davacının banka havalesi yoluyla davalı kooperatife 16.750,00 TL ödediği, dosya arasına ibraz edilen dekontta açıkça görüldüğü gibi, üye kayıt defterinde de bu bedelin alındığı yazılıdır. Bu haliyle davacının 16.750,00 TL tutarında davalı kooperatife ödeme yaptığı sabit olmaktadır. Buna karşılık davacı ... eliyle davalı kooperatife 5.000,00 TL daha ödediğini beyan etmiş olup; sunulan belgede de 5.000,00 TL'nin ...'dan alındığı yazılıdır. Ancak dosyaya ibraz edilen tarihsiz belgede ''2006 yılı içerisinde ...'dan alınan 5.000,00 YTL haricinde hiç bir bedel istenmeyecek, daireleri 2007 yılı içerisinde teslim edilecektir.'' yazılı olup; dava dışı kişi tarafından yapılan bu ödemenin davacı tarafından veya davacı adına yapıldığına dair herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu nedenle yapılan 5.000,00 TL tutarındaki ödemenin davacı tarafından veya davacı adına yapıldığı usulüne uygun bir biçimde ispatlanamamıştır. Davacının davalı kooperatife 16.750,00 TL tutarında ödeme yaptığı anlaşılmakla bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 16.750,00 TL'nin davacı tarafından ödeme tarihi olan 10/09/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin müvekkilinin kooperatif üyesi olmadığı yönündeki kabulüne karşın; daha önceki istinaf kararında davacının kooperatif üyesi olmadığının anlaşılması halinde ise denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve kooperatif tasfiye aşamasının tamamlandıktan sonra davacının alacağını talep edebileceğine dair hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekir şekilinde karar verilmiş olmasına rağmen, denkleştirici adalet dahi uygulanmaksızın sadece müvekkilinin yatırmış olduğu paranın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya, hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin o günün şartlarında peşin değeri üzerinden bir daire satın almış iken, bugün o dairenin en az bir milyon değerinde olduğu düşünüldüğünde kendisine ödemecek paranın bir WC ancak alacağını, bunun adaletle bağdaşmayacağını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının istinaf itirazlarını kabul etmediklerini, mahkemenin davacının kooperatif üyesi olmadığı yönündeki kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, üye kayıt defteri ve hazirun cetveli incelendiğinde davalının kooperatif üyesi olduğunun görüleceğini, bilindiği üzere kooperatifin tasfiye haline girmesi durumunda öncelikle borçlarının ödenmesi ve artan olursa ortak pay bedelleri geri verildikten sonra ana sözleşmede hüküm mevcut ise kalanın ortaklar arasında paylaştırılmasının gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacının kooperatif üyesi olduğunun sabit olduğunu, bu nedenle ferdileştirme işlemi yapılmadan alacak talebinde bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu dava nedeniyle dava kooperatife ait taşınmaza ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tasfiye haline giren kooperatif üyelerinin tapularının ferdileştirilmesinin gerektiğini, tedbir nedeniyle onlarca kooperatif üyesinin mağdur olduğunu, taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, davacı ile davalı kooperatif arasındaki daire satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacının dava dilekçesinde, davalı kooperatiften 16.750,00 TL'lik peşin para karşılığı kooperatif tarafından yapılması planlanan binadan 1 adet daire aldığını ayrıca kooperatif genel kurul kararı gereği 5.000 TL ödeme yaptığını buna rağmen binanın henüz yapılmadığı gibi yapılmasının da mümkün olmadığından satım konusu dairenin rayiç bedelinin ödenmesi isteminde bulunduğu, mahkemece davalı kooperatife ait defter ve belgeler doğrultusunda davacının kooperatif üyesi olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 16.750,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>Taraflar arasında peşin ödeme ile daire satışının yapıldığı ve dairenin tamamlanmasının da mümkün olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olan husus,  davacının kooperatif üyesi olup olmadığı, kooperatif üyesi ise çıkma payı alacağının bulunup bulunmadığı, kooperatif üyesi değil ise daire için yapmış olduğu bedelin iadesini talep etme hakkının bulunup bulunmadığı ve miktarının ne kadar olacağına ilişkindir. <br>Mahkemece 23/11/2018 tarihinde verilen karar ile; \"Davanın reddine \" karar  verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde 26/05/2022 tarihinde; <br>\"1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 10. maddesinde; Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı bulunduğu, 12. maddesinde; Çıkmanın ancak bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılacağı, kooperatif anasözleşmesinde daha kısa bir süre belirtilip hesap senesi içinde çıkışa müsaade edilebileceği, 13. maddesinde; Yönetim kurulunun, anasözleşmeye uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, bir ortağın kooperatiften istifasını kabulden kaçınması halinde, ortak çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirdiğinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. <br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesinde ise \"Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları istiyebilecekleri günden başlıyarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür.\" hükmü yer almaktadır.<br>Kooperatif üyeliğinden ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatların tamamını değil, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1.maddesi ve anasözleşmenin 15/1.maddesi gereğince, ayrıldığı yıl sonu bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiye kalan miktarı talep hakkını haiz olup, ayrıldığı yıl sonu bilançosunun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ayın sonunda bu alacak temerrüt ihtarına gerek kalmaksızın muaccel olur ve talep edilebilir hale gelir. Aynı Kanun'un 17/2.maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle ödemelerin 3 yıla kadar geciktirilmesine ilişkin karar alınması da mümkündür, böyle bir kararın, aynı genel kurulda alınması gerekmektedir. Kooperatif tip anasözleşmesinin 15/2.maddesinde \"Ortaklığı sona erenlerin yerine ortak alınması halinde eski ortağın 21.madde uyarınca ödediği gider taksitleri derhal ödenir.\" hükmü yer almaktadır. Ayrılan ortağın doğrudan üyelik payı yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın yapmış olduğu ödemelerin derhal iade edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, ödemenin kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle erteleme kararı alınmış olsa dahi kooperatif bu karardan yararlanamayacaktır. <br>Mahkemece davacının kooperatif üyesi olduğuna karar verilmiş ise de bu karanın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davacının hiçbir zaman üye olmak  yönünde  talebinin olmadığını, yurt dışında yaşadığını ve hiçbir zaman kooperatif toplantılarına katılmadığını ve üyelik için hiçbir belgeyi imzalamadığını iddia etmiş olduğundan mahkemece bu husus üzerinde durularak davacının kooperatif üyesi olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, üye olduğunun tespit edilmesi halinde ise yukarıda belirtilen mevzuat ve içtihatlar uyarınca davacının alacağının çıkmanın gerçekleştiği yılın bilançosunun genel kurulda onaylandığı tarihten itibaren 1 ay sonra muaccel hale geleceğinden erken  açıldığı anlaşılan davanın reddine karar verilmesi, davacının kooperatif üyesi olmadığının anlaşılması halinde ise denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve kooperatif tasfiye aşamasının tamamlandıktan sonra davacının alacağını talep edebileceğine dair hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekir. \" gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br> Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılamada davalı kooperatife ait defter ve belgelerin dosyaya kazandırıldığı ve yargılama yapıldığı ve akabinde davacının üye kayıt defterinde isminin yazılı olmasının tek başına davacının kooperatife üye olduğunu göstermeyeceği, davacının davalı kooperatife ait genel kurul hazirun listesinde ve hiç bir kaydında imzası bulunmadığı, davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair yönetim kurulu karar defterinde alınmış bir karar da yer almadığı, bu haliyle davacının davalı kooperatife üye olduğuna dair herhangi bir karar veya belge bulunmadığı gerekçesiyle davalı kooperatife üye olmadığı sonucuna varılarak davacının davalı kooperatife ödediği miktarın iadesine karar verilmiştir. Mahkemenin celp edilen davalı kooperatife ait defter ve kayıtlara göre davacının davalı kooperatif üyesi olmadığı yönündeki tespitinin dosyadaki bilgi ve belgelere göre yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  <br>Ancak Dairemizin kaldırma kararında yukarıda da belirtildiği üzere davacının kooperatif üyesi olduğunun tespit edilmesi halinde davacının alacağının çıkmanın gerçekleştiği yılın bilançosunun genel kurulda onaylandığı tarihten itibaren 1 ay sonra muaccel hale geleceğinden erken  açıldığı anlaşılan davanın reddine karar verilmesi, davacının kooperatif üyesi olmadığının anlaşılması halinde ise denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak ve kooperatif tasfiye aşamasının tamamlandıktan sonra davacının alacağını talep edebileceğine dair hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı belirtilmiştir. <br> Bu kapsamda ilk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılmadığı, dosya içeriğinden Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davacının davalı kooperatif üyesi olmadığı usulüne uygun şekilde tespit edildiği halde denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verildiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin kararı yerinde görülmemiştir.  <br>HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden (gerekçede tartışılmadan) karar verilmiş olması halinde, bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. <br>Somut olayda, ilk derece mahkemesince yapılacak iş davacının kooperatif üyesi olmadığı usulüne uygun şekilde tespit edildiğinden denkleştirici adalet ilkesi gereğince davacının ödemiş olduğu bedelin bilirkişi maarifetiyle tespit edilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.    <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekili istinaf kanun yolu başvurularının KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında davacıdan alınan peşin harçların davacıya iadesine, <br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf aşamasında alınması gereken 1.144,19-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 874,34-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>7-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>8-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>9-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere .... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44a70e4d4933ca6d","SID":"52e803915090188a"}}