{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/91 <br>KARAR NO\t: 2024/464<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...                   (...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>KATİP\t\t: ...\t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tKOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:\t08/11/2022<br>NUMARASI\t:\t2021/572 Esas - 2022/522 Karar<br><br>DAVACI \t: ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVALI\t: T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 24/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 13/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. arasında 04/04/2017 tarihinde 400.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve müvekkil bu sözleşme kapsamında kredi kullandığını, müvekkilin borcuna istinaden kendisine ait ... ili, ... ilçesi, ... Mah., ..., ..., ... ada, ... nolu parselde bulunan yapının bodrum+zemin kattan oluşan DUBLEKS MESKEN niteliğindeki bağımsız bölümü üzerinde ipotek tesis edildiğini,  müvekkilin kullanmış olduğu kredinin belli kısmını ödemiş ancak aksayan ödemeleri için davalı banka tarafından Kocaeli 8.İcra Müdürlüğü'nün 2019/18444 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilin yaptığı ödemelerden kalan 354.182,98 TL borcu ipotek tesis edilmiş taşınmazı ile rahatça ödenebildiği halde davalı taraf bununla yetinmediğini aynı alacağa ilişkin ilk takiple eş zamanlı şekilde Kocaeli 8.İcra Müdürlüğünün 2019/18384 E. Sayılı dosyası ile hem müvekkil ... hem de kredi sözleşmesine kefil olan ... hakkında ikinci kez takip başlatarak bu kişilerin tüm mal varlığına birkaç gün arayla haciz koyulduğunu, tapuda ve  araç sicilinde mevcut bu hukuki durum karşısında müvekkil zor durumda bırakıldığını adeta tüm malvarlığı satışa zorlandığını, müvekkilin bu haksız ve taşkın hacizlerden ticari itibarı ve menfaatleri zarar gördüğünü, müvekkil, davalının taşkın hacizleri sebebiyle uğradığı zararların tazmini için Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2021/106 E. numaralı dosya ile tazminat davası açtığını, bu süreçte müvekkil taşınmazları üzerine konan hacizlerin kaldırılması adına davalı banka  ile  görüşmeler gerçekleştirmiş ve neticesinde  200.000TL'nin ödenmesi durumunda  hacizlerin  kaldırılacağı kendisine bildirildiğini, bunun  üzerine  müvekkil 26.06.2020-18.07.2020 tarihleri arasında  Samsun  ili  Kavak  ilçesi  Ziraat  Bankası şubeden 200.000TL'yi Tertemiz Turizm  adına elden  ödediğini, ancak davalı banka söz konusu ödemeyi hiçbir şekilde borç hesabına yansıtmadığını ve taşınmazlar üzerindeki hacizleri de kaldırmayarak müvekkilin mağduriyetine sebep olduğunu, davalı banka tarafında müvekkilin mağduriyetine sebep olan bir diğer hususun da, haciz işlemleri sırasında müvekkile ait 65.000 TL değerindeki çek, davalı bankanın eline geçmesine rağmen çek adeta hiç var olmamış gibi icra dosyasındaki borç miktarından düşürülmediğini ve borç hesabından gizlendiğini,  müvekkil tüm bu olaylar sonrasında karşılıklı anlaşmak adına davalı banka ile görüşmeler gerçekleştirdiğini ve davalı bankadan kendisine 446.000,00TL ödemesi durumunda hacizlerin kaldırılacağına yönelik bilgilendirme yazısı verildiğini, müvekkilin davalı bankaya ödediği 446.000 TL'nin içinde 18.000 TL tutarında gider avansı mevcut olup davalının dosyayı kapatacağına istinaden ödendiğini, ancak davalı banka bu bedeli ne icra dairesine ödemiş ne de müvekkile iade ettiğini, müvekkilin dosyada yalnızca 33.000 TL değerinde vekalet ücreti borcu kalmasına rağmen davalı banka, anlaşma protokolü neticesinde kendisine ödenmiş olan 72.999,98 TL'yi dosyadan düşmeyerek haksız şekilde alacaklı olduğunu bildirildiğini ve müvekkile ait taşınmazlara tekrardan haciz ve ipotekli taşınmazına da satış talebinde bulunduğunu, bu tutarın o tarihten bu yana 139.684 TL'ye ulaştığını günden  güne arttığını, müvekkilinin bu süreçte sorumlu olduğu borçlarından yalnızca icra takibi ile doğan vekalet ücreti alacağına dair borcu kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı aleyhine açtığımız menfi tespit davamızın kabulüne, davalı bankanın tahsilde tekerrür sonucu doğuracak nitelikte sürdürdüğü haksız icra takiplerine karşı müvekkilin borcunun bulunmadığının tespitine, müvekkil aleyhinde 2019/18384 E. numaralı icra dosyası ile devam eden icra takibinin durdurulmasına, işbu menfi tespit davası süresince müvekkilin daha fazla hak kaybına uğramaması adına satışı istenen malları için ihtiyati tedbire hükmedilmesine, davaya konu haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle sosyal ve ekonomik hayatı tehdit edilen müvekkil lehine, davalı hakkında dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkilin zorunlu arabuluculuk görüşmeleri neticesinde A.A.Ü.T. 16/2-c maddesi gereği ödediği 1.350,00 TL maktu avukatlık ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında 04.04.2017 tarihinde imzalanan 400.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi'ne göre davacının, kullandığı parayı bu sözleşme hükümlerine göre  davalıya ödeyeceğini taahhüt ettiği, ancak borcu, sözleşmeye uygun olarak ödemediğinden hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/18444 Esas ve 2019/18384 Esas sayılı dosyalarıyla ipoteğin paraya çevrilmesi ve ilamsız takip olmak üzere iki ayrı takip başlatıldığı,başlatılan takiplerde aşkın haciz bulunduğu iddiası ile Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/302 Esas sayılı dosyası ile dava açılmışsa da iddiaların ispatlanamadığı, davacı tarafın ödeme ile dosyanın kapatılması iradesini iletmekle iyiniyetli olarak bir kısım indirim uygulanabileceği belirtildiği ve bu indirimin yerine gelebilmesi için davacının da dava dilekçesinde belirttiği protokolün taraflarca imzalanması istenildiği, ancak iş bu protokolle davacının açmış olduğu davalardan vazgeçmesi ve başkaca dava açmaması talebi davacı tarafça uygun görülmediği ve indirimli protokol yapılamadığı, davacının protokol gereği ödemesi gereken ve asıl alacak tutarına denk gelen miktar ödediğinde  tahsilat tutarı icra dosyasına BK m. 100 gereği uygulama yapılması gereği ile bildirdiği ve aşkın haczin söz konusu olmaması ve aynı zamanda davacının mağdur olmaması adına kalan alacak hakları baki olmak kaydıyla tüm hacizlerin fek edildiği, tüm borcun ödenmemesi sebebiyle icra dosyalarının kapatılmadığı, ipoteğin de fek edilmediği, kalan alacaklar için icra işlemlerine devam edildiği,davacının borçtan düşülmediğini belirttiği 200.000,00 TL ödeme olduğundan bahsettiği,  ancak bununla ilgili ne bir hesap hareketi ne de bir dekont  sunulmadığı, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/106 Esas sayılı dosyasından 10.12.2021 tarihinde dinlenen davacı tanığı ...'de bu bedelin davacıya iade edildiğini belirttiği, bu ödemenin hiç bulunmadığı,davacınında ispat edemediği,davacı tarafından borçlarına karşılık 65.000,00 TL tutarlı keşidecisi İkbal Süre olan bir adet müşteri çeki verildiği, bu çekin karşılıksız çıkması nedeniyle çek bedelinin borçlarından düşülemediği,davacının davası ile yapılmış imzalı bir protokol sunamadığı , bu protokole uygun ödemeler yapıldığına ilişkin bir ödeme belgesi gösteremediği ya da protokol dışı tüm borcu ödediğini gösteren bir belge gösteremediği, ödeme ya da çeke ilişkin iddialarını ispatlar hiç bir delil ortaya koyamadığından  davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacının davalıya borcu olup olmadığının açıkça ortaya çıkartılmış olduğundan verilen ilamın yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin bilirkişi raporu haricindeki delilleri inceleyerek davayı aydınlatabileceğinin açıkça ortada olduğunu, eksik inceleme hatalı tespite dayalı olarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu durumun gösterdiği davalı tarafın icra takip işlemleri ve haciz yolunu borçluya yönelik cezalandırma aracı olarak kullandığı, borçlunun ödeme gerçekleştirmesi için ihtiyaç duyduğu nakit sağlayabileceği kanalları aşkın haciz gerçekleştirerek kapattığı ve Anayasanın 35. maddesi ile açıkça tanınmış olan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, dava konusu olayda davacının mülkiyet hakkının hiçe sayıldığını, hacizin bir baskı ve tehdit aracı haline getirildiğini; davacının psikolojisi, aile hayatı, iş yaşamı alt üst edildiğini, <br>Anayasa ve AİHS ile korunan mülkiyet hakkının, İcra  Hukukunda sınırları yine kanunla belirlenen haciz yoluna rağmen, bu sınırlar yokmuşçasına keyfiyete dayanan; TMK m.2’ye açıkça aykırı nitelikteki haciz ve takip işlemleri ile ihlal edilmesini korumadığını ve bu mağduriyetin giderilmesi için hakkaniyetli tedbirler alınması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının başlangıçta menfi tespit talebiyle açıp devamında istirdat davasına dönüşen davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu Mahkeme kararında hukuka aykırılığın bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü iddialarının kanıtlayamadığını, iddialarının tümünün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, huzurdaki istinaf talebinin reddinin gerektiğini, iddianın genişletilmesi yasağına ve HMK'nın 357. maddesine aykırı olan istinaf isteminin reddinin gerektiğini, somut olayda davacının iddia ettiği şekilde menfi tespit ve istirdat davasına konu olabilecek herhangi bir hususun bulunmadığını, imzalanmayan bir protokol ve yerine gelmeyen şartlar sebebiyle tazminat istemek ve borçlu olmadığını iddia etmenin kabul edilebilir olmadığını, alacağını tahsil edememiş davalı bankanın icra takibine devam etmesinin gayet doğal olduğunu, bunun menfi tespit davasına konu edilmesinin kabul edilemeyeceğini, açılan haksız dava sebebiyle arabulculuk yoluna başvuran ve davalı vekille temsil edilmek zorunda bırakan davacı aleyhine arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2021/572 Esas - 2022/522 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı ile davalı arasında genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ilişki bulunduğu, anılan kredi kapsamında davacının  bir taşınmazına ipotek konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine hem ipotek için hem de kredi sözleşmesi nedeniyle iki takip başlatıldığı, davacının iddiasına göre davacının borcu ödediği, sadece vekalet ücretinden kaynaklı borcu olmasına rağmen takiplerin devam ettiğini beyan ederek eldeki davayı açtığı, davalının borcun bir kısmının ödendiği, ödenmeyen kısımları olduğundan takip dosyalarının devam ettiğini beyan ederek davanın reddini istediği, mahkemece delil avansı yatırılmadığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324. maddesinde; “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” hükmü getirilmiştir.<br>03/04/2012 tarihli Resmi Gazete’de Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde \"Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Kesin süreye ilişkin ara karar hem hakimi hem tarafları bağlanmakla birlikte kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın, yasaya ve içtihatlara uygun şekilde hiçbir tereddüte yer vermeyecek derecede açık, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 5, Altıncı Baskı, İstanbul- 2001, s. 5438 vd.).<br>Kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.<br>Mahkeme ara kararında bilirkişi ücreti, dosya gidiş dönüş, raporun tebliği ücreti gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, dosyada bulunan avans varsa bunlar dikkate alınarak eksik ve tamamlanması gereken avans gösterilmeli, delil avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazmalıdır. Ayrıca, bu avans dışında delil ikamesine yönelik avans isteniyor ise, HMK'nın 115. maddesine göre değil, 324. maddesine göre işlem yapmalıdır.<br>Somut olayda; 08.03.2022 tarihli ön inceleme duruşmasının 6 numaralı ara kararı ile dosyanın hesap yönünden bankacı bilirkişiye tevdiine karar verildiği, anılan ara kararın devamında “…bilirkişi için 700,00 TL ücret takdirine, rapor ibraz edildiğinde duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğine, davacının masrafı eksik olduğu görüldüğünden 2 haftalık kesin süre verilmesine, belirlenen kesin süre içerisinde gider avansının tamamlanmaması durumunda bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve davanın mevcut delil durumuna göre bilirkişi raporu temin edilmeden nihayete erdirileceğinin ihtarına, (ihtar edildi)” şeklinde karar verildiği görülmüş, davacının verilen sürede anılan avansı yatırmaması üzerine mahkemece rapor temin edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; mahkeme ara kararında bilirkişi ücreti, dosya gidiş dönüş, raporun tebliği ücreti gibi gider gerektiren işlemleri kalem kalem açıklamalı, her kalemin miktarını ayrı ayrı göstermeli, dosyada bulunan avans varsa bunlar dikkate alınarak eksik ve tamamlanması gereken avans gösterilmeli, delil avansı ile ilgili olarak verilen kesin sürede yatırılmamasının sonuçlarını da duruşma zaptına açıkça yazmalıdır. Mahkemece 08.03.2022 tarihli duruşmanın 6 numaralı ara kararında avansın eksik olduğu belirtilmesine rağmen eksik kalan kısmın açıkça yazmadığı gibi, davacının yatırması gereken eksik avansın ne kadar olduğu da belirtilmemiştir. Yine mahkemece verilen kesin süre ara kararında eksik olan avansın gider avansı olduğu belirtilmesine rağmen bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağı yönünde kurulan ara karar da 6100 sayılı yasanın 324. maddesine uygun değildir. Bu durumda mahkemece verilen kesin süre, 6100 sayılı yasanın 94/2. maddesine aykırıdır.<br>Anılan nedenlerle; tarafların bildirdikleri tüm delilleri toplandıktan sonra, bilirkişi incelemesinin yapılabilmesi için gerekli olan delil avansının ikamesi için 6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesine göre işlem yapılıp davacıya, eksik kalan delil avansı miktarının açıkça belirtilmesi, verilen kesin süre içerisinde gerekli olan avansın yatırılmaması halinde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağı da ihtar edilerek kesin süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve anılan kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Anılan nedenlerle, davacının istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince kabulüne,  ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince işlem yapılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2021/572 Esas ve 2022/522 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.13/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50fd04987a249eec","SID":"8d7d244497dc13e7"}}