{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                    T.C.<br>               SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/82 <br>KARAR NO\t\t: 2024/466<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...\t(...)<br>KATİP\t\t: ...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tSAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:\t29/09/2022<br>NUMARASI\t:\t2022/250 Esas - 2022/1389 Karar<br><br>DAVACI\t: DENİZBANK ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALILAR\t: 1- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>\t: 2- ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t: AV. ... - ...<br><br><br>DAVA\t:\tİtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 19/10/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 13/03/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 13/03/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın Geyve şubesi ile davalı ... müşteri numaralı ... arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, bahse konu sözleşmelerin tarım kredisine ilişkin olduğunu, davalı ...’un kredi sözleşmelerine 300.000,00-TL tutarında Davalı ...’nın 40.000.00,-TL ve 50.000,00-TL olmak üzere toplamda 90.000,00-TL borcu olduğunu, bahse konu sözleşmelerden kaynaklı kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafça davalılar aleyhine Sakarya 4. İcra müdürlüğünün 2021/7024 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların bahse konu icra dosyasına yapmış oldukları itiraz neticesinde icra takibinin durdurulduğunu ve yine davalılar aleyhine Sakarya 4. İcra müdürlüğünün 2021/6617 esas sayılı dosyası ile de icra takibi başlatıldığını fakat işbu icra dosyasının farklı krediye ilişkin olduğunu, davalıların yaptığı itirazın davacı tarafa tebliğ edilmediğini, arabuluculuğa başvuru yapıldığını bu faaliyetin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalıların yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, takibin devamının sağlanmasını talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ...’un davacı banka ile arasında 15/10/2014 tarihinde tarım kredisi imzalandığını, devamında 27/10/2016 ve 09/07/2020 tarihlerinde cari hesap kredileri imzalandığını, davalılardan Güol’un imzaladığı kefalet sözleşmesi davalı Saim Akyol’un davacı banka ile imzaladığı 15/10/2014 tarihli kredi sözleşmesine ilişkin olduğunu, davalı Saim Akyol’un söz konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı bankaya bir borcu olmadığını, takibe konu olan borcun 09/07/2020 tarihli sözleşmeden kaynaklandığını, davalı ...’un takibe konu edilen borcundan kaynaklı bir sorumluluğu olmadığını, davalı ...’nın davalı banka ile imzaladığı sözleşme tarihleri 11/02/2013 ve 18/03/2014 tarihlerinde olduğunu, ... davalı ...’un davacı banka ile 11/02/2013 tarihli kredi sözleşmesine 40.000,00-TL ile 18/03/2014 tarihli kredi sözleşmesine ise 50.000,00-TL ile azami miktarda kefil olduğunu, Davalı ...’un ve davalı ...’nın davacı bankaya borçlarının olmadığını, davacının konu ettiği kredi borcunun davalılar tarafından ödendiğini davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...1-Açılan davanın davalı ... yönünden REDDİNE, Açılan davanın davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile; Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7034 Esas sayılı takip dosyasındaki davalı ...'un yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin davalı ... yönünden 129.873,98-TL asıl alacak, 45.392,37-TL takip öncesi işlemiş faiz, 893,09-TL %5 gelir vergisi (BSMV) , 1.794,22-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 179.949,61-TL üzerinden devamına, asıla alacağa takip tarihinden itibaren %28,70 oranında temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalı ... asıl alacak yönünden itirazında haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 129.873,98-TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı  ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece  verilen kararda talep ettikleri kötü niyet tazminatı hakkında bir kararın verilmediğini, davacı banka tarafından, davalı ...'nın icra takibine konu kredi sözleşmesine kefil olmadığı bilinmesine rağmen, davalı hakkında kötü niyetli ve haksız olarak icra takibi başlatıldığını, davalı ... bakımından davanın reddine karar verilmiş olduğunu, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yönde bir karar verilmemiş olması nedeniyle verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurduklarını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm gereğince davalı ...'nın diğer davalı ...'a davacı banka tarafından kullandırılacak kredilere kefil olmayı taahhüt ettiğini, hal böyleyken Hnın kefaletinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu icra takip dosyasında toplam alacağın taraflarınca 186.574,34 TL olarak belirtildiğini, Mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda ise toplam alacaklarının 179.949,61-TL olarak hesaplandığını ve bu tutar üzerinden kısmen kabul kararı verildiğini, faiz incelemesine ilişkin eksik ve yanlış hesaplama yapıldığını, raporun bu haliyle hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, rapora itirazlarının  gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, asıl alacak,  işlemiş faiz ve BSMV yönünden hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu aldırılması gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, takibin haksız olmasının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektirdiğini, icra takibinin aynı zamanda kötü niyetli olarak başlatılmış olması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2022 tarih, 2022/250 Esas - 2022/1389 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava cari hesap kredisinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında 15.10.2014 tarihli  K2 756456 numaralı sözleşme kapsamında 22.01.2019 tarihinde cari hesap sözleşmesi imzalanarak kredi kullandırıldığı, anılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalılar hakkında takip başlatıldığı takibe borçluların itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ... vekili ile davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>1-Davacının istinaf istemleri yönünden;<br>a-Davalı ... yönünden; HMK 352. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabul edilebilmesi için miktar itibariyle kararın kesin nitelikte olmaması gerekir. Hangi kararların istinafa elverişli olmadığı HMK 341. maddesinde belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00-Türk Lirasıdır. 01/01/2022 tarihinden itibaren ise, bu sınır 8.000,00-Türk Lirasıdır.<br>Somut olayda; dava değerinin 186.547,34 TL olduğu, mahkemece davalı ... yönünden kabulüne karar verilen kısmın 179.949,61 TL olduğu, ret edilen kısmın ise 6.597,73 TL olduğu, davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu ret edilen kısım olan 6.597,73 TL’nin kararın verildiği 2022 yılı itibarı ile öngörülen 8.000,00-TL'lik kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle yerel mahkemece verilen karar hüküm tarihinde miktar itibarı ile davacı yönünden kesin niteliktedir. Hükmün verildiği tarih itibarı ile miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle davacı yönünden miktar olarak kesin olan  mahkeme kararlarına  karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin davalı ... yönünden istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>b-Davalı ... yönünden; 6098 sayılı TBK.’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.<br>6098 sayılı TBK.'nın  eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.<br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.<br>Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26/05/2015 tarihli 2014/19214 Esas 2015/7694 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; kullandırılan kredilerde dava konusu alacağın hangi sözleşmeden doğduğu ve davalının bu sözleşmeye göre kefalet borcu olup olmadığı mahkemece araştırılmalıdır. Borçlunun imzaladığı sözleşmeler süresiz kredi sözleşmesi olmakla kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemez. Kefalet edilen sözleşmelerle kullandırılan krediler ödenmiş olmakla ve hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmelerle kredi verilmesi halinde artık kefiller yeni sözleşmeyle verilen kredilerden sorumlu tutulamaz. <br>Somut olayda; dosyaya sunulan kredi sözleşmeleri ve bilirkişi asıl ve ek raporlarındaki tespitlere göre; takibe konu borcun davacı ile davalı asıl borçlu ... arasında imzalanan 15.10.2014 tarihli sözleşme kapsamında 22.01.2019 tarihinde imzalanan cari hesap sözleşmesinden kaynaklandığı, anılan sözleşmelerde davalı ...’nın kefil olarak yer almadığı, davalı ...’in takibe konu edilmeyen 11.02.2013 ve 18.03.2014 tarihli sözleşmelerde kefil olarak yer aldığı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26/05/2015 tarihli 2014/19214 Esas 2015/7694 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Borçlunun imzaladığı sözleşmeler süresiz kredi sözleşmesi olmakla kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemez. Kefalet edilen sözleşmelerle kullandırılan krediler ödenmiş olmakla ve hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmelerle kredi verilmesi halinde artık kefiller yeni sözleşmeyle verilen kredilerden sorumlu tutulamaz. Bu nedenlerle davalının kefil olarak imza atmadığı bir sözleşmeden dolayı borçlu olamayacağından ve takibe dayanak 15.10.2014 tarihli ve 22.01.2019 tarihli sözleşmelerde davalı ...’in kefil olarak yer almadığı nazara alındığında mahkemece bu davalı yönünden talebin reddine karar verilmesi yerindedir.<br>2-Davalı ... vekilinin istinaf talepleri yönünden; Hak arama hürriyeti Anayasa’nın 36. maddesinde “ Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Bundan ayrı 6100 Sayılı HMK'nin 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36'ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. \"Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.<br>Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemelerce taraflarca ileri sürülen talepler hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi zorunludur. (Dairemizin 2022/1381 esas 2023/1322 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; eldeki dava 2004 sayılı yasanın 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasıdır. Anılan yasanın 67/2.maddesine göre; “ Takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Eldeki olayda davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiği, ancak cevap dilekçesinde davalının talebi bulunmasına rağmen bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gibi, mahkeme gerekçesinde de bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle davalının kötü niyet tazminatı hakkında istinafa elverişli, denetime açık bir karar bulunmadığından, anılan değerlendirmenin yapılması için kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>Bununla birlikte, dosya kapsamında resen yapılan inceleme sonucu; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi de hatalıdır.<br>Ancak dosyada toplanacak başka bir delil bulunmadığından anılan değerlendirmenin dairemizce de yapılabileceği anlaşılmıştır. Davacı taraf davalının 11.02.2013 ve 18.03.2014 tarihli kefaletlerinin davaya konu edilen 15.10.2014 tarihli sözleşmeyi de kapsadığını beyan ederek davalının sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle davalı ... hakkında takip başlattığı, az yukarıda detaylandırıldığı üzere; Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26/05/2015 tarihli 2014/19214 Esas 2015/7694 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Borçlunun imzaladığı sözleşmeler süresiz kredi sözleşmesi olmakla kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemez. Kefalet edilen sözleşmelerle kullandırılan krediler ödenmiş olmakla ve hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmelerle kredi verilmesi halinde artık kefiller yeni sözleşmeyle verilen kredilerden sorumlu tutulamaz. Bu nedenlerle davalının kefil olarak imza atmadığı bir sözleşmeden dolayı borçlu olamayacağından ve takibe dayanak 15.10.2014 tarihli ve 22.01.2019 tarihli sözleşmelerde davalı ...’in kefil olarak yer almadığından davalının borçtan sorumlu olmadığının kabul edildiği, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair bir delilin dosyada bulunmadığı anlaşıldığından davalının kötü niyet tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacının ve taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davacının, davalı ... yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE; <br>2-)Davacının, davalı ... yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun ESASTAN  REDDİNE;<br>3-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN  KISMEN KABULÜNE; Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2022 tarih, 2022/250 Esas - 2022/1389 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Açılan davanın davalı ... yönünden REDDİNE,<br>b-Açılan davanın davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile; <br>Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7024 Esas sayılı takip dosyasındaki davalı ...'un yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin davalı ... yönünden 129.873,98-TL asıl alacak, 45.392,37-TL takip öncesi işlemiş faiz, 893,09-TL %5 gelir vergisi (BSMV) , 1.794,22-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 179.949,61-TL üzerinden devamına, asıla alacağa takip tarihinden itibaren %28,70 oranında temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>c-Davalı ... asıl alacak yönünden itirazında haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 129.873,98-TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı  ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, <br>ç-Davalı ...’nın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,<br>d-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 12.292,36-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.253,03-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 10.039,33-TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazineye İrad Kaydına,<br>e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 27.992,44-TL nisbi vekalet ücretinin davalı ... dan alınarak davacıya verilmesine,<br>f-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım sebebiyle A.A.Ü.T 3/2 ve 13/2. maddelerine göre hesaplanan 6.597,73-TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... 'a  verilmesine,<br>g-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan  27,992,44-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya  verilmesine,<br>h-Davacı tarafından yapılan; 59,30-TL Başvuru Harcı, 2.253,03-TL Peşin/nisbi Harcı, 600,00-TL Bilirkişi ücreti, 672,75 Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 3.585,08-TL yargılama giderinin kabul red oranı (%96,46 kabul, %3,64 red) dikkate alınarak 3.458,16-TL lik kısmanın davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,<br>ı-Davacı tarafından yatırılan artan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>i-Davalı tarafından yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>j-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 1.360,00-TL'nin  kabul red oranı (%96,46 kabul, %3,64 red) dikkate alınarak 1.311,85-TL'sinin davalı ...' dan, bakiye kısmı olan 48,15-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>4-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>Davacı Yönünden:<br>-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>Davalı Yönünden:<br>-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,<br>-Davalı tarafından yapılan 220,70-TL İstinaf Kanun yolu masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davalıya iadesine,<br>-İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Pamukova İcra Dairesi'nin 2022/494 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatırana iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye  ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b63d1acf20a207a1","SID":"2e2c065ff01fee04"}}