{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2098 Esas<br>KARAR NO: 2024/243<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/02/2020<br>NUMARASI: 2018/561 Esas, 2020/150 Karar<br>DAVA: RÜCUEN TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayalı)<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortalı ... San. ve Tic. AŞ'ye ait \"... Mah. ... Sok. No:... Küçükçekmece/İstanbul\" adresindeki işyerinin, müvekkili şirketin %25 sorumluluğunun olduğu müşterek sigorta ile sigortalandığını, 18/08/2017 tarihinde sigortalı işyerinin kuzeyinde bulunan davalı elektrik idaresine ait olan elektrik direğinde ark/şerare oluşması nedeniyle alt tarafta bulunan ambalaj kağıt rulolarının tutuşmasıyla meydana gelen yangının, rüzgarın da etkisiyle işyerine ait diğer binaya ve çevre iş yerlerine sıçradığını, olaydan sonra alınan bilirkişi tespit raporunda, yangının meydana gelmesinde lisanslı elektrik dağıtım şirketi olan davalı ...'ın kusurlu bulunduğunun ve sigortalı mahalde meydana gelen maddi zarardan sorumlu olduğunun kanaatine varıldığını, hasar sonucunda sigortalı iş yerinde, eksper raporu ile tespit edilen toplam 4.328.000,94 TL hasarın, müvekkili şirket tarafından sigortalısına müşterek sigorta payına göre (%25) 1.028.513,96 TL olarak ödendiğini, bu şekilde müvekkili şirketin, sigortalısının dava ve talep haklarının halefi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla 1.028.513,96 TL rücuen tazminat alacağının olay tarihi olan 18/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, öncelikle zamanaşımı ve husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yangının meydana geldiği adrese göre davanın, Bakırköy Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, meydana gelen yanıgında, müvekkil şirketin herhangi bir ilgisi ve kusurunun bulunmadığını, olay mahallinde bahsi geçen direğin, enerjisiz şekilde boşta bulunduğunu, ilgili bölgenin, yeraltı şebeke olması nedeniyle bölgeye enerji temininin yer altından verildiğini, elektrik temininin, yeraltı şebekesinden verilmesinin 2013 yılından önce olduğunu, dolayısıyla bahsi geçen direk, havai hat elektrik kablosu barındırmadığından yangına sebebiyet vermesinin de mümkün olmadığını, dilekçe ekinde yer alan fotoğraflardan açıkça görüleceği üzere, söz konusu bölgede bulunan kabloların, elektrik direğinden değil yanında bulunan hafif yatık vaziyetteki müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığı ahşap direkten geçtiğini, ayrıca direkten sarkıtılan bir kablonun da olduğunu, ancak bu kablonun, müvekkili şirket tarafından monte edilmediğini, bu kablo ile, davadışı işyerine harici hat çekilerek kaçak elektrik kullanıldığının taraflarınca düşünüldüğünü, dava konusu olayda, zarar görenin ağır kusuru ile, illiyet bağının kesildiğini, olay tarihinde müvekkili şirketin sağladığı hizmete yönelik herhangi bir arıza ihbarı bulunmamasının, yangının, müvekkili şirketten kaynaklanmadığını gösterdiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, mahalden geçen gerek telekoma ait kablolar gerekse işyeri tarafından çekilen kablolara neredeyse temas edecek kadar yükseğe istiflenen kağıt rulolarının kazaya adeta davetiye çıkardığını, bu nedenle dava dışı işyerinin, gerekli koruma tedbirlerine almadığını, davanın, İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... Sigorta AŞ'ye ihbar edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; keşfen yapılan inceleme ve alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere, fabrikadan çıkıp yolun karşısındaki direğe çekilen kablonun işletme ve bakımının ... yükümlülüğünde olmadığı, yangının meydana gelmesinde davalıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçelerine istinaden yerinde görülmeyen davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;  ilk derece Mahkemesi tarafından, bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan davanın reddine karar verildiğini, dava konusu olay nedeniyle müşterek sigorta bulunduğundan payları bulunan sigorta şirketlerine müzekkere yazılarak dava bilgilerinin öğrenilmesi akabinde aynı olay nedeniyle açılan davaların birleştirilmesi taleplerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmediğinden, kararın kaldırılması gerektiğini, ilk derece Mahkemesi tarafından, 1. celsenin 4 numaralı ara kararı ile belirtilen belgelerin sunulması için davalı vekiline bir aylık kesin süre verilmiş ise de, bu sürede belgelerin sunulmadığını, bilirkişi incelemesi de, söz konusu belgeler temin edilmeden yapıldığından eksik incelemenin söz konusu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu yangının sebebinin kesin olarak tespit edilmediğini, ancak yangının neden meydana geldiğinin yangın raporunda tespit edildiğini, yangına sebebiyet veren elektrik direğinin, keşif sırasında davalı şirkete ait olduğunun açıkça görüldüğünü, elektrik direği davalı şirkete ait olmasa bile davalı şirketin, söz konusu elektrik hattını kapatması gerektiğini, olay sonrası alınan bilirkişi tespit raporunda  yangının meydana gelmesinde lisanslı elektrik dağıtım şirketi olan davalı ...'ın kusurlu bulunduğunun ve sigortalı mahalde meydana gelen maddi zarardan sorumlu olduğunun kanaatine varıldığını, hazırlanan bilirkişi raporunun, yetersiz ve karar vermeye elverişli olmadığını, zira raporda, sadece yangın raporuna tek cümle ile değinilse de dava dilekçesi ekinde yer alan bilirkişi raporu, eksper raporu ve hasara ilişkin evraklara hiç değinilmediğini, bilirkişi raporunda yer alan kanaatlerin, hangi delil, belge ve bilgiye dayanılarak edinildiğinin taraflarınca anlaşılmadığını belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira huzurdaki davanın, tazminat davasından ziyade, rücuen alacak davasına ilişkin olduğundan tam bir eda davası olduğunu belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, Kobi Paket Sigorta Poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. AŞ arasında 16/09/2016 başlangıç 16/09/2017 bitiş tarihli Kobi Paket Sigorta Poliçesi akdedilerek sigortalanan işyerinde 18/08/2017 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına 1.028.513,96 TL ödeme yapıldığı ve ödenen bedelin, rücuen tahsili amacıyla da işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu poliçe, koasüranslı olarak tanzim edilmiş olup davacı sigorta şirketinin sorumluluk oranının %25 olarak belirlendiği görülmüştür. Avrupa Yakası İtfaiye Müdürlüğünce düzenlenen 22/08/2017 tarihli yangın raporunda, sokağın kuzeyindeki depolama alanı önünde bulunan işletmeye ait elektrik direğinde şerarelenmelerin olduğu, altında bulunan rulo kağıtların tutuştuğu, yangının, rüzgarın etkisiyle hızla etrafa sirayet ettiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 26/10/2017 tarihli Hasar Ekspertiz raporunda, yangının, fabrika binasının karşısındaki depo binasının sokağa bakan dış köşesinde bulunan elektrik direğinden başladığına yönelik kanaat ve öngörüsü olduğunun sigortalı tarafından, ekspertiz çalışması sırasında beyan edildiği, depo kısmında başlayan yangının, fabrika binasına uzanan kablolar (telefon vb) üzerinden, rüzgarın da etkisi çerçevesinde sirayet ederek fabrika binasında da zarara neden olduğu, komşu firma olan ... firmasına ait CCTV video kamera kayıtlarının incelendiği ve yangının başladığı anın,14:12 olarak tespit edildiği, teknik aksaklıklar dolayısıyla temin edilemeyen kayıtların, kısmen kendi kameraları ile monitörden kaydedildiği, yangının elektrik direğinin bulunduğu ifade edilen yerin altında bulunan bobinden başladığının, video kaydında görüldüğü, itfaiye raporunda, işletmeye ait elektrik direği dense de, sigortalının, şehir şebekesine ait bir direk olduğundan bahsetmediği, enkaz yoğunluğu nedeniyle anılan direğin görülemediği, bölgeye elektrik dağıtımı yapan firma olan ... AŞ'nin (...) 28/05/2013 tarihi itibari ile özelleştirilerek ... Holding, ... Holding ve ... İnşaat Ortaklığı bünyesinde hizmet verdiği, fotoğrafta yeşil koruma ile kaplı olan ve komşu firmaya ait olan (2015 yılından bu yana sokakta duran, ancak komşuya göre sağlam olan) makine vb. için sigortalıya, olası rücu talebi gelebileceği öngörüsü ile Mahkeme bilirkişi çalışması yaptırmasının önerildiği, bina, makine ve emtea zararının toplam 4.328.000,94 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Davacı sigorta şirketince, yangının çıkış sebebi ve kusur durumuna ilişkin aldırılan 12/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda, yangının, ... Sokak kuzeyinde bulunan tek katlı depoda başlayarak açık alana da sirayetiyle geliştiği, sokağın güneyinde bulunan işyerine ait binanın zemin katına sirayet ettiği, bilahare kağıt rulolarının da hasar gördüğü, daha sonra da komşu işyerlerine sirayet ettiği, itfaiye raporu ve görgü tanıklarına göre, deponun kuzeyinde bulunan elektrik idaresine ait olduğu zannedilen elektrik direğinde ark/şerare oluşması nedeniyle alt tarafında bulunan ambalaj kağıt rulolarının tutuşmasıyla yangının meydana geldiği ve rüzgârında etkisiyle işyerine ait diğer binaya ve çevre işyerlerine sıçradığı, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 9. maddesinde, tesis edilen sayaçların mülkiyetinin dağıtım şirketine ait olduğunun açıkça belirtildiği, Elektrik Piyasası Dağıtım Yönetmeliğinin 24. maddesinde, dağıtım şirketinin, lisansı kapsamındaki dağıtım bölgesinde elektriğin, dağıtım sistemine girişinden tüketim noktalarına iletilmesine kadar olan tüm aşamalarda koruyucu bakım onarım hizmetlerinin planlanması ile uygulanması konularında gerekli iletişim alt yapısını kurmakla yükümlü olduğunun açıkça belirtildiği, bu tespitler doğrultusunda, yangının başlangıç yerinin, işletmeye ait elektrik sayacından önce olduğu, yangına sebebiyet veren kabloya ait elektrik kontrolünün, dağıtım şirketi yükümlülüğünde bulunduğu, ancak bu kablonun enerjisinin, dağıtım şirketine ait trafo çıkışından kesilebileceği, ... San. A Ş'nin bu kablodaki enerjiyi kesme imkânının bulunmadığı, bu nedenle de işletme sahibine (...) kablo için bakım - onarım periyodik kontrol sorumluluğunun yüklenemeyeceği, kablodaki periyodik bakım ve kontrollerden ilgili dağıtım şirketinin sorumlu olduğu, yangının meydana gelmesinde, lisanslı elektrik dağıtım şirketi olan ... Dağıtım Şirketi (...) kusurlu bulunmuş olup sigortalı mahalde meydana gelen maddi zarardan sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, ... AŞ'ne ait kağıt deposunda meydana gelen yangının, elektrik idaresine (...) ait olan direkte bulunan havai hat elektrik kablolarında oluşan şerareden/ark'dan meydana gelmesi nedeniyle, sigortalı kıymetlere verilen zarardan elektrik idaresinin sorumlu olduğu, sigortanın, sigortalısına poliçe teminatı dahilinde bulunan zararını ödediğinde, sigortalının halefi durumuna geçerek ödeme tarihi itibariyle rücu hakkını kullanabileceği bildirilmiştir. Davanın ihbar edildiği ... Sigorta AŞ tarafından sunulan ... Hizm. Ltd. Şti.'nin düzenlediği 29/08/2018 tarihli eksper raporunda, Google Earth üzerinden yangın lokasyonunun Eylül 2015 tarihindeki görüntülerinin bulunarak incelendiği, buna göre ... kağıt depolama alanı yakınında kaldırımda bir ahşap ve bir metal kafes direğin fark edildiği, ahşap direğin, telefon hatlarını taşıdığı, ...'a ait olduğu iddia edilen kafes direğin ise, elektrik hattı taşımadığı ve terkedilmiş boş bir direk olduğunun görüldüğü, sokak boyunca yapılan taramada, sokak üzerinde başka hiçbir elektrik direğinin (terk edilmiş veya donanımlı) bulunmadığının görüldüğü, söz konusu metal kafes direkte iletken veya elektrik hatlarını taşıyan t-platformunun bulunmadığı, açık gri renkteki elektrik hattının (fotoğrafta sarı renkle işaretlenen) ... ofis binasının yanında zeminden çıktığı, duvar boyunca uzandığı, sokağın karşısına çekildiği ve kafes direğin içinden geçirilip kağıt depolama alanına doğru uzatıldığının görüldüğü, sonuç olarak bölge fotoğraflarından yapılan incelemeye göre, ...'ın, mahalleye elektrik servisini, yangın raporunda belirtilen elektrik direğinden değil, yer altındaki elektrik hatlarından sağladığı, yangının çıktığı kağıt depolama alanına elektriğin, sokağın karşısında bulunan ...'ın binasından yapılan kablo uzantısıyla sağlandığı ve bu bağlantının ... tarafından yapıldığı, itfaiye raporunda yangının nasıl çıktığına dair yapılan tespitler doğru olmakla birlikte şerarelenmenin oluştuğu elektrik hattının ...'a değil ...'a ait olduğu, eğer yangın ... hattından çıkmış olsaydı, bölgede elektrik kesintisine sebebiyet vererek ...'ın elektrik dağıtım ağına bağlı sisteminde otomatik elektrik kesintisi arıza kaydı oluşturacağı, ...'ın, kağıtlarını kendi elektrik hattına yakın şekilde depolayarak yüksek oranda yangın riski taşıdığı, ...'ın standart kullanımındaki yer üstü elektrik dağıtım hatlarını taşıyan direklerin, A-tipi elektrik direği olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01/11/2019 tarihli raporda; bütün elektrik idarelerinin işletme ve bakım yükümlülüklerinin, kendi mühürledikleri elektrik sayacına kadar olduğu, sayaçtan sonraki işletme, bakım ve kullanım sorumluluklarının, yönetmelikler doğrultusunda olmak kaydıyla kullanıcıya ait olduğu, bunlardan dolayı fabrikadan çıkan kablonun yolun karşısındaki direğe havadan çekilebilmesi kararı ve uygulamasının ancak fabrikanın tasarrufunda yapılabilecek bir iş olduğu, bu veya buna benzer bir kablonun çekilmesi için mukavva kağıt deposunun elektrik ihtiyacının olması gerektiği, yangına neden olduğu ifade edilen kablonun ve bağlantılarının mühendislik hesaplamalarına göre yapılması, yönetmeliklerde istenen bütün elektriksel korumalarının tesis edilmesi, fabrika tarafındaki bir elektrik panosunun sigorta çıkışından, depo tarafında da bir başka elektrik panosunun sigorta girişine bağlanması ve bu panoların da topraklanması gerektiği, yangın raporunda ve dava dosyasındaki diğer değerlendirmelerde, söz konusu kablo dışında, bu kabloyla ilişkili olan elektrik tesisatının hangi malzemelerden oluştuğu, tesisatının nelere hizmet ettiği (aydınlatma, priz, ısıtıcı gibi), açık ve kapalı depolarının hangi kısımlarında kullanıldığının belirtilmediği veya bu durumun gözden kaçtığı yahut yangının yarattığı tahribat yüzünden sonuca ulaşılamadığı, internet arşivleri üzerinden bu yangına ait haber videoları izlendiğinde, rüzgarın kuzey yönündeki depolardan güneyde bulunan fabrika yönüne doğru estiği, açık ve kapalı alanlarda bulunan bütün mukavva kağıt bobinlerinin aynı anda yandığının görüldüğü, bu durumda direkte bulunan kabloda oluştuğu ifade edilen şerarelerden (arklardan) oluşan yangının, rüzgarın ters tarafına doğru ilerlemesinin çok düşük bir olasılık olarak gözüktüğü, depo içinde de elektrik tesisatlarının var olabileceği düşünüldüğünde, yangının depo sahasındaki herhangi bir elektrik kaçağından oluşan elektrik arkından da kaynaklanabiliyor olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiği, fabrika sahasından depo alanında bulunan direğe çekilen kabloda oluşan şerareden düşen kıvılcımların, sıkıca sarılmış durumda olan kağıt bobinleri tutuşturabilme olasılığının çok düşük olduğu, bir an için bu nedenle yanmanın başladığı kabul edilse bile, koku, duman ve alev aşamalarının fark edilmemesi, yangının çok çabuk başladığı ve rüzgarın da etkisiyle hızlı şekilde yayıldığının anlaşıldığı, böyle bir durumda bir takım alev alıcı (alkol, solvent, parlayıcı ve patlayıcı buhar oluşturan kimyasallar gibi) maddelerin depo içinde veya çok yakınında olabileceği, bu maddelerin, yangını hızlandırıp büyüttüğü ihtimalini düşündürdüğü, fabrikadan çıkıp yolun karşısındaki direğe çekilen kablonun işletme ve bakımının ... yükümlülüğünde olmadığı, kablo çekildiğine göre bunun, deponun elektrik ihtiyacından kaynaklandığı, fabrika tarafından gelen kablonun ve bağlı olduğu elektrik tesisatının mühendislik kurallarına ve yönetmeliklere göre kullanılması zorunlu olan sigorta, termik manyetik şalter, yangın koruma röleleri, kaçak akım röleleri vb. gibi koruyucu cihazlarla tesis edildiği takdirde bir dış etken olmadan elektrik arkının (şerare) olamayacağı, şerareden (elektrik arkından) oluşan kıvılcımların sıkıca sarılmış mukavva kağıt bobinlerini tutuşturmasının mümkün gözükmediği, yangın başlangıcındaki koku, duman ve alevlerin kimse tarafından fark edilmediği, yangın sırasında çekilen haber videolarında, rüzgarın kuzeyden fabrika binasına doğru estiğinin görüldüğü, bu durumda, direk tarafında başlayan yangının ters yönde ilerleyemeyeceği, yangının depoda bulunabilecek elektrik tesisatlarında oluşan ark nedeniyle de olabileceği, yine de kağıt bobinlerinin, bu hızda yanması mümkün görülmediğine göre, depoda veya çok yakınında alev alan, parlayan ve yanan maddelerin varlığının, yangının hızla çıkmasına ve büyümesine neden olabileceği, buna göre, oluşan hasar nedeniyle davalının herhangi bir kusuruna rastlanmadığından davacının rücu talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 22/17 fıkrasında, eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu düzenlenmiş ise de, 26/10/2017 tarihli hasar ekspertiz raporu, meydana gelen olayın sebepleri ve rücu imkanı bakımından yeterli bir tespit içermemektedir. Öte yandan davacı sigorta şirketince, yangının çıkış sebebi ve kusur durumuna ilişkin aldırılan 12/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, yangının, bahsi geçen elektrik direğinde ark/şerare oluşması nedeniyle direğin alt tarafında bulunan ambalaj kağıt rulolarının tutuşmasıyla meydana geldiğine yönelik tespit, itfaiye raporu ve görgü tanıklarının ifadelerine dayanmakta olup aynı yönde kanaat, itfaiye raporunda da yer almaktadır. Davacı taraf da, bu tespitler doğrultusunda, davalıya ait olan elektrik direğinde ark/şerare oluşması nedeniyle yangının meydana geldiğinden bahisle davalının oluşan zarardan sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Ancak açıklandığı üzere, söz konusu raporlarda, davalıya rücu imkanı olduğuna yönelik teknik yönden yapılan net ve kesin bir tespit bulunmadığı gibi ayrıca, işbu davanın açılıp davalı tarafından cevap dilekçesi sunulması ile birlikte, ilgili bölgenin elektrik temininin, dava konusu yangın tarihinden önce yapılan yeraltı şebekesinden sağlanması sebebiyle bahsi geçen direğin, enerji yüklü olmadan boş bir vaziyette durduğu, olay tarihi itibariyle bir arıza kaydı veya şikayet olmadığından, yangının elektrik direğinden kaynaklı başlamasının da mümkün olmadığı, kendilerinin onayı ve bilgisi olmadan davacı tarafından kaçak hat çekildiği yönünde ortaya atılan iddialar bakımından da bir tespit ve değerlendirme bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının, ispata muhtaç olan iddiasının, davalının, ileri sürülen savunmaları ile birlikte değerlendirilerek olayın açıklığa kavuşturulması önem arzetmektedir. Mahkemenin 22/11/2018 tarihli celsesinde, söz konusu bölgede yer altı şebekesi olduğuna yönelik delillerin sunulması için 1 aylık süre verilen davalı taraf, 11/07/2019 tarihinde buna ilişkin kayıt ve belgeleri sunmuş olup ayrıca davacı tarafın istinaf başvurusunda belirttiğinin aksine 1 aylık kesin süre verilmesi de söz konusu değildir. Davalı tarafından sunulan kayıt ve belgelere göre, sigortalı işyerinin bulunduğu bölgenin elektrik enerjisinin, yeraltı şebekesinden sağlandığı, herhangi bir havai şebekenin bulunmadığı, sigortalı işyerine de, dava konusu yangın tarihinden önce trafo merkezinden kofralara kadar yeraltı alçak gerilim kabloları ile elektrik enerjisinin verildiği, kofraların ise, yangının başladığı ... sokağın kuzeyinde bulunan depoda olmadığı, ...'ın bilgi ve onayı dışında kofradan, binaya klemensler ile tutturulan kaçak kablo hattının yolun karşısına havai şebeke olarak devam ettirildiği, Sefaköy İşletme Müdürlüğünden alınan 2017 yılı öncesi ve sonrası arıza kayıtlarında, bölgede, herhangi bir havai şebeke arızası olmadığı belirtilmiştir. Bunun dışında, davanın ihbar edildiği ... Sigorta AŞ tarafından sunulan ... Sigorta Ekspertiz Hizm. Ltd. Şti.'nin, söz konusu bölge ve işyerinin, Google Earth üzerinden temin edilen Eylül 2015 tarihindeki görüntülerini incelemek suretiyle düzenlediği 29/08/2018 tarihli eksper raporunda ise, yangının çıktığı depolama alanının yakınında, bir ahşap ve bir metal kafes direk bulunduğu, ahşap direğin telefon hatlarını taşıdığı, kafes direğin ise, elektrik hattı taşımadığı ve boş olduğu, açık gri renkteki elektrik hattının sigortalı işyerinin ofis binasının yanından zeminden çıkarak duvar boyunca uzandığı ve kafes direğin içinden geçirilip sokağın karşısında bulunan kağıt depolama alanına doğru uzatıldığı, ...'ın, mahalleye elektrik servisini, yer altındaki elektrik hatlarından sağladığı bildirilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 199. maddesine göre, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Bu doğrultuda belgenin sahip olması gereken ilk unsur, taraflar arasında uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişlilik olup diğer unsur ise niteliği itibariyle ispata yarar bilgiyi ihtiva etmesidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-328 Esas 2022/154 Karar sayılı ilamı). Bu anlamda Google Earth uydu görüntülerinin belge delili niteliğinde olduğuna şüphe yoktur. Hem davalı tarafından sunulan kayıt ve belgeler hem de Google Earth uydu görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde, ilgili bölgenin elektrik temininin, davalı tarafın savunmalarında belirtildiği gibi, dava konusu yangın tarihinden önce yapılan yeraltı şebekesinden sağlandığı, bahsi geçen direğin, elektrik hattı taşımadığı ve yangının çıktığı depolama alanına, sokağın karşısında bulunan sigortalı işyerinden kablo çekilerek elektrik enerjisi verildiği anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda da, yangının çıktığı depolama alanının elektrik ihtiyacının, fabrikadan çekilen kablolarla sağlandığı belirtilmiş olup yangının, bu kablolardan oluşan şerarelerden oluşan kıvılcımın düşmesi ile oluşma olasılığı ise, çok düşük olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca kabloların işletme ve bakımının, Bedaş'ın yükümlülüğünde olmadığı da belirtilmiştir. Bunun dışında raporda, yangının meydana gelmesi bakımından davalıya atfı kabil bir kusur tespiti de yapılabilmiş değildir. Tüm dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre, ispat yükü üzerine düşen davacı taraf, davalının kusurlu ve hukuka aykırı fiili ile zararın meydana geldiğini, bir başka deyişle dava konusu yangının davalının eyleminden dolayı çıktığını ispatlayamamıştır. Öte yandan, aynı olay sebebiyle müşterek sigorta payı bulunan sigorta şirketlerine karşı açılan davaların birleştirilmesi gibi yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır. O halde Mahkemece verilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Davalı vekili ise, nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedildiğinden bahisle kararı istinaf etmiş ise de, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesinde, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı belirtilmiş olup Mahkemece bu doğrultuda tayin edilen vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/561 Esas, 2020/150 Karar ve 20/02/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Tarafların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd762b243396b830","SID":"a149c6f5d50f6d1c"}}