{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/441 <br>KARAR NO: 2024/468<br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/11/2020<br>NUMARASI: 2019/936 E. - 2020/791 K.<br>DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Adi Ortaklığı tarafından müvekkilinin emrine çekler düzenlediğini, vadesinde ibrazında çeklerin karşılıksız çıktığını, çek bedellerinin banka sorumluluk miktarına isabet eden kısmının ödenmesi talep edildiğinde davalı banka tarafından \"keşideci  şirketin adi ortaklık olması nedeniyle çekin  iki imza ile düzenlenmesi gerektiği\" gerekçesiyle reddedildiğini, bankanın yasal sorumluluk miktarı gereken tuta- rın cebri icra yoluyla tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ..., ... ve ... Esas sayılı dosyaları üzerinden takibe girişildiğini,davalının takibe ve borca itirazı üzerine  takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Keşideciye ait adi ortaklık sözleşmesinde birlikte sevk ve idare yetkisi bulunduğundan, çek tanzim edilirken adi ortaklığın müşterek imza ile temsil edilmesi gerektiğini,bu nedenle çekin geçersiz olduğunu,6273 s.y. ile değişik 5941 s.y. gereğince yürürlükten kalkan 3167 sayılı yasada olduğu gibi banka sorumluluk bedelinin  talep edilebilmesi için çek aslının ibrazının gerektiğini, davacının önce bankaya başvurmaksızın elindeki çek fotokopisi ile işlem yapmaya çalıştığını ,davacı talebinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"1-Davanın Reddine, 2-yasal şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına  \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın adi ortaklığın müşterek imza ile temsil edilmesi gerektiği ve bu nedenle çekin geçersiz olduğunu savunmasının yerinde olmadığını, hayatın olağan akışına göre müvekkilinin çekin müşterek imza ile tanzim edilmesi gerektiğini bilmesi kendisinden beklenemeyeceğini, keza keşide tarihinde çift imza gerekli olduğu halde tek imza ile çek düzenlenmesinin çeki geçersiz kılmayacağını, söz konusu çekin geçerli olup, şirketin sahibi ve ortağı olarak, şirketi temsil yetkisi kapsamında imzalanarak müvekkillerine verildiğini, ayrıca müvekkillerinin tek imza ile tanzim edilen çekleri de daha önce benzer şekilde tahsil ettiğini, bu çeklerin bir kısmında sadece ...'in bir kısmında da sadece ...'in imzasının bulunduğunu, ilgili bankanın bu şekilde bir savunma içerisine girmesinin açıkça kötüniyetli davrandığını göstermekte olduğunu, daha önce de benzer şekilde günü gelmiş kıymetli evrakın bankaya sunulduğunu ve banka tarafından hiçbir çekince konulmadan ödendiği dosyaya sunmuş oldukları kıymetli evrak örneklerinden de sabit görüleceği nedeniyle bu hale göre açıklanan bu nedenlerle hem eksik inceleme hem tek/çift imza yönünden açık bir hüküm bulunmamasının hemde üçüncü kişileri bağlayıcı ilan şartı gerçekleşmediğinden üç aşamada (Bizzat Başvuru, İcra Takibi ve Arabulucuk) talep edilmesine rağmen bankanın ödeme yapmaması karşısında sayın mahkemenin davanın reddine dair kararı açıkça hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini savunmuş ve kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davalı vekili tarafında istinafa cevap dilekçesi  sunulmamıştır. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, İİK 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine  ilişkindir. Davacı vekili , Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... , ... ve ... Esas sayılı 3 ayrı  icra takibi yönünden eldeki davayı açmıştır. Dava konusu edilen icra takiplerinde; ... Esas sayılı dosyada  1.410,00 TL asıl alacak ve 559,83 TL faiz olmak üzere  toplam 1.969,83 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ... Esas sayılı dosyada  1.410,00 TL asıl alacak ve 562,12 TL faiz olmak üzere  toplam 1.972,12 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ... Esas  sayılı dosyada  1.410,00 TL asıl alacak ve 571,66 TL faiz olmak üzere  toplam 1.981,66 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, borçlunun itirazı üzerine takiplerin durduğu, itirazın iptali istemine ilişkin davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş ise de; Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Kesinlik sınırı belirlenirken takip ve dava konusu  asıl alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı gibi feri talepler hesaba katılmaz. Yine birleştirilen davalarda, kesinlik  sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.  6100 Sayılı HMK’nın 110. maddesinde, objektif dava birleşmesi ya da davaların  yığılması olarak getirilen yasal düzenlemeye göre, davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik-ferilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir. Bu dava çeşidinde taleplerin tümü birbirinden bağımsız, eş değer ve aynı derecede öneme sahiptir ve  talep sayısı kadar dava bulunduğu kabul edildiğinden, davaların yığılması hâlinde, her bir talebe ilişkin ayrı hüküm kurulur. Somut olayda,  davacı aynı davalıya karşı farklı icra takipleri yürütmüş bu takiplere yapılan itirazların iptali için aynı dava dilekçesi ile talepte bulunmuş olduğundan HMK 110. maddesi gereğince objektif dava birleşmesi olduğu, kesinlik sınırının her bir icra takibindeki asıl alacak miktarına göre hesaplanması gerektiği , bu duruma göre, mahkeme kararının verildiği 2020 yılı itibarıyla istinaf   kesinlik sınırı, 6100 sayılı HMK 'nın  341 /2 inci maddesi 5.390,00 TL  olup, istinafa konu edilen itirazın iptali  istenilen  her bir icra takibine  konu edilen tutarlar bu miktarın altında kaldığından   verilen karar taraflar  yönünden  miktar itibariyle kesin niteliktedir.  Bu itibarla, istinaf talebinin HMK 352. maddesi uyarınca usulden reddine kesin olmak üzere   karar vermek gerekmiştir.  vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın adi ortaklığın müşterek imza ile temsil edilmesi gerektiği ve bu nedenle çekin geçersiz olduğunu savunmasının yerinde olmadığını, hayatın olağan akışına göre müvekkilinin çekin müşterek imza ile tanzim edilmesi gerektiğini bilmesi kendisinden beklenemeyeceğini, keza keşide tarihinde çift imza gerekli olduğu halde tek imza ile çek düzenlenmesinin çeki geçersiz kılmayacağını, söz konusu çekin geçerli olup, şirketin sahibi ve ortağı olarak, şirketi temsil yetkisi kapsamında imzalanarak müvekkillerine verildiğini, ayrıca müvekkillerinin tek imza ile tanzim edilen çekleri de daha önce benzer şekilde tahsil ettiğini, bu çeklerin bir kısmında sadece ...'in bir kısmında da sadece ...'in imzasının bulunduğunu, ilgili bankanın bu şekilde bir savunma içerisine girmesinin açıkça kötüniyetli davrandığını göstermekte olduğunu, daha önce de benzer şekilde günü gelmiş kıymetli evrakın bankaya sunulduğunu ve banka tarafından hiçbir çekince konulmadan ödendiği dosyaya sunmuş oldukları kıymetli evrak örneklerinden de sabit görüleceği nedeniyle bu hale göre açıklanan bu nedenlerle hem eksik inceleme hem tek/çift imza yönünden açık bir hüküm bulunmamasının hemde üçüncü kişileri bağlayıcı ilan şartı gerçekleşmediğinden üç aşamada (Bizzat Başvuru, İcra Takibi ve Arabulucuk) talep edilmesine rağmen bankanın ödeme yapmaması karşısında sayın mahkemenin davanın reddine dair kararı açıkça hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini savunmuş ve kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davalı vekili tarafında istinafa cevap dilekçesi  sunulmamıştır.  <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, İİK 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine  ilişkindir. Davacı vekili , Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün... , ... ve ... Esas sayılı 3 ayrı  icra takibi yönünden eldeki davayı açmıştır. Dava konusu edilen icra takiplerinde; ... Esas sayılı dosyada  1.410,00 TL asıl alacak ve 559,83 TL faiz olmak üzere  toplam 1.969,83 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, 2019/19471 Esas sayılı dosyada  1.410,00 TL asıl alacak ve 562,12 TL faiz olmak üzere  toplam 1.972,12 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ... Esas  sayılı dosyada  1.410,00 TL asıl alacak ve 571,66 TL faiz olmak üzere  toplam 1.981,66 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, borçlunun itirazı üzerine takiplerin durduğu, itirazın iptali istemine ilişkin davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş ise de; Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Kesinlik sınırı belirlenirken takip ve dava konusu  asıl alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı gibi feri talepler hesaba katılmaz. Yine birleştirilen davalarda, kesinlik  sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. 6100 Sayılı HMK’nın 110. maddesinde, objektif dava birleşmesi ya da davaların  yığılması olarak getirilen yasal düzenlemeye göre, davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik-ferilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir. Bu dava çeşidinde taleplerin tümü birbirinden bağımsız, eş değer ve aynı derecede öneme sahiptir ve  talep sayısı kadar dava bulunduğu kabul edildiğinden, davaların yığılması hâlinde, her bir talebe ilişkin ayrı hüküm kurulur. Somut olayda,  davacı aynı davalıya karşı farklı icra takipleri yürütmüş bu takiplere yapılan itirazların iptali için aynı dava dilekçesi ile talepte bulunmuş olduğundan HMK 110. maddesi gereğince objektif dava birleşmesi olduğu, kesinlik sınırının her bir icra takibindeki asıl alacak miktarına göre hesaplanması gerektiği , bu duruma göre, mahkeme kararının verildiği 2020 yılı itibarıyla istinaf   kesinlik sınırı, 6100 sayılı HMK 'nın  341 /2 inci maddesi 5.390,00 TL  olup, istinafa konu edilen itirazın iptali  istenilen  her bir icra takibine  konu edilen tutarlar bu miktarın altında kaldığından   verilen karar taraflar  yönünden  miktar itibariyle kesin niteliktedir. Bu itibarla, istinaf talebinin HMK 352. maddesi uyarınca usulden reddine kesin olmak üzere  verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden taraf vekillerince tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,3-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6- 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f5c16d10b0f8f0b","SID":"b1eb6cca114f0a8c"}}