{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/126 Esas<br>KARAR NO: 2024/476<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/11/2023<br>NUMARASI: 2023/253 E. - 2023/1141 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkilleri aleyhine Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedine dayalı olarak takip başlatıldığını , müvekkillerinin davalıya borçlarının bulunmadığını, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin isminin yanlış yazıldığını, dayanak belgede borçlunun kim olduğu, aval verenin kim olduğunun belli olmadığını, senedin hile ile doldurulduğunu, belgenin dikkatli şekilde incelenmesi halinde kesilerek başka bir evrakın üst kısmından alındığının aşikar olduğunu, senedin bu şekilde oluşturulduğuna ilişkin olarak da inceleme yapılmasını istediklerini, belgede nakden ibaresinin bulunduğunu, evrakın düzenlendiği tarihte davalının müvekkillerinin SGK’lı çalışanı olduğunu, bu miktar paranın elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takip konusu bononun dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlemin davalı ile müvekkili arasında yapılmadığını, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibin durdurulmasına, borçlu olmadığının tespitin ve takibin kötüniyetli olması nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların 2010-2011 yılından beri tanışmakta olduklarını ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu, davacının müvekkilinden maddi destek aldığını, müvekkili tarafından davacıya verilen 1.860.000 USD tutarındaki borcun karşılığında müvekkilinin talebi üzerine bono verildiğini, müvekkilinin sadece bir personel olmadığını, şirket müdürlüğü de yaptığını, senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edileceğini, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının da davacı tarafça yazılı dellilerle ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  kararın hatalı olduğunu,  bononun tanzim tarihinin 31/07/2017 olduğunu, davacı şirketin ise 04/08/2017 tarihinde SGK nezdinde kanun kapsamına alındığını,  davacı şirketin kurulduğu tarihin de 31/07/2017 olduğunu,  şirketin kurulduğu tarih itibariyle davalının  yönetici olarak görev girişinin SGK  kayıtlarına işlendiğini,  uyuşmazlığın iş akdinden veya İş Kanun'undan kaynaklanmadığını, taraflar arasında  davacı  şirket kuruluşundan daha önceye dayanan ticari ilişkilerinin olduğunu , davalının  davacı  şirkette  Müdür olarak görev yaptığını,  borcun, işçi-işveren ilişkisi veya akdiyle hiçbir bağlantısının bulunmadığını, limited şirketin sahibi veya anonim şirketin yönetim kurulu üyesi konumundaki bir kişinin başka bir şirkette SSK’lı olarak sigortalı olabileceğini, şirket ortaklığı nedeniyle Bağ-Kur'lu olan bir kişinin başka bir şirkette SSK'lı sigortalı gösterilmesi halinde bu kişinin sigortalılığının geçerli olacağını ve bu kişinin SSK statüsünde sayılacağını, müvekkilinin o dönemlerde .. Dış Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi iken taraflar arasındaki dostane ilişki sebebiyle aynı zamanda davacının şirketi olan ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü olarak da görev yaptığını,  2015-2019 yıllları arasında davacının çeşitli ürün grupları üzerinden  yapacağı ihracat işlemlerinin, müvekkiline ait firma olan ... Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirildiğini , sıradan bir personel olmadığını,  önceki beyanlarından ve eklerinden anlaşıldığı gibi davacının müvekkili hakkında ortak olduklarını, müştereken iş yaptıklarını ifade eden içeriklerin mevcut olduğunu, hatta davacı tarafın şirketi adına kayıtlı markanın  da ... Dış Tic. Ltd. Şti. adına tescil edilmiş olduğunu , müvekkilinin davacılar ile arasında var olan ticaretin ispatı için sundukları ve dayanakları olan delillerinin hiçe sayılarak görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının istinafen incelenerek kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davacılar vekili  istinaf başvurusuna cevap dilekçesi  sunmamıştır. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK 72.maddeye dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece \"Somut uyuşmazlıkta; borçlu olmadığının tespiti istenen kambiyo senedinin düzenlendiği tarihte taraflar arasında iş akdi bulunduğu, davalının davacı şirketin SGK'lı çalışanı olduğu hususu taraf beyanları ve dosya arasında mevcut SGK yazı cevabı ile sabit olmakla görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. \" gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun  8. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Hizmet akdinin  ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ve  “bağımlılık”  unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir. Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır. Sosyal Güvenlik kuruluşlarına prim yatırılmış olması o kişinin işçi sayılmasını gerektirmez; zira prim ödenmesi ile iş sözleşmesinin kurulmuş olduğundan söz edilemez.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 135. Maddesi uyarınca , \"yönetim organı\",  limited şirketlerde müdürü veya müdürleri ifade eder. Limited şirketlerle ilgili düzenlemelerde  şirket ortağı yanında, şirket ortağı olmayan kişinin müdür olarak atanacağı açıklanırken(Mad. 623), ortak olmayan şirket müdürünün iş sözleşmesi kapsamında da çalıştırılabileceği belirtilmiştir(Mad.629). Şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılmazlar. Bu durumda limited şirketin  müdürleri organ olmaları nedeniyle yönetim hakkı, emir ve talimat yetkisini kullanabilir. Şirketi doğrudan doğruya işveren olarak temsil ederler. Ortak olan ile olmayan müdür arasında yetki ve sorumluluk açısından hiçbir fark yoktur. Çünkü ortak olan müdür ile olmayan müdür-sıfatın geri alınması hali hariç aynı hükümlere tabi limited şirketin organı sayılır. Şirketin işverenidir ve şirketle aralarındaki ilişkiyi iş sözleşmesi kapsamında değerlendirme ve müdürleri işçi sayma olanağı yoktur.Bu nedenlerle  limited şirket  müdürlerinin  konumunu iş yasası kapsamında değerlendirme olanağı yoktur.  Somut olayda , davacı limited şirketin 31.07.2017 tarihinde kurulduğu, uyuşmazlık konusu bononun tanzim tarihinin keza 31.07.2017 tarihi olduğu,  SGK dan gelen yazıda davacı şirketin 04.08.2017 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davalının şirketin yöneticisi  olarak kayıtlı olduğu, yönetici olarak işe giriş kaydının 04.08.2017 tarihli olduğu,  davalının kendi adına tescilli ortağı ve yöneticisi olduğu ... Dış Ticaret Limited Şirketi bulunduğu, dava dilekçesine ekli sunulan yazışma içeriklerinden de taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte bulunduğunun açık olduğu, SGK kaydının şirket yöneticisi olarak yapıldığı da dikkate alınmadan sırf  SGK kaydı bulunması gerekçe yapılarak , şirketi doğrudan temsil eden davalının konumunun iş kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceği, davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu gözetilmeden işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih, 2023/253 E. 2023/1141 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7070f8116f5cb54","SID":"4ac02e7ddf467873"}}