{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/71 <br>KARAR NO: 2024/311<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/10/2022<br>NUMARASI: 2021/284 E. - 2022/214 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markadan Doğan Haklara Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin modern üretim tesisiyle sportif amaçlı av tüfeği üretmek amacıyla kurulduğunu, başlangıç aşamasında kendi tasarımı olan \"...\" , \"...\" VE \"...\" modellerini üreterek, iç piyasada hizmete sunduğunu, ancak hal böyle  iken, davalının yanın tüm bunları bilmesine rağmen \"...\"\" ibaresini kullanmasının kötü niyetli olduğunu, aynı zamanda davalının internet sitesinde bir takım değişiklikler yaptığını, ancak yine de belli yerlerinde \"...\" ibaresini geçirerek arada bağlantı olduğu izlenimi yarattığını, müvekkilinin silah sektöründe çok önemli bir firma olup, onun itibarından faydalanmaya çalıştığını, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, tescilli markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsili talep ve dava etmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile, 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini, 1.000.000,00 TL tutarında artırıp, harcını yatırmıştır. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin atış poligonu işlettiğini,  müvekkiline ait ve kullanımında bulunan \"...\" markasının ... sayı ile TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirketin tescilli markasının hükümsüzlüğü istemli açılan davanın reddedilerek kesinleştiğini, davacını iddialarının aksine \"...\" ibareli markayı müvekkilinin ne ticari unvanın da ne kataloglarında ne de internet sitesinde kullanmadığını, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi 28/02/2017 tarihli kararı ile; ''Somut olayda mahkemenin 2011/403 esas sayılı kesinleşen kararından sonra davalı tarafın markasının 13 ve 35. sınıfta terkin edildiği halde, davacı tarafa ait ... markasının 35. sınıfı ihlal eder şekilde tabelada kullanıldığı, yine 13. sınıf ürünlerin tanıtım ve pazarlamasında ... ibaresinin birebir kullanıldığı, söz konusu kullanımın; 13. ve 35. sınıflar yönünden benzer ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimali olduğundan, markaya tecavüz olduğunun tespiti ve men'i'ne karar vermek gerektiği, Marka hakkına tecavüzden dolayı markalar kanunu 62/1-b maddesinde, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin maddi zararın tazminini isteyebileceği belirtildiğinden, marka sahibinin 66. madde gereği zararını isteyebileceğinden marka sahibinin bu konuda seçimlik hakkı olup, davacının lisans bedeline dayalı talepte bulunduğu, ancak lisans bedeline ilişkin mahkemeye herhangi bir örnek lisans sözleşmesi sunmadığı, sadece İTO'dan gelen kayıtlara göre ciro üzerinden %15 lisans bedeli olabileceğini beyan ettiği, davalı tarafın 21.05.2014 - 28.11.2014 tarihleri arasında toplam cirosunun 1.024.748.91 TL olduğu, değerler farklı mal ve ürün satışına ilişkin olduğundan, markanın etki edebileceği lisans değerinin tam olarak belli olmadığı, davalı tarafın cirosu, markasının değeri, davacının hak ihlali olan sınıflar yönünden borçlar kanunu hükümleri dikkate alınarak zararın tam olarak belirlenmesi mümkün olmadığından, hakkaniyet gereği 60.000,00 TL maddi tazminatın, davalı tarafın hükümsüz sayılan sınıflar yönünden davacının tescilli markasını kullanmakta ısrarcı davranması, izinsiz kullanım nedeniyle tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları hakkaniyet gereği 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün kesinleştiğinde ilanına'' karar verilmiştir. Dairemizin 14/10/2021 tarih  2020/1663 E. 2021/1161 K. Sayılı kararı ile;  \"taraflar arasında düzenlenmiş lisans sözleşmesi olmadığı gibi, ticaret odası ya da meslek kuruluşlarından emsal sözleşme örnekleri bulunamamış, ticaret odasınca lisans bedelinin hesaplanmasında markaya ait ciroya yüzde olarak uygulanacak miktarın %15 olduğu belirtilmiş olup, mahkemece bildirilen oran üzerinden hesaplama yaptırılarak hakkaniyet ilkesine göre tazminat takdiri yapıldığından, paranın satın alma gücü, davacı tarafın ciro rakamları nazara alındığında fahiş  olduğuna ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin 3 numaralı, davalı vekilinin tüm (1-2-3-4-5-6 numaralı) istinaf sebeplerinin reddine, davacı vekilinin 1-2 ve 4 numaralı istinaf sebebinin kabulü ile gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkeme kararının 6100  Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davalı vekilinin istinaf isteminin REDDİNE, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen KABULÜ'ne,\"karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi 18/10/2022 tarihli kararı ile; '' Dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporuna göre dava ve olay tarihi itibarıyla SMK 155 maddesi yürürlükte bulunmadığından o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ve yargı kararları ışığında davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne dair kararın kesinleşme tarihi olan 21.05.2014 kesinleşme tarihi ile, dava tarihi olan 28/11/2014 tarihi arası süre ile sınırlı olmak kaydıyla  davacının tazminat seçeneği olan lisans seçeneği, davalının bu süre zarfındaki cirosu ve İTO'dan gelen yazı cevabına göre davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarının 103.142,54 TL olduğu anlaşılmakla bu tutar yönünden davacının maddi tazminat talebi kabul edilmiş, fazlaya dair maddi tazminat talebi reddedilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, davalının eylemi aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden tecavüzün niteliği,  davalının elde ettiği gelir, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 50.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden faize hükmedilmemiştir. Tecavüz tespit edilmiş olmakla ayrıca hükmün ilanına, \" gerekçesi Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davacı adına tescilli \"...\" esas unsurlu markasının davalı tarafından tabela ve internet üzerinde kullanmasının davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, davalının  tabelalarında kullanılan \"...\" ibareli kullanımın sökülmek suretiyle, internet üzerindeki kullanımının \"...\" ibaresi kullanımlarının engellenmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, davacının maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 103.142,54 TL maddi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, izinsiz kullanım nedeniyle kullanımın niteliği, markanın değeri, hakkaniyet gereği 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair tazminat taleplerinin reddine, karar kesinleştikten sonra hüküm özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere trajı en yüksek beş gazeteden birinde ilanına, karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hüküm kısmına katıldığını, maddi ve manevi tazminat miktarın yönünden kararın usulsuz olduğunu, takdir edilen tutarların müvekkili şirketin zararını karşılamayacağını, karara esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarınında mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti.  23.07.2003 yılında İMES Sanayi Sitesi içerisinde 1.200 m2 kapalı kullanım alanında modern üretim tesisiyle sportif amaçlı av tüfeği üretmek amacıyla kurulduğunu, 2005 yılında tanıştığı uluslararası ... firmasıyla 2007 yılında çalışmaya başlayarak direk Amerika Birleşik Devletleri'ne ihracata başladığın, iç piyasa satışları dışında yurt dışına da  bitmiş tüfek ve tüfek yedek parçaları imalatı yaptığını,  dünyanın önde gelen silah markası olan ... ve ... grubunun da önemli tedarikçilerinden biri olduğunu, davalının müvekkilinin markasını kullanarak satışlar yaptığını mahkemece bunun tam olarak araştırılmadığını, sadece davalının ticari defterleri ve kayıtlar üzerinden bilirkişi raporu alındığını, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığını, davalının müvekkili şirketin markasına tecavüzde bulunduğunu, davalı müvekkilinin markasında ve ünvanındaki \"...\" ibaresini kullandığını, mahkeme bu ibarenin davalının tabelasında ve ticari satış yaptığı internet sitesinde ticaret unvanı olarak kullandığını gözden kaçırdığını, bu konuda da tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davalının tüm cirosu üzerinden hesap yapılması gerektiğini, manevi tazminat yönünden de kararın hatalı olduğunu, davalı marka hakkına tecavüz ettiğinden manevi acıya sebep olduğunu, takdir edilen tazminatın daha fazla olacağını, yapılan haksız ve kötü niyetin daha fazla manevi zarar doğurduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasını yeniden maddi ve manevi tazminat hesaplaması yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında belirtildiği üzere müvekkilinin markasal kullanımının bulunmadığını “Davalının, İşyeri Dış Mekân Tabelalarında Ve Faaliyetleri Sırasında Kullandığı Araçları Üzerindeki Reklam Ve Tanıtım Amacıyla “...” ibaresinin kullanmasının kendisine ait ... nolu markanın tescili kapsamında bir kullanım olduğunu, davacının tescilli markasındaki 35. sınıf kapsamında bir kullanım olmadığını, www...com internet sitesinde inceleme yapıldığında, 13.03.2016 tarihi itibariyle dava konusu markasal kullanıma rastlanmadığını, müvekkilinin mahkeme kararı ile terkin edilmeden önce, kendisine ait ve kullanımda bulunan ... markasını tescil edilmiş olan sınıflar yönünden kullanmasının yasal hakkı olduğunu, davacının faturalarda markasını ve ticari ünvanını kullanıldığının iddiasının asılsız olduğunu, müvekkilinin faturalarında markasal kullanım olmadığı ve herhangi bir ihlalden söz edilemeyeceğini, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, ekonomik bir değerininde bulunmadığını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2011/403 E. 2013/261 Kr. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda “Davacı firmanın ağırlıklı olarak av tüfeği imalatı yaptığı; diğer silah türlerine yönelik bir üretiminin olmadığını. iç piyasaya yönelik ticari faaliyetinin olmadığının sabit olduğunu, iç piyasa da bilinen bir marka olmadığını, mahkemece hükmedilen maddi tazminatın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilin satışını yaptığı tüfekler hiçbir şekilde kendi üretimi, markası veya davacının markası olmayıp başka üretici firmaların tescilli markalı ürünleri olduğunu, tutulan ticari defterlerin zamanında ve usulüne uygun tutulduğunu, yurtdışı satışının olmadığının defterlerle sabit olduğunu, dosyada bulunan fatura ve kayıtlardan görüleceği üzere,  müvekkilin 21.05.2014-28.11.2014 tarihleri arasındaki AV TÜFEĞİ satış rakamı ise kdv dahil 130.108,50 TL olduğunu, bilirkişi bu rakam üzerinden %15  hesaplama yapması gerekirken bu rakam üzerinde hesaplama yapmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporunun eksik olduğunu, hükme esas alınan raporla verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacı tarafından istenilen manevi tazminat talebinin hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulünü, mahkeme kararının kaldırılmasını, mahkemece müvekkili lehine yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, marka hakkında doğan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebidir. Davacı tarafından davalının müvekkil adına tescilli ... sayılı \"...\" markasına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Bakırköy FSHMM 2011/403 E. 2013/261 K. sayılı kararında tarafların aynı olduğu, dava konusunun marka hükümsüzlüğü davası olduğu, davalı tarafın \"...\" ... sayılı markasının 13 ve 35. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve davalı tarafın ticaret unvanındaki \"İSTANBUL\" ibaresinin çıkarılmasına karar verildiği, iş  bu kararın Yargıtay tarafından onanması neticesinde, karar düzeltme yoluna da başvurulmadığından 21/05/2014 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece ilk verilen kararda davanın kısmen kabulü ile, davacıya ait ... markasının tabela ve internet üzerinde kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ve menine 60.000,00 TL maddi tazminatın ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Davacı vekili 10/12/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini maddi tazminat yönünden 1.000.000,00 TL olarak artırmıştır. Mahkemece verilen kararın istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin iade kararında davalının davacı markasına 13. sınıfta tecavüzü tespit edildiğine göre, markaya ait ciroya % olarak uygulanacak miktarın tespitinde yurtiçi ve yurtdışı satışının tamamının dikkate alınması gerekirken bu hususun dikkate alınmadığı ve 26/11/2015 tarihli bilirkişi raporunda yurtiçi satışların 5.509.293,25 TL olarak gösterildiği, 30/11/2016 tarihli ek raporda, yurtiçi satışların 1.024,748,91 TL olarak gösterildiği, aradaki farkın nedeni açıklanmadığı, bilirkişiden ek rapor alınarak aykırılığın giderilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacıya ait markanın; \"...\" ... tescil numarası ile 13-28 ve 35. sınıflarda tescilli olup, davalıya ait \"...\" markasının 10/06/2010 koruma ve 21/09/2011 tescil tarihli, 25. ve 41. sınıflarda ... tescil numaralı olduğu görülmüştür. 26/11/2015 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; Küçükçekmece C. Başsavcılığı'nın 2014/22969 soruşturma dosyasına sunulan 20/08/2014 tarihli raporda;  \"...\" ibaresinin ... tarafından bina üstü tabela ve arabaları üzerinde kullanıldığı, bu kullanımın ...'a ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 35. sınıftaki \"reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil)\" kapsamında kaldığı ve markanın iktibas edilmesi suretiyle davacının marka hakkına tecavüz edildiğinin bildirildiği, görüntülere yer verildiği, Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2014/813 Esas sayılı dosyasına sunulan 03/03/2015 tarihli raporda, 1 dakika 14 saniye süreli video kaydından alınan 12 adet fotoğrafa yer verildiği, her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde; davalının markasının 41. sınıfta atış poligonu hizmetlerinde, bir hizmet markası olarak tescilli olduğundan, davalının iş yeri dış mekan tabelalarında ve faaliyet sırasında kullandığı araçlar üzerinde, faaliyet verdiği hizmette (kullanımlarda atış poligonu ifadesi olduğundan) reklam tanıtım amacı ile ... ibaresini kullanmasının, markasının tescilli hakkı kapsamında olduğu, davacının tescilli olduğu 35. sınıfta kalmadığı, www...com. İnternet sitesinden alındığı tarih tespit edilemeyen internet çıktısının incelenmesinden, internet sitesinde kullanımın ise, davacının marka tescili kapsamında 13. sınıfa giren bir kullanım olması nedeniyle, marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, maddi tazminat talebi kabul edilir ise; emsal lisans bedeline göre 2.777.634.31 TL olabileceği belirtilmiştir. 14/03/2016 tarihli Bilişim Uzmanı Bilirkişi raporunda; www...com. internet sitesinin geçmiş kayıtlarının incelenmesinde, 26/03/2011-23/09/2014 tarihleri arasında \"...\" ibaresi ile \"...\" şeklinde logo kullanımının mevcut olduğu, 22/11/2014 tarihinden sonra markasal kullanım bulunmadığı, Bilişim Uzmanı bilirkişiden alınan rapor ile birlikte tevdii  üzerine alınan raporda; kök raporda yer alan davalının dış mekan tabelaları ve ticari faaliyeti sırasında kullandığı araçlar üzerindeki markasal kullanımın markasının tescilli olduğu 41. Sınıf kapsamında olduğu yönündeki görüşten dönülmesini gerektiren bir durum tespit edilemediğinden, kök rapordaki görüşün muhafaza edildiği, yapılan ek incelemede davalının markasının kısmen hükümsüzlüğüne dair kararın kesinleşme tarihi olan 21.05.2004  tarihindeki faturalardaki markasal kullanımın ... şekil biçiminde olup, İstanbul ibaresinin bulunmadığı, faturalarda ... kelimesinin ticaret unvanı gibi kullanıldığı, markasal kullanım olmadığı, internet sitesi kayıtlarında da  İstanbul kelimesinin ticaret unvanı içinde kullanıldığı, ... biçiminde olduğu, geçmiş kayıtlara bakıldığında 27/05/2014 tarihli ekran görüntüsünde, davalının ticari işletmesinden ... Plaza & atış poligonu olarak söz ettiği, bunun dışında e-ticaret hizmeti veren www...com.tr alan adının bulunduğundan bahsettiği, davalının atış poligonu hizmeti vermek dışında silah, tüfek ve benzeri 13. sınıf dahilinde de ticari faaliyetinin bulunduğu ve bunu mağazacılık kapsamında 35. sınıfta yürüttüğü, davalının bir işletme adı olarak diğer ticari işletmelerden ayırt etmek için internet sitesinde kullandığı, ... Plaza & Atış poligonu tanıtıcı işaretinin markasal bir kullanım olarak düşünülebileceği, mahkemece davalının internet sitesinde mağaza adını ... ifadesinde belirtmesinin markasal kullanım olarak kabul edildiğinde, 13 ve 35. sınıflarda tescilli İstanbul Silah markası ile işaret (marka) ve/veya işletme düzeyinde bir bağlantı kurulmasına sebep olacağına ve davacının marka hakkının ihlali olabileceği kanaatine varılır ise, maddi tazminatın 103.142,54 TL olabileceği belirtilmiştir. Mahkemece iade kararımız üzerine bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, bilirkişi heyetine ait 18/06/2022 tarihli raporda; Davacı tarafın, daha önce hazırlanan bilirkişi raporlarında, lisans bedeline yönelik hesaplama yapılırken, davalı tarafın satışlarının tamamı üzerinden hesaplama yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığı, davalı tarafın 2014 yılında yurtdışı satışının bulunmadığı, davacı tarafın, davalı tarafın haksız kullanımların nedeni ile 21.05.2014 - 28.11.2014 tarihleri arasında ki 13. Sınıf emtia satışlarından elde ettiği toplam satış hasılatı ve İTO nun görüşü doğrultusunda yapılan hesaba göre, davalı taraftan 103.142,54 TL.” sı lisans bedeli talep edebileceği, 26.11.2015 tarihinde hazırlanan kök raporda tespit edilen 5.509.293,25 TL.” yurtiçi satış hasılatının, davacı tarafın ticari kayıtlarının ve mali tablolarının incelenerek tespit edildiği, 30.11.2016 tarihinde hazırlanan kök raporda tespit edilen 1.024.748,91 TL.” yurtiçi satış hasılatının ise, davalı tarafın ticari kayıtları ve mali tabloları incelenerek tespit edildiği, iki rapor arasındaki farkın buradan kaynaklandığı, İTO tarafından emsal lisans sözleşmeleri için gönderilen cevap yazısında, dava konusu markaya yönelik satış cirosunun 9615 nin lisans bedeli olarak hesap edilebileceği görüşü doğrultusunda, 30.11.2016 tarihli ek raporda yapılan hesaplamalarda olduğu gibi, davalı tarafın dava konusu markaya yönelik satışları üzerinden hesaplama yapılmasının daha doğru olduğu, belirtilmiştir. Bakırköy 1. FSHHM 'nin 2011/403 Esas, 2013/261 Karar sayılı 21-05-2014 kesinleşme tarihli  mahkeme kararından sonra davalı tarafın markasının 13 ve 35. sınıfta  terkin edildiği halde davacı tarafa ait ... markasının 35. Sınıfı ihlal eder şekilde tabelada kullandığı yine 13.sınıf ürünlerin tanıtım ve pazarlamasında ... ibaresinin birebir kullanıldığı söz konusu kullanımın 13 ve 35 sınıflar yönünden benzer ve ortalama tüketici nezdinde karıştırma ve bağlantı kurulma ihtimali olup markaya yönelik tecavüz olduğunun tespiti ve men'i'ne karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Dairemizin iade kararı üzerine mahkemece bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, raporlar arasındaki farklı görünmesinin sebebinin, 26.11.2015 tarihinde hazırlanan kök raporda tespit edilen 5.509.293,25 TL'si yurtiçi satış hasılatının, davacı tarafın ticari kayıtlarının ve mali tablolarının incelenerek tespit edildiği, 30.11.2016 tarihinde hazırlanan kök raporda tespit edilen 1.024.748,91 TL.” sı yurtiçi satış hasılatının ise, davalı tarafın ticari kayıtları ve mali tabloları incelenerek tespit edildiği, iki rapor arasındaki farkın buradan kaynaklandığının açıklandığı, en son hükme esas alının bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu ve dava tarihi ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilen Bakırköy FSHMM 2011/403 E. 2013/261 K.sayılı kararın 21/05/2014 tarihinde kesinleştiği de gözetildiğinden, bu iki tarih aralığından davacının tazminat seçeneği olan lisans seçeneği üzerinde talep edebileceği maddi tazminat tutarının mahkemece  bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile 103.142,54 TL olarak belirlenmesi dosya kapsamına uygundur. Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı, olayın oluş şekli tarafların kusur durumu göz önünde bulundurulduğunda dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince  ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih ve 2021/284 E., 2022/214 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekilince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  10.461,16 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.615,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.845,87 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ee952175fc55978","SID":"ebe9a66583cd0f1c"}}