{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1652 <br>KARAR NO: 2024/102<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/10/2023<br>NUMARASI: 2021/547 Esas -  2023/866 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ... isimli yatın taraflarınca sigortalandığını, davalının marina hattındaki elektrik kaçağı veya topraklanma hattı yetersizliği nedeniyle yatta hasar oluştuğunu, hasarın davalı kusuruyla ortaya çıktığının eksper raporu ile tespit edildiğini, hasar bedelinin ödenmesi için ihtarname çekilmesine rağmen bedelin ödenmediğini, bu kapsamda başlatılan icra takibine davalıca haksız şekilde itiraz edildiğini iddia ederek, haksız itirazın iptaline ve lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı defilerinin bulunduğunu, hasar bedelinin piyasa rayici üzerinde hesaplandığını, marina topraklama hattında bir eksikliğin bulunmadığını, eksper raporuna karşı sundukları ölçüm raporları kapsamında eksper tespitlerinin yerinde olmadığının görülebileceğini, uzman raporu kapsamında eksper tespitlerine itiraz ettiklerini, davacının faiz miktarı ve oranına da itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"uyuşmazlık; davacının, yatı hasar gören sigortalısına ödediği tazminatı davalıdan rücuen talep edip edemeyeceği, yatta meydana gelen hasarın sebebinin ne olduğu, hasarın doğmasında varsa tarafların kusur oranlarının ne olduğu, ödenen tazminatın gerçek zararı karşılar nitelikte olup olmadığı ve icra takibine itirazın yerinde olup olmadığına  ilişkindir. Zamanaşımı definin incelenmesinde; davanın sigorta tazminatı bedelinin rücuen tahsili talebine ilişkin olduğu, bu halde zamanaşımı süresinin iki yıl olduğu, davacının tazminat bedelini 20.08.2019 tarihinde ödediği, zamanaşımının 20.08.2021 tarihinde dolacağı, işbu davanın ise 01.07.2021 tarihinde açıldığı, ayrıca alacağa ilişkin 29.01.2020 tarihli takip ile de zamanaşımının kesildiği dikkate alınarak yerinde görülmeyen zamanaşımının reddine karar verilmiştir. (...) Raporlar özetle; hasarın galvanik korozyon (kaçak akım yolu ile) sebebi ile gerçekleşmediğini, hasarın malzemenin uzun süre deniz suyu ile olan teması veya malzeme kalitesi ile ilgili sorun sebebiyle veya dış yüzeyin koruyucu tabanının aşınması, erimesi/zayıflaması yolu ile gerçekleşmiş olabileceğini değerlendirilmiştir. TTK.'nun 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortalısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Somut olayda; davacının, yat poliçe kapsamında 25.04.2019-25.04.2020 tarihleri arasında hasar gören yatın sigortacısı olduğu,  19.07.2019 tarihinde 4.180,77-Euro, 20.08.2019 tarihinde 737,48-Euro olmak üzere toplam 4.918,25-Euro hasar ödemesini  yaptığı ve sigortalısının haklarına halef olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce karara esas olarak alınan 12.03.2023 tarihli esas ve eki rapor ile hasarın  kaçak elektrik sebebiyle gerçekleşmediği kanaatinin bulunduğu belirtilmiş olmakla,  eksper raporunda yer verilen 2.3 Volt DC kaçak akımın kaynağının güvenlik kamerası olabileceği yönündeki tespite karşı, 2.3 volt akımın elektrolize sebebiyet verebileceği fakat marinadaki kamera hattını besleyen elektrik hattının alternatif akım olduğu, herhangi bir kaçağın elektrik panosundaki kaçak akım koruma cihazı ile engelleneceği, 18.02.2019 tarihindeki topraklama test değerinin 1,25 ohm olduğunu, değerin Yönetmelik ile belirlenen sınırlar dahilinde olduğu, Hasarın gerçekleştiği  tarihte birbiri ile yan yana demirli duran üç ayrı teknede  korozyon görülmesinin, 3 tekneden birinde meydana gelen arıza veya kaçak akım nedeniyle sorunun duba (ponton) üzerinden diğer teknelere sirayet etmesinden kaynaklanabileceği, bu teknelerde ölçüm yapılmadığından  bu ihtimalin doğruluğunun tespit edilemeyeceği  belirtilmiştir. Davacı tarafça dosyada mevcut bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu iddia edilmekle, ilk raporda yer alan elektrik kaçağına ilişkin değerlendirmelerin salt eksper raporundaki tespitlerin tekrarından ibaret olduğu, davalının itirazlarına cevap verir nitelikte yeterli açıklamanın yapılmadığı, ilk raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli nitelikte bir bilirkişi raporu  olmadığı değerlendirildiğinden bu itiraz yerinde görülmemiştir. Davacı ikinci heyet raporunda güncel duruma ilişkin değerlendirmeler yapıldığını, hasar tarihindeki tespitlerin dikkate alınması gerektiğini belirtmekle; raporda marinadaki elektrik hatlarına, elektrik kaçağı durumuna ilişkin güncel duruma yer verilmiş ise de ilk bilirkişi raporu ve dolayısıyla eksper raporunda yer alan ve rücu talebine dayanak olan ölçüm ve iddialar (deniz suyunda ölçülen kaçak elektrik akımının olası sebepleri, güvenlik kamerasındaki elektrik enerjisinin bu ölçümün kaynağı olup olmayacağı,  ölçülen topraklama değerinin normal sınırlarda olup olmadığı, yatın pervanesinde tespit edilen deliğin kaçak elektrik ile meydana gelip gelmeyeceği hususları) heyetçe incelendiğinden  bu itiraz da yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda, yatta meydana gelen hasarın, marinada medyana gelen bir kaçak elektrik sonucunda oluştuğu iddia edilmişse de;  bilirkişi heyetince hasarın kaçak elektrik nedeniyle gerçekleşmediği, bunun yanında hasar tarihinde dubada (ponton) ölçülen kaçak akımın kaynağının hasar gören diğer teknelerden biri olup olmadığının tespitine yarar verinin bulunmadığı, eksper raporu ile deniz suyunda ölçülen kaçak akımın kaynağının dubada (ponton) bulunan güvenlik kamerası olabileceği belirtilmişse de, bu tespitin bir ihtimalden ibaret olması bir yana bilirkişi raporu ile kameradaki akımın doğru akım değil alternatif akım olduğu, kaçak elektrik akımının doğru akım olacağı ve kaçak akım kontrol cihazı ile kamerada meydana gelebilecek herhangi bir kaçağın engellenebilir nitelikte olduğu değerlendirildiğinden, söz konusu hasarın davalının kusuru ile meydana geldiği ispat edilemediğinden davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporlar arasında oluşan mübayenetin giderilmesine yönelik talebinin hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, hükme esas alınan kök ve ek raporun tamamiyle keşif tarihinde(10.02.2023) yapılan güncel ölçümler esas alınarak düzenlenmiş olduğunu, hasar tarihinin 05.05.2019 olduğunu, hasar tarihinden keşif tarihine kadar, yaklaşık 4 yıllık bir süreçte davalı tarafından her türlü bakımların yapılarak eksikliklerin giderilmiş olacağının aşikar olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından anılan eksper raporunda yapılan incelemeler ve tespitlerden  \"... aynı pontona bağlı olan ve aynı hattan marina sahil elektriği alan birbiri ile aralıklı bağlı olan 3 ayrı teknede elektroliz, korozyon görülmüş olması,\" hususunda; tamamiyle afaki ve hayali ihtimallerle karşı çıkıldığını, hiçbir delil bulunmamasına rağmen tamamiyle afaki bir yorumla diğer teknelere kusur atfedildiği görülmekte olup her ne kadar mahkemece eksper raporundaki tespitlerin dikkate alınmamışsa da; eksper raporunun hasarın hemen akabinde, alanında uzman farklı kurumlardan destek ve rapor alınarak yerinde teknik inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiğini, şu halde ekspertiz raporu ve diğer belgeler ışığında davaya konu olay sonucunda meydana gelen maddi hasardan; %100 oranında davalının sorumlu olduğunun açıkça ortada olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücueh tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, yatta meydana gelen hasardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davacının sigortalısı ... ile davalı arasında ... isimli yata ilişkin 15/05/2015 başlangıç ve 15/02/2020 bitiş tarihli yat bağlama sözleşmesi imzalanmıştır.Dava dışı  ... ait ...  isimli yat 25/04/2019-2020 tarihleri arasında davacı tarafından mavi dalga yat poliçesi ile sigortalanmıştır.Sigortalının ihbarı üzerine ekspertiz raporu alınarak hasar bedeli davacı tarafından sigortalısına ödenmiştir.Davacı tarafından sigortalısına ödenen 4918,25 TL, davalıdan talep edilmiş ancak davalı tarafça bir ödeme yapılmamıştır.Bunun üzerine davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"sigortalıya ait teknede meydana gelen hasardan kaynaklanan rücuen tazminat alacağı\" sebebine dayalı olarak 4.918,25 € asıl alacağın 124,23 € TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 29/01/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(TKHK)'un 3/1 maddesinin (k) bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici; (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. TKHK'un 73/1. Maddesinde de, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun’un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceği de 83’üncü maddesinin ikinci bendinde açıklanmıştır.Somut olayda, davacı sigorta şirketince, dava dışı ... ait yat \"mavi dalga yat poliçesi\" kapsamında sigortalanmış ve teknedeki galvanik korozyon oluşumunun davalı marinanın elektrik hattındaki kusurdan kaynaklı olduğundan bahisle hasar ödenerek halefiyet ilkesi gereğince eldeki rücu davası açılmıştır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararına göre, sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.Dosya kapsamına göre davacının sigortalısının ticari amaçla hareket ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Yat poliçesine konu tekneye, davalı marina tarafından hizmet verilmesinde, davacının sigortalısı 6502 sayılı Kanun'un 3/1.k maddesindeki tanıma uygun olarak tüketici konumundadır. Davalı marina işletmesiyle davacının sigortalısı arasındaki işlem ise tüketici işlemidir. TKHK'nin 73/1 maddesi uyarınca tüketici işlemlerinden kaynaklanan davalara bakma görevi Tüketici mahkemesine aittir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre dava şartlarından olan mahkemenin görevli olması, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden(HMK m. 115/1) ve istinaf aşamasında dahi kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen nazara alınır. Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olduğu nazara alınarak uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.  6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun HMK'nın 114/1-c bendinde mahkemenin görevli olması ve HMK'nın 115/2. Maddesinde de, mahkemece  giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği  düzenlenmiştir. HMK'nın 115/1. Maddesine göre ise, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Buna göre HMK'nın 355. Maddesi uyarınca yalnızca kamu düzenine aykırılık sebebi ile sınırlı olarak bu aşamada davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin yapılan istinaf incelemesi sonunda, istinaf başvurusunun kabulü ile görevsiz mahkemece verilen kararının kaldırılmasına ve dairemizce görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının, HMK.'nun 353(1)a-3 uyarınca usulden KALDIRILMASINA, 1-Kararı veren mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-HMK'nın 20. Maddesi uyarınca, taraflardan birinin, görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf  incelemesine konu kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile İHTARINA,3-HMK.'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve istinaf aşaması dahil yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama harç ve giderlerinin davanın açıldığı mahkemece karara bağlanmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince taraflara resen tebliğine, 5-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf  karar harcının istem halinde  kendisine iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361(1)g. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1142e09349c530bf","SID":"10de2e4e257eb7a2"}}