{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/2275 Esas<br>KARAR NO: 2024/462 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2023/171 Esas- 2023/804 Karar<br>TARİHİ: 31/10/2023 <br>DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi<br>KARAR TARİHİ: 07/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 06.02.2023 tarihli deprem felaketi ve devamındaki artçı depremler nedeniyle davacı bankanın ... Mahallesi, ... Bulvarı, No ... adresinde mukim ... Şubesinin ağır hasar aldığını, binada ve bina içindeki taşıyıcı kolon ve kirişlerde ağır hasar bulunduğunu, mevcut hali ile yapısal hasarlı olduğunun anlaşılmakla can güvenliği nedeniyle binaya girilmesi mümkün olmadığından bina içinde bulunan eşya ve belgelere ulaşılmasının da mümkün olmadığını, netice itibarıyla şube hizmet binasının tamamen kullanılmaz hale geldiğini, yasal otoritelerce enkaz kaldırma çalışmalarının başlanmasının beklendiğini, anılan hizmet binasının hasar durumunu gösterir fotoğrafların dilekçe ekinde sunulduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini, dilekçe ekinde sunulan fotoğraflar ve diğer belgeler kapsamında mahkeme tarafından tespit olunacağı üzere anılan şube binasının kullanılamaz halde olduğunu, hizmet binası içinde bulunan belge ve evrakın tamamının zayi olduğunu, yaşanan deprem felaketi nedeniyle arama kurtarma çalışmalarına öncelik verildiğinden ve artçılar devam ettiğinden yasal otoritelerin yönlendirilmesinin beklendiğini, bölge içindeki zorlu koşullar nedeniyle envanter çalışmasına ancak başlandığını, bu aşamada tespit edildiği kadarıyla davacı bankanın saklamakla yükümlü olduğu belgelerden; müşterilerin imzaladıkları Bankacılık Hizmet Sözleşmeleri, Tüketici Kredi Sözleşmeleri, Taşıt Kredi Sözleşmeleri, Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri, Kiralık Kasa Sözleşmeleri başta olmak üzere her türlü sözleşme, taahhütname, ibraname, beyanname, ihbarname, ihtarname, makbuz, vekaletnameler ve müşterilerden alınan her türlü talimat mektupları, TL ve efektif kasa defteri, ATM lere ait jurnal dökümleri, müşterilere ait dekont ve tutanaklar, bankamatik (ATM) cihazına ait kasa giriş çıkış fişleri, gişe terminal fişleri ve ekleri, senet tevdi bordroları, bankamatik ve kredi kartları teslim tutanakları, çek hesabı açılışında ve mevcut çek hesabından çek defteri verilmesinde 5941 Çek Kanunu gereğince çek müşterilerinden alınan beyan ve belgeler,  diğer bankalar üzerine keşide edilen çekler (Takasa fiziken ibraz edilmeyen) banka üzerine keşide edilmiş çekler, zaman aşımına uğrayan mevduat, emanet alacaklar da dahil olmak üzere müşterilerle imzalanmış her türlü taahhütname, ibraname, beyanname, ihbarname, ihtarname, makbuz, vekâletnameler ve müşterilerden alınan her türlü talimat mektupları, kredi ve istihbarat işlemlerine ilişkin her türlü belgeler, kambiyo işlemlerine ilişkin her türlü belgeler, iade edilmiş teminat mektupları servis föy ve asılları, kıymetli evrak defteri, çek işlemleri merkezinden alınan çeklere ait tutanaklar, ATM'de kalan bankamatik ve kredi kartları tutanakları, tahsil ve teminat senetleri, yasal mevzuata göre alınan taahhütname ve formlar, niteliği bilinmeyen belgeler (saklama yükümlülüğü bulunan) ve ekli listede bulunan bankacılık faaliyetinin yürütümü sırasında müşteri ve üçüncü kişilerle imzalanan sair tüm belgelerin sayılanlarla sınırlı olmamak kaydıyla ağır hasarlı olan, içine girilmesi mümkün olmayan ve yıkılması beklenen şube binasında zayi olduğunu beyanla sayılan belgeler yönünden zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 31/10/2023 tarih ve 2023/171 Esas- 2023/804 Karar  sayılı kararı ile; \"Dava; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 82/7.maddesinde, \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" düzenlemesi yer almaktadır.Davacı vekilince 06.02.2023tarihli deprem sonucu bankanın Pazarcık/Kahramanmaraş Şubesinin ağır hasar aldığını ve kullanılmaz hale geldiğini, hizmet binası içinde yer alan dava dilekçesinde yer verilen ve bankanın saklamakla yükümlü olduğu belgelerin zayi olduğunun tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu ile, davacıya ait ... Mahallesi ... Bulvarı No ... adresinde yer alan Pazarcık/Kahramanmaraş Şubesinin 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremden hasar gördüğü, hasar tespitinin az hasarlı olarak yapıldığı ve itiraz edilmediği, davacının zayi belgesi için süresinde müracaat yaptığı, zayi belgesi alınması için, defter ve belgelerin bulunduğu binanın ağır hasar görmesi veya yıkılmış binanın az hasarlı olması nedeniyle zayi belgesi düzenlenme şartının oluşmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı ... Bankası A.Ş. Pazarcık/Kahramanmaraş şubesine ait hizmet binasında yaşanan deprem felaketi nedeniyle zayi olan evrak ve ticari defterler hakkında TTK 82/7 maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesini talep etmiş ise de; dava dilekçesinde belirtilen ve kullanılmaz hale geldiği iddia olunan belgelerin somut olarak kalem kalem hangi yıllara ait olduğunun ve tarih, sayı ve numaralarının belirtilmediği, evrakların dökümünün somut açıklamalı olarak yapılmadığı, söz konusu belgelerin Pazarcık/Kahramanmaraş Şubesindeki işlemlerle ilgili olarak kullanılmış olup olmadıklarının da anlaşılmadığı, bu nedenle hangi evrağın TTK 82/7 maddesi kapsamına giren belgelerden olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla kesin ve inandırıcı delillerin dava dilekçesinde  belirtilmemesi ve  delil ibrazının sağlanamaması sebebi ile ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece Şube Hizmet binasının az hasarlı olduğundan bahisle verilen ret kararının son derece hatalı olduğunu, ülkemizin 6 Şubat 2023 tarihinde büyük bir deprem felaketi neticesinde büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldığını, müvekkili bankanın ... Mahallesi, ... Bulvarı, No:... adresinde mukim Pazarcık/Kahramanmaraş Şube hizmet binasının yapısal hasar aldığını ve binanın taşıyıcı kolon ve kirişlerinde ağır hasarlı durumda bulunduğunu, hali hazırda can güvenliği tehlikesinin devam ettiğini, artçı sarsıntılar devam etmekte olup bina hasarının gün geçtikçe arttığını, bütün bu somut durum karşısında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın müzekkere yanıtında yer verdiği az hasarlı tespiti dışında Yerel mahkemece bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, bu nedenle TTK m. 82/7'de  yer alan; “Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklindeki düzenlemeye istinaden müvekkili bankaca zayi belgesi verilmesi adına başvuruda bulunulduğunu; Dairemizce de takdir ve tespit olunacağı üzere, müvekkili banka tarafından yapılan başvuruda bir banka şubesinde olabilecek her türlü belgenin zaten listelenmiş olup hayati tehlike devam ettiği için içerisine girilmesi mümkün olmayan bir binada bulunan evrakın Yerel mahkemenin hatalı kararında yer aldığı şekilde çıkarılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sırf bu sebeple, çalışanların riske atılmaması adına anılan şubenin başka bir adreste çalışmaya devam ettiğini, anılan kanun maddesinde mahkemenin gerekli gördüğü delilleri toplayabileceği düzenlemesine rağmen Mahkemece bu yola dahi gidilmediğini, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi usule ve yasaya aykırı olup, dosyaya ibraz edilen delillerin Mahkemece değerlendirilmeksizin eksik inceleme neticesinde karar verildiğini; Zayi belgesi verilmesi talebine konu şube hizmet binası içerisinde zayi olan evraka ilişkin olarak müşteri ve evrak listeleri sunulmuş olmakla birlikte Yerel mahkemece evrakın tek tek dökümünün yapılmaması sebebi ile davanın ispatlanamadığı sonucuna varılmasının hakkaniyete ve gerçek duruma aykırı olduğunu, yaşanan deprem felaketi neticesinde şube hizmet binası içerisine girilemediğinden evrakın tek tek dökümünün yapılması mümkün olmayıp tespit  edilen dijital kayıtların ise mahkeme dosyasına sunulduğunu, Mahkemece bu listeler hiçbir şekilde incelenmeksizin, listelerde dökümü yapılan evrak TTK 87/2 kapsamında olup, olmadığı dahi değerlendirilmeksizin davanın reddi yoluna gidildiğini, kararın bu yönü ile dahi eksik inceleme neticesinde alındığının ortada olup, kaldırılması gerektiğini; Bu yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/12453 Esas 2017/333 Karar sayılı  18.01.2017 tarihli ilamında mahkemece sunulan delillere göre hukuki değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiğine hükmedildiğini, bu itibarla somut gerçeklik bu olmasına, bina içerisinde girilmesi mümkün olmamasına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın müzekkere yanıtında yer verdiği az hasarlı tespitinden, Mahkemece bir inceleme araştırma yapılmaksızın ret kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yaşanan deprem felaketi ve yıkıcı etkilerinin herkesin malumu olduğunu, somut olayda müvekkili banka şubesinin içerisine girilemez hale geldiğinin de açık olduğunu; ÇBS tarafından yapılan hasar tespit çalışmalarının bina dışından gözlem yolu ile yapıldığını ve hasar durumunun askıya çıkarıldığını, bir başka deyişle, binanın dış cephesinin incelemeye alındığını ancak bina içindeki durumun tespit dahi edilmediğini, somut uyuşmazlıkta müvekkili bankanın Pazarcık Şube hizmet binası olarak hizmet verdiği taşınmazın yapısal  hasar aldığını ve binada taşıyıcı kolon ve kirişlerinde ağır hasarlı durumda olması nedeni ile içeriye girilmesinin mümkün olmadığını ve ancak hak düşürücü süre içerisinde TTK madde 82 gereği müvekkili bankanın saklamakla yükümlü olduğu belgelerin zayi olduğunun tespitinin zaruri hale geldiğini, hal böyleyken, Yerel mahkemece sadece askı kayıtlarına bakılarak yapılan bu tespit son derece eksik ve hatalı olup, kararın kaldırılması gerektiğinin apaçık ortada olduğunu, müvekkili bankanın huzurdaki dava konusu şube hizmet binası dışında da birçok hizmet binasının 6 Şubat tarihli depremde hasar aldığını, müvekkilince, huzurdaki dava konusu ile aynı taleplerle başvuruda bulunulmuş olup, anılan Mahkemeler tarafından usule, yasaya, hakkaniyete ve somut durumun gerçekliğine uygun olacak şekilde davaların kabulü yönünde kararlar verildiğini, söz konusu Mahkemelerce, gerekçelerinde binaların içine girilemediğine işaret edilerek ve belgelerin zayi olduğu takdir ederek kabul kararı verildiğini, Mahkemece verilen ret kararının alınan usul ve yasaya uygun kabul kararları karşısında hatalı olduğunu; Mahkemece verilen ret kararının müvekkili bankanın adil yargılanma hakkının ihlali neticesini vermekte olup müvekkili bankanın zayi belgesi başvurusunda hukuki yararı bulunduğunu, gerek müvekkili bankanın tarafı olduğu/olacağı hukuki uyuşmazlıklar, gerekse ticari iş ve işlemleri, gerekse ileride resmi makamlar tarafından bilgi/belge isteminde bulunulması bakımından müvekkili bankaca huzurdaki davanın ikame edildiğini ve zayi belgesi verilmesi talebinde bulunulduğunu, halihazırda müvekkili bankanın tarafı olduğu uyuşmazlıklarda Mahkemelerce müvekkili bankaya müzekkereler gönderilmekte olup ve bilgi ve belge isteminde bulunulduğunu, Mahkemece verilen ret kararının müvekkili bankanın adeta elini kolunu bağlamakta olup, müzekkere yanıtları bakımından müvekkili bankayı çaresiz bir duruma düşürdüğünü, bunun da ötesinde verilen ret kararının tarafı olduğu uyuşmazlıklar bakımından müvekkili bankanın adil yargılanma hakkının ihlali niteliğini taşıdığını, verilen ret kararının müvekkili bankanın ispat yükümlülüğü bulunan haller bakımından müvekkili banka aleyhine sonuçlar yaratacağının tartışmasız olduğunu; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/161 E., 2023/227 K. sayılı İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/151 E., 2023/249 K. sayılı ve İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/148 E., 2023/168 K. sayılı kararlarında tüm belgelere ilişkin olarak genel anlamda zayi belgesi verilmesinin hem müvekkili banka, hem de müşterileri yararına olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verildiğini, somut gerçekliğin huzurdaki davada da aynen geçerli olduğundan bahisle Mahkemece kabul kararı verilmesi gerekirken ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, netice itibariyle, dosyada mübrez müvekkili banka delillerinin, beyan ve açıklamalarının, emsal mahkeme kararlarının bir bütün halinde eksiksiz incelenmesi neticesinde Yerel mahkemece kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu hususu tespit edilebilecek olup, haksız, hukuka ve somut olay özelliklerine aykırı gerekçelere dayalı olarak verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla Yerel mahkemece verilen red kararının kaldırılarak taraflarına zayi belgesi verilmesi gerektiği yönünde karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 82/7. maddesi gereğince açılmış zayi belgesi verilmesi talebine ilişkindir. Davacı, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem sonucu bankanın Kahramanmaraş/Pazarcık Şubesinin bulunduğu binanın ağır hasar aldığını ve kullanılmaz hale geldiğini, hizmet binası içinde yer alan ve dava dilekçesinde yer verilen bankanın saklamakla yükümlü olduğu belgelerin zayi olduğunu iddia ederek zayi belgesi verilmesini talep etmiş, Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.  TTK'nın 82/7. maddesinde; \"Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Yukarıdaki düzenleme uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler için zayi belgesi verilebilmesi, defter ve belgelerinin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunmasına ve zayinin tacirin iradesi dışında bir durum nedeniyle meydana gelmiş olmasına bağlıdır. TTK'nın 82. maddesinde neler için zayi belgesi verilmesi istenebileceği tahdidi olarak gösterilmemiş, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerden söz edilmiştir Bu nedenle, talebe konu belgelerin somutlaştırılması gerekmekte olup, genel kapsamlı bir zayi kararı verilmesi de mümkün değildir. ( Yargıtay 11. HD; 08.12.2014 tarih ve 2014/12543 E.-2014/19170 K. sayılı ilamı) Yine, ticari defter ve belgeleri için zayi belgesi düzenlenmesini talep eden tacirin, zayi olduğunu iddia ettiği ticari defter ve belgelerin mevcudiyetine karine teşkil edecek ve bu konuda olumlu kanaat edinmesini sağlayacak bilgi ve belgeleri ibraz etmesi gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; ilk derece mahkemesi gerekçesinde yer verildiği üzere, dava dilekçesinde belirtilen ve zayi olduğunun tespiti istenen belgelerin hangi yıllara ait olduğu, tarih ve sayı noları belli olmadığı gibi talep konusu belgelerin Kahramanmaraş/Pazarcık Şubesi'nin işlemleri ile ilgili olup olmadıklarının da belirli olmadığı, davacı tarafça evrakların tek tek tespitinin yapılamadığı, genel anlamda tüm belgeler için zayi kararı verilmesinin talep edildiği, bu şekilde bir zayi kararı verilemeyeceği, öte yandan Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 7440 Sayılı Kanun Genel Tebliği (Seri no:2)'nin 15. maddesi uyarınca 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle zayi belgesi verilebilmesi için defter ve belgelerin bulunduğu binanın ağır hasar görmesi veya yıkılmış olmasının gerektiği, Kahramanmaraş Valiliği nezdinde yapılan incelemeler neticesinde davacı bankanın Kahramanmaraş/Pazarcık Şubesi'nin bulunduğu binanın az hasarlı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından bu tespite itiraz edilmediği, tebliğ uyarınca zayi kararı verilemeyeceğinin tespit edildiği, Mahkemece de Kahramanmaraş Valiliği'nden aynı hususun sorulduğu, verilen cevapta anılan binanın az hasarlı olduğunun ve az hasarlı binalara gerekli önlemler alınarak girilebileceğinin bildirildiği, buna göre davacının defter ve belgelerinin deprem nedeniyle zayi olduğunu da ispat edemediği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde davacıya iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince davacıya tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a019267d74462094","SID":"95eb875d29f3212e"}}