{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/110 <br>KARAR NO: 2024/152<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/09/2020\t<br>ESAS NO: 2018/831 <br>KARAR NO: 2020/494<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 19/09/2018<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, taraflar arsaında 09/11/2015 tarihinde ... Online rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi, ... Hotel Kanal Yönetimi Programı Kullanım Taahhütnamesinin yapıldığını, bu sözleşmelere göre davacı şirketin servis sağlayıcısı, karşı tarafın ise otel ismi ile belirtildiğini, sözleşmeye göre davacı şirketin otel için özel olarak dizayn edilmiş otellere ve otel gruplarına çevrimiçi otel rezervasyon dağıtım sistemine erişim için gerekli kurulumları yaptığını, davacının sözleşmeye uygun yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini ve hizmet bedellerini ödemediğini, fatura bedellerinin ödenmemesi ve sözleşme hükümlerine aykırı davranılması nedeni ile davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazının tamamen alacağın tahsilinin gecikmesi amacına yönelik olduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takibe ve işbu davaya dayanak gösterdiği sözleşmenin 09/11/2015 tarihinde davalı ile şirket yetkilisi arasında yapıldığını, şirket yetkilisinin imzası olmadan düzenlenen sözleşmeye göre, davacının kendi üzerine düşen edimleri yerine getireceğini ve bunun karşılığında komisyon ücreti alacağını, davcı şirket yetkilisi ... tarafından davalıya sözleşme imzalatılırken verilen sözlerin, taahhütlerin ve sözleşmede belirtilen hususların hiç birisinin yerine getirilmediğini,  sözleşmeyi imzalamadan önce davalının oteline ait bir internet sitesi yapılacağını, internetten otel aramalarına davacının otelinin ön sıralarda çıkacağını, rezervasyon ve satış için diğer otel arama siteleriyle organize bir şekilde çalışacağının, bunun için ayrıca bir rezervasyon ve satış butonu konulacağını, dolayısıyla davalının otelinin müşteri portföyünün genişleyeceği ve sezon başlamadan önce rezervasyonların yapılacağının taahhüt edildiğini, davacının üzerine düşen taahhütlerinin hiçbirisini yerine getirmediğini, davalının davacı ile yazışmalar yapmış olmasına rağmen hiçbir gelişme olmadığını, davacının, kendisinin yaptırmamış olduğu rezervasyonlar için de fatura düzenlediğini ve bir nevi otele ortak olduğunu, bu faturaların bir kısmını davalının iyi niyetli olarak ödediğini, davacı şirket hakkında sonradan yapılan araştırma neticesinde davacının sözleşme imzalayan başka otellerle de aynı sorun ile karşı karşıya kaldığını, onlarla da davaların devam ettiğinin öğrenildiğini, davanın haksız olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"taraflar arasında 09/11/2015 tarihli ... Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi, ... Hotel Kanal Yönetimi Programı Kullanım taahhütnamesinin yapıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme ve taahhütname gereği davalının edimlerini yerine getirmemesi  nedeniyle talep edilen cezai şartın ve cari hesap alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine davalının itirazı noktasında toplandığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilgisayar mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre,  davacı tarafın bilişim sistemi üzerinde tutulan digital kayıtlar ve dosya üzerinde yapılan araştırmaların bütünlük oluşturacak şekilde değerlendirilmesinde davacı tarafından sözleşme konusu hizmetin verildiğinin tespit edildiği,  ayrıca bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemeler sonucunda tanzim olunan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın icra takip tarihi itibariyle icra dosyasında takibe konu fatura sebebiyle davalıdan 126,20Euro asıl alacak, 126,23Euro işlemiş faiz talep edebileceği, davacı ticari defterlerine göre davacı ile davalı arasında 31/12/2016 tarihinden sonra başka hizmet vb.olmadığı gibi davalı tarafından yapılmış bir ödemenin de olmadığı, davacı tarafından bu tutarı davalıdan tahsiline yönelik talebinde haklı olduğu, davacı tarafın icra takibinde 119,20Euro işlemiş faiz talep ettiği, bu doğrultuda davacının talebiyle bağlı kalınarak davacının davalıdan 126,20Euro asıl alacak ve 119,20Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 245,46Euro alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, yine davacı tarafça sözleşme kapsamında olan hizmetin verilmesi nedeniyle davacının talep edebileceği karşılığın süresinde ödenememesinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ve sözleşmenin 10. Maddesi uyarınca  davacı tarafça 3.000Euro cezai şartı talep edebileceği, tarafların tacir olması nedeniyle cezai şartın fahiş olduğunun iddia edilemeyeceği kanaatine varılmakla, davalının İstanbul ... İcra müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 126,20 EURO asıl alacak, 119,26 EURO işlemiş akdi faiz ve 3.000,00 EURO cezai şart yönünden, asıl alacak yönünden takip tarihinden alacak tamamen ödeninceye kadar işleyecek aylık %5 akti faiz, cezai şart yönünden ise takip tarihinden alacak tamamen ödeninceye kadar  3095 sayılı yasanın 4/a maddesi kapsamında devlet bankalarının yabancı parayla açılmış 1 yıl vadeli EURO cinsi mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, ayrıca alacağın belirlenebilir olması nedeniyle İİK 67/2 mad uyarınca  asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Ltd Şti tarafından borçlu ... (...) aleyhine 126,20Euro asıl alacak, 119,26Euro işlemiş faiz, 3.000Euro cezai şart alacağı olmak üzere toplam 3.245,46Euro üzerinden takip başlatıldığı, borçlunun borcu olmadığı ve sözleşmeyi fesheden tarafın yükümlülüklerini yerine getirmeyen alacaklı olduğu yönündeki  itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Mahkemece SMMM ve bilgisayar mühendisi bilirkişi heyetinden alınan raporda; davacı tarafından sözleşme kapsamında olan hizmetin verildiğini, icra takip tarihi itibariyle davacının icra dosyasında takibe konu fatura sebebiyle davalıdan 126,20 Euro asıl alacak ve 126,23Euro işlemiş faiz hesaplanmış olsa da, davacı tarafın icra takibine 119,20 işlemiş faiz talep ettiği, talebe bağlı kalınarak davacının davalıdan kaydi 126,20Euro asıl alacak, 119,26Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 245,46Euro alacaklı olduğunu, davacının cezai şart isteminin kabul edilerek olursa alacak miktarının 3.245,46Euro olduğunu, davacının cezai şart isteminin mahkemece kabul edilmeyecek olursa davacının alacak miktarının 245,46Euro olduğunu belirtmişlerdir. Bilirkişi ek raporunda; davacının icra takip tarihi itibariyle icra dosyasında takibe konu faturalar sebebiyle davalıdan 126,20Euro asıl alacak ve 129,10Euro işlemiş olmak üzere toplam 255,20Euro alacaklı olduğunu belirtmişlerdir. 09/11/2015 tarihli ... Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi'nde, davacının servis sağlayıcısı olarak adlandırıldığı ve servis sağlayıcısının oteller için internet üzerinden otel websitesi rezervasyon motoru, çevrimiçi (online) rezervasyon ve otel dağıtım sistemi hizmeti sunduğu, ayrıca otellere pazarlama hizmeti verdiği belirtilmiştir.Sözleşmenin ilgili maddeleri şöyle düzenlenmiştir. ''Madde 2 (g) hizmet bedeli Hizmetler, aylık olarak hizmetin ait olduğu ayın son günü faturalandırılır. Otel hizmetlerin ait olduğu ayı takip eden ayın 15. Günü ilgili faturayı ödemekle yükümlüdür. Bu fatura ödeme günü taraflar arasında kesin vade hükmünde olup vade tarihinde ödenmeyen borçlar ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş kabul edilir. Zamanında ödenmeyen faturalara aylık %5 gecikme faizi uygulanır. Madde 7: sözleşmenin süresi Bu sözleşmenin geçerlilik süresi insan tarihinden itibaren üç (3) yıldır. Bu süre sonunda eğer taraflardan herhangi birinin, sözleşme sona erme tarihinden 90 gün öncesine kadar noter kanalıyla bildirimde bulunmaması halinde, sözleşme üç (3) sene daha uzar. Bu sözleşme bu şekilde devamlılığını sürdürür. Bu sözleşmedeki hak ve borçlar, Otel'in mülkiyetinin değişmesi veya Otel yönetiminin değişmesi durumlarında yeni hak sahibine veya yeni yönetime herhangi bir işleme gerek olmaksızın devredilir ve devamlılığını sürdürür. Servis sağlayıcısı, Otel'in sözleşme hükümlerini uymaması durumunda veya Otel'in tesis ve hizmet kalitesi seviyesini düşürdüğü durumlarda, sözleşmeyi haklı olarak feshetme ve hizmet vermeyi kesme hakkına sahiptir. Madde 10: cezai şart  Otel, iş bu sözleşmeyi haklı bir nedene dayanmaksızın feshetmesi durumunda veya sözleşmedeki borçlarına aykırılık halinden dolayı servis sağlayıcısı tarafından sözleşmenin feshedilmesine sebep olması durumunda, hizmetler karşılığı borçlarına ilave olarak, servis sağlayıcısına senelik otel başı 6000 (altıbin) EURO cezai şart ödemekle yükümlüdür'' hükümleri yer almaktadır. Mail yazışmaları: Davalı 28/04/2016 tarihli mailinde; '' furkan beyin verdiği sözler ve düzenli bir hizmet alamamış ve de mağdur konumunda iken bana gönderilen fatura hiç bir hizmet alamamış olmama rağmen para istenmesini doğru bulmuyorum, ödemeyeceğimi bildirmek isterim. Davacı 24/05/2016 tarihli mailinde ''size verilen sözler nelerdir acaba?'' Davalı aynı tarihli mailinde '' furkan beyi arayıp öğrenin...bu şartlarda sizinle çalışmayacağımı bildirdim. Bana web sitesiyapılacağı söz verildi....tripadvisorı sizin düzenleyeceğiniz, otelin facebook sayfasını sizin düzenleyeceğiniz ve yapılan rezervasyon başına komisyon alacağınız söylenmiştir. Siz hangi rezervasyonu yaptınız otele benden para istemektesiniz?'' Davalı 30/05/2016 tarihli mailinde;....''siz bize müşteri bulun siz de kazanın biz de kazanalım diye bu anlaşmayı yaptığımızı sanıyordum. Faturaları ödemeyeceğimi söylemiştim. web siteme sizin satış butonunuzu koydurdum. Sizi site tanıtım reklamı ve satışından kar etmeye davet ediyorum. Birlikte kazanalım'' Faturalar: 05/08/2016 tarihli rezervasyonlar komisyon bedeli 3,79 Euro, aynı tarihli channel manager 17,16 Euro, 06/09/2016 tarihli  channel manager 6,79 Euro, 06/10/2016 tarihli  channel manager 71,61 Euro, 07/11/2016 channel manager 19,06 Euro, 11/07/2016 tarihli channel manager 7,79 Euro olmak üzere toplam 126,20 Euro bedelli e- faturalardır. Cezai şart: Cezai şart 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda 158-161. maddelerinde düzenlenmiş olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179-182. maddelerinde ise \"ceza koşulu\" ismini almıştır. Cezai şart borçlunun asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlali ile doğabilecek olan fer'i bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanını bulacaktır. Zira cezai şart borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 341-343). 6098 sayılı TBK'nin 179/1 hükmüne göre; \"Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir\". Borçlu, borca uygun hareketle yükümlü olup, bu hükme göre taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesini ya da ceza koşulunu ödenmesini kararlaştırmış olabilirler ancak bu durumda seçim hakkı alacaklıya tanınmıştır. Alacaklı borcun aynen ifasını talep edebileceği gibi bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini de talep edebilir. 6098 sayılı TBK'nın 179/2 hükmüne göre; \"Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.\" Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir.6098 sayılı TBK'nin 179/3 hükmüne göre; \"Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.\" Burada borçlu, borcu ifa yerine bizzat ceza koşulu ödemek suretiyle borçtan kurtulma olanağına sahiptir. Yani ceza koşulu ifanın yerini aldığı için borçlu borca aykırı davranmamakta, borcu ifa yerine ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeden dönebilmektedir. Cezai şart ile borçlunun kusuru ve alacaklının zararı arasındaki ilişki ise TBK'nin 180.maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre cezai şartın ödenmesi alacaklının zarar görüp görmediğine ve zararının miktarına bağlı değildir. Ayrıca borçlunun kusurlu olduğunun alacaklı tarafından ispat edilmesine de gerek bulunmamaktadır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. maddesinde yer alan cezai şart, TBK 179/1 maddesinde düzenlenen seçimlik cezai şarttır. Dava konusu asıl sözleşme incelendiğinde, 09/11/2015 tarihinden başlayarak geçerlilik süresi 3 yıl olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda sözleşmenin 7. maddesinde, 3 yıl süre sonunda eğer taraflardan herhangi birisinin, sözleşmenin sona ermesinden itibaren 90 gün öncesine kadar noter kanalı ile bildirimde bulunmaması halinde , sözleşmenin 3 yıl daha uzayacağı ve erken feshi durumunda 6000 Euro cezai bedel ödeneceği kararlaştırılmıştır. Somut olayda; davacının feshi söz konusu değildir, davalının fesih iradesi de yoktur. Davalı taraf, 30/05/2016 tarihli mailde davacı yükümlülüklerini yerine getirmediği için faturaları ödemeyeceğini belirtikten sonra ''.. web siteme sizin satış butonunuzu koydurdum, sizi sitenin tanıtım reklam ve satışından kar etmeye davet ediyorum, birlikte kazanalım'' ibaresi yer almaktadır. Bu mailden sonra da davacı dava konusu faturaları düzenlemiş ve ticari ilişki devam etmiştir. Bu bağlamda ortada bir fesih olmadığından cezai şart talebinde bulunulamaz, mahkemece cezai şart yönünden talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Faturalar yönünden ve işlemiş faiz yönünden yapılan incelemede; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/06/2015 tarih 2014/7976 Esas 2015/4126 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere \" YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.  Sözleşmenin ifa   safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı  tarafa   usulüne   uygun  tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu  kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı  tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.\" Somut olayda; dava konusu faturalar e- fatura olup, davalının süresinde itirazı söz konusu değildir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Davacının faturalardan kaynaklanan alacağı sabittir. Sözleşmenin 2(g) maddesi gereğince işlemiş faize hükmedilmesi de isabetli olmuştur. Sonuç olarak; davanın faturalardan kaynaklanan asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden kabulü, cezai şart yönünden reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf itirazının kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/831 E. 2020/494 K. sayılı 22/09/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2- Davanın KISMEN KABULÜNE A) Davalının İstanbul ... İcra müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen İPTALİNE, b) Takibin 126,20 EURO asıl alacak, 119,26 EURO işlemiş akdi faiz yönünden devamına, asıl alacak yönünden takip tarihinden alacak tamamen ödeninceye kadar işleyecek aylık %5 akdi faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, c) Alacağın belirlenebilir olması nedeniyle İİK 67/2 maddesi uyarınca asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 427,60 TL karar harcından, davacı tarafça yatırılan 210,27-TL harcın mahsubu ile bakiye 217,33 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım (245,46 EURO) yönünden 1 EURO'nun dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru (7.46TL) karşılığı olan 1.831,87-TL üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca 1.831,87-TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım  yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/3 maddesi uyarınca 1.831,87-TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan 1.683,00TL bilirkişi ücreti,  813,50 TL posta ile tebligat masrafı ve 251,37 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.747,87 -TL nin kabul red oranına göre belirlenen 224,83 TL davalıdan alınıp davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına d-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davalı tarafça yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, b-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 293,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 134,17 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Davalı tarafın yapmış olduğu 442,03 TL (istinaf başvuru ve karar harcı toplamı)  ile istinaf posta masrafı 5,50 TL olmak üzere toplam 447,53 TL  yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştğinde ilk derece mahkemesince iadesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c391c37dcc776f8","SID":"33c4207b74b64834"}}