{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/84 <br>KARAR NO: 2024/203<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ : 20/11/2023 <br>NUMARASI: 2020/142 Esas<br>TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı şirketin hisselerini davalının göstereceği kişiye devretmek karşılığında, yine davalının sahip olduğu taşınmazdan kendisine satış vaadinde bulunulduğunu, taşınmazın kendisine devredilmediğini iddia ederek şirket hisselerinin kendisine iadesine olmadığı takdirde bedelini talep etmiş, mahkemece bedele ilişkin kurulan hüküm yargıtay incelemesinde bozularak kaldırılmış, yargıtay kararına göre davacının hisselerinin iadesine yönelik karar kurulması gerektiği belirtilmiş, eldeki uyuşmazlık bozulma sonrası bu yönüyle tahkikat devam etmektedir. Davacı vekilince 24/10/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebine ilişkin dilekçe ile; Davacı vekilince 24/10/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebine ilişkin dilekçe ile;  davalı ... A.Ş.' nin  sahip olduğu yegane malvarlığı olan ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın, ayni sermaye yoluyla muhtelif şirketlere bölünerek aktarılma yoluna gidildiği, böylelikle müvekkil şirketin huzurdaki davayı kazansa dahi yasal haklarına kavuşmasını engelleyecek fiili ve hukukdışı bir yola tevessül edildiği, iddia edilmiş dilekçesine 20/10/2023 tarihli ticaret sicil gazeteleri  eklenmiş, dava konusu  hisseler iade olunsa dahi, davalı şirkette yegane malvarlığı olan taşınmazın küçültülmesi ve başka tüzel kişilere aktarılması suretiyle, mezkur hisselerin karşılıksız kalması sözkonusu olacağı iddia edilerek; davalı şirketin yegane malvarlığı olan taşınmaza ilişkin kötüniyetli tasarruflara mani olunması zımnında, mezkur taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması, Davalı şirket hisseleri üzerinde pay devirlerinin engellenmesi zımnında tedbir uygulanması talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince 03/11/2023 tarihli ara karar ile; sermayesi davalı  ... Anonim Şirketi'nden taşınmaz devralmak suretiyle karşılanmış olup, faaliyet konuları birebir aynı olan  yeni üç şirketin kurulmuş olması, bu taşınmazın davalı şirkete ait olup  şirketin ayni sermayesinde olması, mahkeme dosyasının mevcut durumu, mahkemenin önceki kararını kaldıran Yargıtay bozma ilamının niteliği gözetilerek, şirket paylarının devrinin ve şirket malvarlığının yeni kurulan başka şirketlere aktarılmasının davacı açısından HMK 389/1 maddesinde belirtilen ciddi bir zararın doğma ihtimalinin olması ve davacı tarafın sunduğu bilgi ve belgeleri ile mevcut dosya bilgi ve belgelerinin, bu hususların HMK'nun 390/3 maddesinde belirtilen yaklaşık ispat için yeterli olduğu k gerekçesi ile; 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK 389 vd maddeleri uyarınca kabulü ile;  istanbul ticaret sicil müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan ... anonim şirketi' unvanlı şirketin paylarının devredilmesinin  dava süresince ihtiyati tedbir olarak yasaklanmasına,  ve pendik tapu müdürlüğüne bağlı ... mah. ... mevki parsel no:... da bulunan taşınmazın devredilmesinin ve temlik edilmesinin, dava süresince ihtiyati tedbir olarak yasaklanmasına,\" karar verilmiştir. Davalılar vekilince  17/11/2023 tarihli  ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde özetle: Mahkemenin 03.11.2023 günlü ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya (hmk. m. 389) açıkça aykırı, olduğunu,  03.11.2023 günlü ara kararıyla davanın konusunu teşkil etmeyen müvekkil şirketin maliki olduğu taşınmaz hisselerinin üzerine de ihtiyati tedbir konulmasının HMK. m. 389 hükmünü açıkça ihlâl ettiği gibi, mahkemenizin 29.04.2020 tarihli kararıyla da çelişkili olduğunu, mahkemenin 29.04.2020 günlü ara kararında, davacı vekilinin taşınmaz üzerine de ihtiyati tedbir konması talebinin “Davacı tarafça talebinde ayrıca geçersiz sözleşmeye konu davalı şirket mülkiyetinde bulunan devre konu taşınmaz hissesi üzerine de tedbir talep edilmiş ise de; taşınmazın dava konusu olmadığı, HMK 389 maddesi uyarınca da dava konusu olmayan hususlarda tedbir kararı verilemeyeceği hükmü ve ayrıca şirketin 425 hissesi üzerine tedbir kararı verilmiş olduğundan, ikinci kez şirketin uhdesinde olan taşınmaz hissesi üzerine de tedbir uygulanama yacağı cihetiyle, bu yöndeki talebin  reddine' şeklinde karar verildiğini, mahkemenin  ihtiyati tedbire ilişkin 03.11.2023 günlü  ara kararının haksız, dayanaksız ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu olmayan taşınmaz hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasının HMK. m. 389'a kesinlikle aykırı olduğunu, mahkemenin n taşınmaz hisseleri üzerine ihtiyati tedbir koymasındaki  gerekçenin  3 adet limited şirketin tek ortağının  zaten davalı müvekkil şirket ... a.ş.' olduğunu belirterek  03.11.2023 günlü ihtiyati tedbir kararından rücu edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNCE 20/11/2023 TARİHLİ ARA KARAR İLE; davalı itirazlarının yerinde görülmediği, ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu belirtilerek itirazın reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir itiraz eden davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas mahkemesinin 03/11/2023 günlü ihtiyati tedbir kararı ve buna yaptığımız itirazın reddine dair 20/11/2023 günlü 1 nolu arar kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, kanunda (HMK 389) açık hükmün olduğu bir konuda, esas mahkemesi meri kanunu uygulamakla yükümlü olduğunu, mahkemenin kanuna aykırı olarak takdir hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, ihtiyati tedbire itirazın süresinde yapılmadığı gerekçesinin de hatalı olduğunu, iş bu davanın, müvekkili şirketin sadece 500.000 TL tutarındaki sermaye payının %25'nin iadesi için açıldığını, davacı tarafın, iş bu davadan sonraki sermaye arttırımında ihdas edilen 5.000.000.000 TL'lik sermayenin %25'inin iadesi için herhangi bir dava açmadığını, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talep eden 24/10/2023 günlü dilekçesinin hiçbir hukuki değeri olmadığını, 03/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararındaki mükerrer ve HMK 389'a aykırı olarak, davalı şirketin maliki olduğu taşınmaz hisseleri üzerine konulan ihtiyati tedbirin ortadan kaldırılmasını ve iptalini, esas mahkemenin 03/11/2023 günlü ihtiyati tedbir kararının tümüyle iptaline ve ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Davacı tarafça, davalı şirket ile akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca devredilen davalı şirket hisselerinin sözleşmenin geçersizliği nedeniyle iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise, gerçek değeri tespit edilerek tarafına ödenmesi istenmiştir. Davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 27.07.2009 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi gereğince, davacıya ait davalı şirket nezdindeki 12.500 TL nominal değerinde 500 adet hissenin davalı şirketin göstereceği kişilere devrinin karşılığında, davalı şirketin maliki olduğu 700.000 TL değerinde taşınmaz hissesinin davacıya devrinin kararlaştırıldığı, davacının davalılardan ... ile akdettiği 24.07.2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile %1 olan 20 adet hissesini bu davalıya devrettiği, bu kez diğer davalı müteveffa ... ile akdettiği yine aynı tarihli hisse devir sözleşmesi ile mevcut hissesinin kalan %24'ü 480 adet hissesini davalı ...’e devrettiği, Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından davalı şirket aleyhine  Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/611 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptali ve tescil davasında, sözleşmenin 3194 sayılı yasanın 18. Maddesi gereği  geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği, eldeki davada ise, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca devredilen hisselerinin satış vaadi sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle aynen iadesi, olmadığı takdirde gerçek değeri tespit ile tahsili istenmektedir.İlk derece mahkemesince 2014/653 E. 2016/43 K sayılı ilamıyla davanın terditli talep yönünden kısmen kabulü ile 112.500 TL nin tahsiline karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11 HD. 2016/7769 e. 2018/1342 K. Sayılı ilamıyla geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların birbirlerinden aldıklarını iade etmeleri gerekeceği gerekçesi ile hüküm bozulmuş, karar düzeltme talebi reddedilmiş ve ilk derece mahkemesince yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya  devam edilmiştir. Hisse devrinden önce davalı şirketin toplam sermayesi 50.000 TL olup, 2.000 adet paya isabet ettiği, müteveffa davalı ...’ün 35.500 TL sermaye karşılığı 1420 adet; davacı ... AŞ’nin 12.500 TL sermaye karşılığı 500 adet; ...’nin 500 TL karşılığı 20 adet; ...’ün 1.000 TL karşılığı 40 adet ve ... ise 500 TL karşılığı 20 adet sermayeye sahip oldukları, davacının hisse devir sözleşmeleri ile davalı şirketteki hissesinin %1’i olan 20 adet hissesini davalı ...’na; kalan mevcut hissesinin %24’ü olan 480 adet hissesini ise davalı ...’e devrettiği, buna göre; müteveffa  davalı ...’ün 47.500 TL karşılığı 1900 adet, diğer davalı ...’nun ise, 500 TL karşılığı 20 adet hisseye sahip oldukları, hisse devrinin akabinde, 28.07.2009 tarihli genel kurul kararıyla,  davalı şirketin 50.000 TL olan sermayesini 450.000 TL nakit arttırmak suretiyle 500.000 TL’ye çıkardığı, şirket ortaklarının mevcut sermaye paylarına göre, sermaye artışına katılmış oldukları bedele göre rüçhan hakkına uygun olarak şirketten pay aldıkları, sermaye artırımı sonrasında, şirketin sermayesi 500.000 TL’ye çıkarılarak 250 TL karşılığı 2.000 adet hisseye ayrıldığı, şirket ortaklarının pay adedinin aynı kaldığı anlaşılmaktadır.Davalı şirketin 28.05.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla, şirketin tek pay sahibinin davalı ... olduğu belirtilmiş ve fakat şirket hisse devirlerine ilişkin herhangi bir belgeye dosyada rastlanılmamıştır. Dava açılmasından sonra, davalı şirketin 18.04.2016 tarihli olağan genel kurul kararıyla 500.000 TL olan mevcut şirket sermayesinin 5.000.000 TL’sına çıkarılmasına karar verildiği, taahhüt edilen sermaye arttırımının tamamen ödenmiş olduğu, 24.03.2020 tarihli olağan genel kurul kararıyla şirketin sermayesi beheri 25.000 TL değerinde 200 adet hamiline yazılı paya bölünmüş, sermayenin tamamı 5.000.000 TL olduğuna karar verilmiş, 25.03.2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla da hamiline yazılı pay senetlerinin basılarak ortaklara dağıtılmasına karar verildiği görülmektedir. Davacı vekilince 24/10/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebine ilişkin dilekçe ile;  davalı ... A.Ş.'nin sahip olduğu yegane malvarlığı olan ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu  taşınmazın, ayni sermaye yoluyla muhtelif şirketlere bölünerek aktarılma yoluna gidildiği, böylelikle müvekkil şirketin huzurdaki davayı kazansa dahi yasal haklarına kavuşmasını engelleyecek fiili ve hukukdışı bir yola tevessül edildiği, iddia edilmiş dilekçesine  20/10/2023 tarihli ticaret sicil gazeteleri  eklenmiş, dava konusu  hisseler iade olunsa dahi, davalı şirkette yegane malvarlığı olan taşınmazın küçültülmesi ve başka tüzel kişilere aktarılması suretiyle, mezkur hisselerin karşılıksız kalması sözkonusu olacağı iddia edilerek; davalı şirketin yegane malvarlığı olan taşınmaza ilişkin kötüniyetli tasarruflara mani olunması zımnında, mezkur taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması, Davalı şirket hisseleri üzerinde pay devirlerinin engellenmesi zımnında tedbir uygulanması talep edilmiştir.İlk derece mahkemesince 03/11/2023 tarihli ara karar ile; sermayesi davalı ...  Anonim Şirketi'nden taşınmaz devralmak suretiyle karşılanmış olup, faaliyet konuları birebir aynı olan  yeni üç şirketin kurulmuş olması, bu taşınmazın davalı şirkete ait olup şirketin ayni sermayesinde olması, mahkememiz dosyasının mevcut durumu, mahkememizin önceki kararını kaldıran Yargıtay bozma ilamının niteliği gözetilerek, şirket paylarının devrinin ve şirket malvarlığının yeni kurulan başka şirketlere aktarılmasının davacı açısından HMK 389/1 maddesinde belirtilen ciddi bir zararın doğma ihtimalinin olması ve davacı tarafın sunduğu bilgi ve belgeleri ile mevcut dosya bilgi ve belgelerinin, bu hususların HMK'nun 390/3 maddesinde belirtilen yaklaşık ispat için yeterli olduğu gerekçesi ile; 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK 389 vd maddeleri uyarınca kabulü ile;  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan ... Anonim Şirketi' unvanlı şirketin paylarının devredilmesinin dava süresince ihtiyati tedbir olarak yasaklanmasına,  ve  Pendik tapu müdürlüğüne bağlı ... mah. ... Mevki parsel no:... da bulunan taşınmazın  devredilmesinin ve temlik edilmesinin, dava süresince ihtiyati tedbir olarak yasaklanmasına,\" karar verilmiştir. Davalılar vekilince  17/11/2023 tarihli  ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde özetle: Mahkemenin 03.11.2023 günlü ihtiyati tedbir kararı usul ve yasaya (hmk. m. 389) açıkça aykırı, olduğunu,  03.11.2023 günlü ara kararıyla davanın konusunu teşkil etmeyen müvekkil şirketin maliki olduğu taşınmaz hisselerinin üzerine de ihtiyati tedbir konulmasının HMK. m. 389 hükmünü açıkça ihlâl ettiği gibi, mahkemenizin 29.04.2020 tarihli kararıyla da çelişkili olduğunu, mahkemenin 29.04.2020 günlü ara kararında, davacı vekilinin taşınmaz üzerine de ihtiyati tedbir konması talebinin “Davacı tarafça talebinde ayrıca geçersiz sözleşmeye konu davalı şirket mülkiyetinde bulunan devre konu taşınmaz hissesi üzerine de tedbir talep edilmiş ise de; taşınmazın dava konusu olmadığı, HMK 389 maddesi uyarınca da dava konusu olmayan hususlarda tedbir kararı verilemeyeceği hükmü ve ayrıca şirketin 425 hissesi üzerine tedbir kararı verilmiş olduğundan, ikinci kez şirketin uhdesinde olan taşınmaz hissesi üzerine de tedbir uygulanama yacağı cihetiyle, bu yöndeki talebin  reddine' şeklinde karar verildiğini,   mahkemenin  ihtiyati tedbire ilişkin 03.11.2023 günlü  ara kararının haksız, dayanaksız ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu olmayan taşınmaz hisseleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasının HMK. m. 389'a kesinlikle aykırı olduğunu, mahkemenin n taşınmaz hisseleri üzerine ihtiyati tedbir koymasındaki  gerekçenin  3 adet limited şirketin tek ortağının  zaten davalı müvekkil şirket ... A.ş.' olduğunu belirterek  03.11.2023 günlü ihtiyati tedbir kararından rücu edilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 20/11/2023 tarihli duruşmada davalı tarafın itirazlarının reddine karar verilmiş ve aynı tarihli gerekçeli ara kararında davalı itirazlarının yerinde görülmediği, ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu belirtilmiş, davalı vekilince yukardaki gerekçeler ile istinaf talebinde bulunulmuştur.  İhtiyati tedbir öğretide \"...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.\" şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.HMK’nun 389. maddesinin birinci fıkrası “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir.Bu madde ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır.  Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için iddianın yaklaşık olarak ispatı gerekir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.İhtiyati tedbirin amacını gözetilmesi gerekli ve zorunludur.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında  karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmedir.Yasal düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir. Somut olaya bakıldığında ; uyuşmazlığın davalı şirkete ait bir kısım hissenin iptali ile davacıya iadesine ilişkin olduğu, ihtiyati tedbir konması istenen taşınmazların uyuşmazlık konusu olmadığı, bu durumda taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbir konulması mümkün olmadığı anlaşılmakla mahkemenin bu yönde vermiş olduğu ihtiyati tedbir talebine ilişkin istinaf talebi yerindedir. Ancak mahkemenin şirket hisselerinin devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı ise ilk derece mahkemesince 29/04/2020 tarihinde verilen ve itiraz üzerine 13/07/2020 tarihli ara kararı ile itirazın reddine karar verilen daha sonra temyiz incelemesine gönderilip görevin dairemizde olduğu gerekçesiyle incelenmeden iade edilen ve bilahare dairemizin 2021/98 E. 2021/99 K. Sayılı ilamıyla istinaf talebi reddedilen ihtiyati tedbir ile aynı olan, önceki verilen kararın tekrarı  mahiyetinde olduğu, şeklen kesinleştiği anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Taşınmazlar yönünden ihtiyati tedbir karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE;1-Pendik Tapu Müdürlüğü'ne bağlı ... Mah. ... Mevki Parsel No:... da bulunan taşınmazın devredilmesinin ve temlik edilmesine yönelik tedbir talebinin REDDİNE, 2- İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan ... ünvanlı şirketin paylarının devredilmesinin DAVA SÜRESİNCE İHTİYATİ TEDBİR OLARAK YASAKLANMASINA, 3-Sunulan bilgi ve belgeler gözetilerek HMK 392/1 maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına yer olmadığına,4-Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ihtiyati tedbir kararının bir örneğinin gönderilmesine, 5-İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,6-İstinaf aşamasında yapılan masrafların, ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte, yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"380390738553d524","SID":"8ea7218ba6d61270"}}