{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1150 <br>KARAR NO: 2024/264<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2020<br>NUMARASI: 2017/699 Esas - 2020/668 Karar <br>DAVA: Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, 25/11/2016 tarihinde müvekkilinin telefonla bankada mevcut 10.000.000-TL'siyle 3,4615'ten 2.868.120-USD'lik döviz alım talimatı verdiğini, bu emir iptal edilmeden veya iyileştirme yapılmadan yeniden ve 3,4640-TL'den emir alındığını  ve bu işlemin gerçekleştiğinin söylendiğini, bu görüşmeden sonra müvekkili davalı çalışanı tarafından aranılarak 3,4615'den verilen alım emrinin de gerçekleştiğinin bildirildiğini, müvekkilinin talebinin 3,4615'de bekleyen emrin 3,4640 fiyatında iyileştirerek alım yönünde olmasına karşın iki kez işlem gerçekleştirildiğini, bir adet işlem emri olmasına rağmen iki adet işlem gerçekleştirildiğini ve bir adet işlemin sonradan bilgi verilmeden kapatıldığını; gerçekleşen ikinci işlem sebebiyle müvekkilinin hesabında netleşme işlemi yapılmadan 65.282,10-TL zararın davalı  tarafından hesabından  çekildiğini; akabinde zararın giderileceği söylendiyse de , mükerrer işleme ilişkin icazet alındığına dair belge imzalatıldığını, bu belgenin müvekkilinin iradesinin hile ile sakatlanarak alındığı için geçersiz olduğunu; ileri sürerek, şimdilik 65.282,10-TL zararın 25/11/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davaya konu her iki döviz alım işleminin de davacının talimatlarıyla gerçekleştirildiğini, davacının daha fazla kar beklentisiyle açığa yaptığı işlemi hemen kapatmayarak sözleşmede belirtilen koşullara uygun olarak gün sonuna kadar beklemeyi teklif ettiğini; davacının zarar diye tabir ettiği durumun tamamen kendi bilgisi ve isteği doğrultusunda mezkur işlemleri taşımayı tercih ettiği pozisyon sonucunda ortaya çıktığını; davacının, müvekkili bankanın şubesine işlemlerin yapıldığı tarihte verdiği dilekçeyle 3,4615'ten girilmiş döviz emrinden kaynaklanan işlemlerden doğan 65.528,01-TL'lik zararın hesabından tahsil edilmesini talep ettiğini; davacının iradesinin sakatlandığı iddiasının kabul edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, taraflar arasında akdedilen 20/11/2015 tarihli Döviz Alım Satım Emir İletimi Sözleşmesi'nin 9.3. maddesinde, müşterinin verdiği ve henüz gerçekleşmemiş olan emrini iptal ettiği  durumlarda bankanın emrinin iptal edilmesi için en iyi gayreti göstereceği ancak piyasa koşullarının uygun olmaması ve benzeri sebeplerle emir iptali işlem platformu tarafından onaylanmaz ise müşterinin banka tarafından işlem gerçekleştirmesi veya gerçekleştirilmemesi nedeniyle bankaya kusur atfı mümkün olan haller dışında bankanın herhangi bir sorumluluğu olmayacağını kabul ettiği,davacı tarafından ilk döviz alım emri iptal ettirilmeden ve alınacak dövizin TL karşılığı hesapta mevcut değilken, ikinci bir döviz alım talimatı verdiği, davacının ilk olarak verilen döviz alım talimatı sonucunda yapılan satış işleminin iptalinden doğan davalı banka zararından sorumlu olduğu ve bankaya rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, 25/11/2016 tarihinde müvekkilince, yaklaşık 10.000.000-TL tutarında telefonda verilen 3,4615-TL'den 2.868.120-USD’lik döviz alım talimatı işlemin gerçekleşmediği bilgisi verilmesi üzerine, müvekkili tarafından yeniden emir girişi ile 3,4640-TL’den işlem gerçekleştirildiğini, daha sonra davalının müvekkilini arayarak 3,4615’den olan döviz alım işleminin de gerçekleştiğinin bildirildiği, bir adet işlemin bilgi verilmeden bir kurdan işlemin kapatıldığını, müvekkilinin hesabında netleşme işlemi yapılmadan haksız olarak 65.282,10-TL zararın müvekkilinden talep edilerek, hesabından çekildiğini; müvekkilinden mükerrer işleme ilişkin icazet alındığına dair belge imzalatıldığını, bu belgenin müvekkilinin iradesinin hile ile sakatlanarak alındığı için geçersiz olduğunu; davalı çalışanının, hatasını itiraf ettiğini ve müvekkilinin hesabının risk takibini yapılmadığının ortaya çıktığını; belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davacıyla davalı banka arasında düzenlenmiş döviz alım satım emir iletimi sözleşmesi kapsamında yapılmış döviz alım işlemi sebebiyle davacının uğradığını iddia ettiği zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosya içinde bulunan görüşme kayıtlarına göre, davacının 25/11/2016 tarihinde saat 09:25'te davalı şubeyi aradığı, davalı çalışanın USD kuruyla ilgili sıklıkla anlık bilgiler verdiği ve kurun sürekli değiştiğini söylediği, davalı çalışanının alım teklifini 3,4615-TL'ye bırakmak için sorduğu, davacının da onayladığı ve 2.868.120-USD'ye bıraktığı, teklifin bu şekilde gönderildiği; görüşmede davalı çalışanının sürekli kur bilgisi verdiği; o arada satışın 3,4640-TL olduğunu söyleyerek alayım mı diye sorduğu, davacının onayı üzerine davalı çalışanının aldığını söylediğini; davacının gün içinde TL ihtiyacı olacağı için hesapta para ayrılmasını istediği ve çek ödemesi için de gün içinde gerekli işlemlerin yapılmasını istediği; sonrasında davalı çalışanının 2.866.050-USD'yi aldığını söylediğini ve davacının da hayırlı uğurlu olsun, kaçtın aldın diye sorduğu; davalı çalışanının bunun satışını yazacak mısın diye sorması üzerine davacının satış için (3,46)47-48-50 dediği,görüşmenin takriben saat 09:45 sıralarında sona erdiği; saat 09:48'de davalı çalışanının davacıyı telefonla arayarak iptal edene kadar 46.15'ten işlemin de gerçekleştiğini söylediğini ve satışını 4640-4650'ye yazma teklifinde bulunduğunu, davacının niye acele ediyorsun diye yanıt verdiği, bunun üzerine davalı çalışanının akşama kadar satılması gerektiğini, işlemin nasıl olduğu hususunda \"döviz emrini girdik ya önce döviz emrini iptal etmeden aktiften al dedin, ben onu iptal edene kadar o işlem konuşana kadar orda gerçekleşmiş, asıl neden nasıl gerçekleşti ben de anlamadım\" dediği ve davacıya çeşitli kurlardan satım teklifi girilmesini önerdiği, davacının \"kalsın\" ve \"biz seninle öyle yapmıyor muyuz\" dediği ancak çalışanın açığa işlem yapmış gibi olduğunu o nedenle akşam saat 5'e kadar bu işin bitmesinin veya para getirmesi gerektiğini aksi halde şubeye zarar yazacağını söylediği ve tarafların piyasalar saat 10'da açılınca satış kuru için davalı çalışanının takip ederek tekrar görüşeceklerini ifade edilerek, görüşmenin son bulduğu; saat 11:50'de davacının telefonla arayarak, işlemle ilgili ceza konusunda bilgi aldığı, davalı çalışanının akşama kadar işlem yapılmazsa şubeye ceza kesileceğini söylediği ve bu konuda bankanın bir şey yapamayacağını; saat 18 01'de davacının araması üzerine davalı çalışanının hesapta 2.888.981-USD bulunduğunu söylediği ancak bu konuşmada davaya konu işlemin gündeme gelmediği tespit edilmiştir. Davacının imzasını taşıyan \"Döviz Alım/Satım Emri\" başlıklı 25/11/2016 tarihli ve belgede, 3,4615-TL'den 2.868.120-USD satın alınması hususunda talimat verdiği; \"Döviz Alım/Satım İşlem Talimatı\" başlıklı 25/11/2016 tarihli belgede 3,4640-TL'den 2.886.050,81-USD alınması hususunda talimat verdiği; yine davacının davalıya hitaben verdiği 25/11/2016 tarihli dilekçede davaya konu ettiği 3.4615-TL'den girilmiş döviz emrinden kaynaklanan 9.927.997,38-TL'lik işlemden kaynaklanan 65.528,01-TL'zararın hesabından tahsil edilmesini istediği; aynı şekilde üç gün sonra yani 28/11/2016 tarihli dilekçesiyle de aynı işlem kapsamında 54,09-TL'lik zararın hesabından tahsil edilmesini istediği yani ödemenin davacının muvafakatıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından hesabında karşılığı olmadığı halde davalı bankaya verdiği alım emrinin gerçekleşip gerçekleşmediği belli olmadan ikinci kez alım emri verdiği ,birinci emrin   de yerine geldiği böylelikle iki emir verdiğinin davacının bilgisinde olduğu ,sözleşmenin 9,3.maddesi uyarınca bu halde sorumluluğun davacı da olduğu , işlem nedeniyle satım emri vermesi gerektiği yolunda uyarılan davacının tercihini ceza ödemek yolunda kullandığı ve  zararın hesabından tahsili için davalı bankaya yazılı talimat verdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı vekili, muvafakatların müvekkilinin iradesinin hile ile fesada uğratılarak alındığını ileri sürmüş ise de bu yolda bir delil bulunmamaktadır. Finansal okur yazarlığı bulunan Davacının, satış emri vermemesi nedeniyle doğacak cezayı ödemeyi üstlendiği anlaşılmakla  rızaen yaptığı ödemeyi davalıdan  talep etmesi mümkün olmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30‬-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 49-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d21358cbb4c62e5e","SID":"341f9b4427203fe9"}}