{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/2275 - 2024/300<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/2275 <br>KARAR NO\t: 2024/300<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                               \t K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/118 E.  -  2019/440 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t:  Marka ile İlgili YİDK Kararının İptali ve <br>\t\t   Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin<br><br>\tDairemizce verilen 11/11/2021 tarih ve 2020/253 Esas, 2021/1450 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/09/2023 tarih ve 2022/1231 Esas, 2023/5232 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ticari faaliyetlerini www.....com isimli internet sitesi üzerinden sürdürdüğünü, müvekkilinin ticari faaliyetleri uyarınca “...” markasına ek olarak “...” ibaresini içeren çeşitli sınıflarda tescilli markalarının bulunduğunu, davalının, 2007/44078 sayılı ve 23/24/25/26. Sınıflarda tescilli “...” ibareli markasını gerekçe göstererek davacı markalarına itiraz ettiğini, tescil edilmiş markalarına karşı hükümsüzlük davası açtığını, davalının marka ticareti yapmayı hedeflediğini, davalının davacı aleyhine gerçekleştirdiği yasal işlemlerine dayanak olan 2007 44078 numaralı 23/24/25/26. Sınıflarda tescilli “...” ibareli markayı 6769 Sayılı SMK da düzenlendiği üzere ticari etki yaratacak şekilde kullanmadığını, davalının kullanmadığı bir markaya dayanarak haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, bu nedenle davacı tarafından davalı aleyhine 2007 44078 sayılı markanın iptali talebiyle davalar açıldığını, söz konusu davaların kötüniyet iddialarının en önemli dayanağını oluşturduğunu, davalının kendi aleyhine ikame edilen kullanmama nedeni ile iptal talepli davaların olumsuz sonuçlarından kurtulmak için 2016 58131 sayılı ... ibareli dava konusu başvuruyu gerçekleştirdiğini, Bakırköy 2.FSHHM'nin 2016/37E, 2017/10. Sayılı dosyasında, bilirkişi raporu ile kullanmamanın tespit edildiğini, Anayasa Mahkemesinin 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin iptali nedeniyle mahkemenin davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verildiğini, Bakırköy FSHHM'de 2017/69 E. Sayılı dosya ile yeniden dava açıldığını, davanın kısmen kabulü ile davalının 2007/44078 sayılı ... ibareli markasının 23, 24, 26. Sınıflar bakımından iptaline karar verildiğini, dava süreçleri devam ederken davalının markasını kaybetme riskini öngörerek kötüniyetli bir şekilde dava konusu başvuruyu gerçekleştirdiğini, davacı tarafından davalının marka başvurusuna itiraz edildiğini, MDB tarafından itirazın reddedildiğini, itirazın reddine dair karara karşı davacı tarafından itiraz yoluna başvurulduğunu, YİDK tarafından 2017/M-11268 sayılı kararla davacının itirazının reddine karar verildiğini, YİDK kararının yerinde olmadığını, davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 24.01.2018 tarih ve 2018/M-11268 sayılı kararının iptali ile 2016/58131 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Şirket vekili, davacının davasına ve marka başvurusuna karşı yapmış olduğu itirazının temel dayanağı olan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/69 Esas sayılı dosyada, açılan davanın 25. sınıf yönünden reddedildiğini, 25. sınıf yönünden markanın kullanımının mahkemece kabul edildiğini, kötüniyet iddiasının zeminsiz olduğunu, müvekkilinin davacıdan önce ... ve ... ibareli markalarını kullandığını, taraflar arasında yapılan sulh görüşmelerinin kötüniyet olarak nitelendirilmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ... ve ... ibareli markalar nedeniyle 2012 yılından bu yana süregelen bir uyuşmazlık olduğu, ... A.Ş. tarafından huzurdaki davanın davacısı aleyhine, davacının ... ibareli markalarının hükümsüzlüğü talebiyle Ankara 3. FSHHM nezdinde 2014/151, 167, 168 sayılı dosyalar ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2014/222 Esas sayılı dosyası ile davalar açılarak davacı markalarının kısmen hükümsüz kılındığı, söz konusu davalar devam ederken taraflar arasında muhtelif tarihlerde markanın devri vb. konularda sulh görüşmelerinin yapıldığı ve uzlaşmanın sağlanamadığı, bu hususun her iki tarafın da kabulünde olduğu, huzurdaki davanın davacısı ... A.Ş. tarafından ... A.Ş. aleyhine, ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali talebiyle Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/37 Esas sayılı dosyası ile 18.02.2016 tarihinde dava açıldığı, dosya kapsamında düzenlendiği görülen bilirkişi raporunda davalı firmanın, 2007/44078 sayılı ve 23/24/25/26. sınıflarda tescilli “...” ibareli markasının bilirkişi raporu ile kullanımının bulunmadığının tespit edildiği, yapılan yargılama sonunda Mahkemece, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin iptali nedeniyle davanın yasal dayanağı ortadan kalktığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, söz konusu davanın ardından, ... A.Ş. tarafından Bakırköy 1. FSHHM 2017/69 Esas  dosya ile yeniden açılan davada, 2007/44078 sayılı “...” ibareli markanın bu defa 25. sınıf yönünden kullanıldığının kabul edildiği ancak yine, 23, 24 ve 26. sınıflar yönünden  markasının iptaline karar verildiği, huzurdaki davaya konu 2016/58131 sayılı marka başvurusunun 11.07.2016 tarihinde 18/24/25/26/35. sınıflarda yapıldığı, hükümsüzlüğe konu edilen markanın asli unsurunun ... ibaresi iken, dava konusu  marka başvurusunun  da asli /esas unsurunun ... ibaresi olduğu, 2016/51831 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğe konu edilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetleri kapsar şekilde yapıldığı, başka bir ifadeyle, davalı yanın, kullanmama nedeniyle açılan ilk iptal davası esnasında, aynı esas unsura sahip bu markayı, aynı sınıflarda bir kez daha başvuru konusu ettiği,  davalının 2016/58131 sayılı marka başvurusunun kullanmama nedeniyle aleyhine açılan ya da açılabilecek olan bir hükümsüzlük davasının sonuçlarından kurtulmak amacıyla veya hükümsüzlük davasında alınacak kararı etkisiz hale getirmek amacıyla kanunun kendisine tanıdığı yetkileri kötüye kullanarak markayı hayatta tutmak, haksız kazanç elde etmek ve baraj marka yaratmak amacıyla TMK 2. hükümlerine aykırı bir şekilde kötüniyetle yapılmış bir başvuru olduğu  gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2018/M-11268 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  kötüniyet gibi ilgili tüm faktörlerin dikkate alınarak değerlendirme yapılması gereken bir durumda müvekkilinin kötüniyetli olmadığını açıkça gösteren deliller, vakıalar dikkate alınmadan, bunlara gerekçeli kararda hiç bir şekilde irdelenmeden inceleme yapılmış olduğunu, kullanmama davasına konu marka 2007/44078 sayılı \"...\" huzurdaki davanın konusu ise 2016/58131 sayılı \"...\" markası olduğunu, markaların farklı bulunduğunu, mahkemelerin \"...\"nın kullanımı iltibas yaratır yönündeki kararlarına uymayarak \"...\" ibaresini ısrarla kullanmaya devam eden davacı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafça da “... by ...” markaları birden fazla hükümsüz kılındığı halde aynı marka başvurusunda bulunduğu sabit iken davalı şirketin kötüniyetli sayılmasının hatalı olduğunu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizce; davalının daha önceden tescilli olan \"...\" (2007/44078) sayılı markası ile sonraki başvuru konusu olan ... ibareli muhtelif sınıflarda yapılan marka başvurusunun aynı değil ayrı ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği,  kötüniyete ilişkin başka bir emare ve delil olmaksızın, salt  kullanmama nedeniyle marka iptali davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun başvurunun kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 21/09/2023 TARİH VE 2022/1231 ESAS, 2023/5232 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; davacının, YİDK kararının iptali davasını marka başvurusunun kötüniyetli olmasına dayandırdığı, <br>Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edildiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı),  davalının önceki tarihli markası \"...\" ibareli olup 23, 24, 25 ve 26. sınıflarda tescilli olduğu, davalının davaya konu başvuru markasının ise \"...\" ibareli olup 18, 24, 25, 26 ve 35. sınıflar için başvuru yapıldığı, davalı şirketin, önceki tarihli markası hakkında hükümsüzlük davası açılması üzerine önceki markasına ve davacı markalarına benzer şekilde ve ortak sınıflarda dava konusu marka başvurusunu yaptığı, davalının kullanmama nedeniyle aleyhine açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, hükümsüzlük kararının verilmesi durumunda kararın uygulanmasını engellemek amacıyla  marka başvurusunda bulunduğu, davalının \"yedekleme\" amacıyla önceki markası ile ortak sınıfları içeren yeni bir marka başvurusunda bulunarak  kötüniyetli hareket ettiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDairemizce verilen 11/11/2021 Tarih ve 2020/253 Esas, 2021/1450 Karar sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/09/2023 tarih ve 2022/1231 Esas, 2023/5232 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine, taraflara tensip zaptı ve Yargıtay bozma ilamı ekli, duruşma gününü bildirir davetiye gönderilerek duruşma açılmasına karar verilmiştir. <br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın,  davalı firmaya ait 2007/44078 sayılı önceki markasına karşı kullanılmama iddiasına bağlı olarak marka iptal davası açılmış olmasına rağmen, davalı Şirketin \"...\" ibareli iş bu davaya konu marka başvurusunun, o davanın sonuçsuz kalmasına yönelik markanın kötüniyetli olarak başvurulduğu konusunda davacı taraf iddiasının ve YİDK kararının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında  olduğu anlaşılmıştır.<br> \tSMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar).<br>\tMarka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle markadan doğan hakların kötüye kullanılması amacıyla yapılan marka tescili, kötüniyetli marka tescili olarak kabul edilmektedir. Hangi şekilde yapılan marka başvurularının kötüniyetle yapılmış sayılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmayıp, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bununla birlikte uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötüniyetli marka başvuruları olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 11. HD, 19/1285 E., 19/8003 K., 09/12/2019).<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, Bakırköy 1. FSHHM'de  2016/73 Esas  sayılı dosyada bu dosyadaki davacının yine bu dosyadaki davalı olan taraf aleyhine  2007/44078 sayılı \"...\" markasının 556 s. KHK Md. 14 kapsamında markanın kullanılmaması nedeniyle iptali talebiyle dava açmış olduğu, bu dava devamında da davalının da dava konusu marka başvurusunu yaptığı ve bu durumun önceki davayı sonuçsuz bırakmaya yönelik yani  kötüniyet oluşturduğu iddia edilmektedir. <br>\tAncak öncelikle, davalının daha önceden tescilli olan \"...\" (2007/44078) sayılı markası ile sonraki başvuru olan \"...\" ibareli muhtelif sınıflarda yapılan marka başvurusunun aynı olmadığı, bu nedenle ayrı ayrı markalar olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle bu nedenle somut olayda kötüniyetin olmadığı değerlendirilmektedir.  <br>\tÖte yandan, kötüniyete ilişkin başka bir emare olmaksızın, salt hükümsüzlük davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusunun, başvurunun kötüniyetli olduğunu kabul için yeterli olmadığı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.01.2020 tarih, 2019/2269 esas, 2020/16 karar sayılı kararında açıklanmıştır.<br>\tDiğer yandan Bakırköy 1. FSHHM'de  2016/73 Esas sayılı dosyada, Anayasa Mahkemesinin 14. maddeyi iptal etmesi nedeniyle \"davanın yasal dayanağı ortadan kalktığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı\" şeklinde karar verilmiş olduğu da anlaşılmaktadır. Yani yasal dayanağını kaybetmiş olan bir davanın kötüniyet iddiaları bakımından dikkate alınmasının da mümkün olamayacağı düşünülmüştür. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda verdiği yasal dayanağını kaybetmiş davaların kötüniyet iddiaları bakımından dikkate alınmasının mümkün olmadığına dair kararları da aynı yöndedir (11. Hukuk Dairesinin 2019/2269 Esas ve 2020/16 Karar; 2021/2700 Esas ve 2022/6794 Karar). <br>\tKaldı ki, kötüniyete ilişkin başka bir emare ve delil olmaksızın, salt  kullanmama nedeniyle marka iptali davasının varlığına rağmen marka başvurusu yapılması olgusu, başvurunun kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli dahi değildir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2020 tarihli, 2019/2447 -2020/494 E/K sayılı ilamı da aynı yöndedir). <br>\tSon olarak da, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun, iddia eden tarafça ispat edilmesi gerekmekte olup dosya kapsamında böyle bir iddianın ispatının bulunmadığı da anlaşılmaktadır.<br> \tYukarıda ayrıntılı olarak yapılan açıklamalar karşısında davalının dava konusu  2016/58131 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu kötüniyetli yapıldığının kanıtlanmamış olmasına rağmen, mahkemece, yukarıda yazılı bulunan gerekçe ile davanın kabulüne dair karar verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 11/11/2021 tarih ve 2020/253 Esas 2021/1450 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davalılar ... ile ... A.Ş vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2019 gün ve 2018/118 Esas 2019/440 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 391,7‬0 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, \t<br>\t5-Davalı şirket ve davalı ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerindenDairemizin önceki kararı tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 5.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete ve davalı ... verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 37,10.TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,  <br>\t8-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalılar ... ile ... Anonim Şirketi tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 44,40'ar.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t11-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına,<br><br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 21/02/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay  temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a55cbef29f92450f","SID":"26642bc8756b9907"}}