{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>46. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1402 <br>KARAR NO: 2024/308<br>KARAR TARİHİ: 22/02/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ    K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/11/2020<br>NUMARASI: 2018/255 Esas 2020/593 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 04/11/2020 tarihli ve 2018/255 Esas 2020/593 Karar sayılı dosyasında verilen karar; tarafların  vaki istinaf talebi üzerine  istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı;davalı şirket ile akdedilen 25/01/2013 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi uyarınca, yıllık brüt 160.000-Euro ücretle göreve başladığını, iş sözleşmesinin, 5 (beş) yıl süreli ve süre bitiminde hiçbir ihtara ya da ihbara gerek kalmaksızın sona ereceğini, ancak tarafların, sözleşmenin 7.1. maddesinde yer alan düzenleme ile sözleşmenin ilk üç yılını zorunlu asgari hizmet süresi olarak belirlediğini, üç yılın sonunda sözleşmenin şirket tarafından feshedilmesi halinde, davacıya tazminat ödeneceği hususunda mutabık kalındığını, ödenecek tazminat miktarının da, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten, sözleşmede öngörülen sona erme tarihine kadar geçen süreye tekabül eden maaşının %50’si olarak belirlendiğini beyanla; sözleşmeden kaynaklanan 160.000 Euro tazminat alacağı ve 10.000 TL yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ;davacının kanundan kaynaklanan kıdem tazminatı alacağının ödendiğini, 31 Ocak 2016 tarihine kadar ‘görevlerinden derhal geçerli olmak üzere ve tam ücretli olarak muaf tutulduğu” davacıya noter kanalıyla bildirildiğinden, davacının yıllık izin ücreti talebinin de reddinin gerektiğini, cevap dilekçesi ekinde sözleşmenin 7/1 maddesine göre kendisine gönderilen ibranameyi imzalaması halinde tazminatlarının 160.000 Euro karşılığı tazminatın kendisine ödeneceğinin bildirildiğini, cevap dilekçesi ekindeki ... bankası hesap dökümüne göre 15/03/2016 tarihinde  davacı adına toplam 344.140,61 TL. nin depo edilmiş olduğunu, sözleşmedeki süre içerisinde ibraname imzalanmadığı için bloke edilen paranın geri çekildiğini, tazminat hakkının kalmadığı beyanıyla; davanın reddini  talep etmiştir. Davacı yıllık izin ücretine yönelik istemini 08.10.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle 42.565,16 TL ye yükseltmiştir. İlk derece mahkemesince, davacı yanca  sözleşmenin 7.1 maddesinde kararlaştırılan şekilde ve sürede ibra ve feragat şartı yerine getirilmediğinden tazminata hak kazanılmadığı, yıllık izin ücreti yönünden ise istemin kabulü gerektiği ancak  ıslah dilekçesi gerekçeli karar yazım  aşamasında fark edildiğinden  dava dilekçesindeki talep üzerinden hüküm kurulduğu gerekçesiyle; \"-Davacının yıllık izin ücreti talebinin kabulü ile, 10.000,00 TL. yıllık izin ücreti alacağının sözleşmenin feshi tarihi olan 31/01/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, -Davacının sözleşmeden kaynaklanan tazminat alacağı talebinin reddine, \" karar verilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; TBK 420. Madde ve  sözleşmenin 7.1 maddesi   usulünce ve süresinde ibrarname imzalanarak tazminata hak kazanıldığı, mahkemenin aksi yöndeki tespitinin hatalı olduğu, yıllık izin ücreti istemine yönelik ıslah talebinin dikkate alınmadan hüküm kurulduğu  beyanla; ilk derece mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın tam  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davacının yıllık izin ücreti  alacağının 24/03/2016 tarihlik dekont ile ödendiği sabit olduğundan reddi gerektiği beyanıyla;  ilk derece mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve tüm istemlerin  reddine  karar verilmesini   talep etmiştir.<br>İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Dava, iş sözleşmesinden doğan alacağın tazmini istemine ilişkindir.Davacı yıllık izin ücretine yönelik istemini ıslah etmiştir. Mahkemece  yıllık izin ücreti yönünden istemin kabulüne karar verilmiş, ancak  ıslah dilekçesi gerekçeli karar yazım  aşamasında fark edildiğinden  dava dilekçesindeki talep üzerinden hüküm kurulmuştur. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usûlî işlemi tamamen veya kısmen düzeltmesidir. Islah, yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Diğer taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği karşı tarafa bildirilmelidir (HMK'nın 177/3. Maddesi). Islahla istem sonucunun artırılması hâlinde, bu talep karşı tarafa tebliğ edilmeli ve davacının yeni talebine karşı davalıya cevap verme hakkı tanınmalıdır. Islah dilekçesinin karşı yana tebliğinden itibaren esasa cevap süresinin işletilmeli, cevap süresi geçtikten sonra varılacak sonuca göre istem konusunda hüküm kurulmalıdır. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi gereğince herkes, yasal yöntem ve yollardan faydalanarak yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun  27. maddesinde de ‘davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği’ düzenlenmiştir. Somut olayda, yıllık izin ücretine ilişkin istem, ıslah ile 42.565,16 TL'ye çıkarmış ancak davacı ıslah dilekçesi,  davalı yana tebliğ edilmeden ve ıslah ile arttırılan talep gözetilmeden  yargılamaya devam edilerek hüküm verilmiştir.( Emsal: Yargıtay 3.HDsi 2020/3798 E. 2020/6225 K.) O halde, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler  gereğince  davacının ıslah dilekçesinin karşı yana tebliği ile cevap süresinin beklenilmesi ve cevap süresi geçtikten sonra varılacak sonuca göre istem konusunda bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönlerin gözetilmemesi usûl ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla;  davacının ıslaha  yönelik istinaf isteminin kabulüne,  kararın içeriği gereği tarafların sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,   HMK 353-1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararın kaldırılarak yukarıda anılan eksikliklerin giderilmesine müteakip varılacak sonucu göre hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine iadesine oy birliğiyle karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davacının ıslaha yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 04/11/2020 tarihli ve 2018/255 Esas 2020/593 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, -Kararın içeriği gereği tarafların sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 59.30-TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya  iadesine, 4.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 230,07-TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya  iadesine, 5.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca  ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 6.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,22/02/2024  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a45904d028558e1","SID":"da618d4a656eb23b"}}