{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/2095 <br>KARAR NO: 2024/136<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/07/2023<br>NUMARASI: 2023/355 Esas -  2023/700 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ın idaresindeki motosikletin 18/08/2015 tarihinde yol yapım çalışması nedeni ile açık bırakılan  çukura düşerek trafik kazası meydana  gelen kazada yolcu davacı ...'ın yaralanarak malul kaldığını, poliçe limiti dahlinde kalan 160.000 TL'nin temerrüt tarihi esas alınarak faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"taraflar arasında dava tarihi itibariyle derdest dava bulunmakla HMK'nin 114/1-ı ve 115/2  maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili; derderst olarak nitelendirilen davaların miktar  ve konu itibarıyla farklı olduğunu, bu davanın konusunun bakiye maluliyet tazminatı ile ilgili olduğunu, davacı tarafından  yapılan tüm başvuruların yazılmasının sebebinin tüm dosyaların iş bu dosya içine girmesi ve delil teşkil etmesi olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığının  2017.E.62949  Sayılı  davada 130.000 TL maluliyet  tazminatı talep edilmiş olup iş  bu davada ise bağımsız bir şekilde 160.000 TL tazminat talep edildiğini, 2017.E.62949 sayılı dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi halinde  bakiye tazminatın zamanaşımına uğrayacağını, mahkemece dosyaları incelemeden  derdestlik  itirazıyla davayı reddetmesinin hak kaybına sebep olacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davacı vekili, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığında bulunan  2017/62949 E. sayılı dosyası ile davacının geçirdiği kaza nedeniyle maluliyet tazminatı talebinde bulunmuş, Yargıtay incelemesi sonucu 4. Hukuk Dairesinin   2021/10743 (E) 2022/3029 (K) sayılı ilamıyla \"...itiraz hakem heyetince hükme esas alınan 14/11/2017 tarihli kusur raporu ile ceza dosyasında alınan 07/05/2018 tarihli kusur raporu ve İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/66 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporu arasında çelişki olduğu anlaşılmaktadır. ...İtiraz hakem heyetince; kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde İTÜ öğretim üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği\" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş,  davacı vekilinin beyanına göre dosyanın temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmıştır. Yine, müteselsil sorumlu oldukları iddiasıyla İstanbul Büyükşehir ve Sarıyer Belediye Başkanlıklarına karşı İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat istemiyle 2019/66 (E) sayılı dosyasında verilen kısmen kabul kararının da  istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinde  bulunduğu anlaşılmıştır. Bunun dışında davacı vekili, Sigorta Tahkim Komisyonunda bulunan  2022/İHK 60894 sayılı dosyası ile davacının geçirdiği kaza nedeniyle sürekli bakıcı gideri tazminatı talebinde bulunmuş, talebinin kısmen kabulüne dair dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğu görülmüştür.  Davacı vekili maluliyet talepli davasında, Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığında bulunan  2017/62949 (E) dosyasına sunduğu  15/12/2017 tarihli dilekçesi ile talebini 130.000 TL'ye çıkararak kalan kısmını (poliçe teminatı 290.000 TL) saklı tuttuğunu beyan etmiştir. Dolayısıyla, davacı vekili iş bu davada;  Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığında bulunan  2017/62949 E. sayılı dosyadaki talebini 130.000 TL ile sınırlandırması nedeniyle fazlaya ilişkin saklı tuttuğu 160.000 TL bakımından talepte bulunmaktadır. HMK'nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde \"Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası  açabilir. Karşı  tarafın  verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Davacının maluliyet tazminatı miktarının belirlenebilmesi yargılama sırasında delillerin toplanıp değerlendirilmesinden sonra mümkün olabileceğinden, davanın belirsiz alacak davası olarak  açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekili  15/12/2017 tarihli dilekçesi ile alacağını 130.000 TL olarak belirlemiş, eldeki davada ise Sigorta Tahkim Komisyonunda  fazlaya ilişkin (saklı tuttuğu) bedeli talep etmiştir. Mahkemede açılan davanın hukuki nedeni ve tarafları aynı ise de, fazlaya ilişkin (saklı tutulan) tazminat talep edildiğine göre 160.000 TL'lik   taleple ilgili davada derdestlik bulunduğu yönündeki tespit ve varılan sonuç doğru olmamıştır. O halde Mahkemece, davanın esasına ilişkin yargılamaya devam olunup aynı konuda açılan ve karara bağlanan -müteselsil sorumlu belediyelere karşı-  İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2019/66 (E) ve Sigorta Tahkim Komisyonunun 2017/62949 (E) sayılı dosyalarda hükmedilen maluliyet tazminatları bakımından tahsilde tekerrür oluşmamasının sağlanması (TBK'nin 166. maddesinin gözetilmesi)  için dosyalarda yapılan yargılama sonuçları beklenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda açıklanan şekilde yargılama yapılması delillerin değerlendirilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/01/2024\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bd8e0303c34b343","SID":"c5ea6d37225b5f3f"}}